Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, sosyal medya hesabından “Terör ve asimetrik tehdit” başlığıyla yaptığı paylaşımda, güvenlik politikalarının değişen tehditlere göre yeniden şekillendirilmesi gerektiğini söyledi.

Güçlü askeri kapasitenin tek başına güvenlik sağlamaya yetmediğini belirten Bağcıoğlu, asimetrik tehditlerin düşük maliyetlerle büyük stratejik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Bağcıoğlu; terörizmin yanı sıra İHA’lar ve diğer insansız sistemler, siber saldırılar, yapay zeka, biyolojik tehditler ve hibrit yöntemlerin artık milli güvenlik planlamasının ayrılmaz parçası haline geldiğini ifade etti.

“BİR SONRAKİ TEHDİDE HAZIRLANMALIYIZ”

Güvenlik planlamasında yalnızca geçmişte yaşanan saldırılara odaklanılmaması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, düşük ihtimalli ancak yüksek etkili senaryoların da hesaba katılması gerektiğini söyledi.

5, 10 ve 20 yıllık tehdit öngörülerinin teknolojik gelişmelerle birlikte hazırlanmasını isteyen Bağcıoğlu, istihbaratın kurumlar arasında paylaşılmasının önemine dikkat çekti.

Farklı kurumlardan gelen bilgilerin ortak bir milli tehdit ve değerlendirme tablosunda birleştirilmesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, kritik bilgilerin karar vericilere zamanında ulaştırılması gerektiğini ifade etti.

“İHA’LARA KARŞI TÜM KABİLİYETLER BİRLİKTE GELİŞTİRİLMELİ”

Sistemlerin güvenlik açısından saldırganın bakış açısıyla da test edilmesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, askeri tesisler ve kritik altyapıların düzenli “Kırmızı Takım” testlerine tabi tutulmasını önerdi.

Güvenliğin tek bir tedbire dayandırılmaması gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu; istihbarat, erken uyarı, siber güvenlik, sensörler, elektronik ve kinetik tedbirler, fiziki koruma ve kriz yönetiminin birbirini tamamlayan bir yapı içinde çalışması gerektiğini söyledi.

Bağcıoğlu, siber saldırı, elektronik harp, sabotaj ve fiziki saldırının aynı anda kullanılabileceği senaryoların dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Özellikle İHA ve diğer insansız sistemlere karşı tespit, teşhis ve etkisiz hâle getirme kabiliyetleri birlikte geliştirilmelidir” dedi.

“KRİTİK ALTYAPILAR MİLLİ GÜVENLİĞİN PARÇASI”

Enerji, haberleşme, ulaştırma, liman, havaalanı, su, finans ve veri altyapılarının milli güvenlik kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bağcıoğlu, bu alanlara yönelik fiziki ve siber saldırıların yanı sıra sabotaj ve insansız sistem tehditleri için de senaryolar hazırlanmasını istedi.

Özellikle deniz altındaki enerji ve haberleşme hatlarının korunmasının milli güvenlik planlamasına dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, savunma harcamalarının da sürdürülebilir ve maliyet etkin olması gerektiğini söyledi.

Gölbaşı’nda yangın paniği: İncek’te alevler yerleşim yerlerine yaklaşmadan söndürüldü
Gölbaşı’nda yangın paniği: İncek’te alevler yerleşim yerlerine yaklaşmadan söndürüldü
İçeriği Görüntüle

Düşük maliyetli tehditlere sürekli yüksek maliyetli mühimmatlarla karşılık verilmesinin sürdürülebilir olmadığını belirten Bağcıoğlu, savunma sanayisinin de bu anlayış doğrultusunda çözümler geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

YAPAY ZEKA VE BİYOTEKNOLOJİ İÇİN YENİ GÜVENLİK MEKANİZMASI

Yapay zeka, otonom sistemler ve biyoteknoloji gibi gelişen alanların yeni tehditler oluşturabileceğini belirten Bağcıoğlu, bu teknolojilerin güvenlik açısından sürekli izlenmesini istedi.

Gelecekte ortaya çıkabilecek tehditlere yönelik sürekli bir farkındalık mekanizması oluşturulması gerektiğini söyleyen Bağcıoğlu, kriz anlarında yetki ve sorumlulukların önceden belirlenmesinin önemine dikkat çekti.

“Krizlerin ilk dakikalarında kimin karar vereceği önceden belli olmalıdır” diyen Bağcıoğlu, komuta-kontrol mekanizmalarının kriz yaşanmadan önce belirlenmesi ve düzenli olarak test edilmesi gerektiğini ifade etti.

“KURUMLAR KRİZDEN ÖNCE BİRLİKTE ÇALIŞMALI”

Bağcıoğlu, güvenlik kurumlarının kriz anında değil krizden önce ortak hareket kabiliyeti geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetleri, istihbarat, kolluk, siber güvenlik, sağlık, yerel yönetimler ve diğer ilgili kurumların ortak planlama yapmasını isteyen Bağcıoğlu, senaryosu önceden açıklanmayan ve gerektiğinde habersiz müşterek tatbikatlarla gerçek reaksiyon kapasitesinin ölçülmesi gerektiğini belirtti.

Özel sektörün de güvenlik sisteminin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Bağcıoğlu, enerji, haberleşme, finans, lojistik ve veri altyapısını işleten şirketlerle sürekli tehdit paylaşımı ve koordinasyon sağlanması gerektiğini söyledi.

“KRİZ İLETİŞİMİ ÖNCEDEN PLANLANMALI”

Bağcıoğlu, milli güvenliğin yalnızca askeri tedbirlerden ibaret olmadığını belirterek toplumsal dayanıklılığın da güvenlik politikasının bir parçası olduğunu ifade etti.

Demokratik ve adil yönetim ile hukukun üstünlüğünün esas alınması gerektiğini söyleyen Bağcıoğlu, kriz dönemlerinde kamuoyuna hızlı, doğru ve güvenilir bilgi verilmesinin toplumsal farkındalığı güçlendireceğini belirtti.

“HER KRİZ KURUMSAL HAFIZAYA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”

Bağcıoğlu, yaşanan her önemli olayın ardından kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurguladı.

“Ne oldu? Neden oldu? Ne çalışmadı? Ne değiştirilecek? Kim ve ne zamana kadar yapacak?” sorularının her kriz sonrasında yanıtlanması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, alınan derslerin uygulanıp uygulanmadığının da ayrıca takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Bağcıoğlu’na göre güvenlik sisteminin temel amacı yalnızca mevcut tehdidi bertaraf etmek değil, ortaya çıkabilecek yeni tehditleri önceden öngörerek kurumların birlikte ve hızlı hareket edebileceği bir yapı oluşturmak.