Güncel

Ünlü şarkıcı Ferhat Tunç’un sürgünde olmasının nedeni de eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel çıktı

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında tutuklandı. Sonel hakkında yeni iddialar gündeme gelmeye devam ediyor. Trabzon'da 17 yıl önce kaybolan 9 yaşındaki Yusuf Kazdal’ın ailesi de o dönem Of Kaymakamı olan Sonel'i işaret etmişti. Şimdi de sürgünde olan ünlü şarkıcı Ferhat Tunç'tan Sonel hakkında yeni iddialar geldi. Tunç, Sonel'in işbirlikçilerini açıklayarak sürgünde olmasının nedeni olarak Sonel'i gösterdi.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklandı. Cinayeti Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in işlediği ve o dönemin Valisi Sonel'in cesedi ve delilleri yok ettiği iddia ediliyor.

Sonel'in tutuklanmasının ardından Sonel hakkında yeni iddialar da gündeme geldi.

Trabzon'da 17 yıl önce kaybolan 9 yaşındaki Yusuf Kazdal’ın ailesi de Sonel'i işaret etmişti. Baba Tahir Kazdal, oğlunun kaybolduğu dönemde, Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in, Of ilçesinde kaymakamlık görevinde bulunduğuna dikkati çekip, "O dönem bizimle ilgilendi. Eşimin kafası dağılsın diye iyilikleri de olmuştu. Ancak iyilik miydi yoksa bir şeylerin üzerini kapatmak için miydi; onu da bilemiyoruz" demişti.

7 yıldır Almanya'da sürgünde olan ünlü şarkıcı Ferhat Tunç da sürgünde olmasının nedeninin dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel olduğunu dile getirdi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Tunç, o döneme ilişkin bir de haber görseli paylaştı.

Tunç o süreci şöyle anlattı:

DÜNDEN BUGÜNE: SÜRGÜN VE CEVAPSIZ SORULAR

EYLÜL 2018: “AĞAÇLARIMIZ IŞIL IŞIL

Eylül 2018’di. Dersim’in dağları günlerdir yanıyordu. Ali Boğazı 13 gün, Bali Deresi 5 gün alevlere teslim olmuş, Kutu Deresi yedinci gününde hâlâ yanıyordu. Biz “müdahale edin, söndürün” çağrıları yaparken, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel sosyal medya hesabından ışıklandırılmış ağaç fotoğrafları paylaştı: “Tunceli... Ağaçlarımız da ışıl ışıl...”

Altına yazdım:

“Sayın Vali, Dersim’in ağaçları günlerdir gerçekten ışıl ışıl yanıyor. Kuşun yuvası, kaplumbağanın evi, sümbülün, papatyanın, keçinin, vaşağın yaşam alanı cayır cayır yanıyor. Yapay ışıklarla değil, Seyit Rıza Meydanı’ndan dönüp duman tüten gerçeğe bakmak gerekir.”

HEDEF GÖSTERME VE SÜRGÜN

Bu sözlerim üzerine Vali Sonel ile sosyal medyada sert bir tartışma yaşadık. Beni “provokasyon yapmakla” suçladı. Ben “Kutu Deresi yanıyor, söndürmeye giden gönüllüler engelleniyor” dedim. Yazışmalar uzadı.

O süreçte Sonel’in açıklamalarını inandırıcı bulan tek kişi CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’du. Eskiye dayalı dostluğumuz bulunan bu kişi, bana ulaşmak yerine Elazığ’dan Tuncay Sonel’in aracıyla yangın bölgesine gidip Dersim halkının iddialarını yalanlamayı tercih etti.

Sonrasında süreç başka bir boyuta taşındı. Türkiye’nin farklı illerinden hakkımda ihbarlar yağmaya başladı. Bir süre sonra dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tunceli’ye giderek Vali Sonel ile birlikte açıklama yaptı. Soylu, “Bazı sözüm ona şarkıcılar, burada devletin terörle mücadelesini sabote etmeye çalışıyor, buna fırsat vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamanın ardından hakkımda art arda soruşturmalar ve davalar açıldı. Sosyal medyada hedef gösterildim, bazı televizyon programlarında asılsız iddialarla yayınlar yapıldı.

2018’in sonunda Bursa’dan hakkımda ihbarda bulunan kişi, “Bu sanatçı müsveddesi devletin valisine karşı çıkmanın bedelini ödeyecek” diye not düşmüştü. Büyükçekmece Adliyesi’ndeki soruşturmada savcıya bu ihbarın ciddiye alınmamasını istedim. Aksine davaya dönüştü. Sonradan bunun organize bir süreç olduğunu öğrenecektim.

SÜRGÜN VE CEVAPSIZLIK

Ben bugün hâlâ sürgündeyim. 2018’de Dersim yanarken attığım bir tweet, Sonel döneminde başlayan ihbarlarla davalara, davalar cezaya, ceza 7 yıllık sürgüne dönüştü. “Devletin valisine karşı çıkmanın bedeli” dedikleri tam olarak buydu.

Aradan 7 yıl geçti. O gün beni “provokatör” ilan eden, sosyal medyada hedef gösteren, “terörle mücadeleyi sabote ediyor” diye Soylu ile yan yana açıklama yapan mülki amirin adı, bugün bambaşka bir dosyada geçiyor: Bir cinayet dosyasında. Kamuoyuna yansıdığı gibi, oğlunun sanık olduğu bir soruşturmada delil karartma, süreci etkileme suçlamalarıyla tutuklandı.

Buradaki çelişkiyi görmemek mümkün mü? 2018’de bir tweet attım diye “devlet otoritesini sarsmakla” suçlandım. Hakkımda il il ihbarlar toplandı, televizyonlarda linç edildim, cezalar yağdı. 7 yıldır ülkeme, evime dönemiyorum.

O gün “Ağaçlarımız ışıl ışıl” denilerek Dersim’le dalga geçilen yerde bugün aynı cevapsızlık sürüyor. Benim sürgünümün gerekçesi bir tweet ise, yıllarca kapatılan bir cinayet dosyasının gerekçesini kim açıklayacak?

Ben türkülerimi söylemeye devam edeceğim. Sürgün, türküye mesafe koyamaz. Adalet, soru sormayı bıraktığımız gün ölür. Biz sormaya devam edeceğiz. Hem bir tweet’in bedeli için, hem de cevapsız bırakılan her can için.