Spor

Yanıt bekleyen Burak Yılmaz soruları: En “geri” kalmış ülkede bile…

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Can, Burak Yılmaz’ın istifa ederken gündeme getirdiği ancak üstünde durulmayan soruların önemine dikkat çekti.

Trendyol Süper Lig'in 29. haftasında Çaykur Rizespor'a konuk olan Gaziantep FK, sahadan 2-1'lik yenilgiyle ayrılmıştı.

Teknik direktör Burak Yılmaz, maç sonunda dikkat çeken sözlerle istifa ettiğini açıklamıştı.

"Bıktım" diyen Yılmaz, şöyle konuşmuştu:

"BENİ ARADI, BAHİS DEDİ"

"Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu dokunulmaz mı burada? Neler geldi, neler geçti. İstedikleri gibi orada Fuat Göktaş'la istedikleri gibi oynatıyorlar, indiriyorlar. Devre arasında Fuat Göktaş beni aradı. Antalya'da kamptayken dedi ki 'bir tane Burak Yılmaz bahis oynamış' dedi. Ne diyorsun abi? dedim. Ben, 2011-2012'yi yaşamışım. Bu bahis olayı 'benim karın ağrım' dedim ve telefonu kapattım. Aradan 15 dakika sonra beni Fuat Göktaş tekrar geri aradı. Dedi ki 'özür dilerim, yanlış Burak Yılmaz'mış, Iğdır'da birisiymiş, çıkarttırdım' dedi. Benim alnım açık, başım dik. Nasıl bahis oynanır, nereden oynanır, ne yapılır? Ben bilmem öyle şeyleri ki ihtiyacım da yok, takdir edersiniz."

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Can, Burak Yılmaz’ın istifa ederken gündeme getirdiği ancak üstünde durulmayan soruların önemine dikkat çekti.

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Can, bugünkü “Biri beni vurur” başlıklı yazısında “Son örnek Burak Yılmaz. Konuştu… İsimler verdi, itham etti! Bu, en “geri” kalmış bir ülkede bile deprem etkisi yapardı. Ortalık sallanır, istifalar gelir, soruşturmalar açılırdı” diye tepki gösterdi.

İŞTE O YAZI

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Can’ın yazısı şöyle:

Siz hiç tecavüz edenin değil de

tecavüz edilenin suçlu olduğu bir ülke gördünüz mü?

Göremezsiniz!

Dünyanın kıskandığı tek ülkeyi biliyor musun?!

Hırsızın değil de hırsızı ortaya çıkartanın suçlu olduğu ülke!

Yani, mağdur edenin değil de mağdur edilenin suçlu olduğu ülke…

Coğrafya kader midir?!

Son örnek Burak Yılmaz.

Konuştu…

İsimler verdi, itham etti!

Bu, en “geri” kalmış bir ülkede bile deprem etkisi yapardı.

Ortalık sallanır, istifalar gelir, soruşturmalar açılırdı.

Bu topraklarda hiçbir şey olmadı.

Hayat akmaya devam etti.

Üstelik, konuşmasında artık “Biri beni vurur” da demişti.

Kim, Burak Yılmaz’ı vuracak veya vurduracaktı?!

Merak eden bile olmadı!

Belki de kızanlar oluştur:

“Ulen niye kendini vurduracaksın. İş mi çıkartacaksın bize” diye!

Doğru ya, Burak Yılmaz suçluydu, kendini vurduracak…

Vuracak olanın hiç suçu yoktu yani!

Bu olayın, bir de hazin yanı vardı.

Şanlı “Baba” gazeteciler başını deve kuşu misali kuma soktu.

Sustu!

Hani, basın kamunun vicdanıydı!

Hakkını verelim, sosyal medyada saman alevi gibi bir tartışma da yaşandı.

Bazı gazetecilerin suskunluğu hedefti.

Gazeteciler, gazetecileri; susmak, olayı görmezden gelmekle suçladı…

Bomba daha sonra patladı:

TFF ve Dünya Kupası…

ABD’ye götürülecek gazeteciler listesi…

Listeden çıkarılma korkusu…

Özgür basın bunu da yazın yoktu!

Başlar, başka yana çevrildi. Görmezden gelindi.

Susuldu…

Mafyanın ‘Omerta Yasası’ varsa,

medyanın da “Bedava Seyahat Listesi Suskunluğu” yasası vardı (!)

Her şey listeye girebilmek veya listeden çıkmamak içindi!

Bu arada,

“Ama sen de çocukken bakkaldan leblebi aşırdın” diyenler ortaya çıktı.

