Temmuz 2025’te TBMM’de kabul edilen ve kamuoyunda “Kenevir Yasası” olarak anılan düzenleme ile tıbbi kenevir üretiminin kapsamı genişletildi. Daha önce yalnızca “ilaç etkin maddesi üretimi” ile sınırlı olan yetiştiricilik, yeni düzenlemeyle tıbbi ürünler, sağlık ve destek ürünleri ile kişisel bakım ürünlerini de kapsayacak şekilde yeniden tanımlandı.
6 Ağustos 2025’te ABD merkezli dünyanın en büyük kenevir şirketlerinden Curaleaf’in CEO’su Boris Jordan, şirketlerinin Türkiye’de 2026’da faaliyete geçmesi beklenen tıbbi kenevir programı kapsamında lisans aldığını açıkladı. Ancak sektöre ilişkin usul ve esasları belirleyen “Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolüne Dair Yönetmelik” 31 Ocak 2026’da Resmi Gazete’de yayımlandı.
“YÖNETMELİK YOKKEN LİSANS NASIL VERİLDİ?”
Cumhuriyet’e konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi üyesi Zeliha Aksaz Şahbaz, Curaleaf’in lisans aldığını duyurduğu tarihte düzenlemenin ayrıntılarını belirleyen yönetmeliğin henüz yayımlanmadığını hatırlattı.
Şahbaz, “Bu şirket hangi çerçeveye göre, kimden yetki aldı? Lisans yetiştiricilik için mi yoksa üretim için mi verildi? Hangi kriterler esas alındı?” sorularını yöneltti. Normal işleyişte önce yasanın çıkarılması, ardından yönetmeliğin yayımlanması ve şirketlerin açık kurallar çerçevesinde başvuruda bulunması gerektiğini belirten Şahbaz, lisans sürecinin başlangıç tarihi, kaç şirkete izin verildiği ve hangi bilimsel raporların esas alındığına ilişkin de kamuoyuna açıklama yapılmasını istedi.
“BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE KAYNAK YETERSİZ”
Türkiye’de bağımlılığın ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini ifade eden Şahbaz, her yıl yüzlerce gencin hayatını kaybettiğini, yüz binlerce kişinin AMATEM ve ÇEMATEM merkezlerine başvurduğunu söyledi. Tedavi kapasitesinin yetersiz olduğunu, önleyici hizmetlerin zayıf kaldığını dile getiren Şahbaz, Sağlık Bakanlığı bütçesinden bağımlılıkla mücadeleye ayrılan payın yaklaşık yüzbinde 1,5 seviyesinde olduğunu belirtti.
Psikoaktif etkileri bulunan kenevirin üretim ve pazarlama alanının genişletilmesinin daha fazla şeffaflık gerektirdiğini savunan Şahbaz, 31 Ocak 2026’da yayımlanan yönetmeliğin teknik çerçeveyi ayrıntılı biçimde tanımladığını ancak asıl meselenin düzenlemenin kamu sağlığı ihtiyacından mı yoksa ticari kaygılardan mı kaynaklandığı olduğunu ifade etti.
“HALK SAĞLIĞI ÖNCELİK OLMALI”
Partisinin yasal düzenlemenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunu açıklayan Şahbaz, konuyu ideolojik değil, kamu yararı ve halk sağlığı meselesi olarak gördüklerini söyledi.
Şahbaz, düzenlemenin bilimsel dayanaklarının açıklanması, Meclis denetiminin etkin işletilmesi, bağımlılıkla mücadele altyapısının güçlendirilmesi ve lisans sürecinin tüm ayrıntılarıyla kamuoyuna duyurulması gerektiğini vurguladı. “Sağlık politikaları şirket açıklamalarıyla öğrenilmez. Kamu adına alınan kararlar şeffaf yürütülmelidir. Sağlık alanı ticari bir yatırım başlığı değildir; öncelik her zaman halk sağlığı olmalıdır” dedi.





