4 Temmuz 2025 tarihinde hayatını kaybeden yazar Nihat Genç’in vefatının üzerinden bir yıl geçti. Genç, ödün vermediği Atatürkçü, yurtsever ve devrimci duruşuyla Türk düşünce hayatında derin izler bıraktı. Yaşamını yitirmeden önceki son nefesinde "Cumhuriyet'i yaşatın" ifadelerini kullanan ve geride kitapları, yazıları ile mücadeleye adanmış bir yaşam bırakan Genç için bir dizi anma etkinliği gerçekleştirildi.
Nihat Genç'i anma etkinlikleri kapsamında ilk program yazarın kabrinin bulunduğu alanda düzenlendi. Saat 12.00'de Ankara Gölbaşı'ndaki mezarı başında bir araya gelen sevenleri, düzenlenen törenle yazar Nihat Genç’i andı.
Mezarlıktaki törenin tamamlanmasının ardından anma programının ikinci kısmı gerçekleştirildi. Program dahilinde saat 14.00'te yazar Nihat Genç anısına mevlit okutuldu.
ERSAN BARKIN: ONA SÖZ VERENLERDEN SADECE BİRİYİM
Avukat Ersan Barkın da, Nihat Genç’i şu sözlerle andı:
“Sokağa, Sakarya’ya girdiğinde, bir film kahramanı gibi deri pardesüsünü ardına ardına atan rüzgarla kardeşliğini sonra fark ettim.
Maçka’nın yamaçlarının gözlerine vurduğu hırçınlığı ise görmemek mümkün değildi.
Turhan Kitapevi’ndeki dergi rafından aldığımız Leman’da, bir geniş sayfanın altındaki yatay ‘köşe’deki satırların yazarıydı Nihat Genç. Sonra Devlet Tiyatrosu bülteninde çıktı karşıma.
Sonra baktım ki her sokak başında o var, Kızılay o, Ankara o.
Öyle yazmışım geçtiğimiz yıl:
“Ankaralıların Nihat abisi; alçaklığımızı, iki yüzlülüğümüzü, görmezden gelişimizi yüzümüze vuran…
Konuştuğunda duymazdan gelmeler bundan, “ama”,”lakin” ardına gizlenen şifa dileyişler bundan.
Öyle ya, duyarsak eğriliğimizi, yüzsüzlüğümüzü, alçaklığımızı, vatansızlığımızı kabul etmek zorundayız.
Nihat Genç, reddedişin, “Veryansın”ın, “Kuvva”nın silahşörü, kurmayı…
Yaşamak için soluk alması gerekmeyenlerden, “Rasattepe” sakinlerinden…”
Ona söz verenlerden yalnızca biriyim.
Kuvva için, istiklal için verilen sözleri tutmadan karşısına çıkmaya cesaret edemeyeceklerden, yalnızca biriyim. Aziz ruhu, şad olsun.”
"BENİM İÇİN NELER YAPMADIN Kİ?"
Veryansın TV'de Genç ile beraber çalışan Erdem Atay da, Nihat Genç için sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu:
"Benim için neler yapmadın ki?
Ömrün beni korumak ve kollamakla geçti Nihat.
Doğduğun Karadeniz’e sen sahip çıktın. Benim dağlarımı, çiçeklerimi, ağaçlarımı yok ederlerken, tüm Karadeniz sahilini düzdüm yaparlarken benim sessiz haykırışlarımı sen duyurdun bu millete. Ben can çekişirken muhteşem kelimelerin ve isyanınla topraklarımın en tarihi ağıtını yaktın bana. Benden ağaçlarımı, çiçeklerimi, üzerimde yaşayan hayvanların yuvalarını aldılar. Herkes sustu, sen çığlık attın Nihat!
Hep bana sahip çıktın Nihat!
Üzerimde yürüyen ve denize akan nehirlerimi kirlettiler, susuz kaldım; ağacımı kestiler nefessiz ve dayanaksız bırakıldım; üzerimde benden beslenen hainlerin betonlarına gömüldüm Nihat… Sen ana avrat sövdün beni yok etmeye çalışanlara…
Kırlangıçlarımın özgürlüğünü ve asla evcilleştirilmeyeceğini yazdın. Güvercinler gibi insanların ayaklarının dibinde yemek için eğilmediklerini… Kurt gibi yaşayıp köpekleri boğmanın kitabını yazdın...
Ladinlerin sarp kayalıklarda nasıl dimdik olduğunu anlattın. İnsan ve aydın olmanın da dik durmak olduğunu…
Benim için göğsünü siper edip canıma düşenlerin haklarını da sen savundun Nihat! Bazen anmadılar, bazen haberlerde yasakladılar, bazen üzerlerine basıp çiğnemeye kalktılar, şehitlerin kanını sen yerde koymadın Nihat!