“O zaman niye konuşmadın. Şimdi konuşuyorsun!” diyenler…

Kötü gün pusucuları!

Oysa itiraflar olay anında yapılmaz, olaydan daha sonra yapılırdı.

Pişmanlık, haksızlık, tehdit, kendini garantiye alma gibi sebepler vs..

Siz hiç,

“İtiraf ediyorum (Açıklıyorum) şu an banka soyuyorum” diyeni duydunuz mu?

Bir misal daha;

mafya babası itiraflarda bulunur, “Vay, niye daha önce itiraf etmedin”.

“Sen de şöyle idin böyle idin” filan…

Birader, ortaklık bozuldu ki, suçu itiraf ediyor…

Önemli olan suçun ortaya çıkması!

xxxx

Victor Hugo’nun Notre Dame'ın Kamburu şahaserindeki gibi.

Engizisyon dönemi papazları misali…

Kadına tecavüz eder, işleri bittikten sonra kadını şeytan ilan eder, sonra da tecavüze uğramış kadını “şeytan” diye, yaktırarak öldürtürlerdi.

Tecavüz eden değil de tecavüz edilen cezalandırılırdı.

Bu durumda kadının ne suçu olabilirdi ki!?

Tecavüzcü papazlara göre kadın dişiliği ile şeytan olmuş, adamı tahrik etmişti!

XXXX

Ne yazık ki, günümüz linçi de sosyal medyada doğal akışın tersine başladı.

“Ama sen de PRO lisans alırken, 6 yılda alınacak lisansı kısa zamanda aldın. Neden ses çıkarmadın o zaman” demeler…

Açıklamalar falanca takımı kayırıyor demeler…

Futbolcuyken şunu yaptın, bunu yaptın demeler…

Çocukken bakkaldan ‘bişi’ aşırdı mı bilinmez ama;

ağalar beyler, açıklamayı yapan mağdur sıfatında ve ihbarda bulunuyor!

“Sen niye ihbarda buluyorsun” diye bir şey olabilir mi?

“Neden daha önce konuşmadın” diye saçma bir suçlama olabilir mi?

Katili suçlamayıp öldürülen kişiye “Kendini niye öldürttün” denilebilir mi?

Burası, “güzel ve yalnız” ülke, deniyor işte…

Sahaya giren adamı, takım arkadaşına öldüren tekme atacakken son anda tutan futbolcunun cezalandırıldığı bir ülkedir burası!

Bir takımın önünü kesme uğruna,

Quaresma ve Caner gibi futbolculara, ‘Ceza Kuralında’ olmayan en üst seviyede ceza vermek için, ‘Ceza Kuralını’ bir gecede değiştirip, en ağır cezanın verildiği, ceza verildikten hemen sonra da; Ceza Kuralının, eski haline getirildiği “Normal” ülkedir burası…

Bakın, “Anormal” bir ülkede, bu ithamlar suç duyurusu sayılırdı.

Ama burası “Normal” bir ülke ya, belki ondan!

Güler misin ağlar mısınız bilmem, ama, PFDK harekete geçti…

Burak Yılmaz’ın sevk yazısına 4 ayrı madde yapıştırıldı.

En güzeli de sonuncu madde…

Futbolun itibarını zedelemeye yönelik açıklamalar...

İtibar kalmış gibi…

Olup biteni sanki kimse bilmiyormuş gibi!

Aslında, kilit cümle ise şuydu:

Beni biri vurur ha!

Ortalık o denli kirli mi ki iş, adam vurmaya kadar varacaktı!

Neden araştırılmaz bu! Sizce garip değil mi?

Sakın yanlış anlaşılmasın, açıklamalar yüzde yüz doğrudur demiyorum.

Ortada bir ihbar var, sadece araştırılsın!

Doğduğun yer “Kederin” olabilir ama, ‘Kaderi’ olmamalı insanın.

“Haksızlığı” yapan değil de “Haksızlığa uğrayan” suçlanırsa adalet olmaz!

Kadınlar, çocuklar, birden fazla kişinin saldırısına uğrayan gençler güçsüzdür.

Yasalar neden vardır?

Güçsüzü korumak için!

Güçlü, güçsüzü yok etmesin, ezip geçmesin diye…

Herkes, mümkün olduğunca eşit kılınsın diye vardır!

Yoksa, hayvanlardan bir farkı kalmaz insanoğlunun.

Ağalara beylere söyleyelim,

seyahat listesi derdi olanlar düşünsün!

Biz deve kuşu değiliz…

Bu günlük benden bu kadar!

En Kalbi Muhabbetlerimle…

Ben CAN; Orhan Can…