Birgün'den Ebru Çelik'in haberine göre; iktidarın “Ticaretin Yüzyılı” söylemine karşın narenciye üreticileri artan maliyetler ve alıcı bulamama sorunuyla karşı karşıya. Mersin'de kilogramı 1-4 liraya alınmak istenen limon, marketlerde 50 liraya kadar satılıyor. Zararını karşılayamayan üreticiler ise ürünlerini dalında bırakıyor, yıllardır emek verdikleri ağaçları söküyor.
İktidarın tarım ve ticaret politikaları üreticiyi her geçen yıl biraz daha üretimden koparıyor. 2026 yılında hiçbir tarımsal üründe üreticinin eline geçen alım fiyatı maliyetleri karşılamazken artan girdi giderlerine rağmen birçok üründe fiyatlar geçen yılın da altında kaldı. Narenciye üreticileri ise hem iç piyasada alıcı bulamıyor hem de ihracat pazarlarını kaybetmenin sonuçlarıyla karşı karşıya. Mersin Tarsus’ta limonun kilogramı üreticiden 1-4 liraya alınmak istenirken market raflarında 45-50 liraya satılıyor. Üretici zararına satışa zorlanırken tüketici de fahiş fiyatlarla karşı karşıya kalıyor. Bahçelerde ürünler dalında kalıyor, bazı üreticiler ise kâr sağlayamadığı ağaçlarını bir bir söküyor.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Bakanlığın 2027 yılı bütçesine ilişkin yaptığı sunumda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı’nı Ticaretin Yüzyılı Yapmak” vizyonu doğrultusunda çalıştıklarını söyledi. İhracat rekorlarından, yerli üretimin korunmasından ve tüketicinin gözetilmesinden söz eden Bolat, ticarette elde edilen başarıları sıraladı. Ancak tarımda yaşanan tablo, iktidarın anlattığı başarı hikâyesiyle örtüşmedi. Üretici artan maliyetler karşısında ürününü satamazken, tüketici aynı ürünü katlanan fiyatlarla almak zorunda kalıyor. AKP, kendilerinin çıkardığı Tarım Kanunu'ndaki desteği 19 yıldır üreticiye vermiyor.
MARKETLER DENETLENSİN
Mersin Tarsus’ta limon, portakal ve nar üretimi yapan Mustafa Teke, narenciyede yaşanan krizin giderek derinleştiğini belirtti. Teke, üreticinin artık ürününü satmak için değil, bahçesindeki meyveyi kurtarmak için uğraştığını anlatarak “Tüccar bahçeye geldiğinde üreticiye ‘Sana ne kadar para vereyim ki bahçendeki meyveyi kurtarayım?’ diye soruyor. Üreticinin para kazanması bir yana, tüccar ürünü almak için üreticiden para istiyor” dedi.
Limonun kilogram başına üretim maliyetinin 8-10 lira civarında olduğunu belirten Teke, tüccarların üreticiye 1-4 lira arasında fiyat verdiğini söyledi. Üstelik ürünün üreticiden alınmasının ardından toplama, paketleme, nakliye, işçilik, fire, vergi ve hal rüsumu gibi giderlerle maliyetin 17-20 liraya ulaştığını vurgulayan Teke, buna karşın marketlerde limonun 45-50 liradan satıldığına dikkat çekerek aradaki fiyat farkına tepki gösterdi: "Ticaret Bakanlığı üreticiyi değil, marketleri denetlesin."
RUSYA PAZARI KAYBEDİLDİ
Narenciye krizinin temelinde ihracat pazarlarının kaybedilmesinin bulunduğunu ifade eden Teke, pandemi döneminde dönemin Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından limon ihracatına getirilen yasağın sektöre ağır darbe vurduğunu söyledi. Türkiye’nin narenciye ihracatının yüzde 60-70’ini gerçekleştirdiği Rusya’nın bu kararın ardından Arjantin, Yunanistan ve Mısır gibi ülkelerden alım yapmaya başladığını belirten Teke, şöyle konuştu: “En büyük pazarımız olan Rusya başka ülkelerden ürün almaya yöneldi. Mısır bizim en büyük rakibimiz haline geldi. Limonlar iki yıl boyunca dalında kaldı, ağaçlarda sararıp çürüdü. Özellikle Tarsus ve Adana çevresinde çok sayıda bahçe söküldü. Bakanlık narenciye için bir yol haritası oluşturamadı, ihracatı destekleyemedi.”
AĞAÇLAR SÖKÜLÜYOR
Narenciyedeki krizin yalnızca limonla sınırlı olmadığını belirten Teke, kendi 120 dönümlük erkenci mandalina bahçesindeki ağaçları motorlu testerelerle sökmeye başladığını söyledi. Üretimin geleceğini göremediğini belirten Teke, “Narenciyeden çıkıyorum. Belki üç-beş yıl sonra hükümet değişir, yeni bir yol haritası çizilir ama önümüzdeki bir-iki, hatta üç yıl için herhangi bir umut göremiyorum. Alternatif olarak ne dikeceğimi ben de bilmiyorum” ifadelerini kullandı. Portakal ve greyfurt üreticilerinin de benzer bir tabloyla karşılaşacağını belirten Teke, kendi bahçesindeki portakallar için henüz bir alıcının dahi gelmediğini, nar üretiminde de fiyatların gerilediğini aktardı. Geçen yıl 25-30 liradan satılan narın bu yıl 15-20 liraya düştüğünü, yağışlar nedeniyle ürünlerin yüzde 40 ila 70’inde çatlama yaşandığını belirtti.
İzmir’in Özdere bölgesine bağlı Ahmetbeyli’de narenciye üreticiliği yapan Çiftçi-Sen üyesi Akın Türe de üreticinin yaşadığı çıkmazı anlattı. Altı dönümlük bahçesindeki 7-8 ton ürünü yalnızca 30 bin liraya satmak zorunda kaldığını belirten Türe, kilogram başına yaklaşık 4 lira alabildiğini söyledi.
ÜRÜN DALINDA KALDI
Kuyusunun elektrik giderinin yıllık 30 bin lirayı bulduğunu, bahçedeki otları temizletmenin ise 25-40 bin lira arasında değişen bir maliyet yarattığını anlatan Türe, üreticinin temel bakım işlemlerini bile yapamaz hale geldiğini söyledi. Maliyetleri düşürmek için budamayı üç aya yayarak kendisinin yaptığını belirterek, “İnsanlar artık masraf yapmaktan kaçınıyor. 100-200 bin lira harcama yapsalar bile ürünlerini o fiyatlardan satamıyorlar. Bari daha fazla zarar etmeyelim diyerek ne verirlerse razı hale geliyorlar” diye konuştu.
Ahmetbeyli’de yüzlerce bahçe bulunmasına karşın yalnızca bir-iki bahçenin ürününün satılabildiğini belirterek diğer bahçelere tüccarların girmediğini ifade etti. Mandalinaya kilosuna 2-3 lira fiyat verildiğini aktaran Türe, “Tüccar geliyor ama 1-2 liraya verirseniz geliyor. Birkaç hafta sonra ürünler ağaçtan dökülmeye başlayacak. Kişisel tahminim, bahçelerin en az yarısında ürün dalında kalacak” dedi.