Bana ölüm fermanları yazan iktidarları, tüm bunlara çanak tutan muhalefetleri, hepsine el pençe divan duran paralı satılmış aydınını gazetecisini affetmedin, onlara acımadın, ne iseler suratlarına suratlarına söyledin… Hainliklerini gözüne soktun! Şamarın kuvvetliydi, sesin gürdü, seni görmezden gelenleri de umursamadın, yine bildiğini okudun…
Bilirdim Nihat, sen dağlarımda, topraklarımda, ormanlarımda gezmeyi, gölüme bakıp dalıp gitmeyi çok severdin. Hele ilkbaharımı… Çiçekler tomurcuklandığında senin de içinde güller-nergisler açardı. Hiç papatyaların yapraklarını kopararak “seviyor” “sevmiyor” oynamadın. Bilirdim beni çok sevdiğini… Savaşını görürdüm, nefesini hissederdim, Kızılay’da gezerken ayak seslerini dinlerdim…
O bastığın toprağımdaki ayak izlerini hiç silmedim Nihat biliyor musun?
Ben istesem de silinmez ki zaten. Öyle bir iz bıraktın ki toprağıma bana düşmanlar hiltiyle, vinçle gelip kazıyamazdı o izleri. O izler, inanılmaz hikayeleri yazdığın kağıtlar, uçları bite bite kenara bıraktığın kalemler benim gizli sandığımda duruyor.
Bir tek silgin yoktu. Çünkü yaşadığın hayat boyunca utanıp da sileceğin bir geçmişin hiç olmadı, silip de kurtulacağın bir ihanetin cümleleri kaleminden hiç akmadı kağıda… O yüzden hayatlarınca binlerce silgi bitirmiş mahluklara hiç benzemedin.
Seğmenlerin çimleri seni çok özledi! Çoraplarını çıkarıp bastığın o çimlerin damarlarında senin ayak izlerinin hafızası var. Dokunduğun insanların, mücadele aşkını içinde büyüttüğün çocukların, benim için anam demeden ölmeye hazır hale getirdiğin evlatların, ladinin, meşenin, hamsinin, Elmadağ’ın, Erciyes’in, Çukurova’nın, Ayaş domatesinin, Toros yaylalarının, Karadeniz’in hırçın dalgalarının, fırtına deresinin, Ganita’daki rüzgara direnen kuşların-kırlangıçların, ayrık otunun, çayın, kahvenin, tütünün sana selamı var Nihat. Seni çok özlediler. Trabzonspor’un, senin için gözyaşı döken, Kocatepe avlusunu dolduran binlerin, seni evinde yapayalnız izleyen umutsuz olan ama umudunu doğurduğun gencin, senin kitaplarını okuya okuya, seni televizyonlarda izleye izleye bana olan aşkına hayran olan milyonların yani Türk milletinin sana selamı var. Hepsi hep bir ağızdan “Hakkımız sana helaldir Nihat” diye bağırıyorlar. Tıpkı senin haksızlıklara karşı isyan edercesine bağırdığın gibi…
Ha bir de…
Burada seninle koyun koyuna bağrımda yatan şehitlerin, senin gibi benim için savaşıp canıma düşen aydın ve yazarların ve adı ve fikri hiç silinmeyecek Mustafa Kemal’in de hakkı helal sana…
50 yıl aralıksızca beni savundun Nihat. Hep beni yazdın, korumak için tüm bedenini, ruhunu siper ettin.
Bir kere de ben sana yani “Vatan” yani “Bu onurlu topraklar” yazı yazsın istedim. Senin on binlerce yazına, söylemine bu kelimeler ne ki…
Ama bil istiyorum ki, benim de hakkım sana helal! Sen de hakkını helal et bana Nihat!
Bir yıldır kollarımdasın, benim korumamdasın…
Bil ki, seni sarıp sarmalamak bana onurdur…
Sen hainlere baş eğmedin…
Allah’ını affetmedin…
Bugün benim için mücadele eden yaşayan neferler ve sevenler de Allah’ını affetmeyecek ve baş eğmeyecek.
Benim soylu evlatlarım beni koruyacak yaşatacak, sen gibi olmasa da sana benim üzerimden dua ederek güç bulup savaşacak.
Hep söylerdin ya…
"Vatan sana canım feda" diye.
Bana hiç unutulmayacak bir can verdin Nihat!
Emin ellerdesin…
Benim canımdasın, yani vatanın bağrındasın.
Bir senedir şeref verdin, bir ömür şeref vereceksin!
YAZAN: VATAN
(Nihat Genç'e...)"