Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Atatürk’ün Kızları Buluşuyor” programında, “Bu ülkenin, okumak isteyen öğrencilerine 4 bin lira değil, asgari ücret seviyesinde burs verebilecek bir şekilde yönetilmeye ihtiyacı var. Bu ülkenin, 8-9 kişilik yurt odalarında öğrencileri yaşatıp bunu yaparken de 'Almanya bizi kıskanıyor' diyen bir hükümete değil, öğrenciler için tek kişilik yurt odalarını temin eden bir yönetime ihtiyacı var" dedi.
Zafer Partisi, "Atatürk’ün Kızları Buluşuyor" programının dördüncüsünü Eskişehir’de gerçekleştirdi. Eskişehir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programa, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve çok sayıda parti yöneticisi katıldı.
Programda, Ünlüce’nin yanı sıra Zafer Partisi Kadın, Çocuk ve Aile Başkanı Suzan Küçüksaraç, Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir ile Eskişehir Kadın, Çocuk ve Aile Politikalarından Sorumlu İl Başkanı Başdanışmanı Bilge Gündüz Doğan konuşma yaptı. Etkinlikte ayrıca kadınların yaşadığı sorunların ele alındığı tiyatro gösterisi sahnelendi.
Programda konuşan Özdağ, kadınların sorunlarına değinerek, şunları kaydetti:
“Bir erkek olarak sizlere, sizlerin sorunlarını uzun uzun anlatacak değilim. Kadınların sorunlarını siz kadınlar, biz erkeklerden çok daha iyi biliyorsunuz. Çünkü onları yaşayan, bu sorunlarla mücadele eden, bu sorunların ızdırabını çeken sizlersiniz. Türkiye’nin kadınıyla erkeğiyle, ama özellikle babalar ve ağabeylerden ziyade anneler, ablalar ve kız kardeşler için en önemli sorunlarından bir tanesi ne yazık ki 4 milyon uyuşturucu, 2 milyon da sanal kumar bağımlısı olan ve çoğu erkeklerden oluşan yurttaşa sahip olmamızdan kaynaklanıyor. Birçok toplantı yaptık; bağımlıların anne ve babalarını davet ettik. Anneler çoğunlukta geldi, babalarsa çok nadir katıldı. Çünkü o çocukların yükünü yine anneler taşımaya devam ediyor. Bir anne çıktı; konuşmasını yaparken, yaşadıklarını anlatırken, 'Babası vefat ettikten sonra evdeki bütün eşyaları sattı, evde hiçbir şey kalmadı, sattıklarıyla uyuşturucu aldı. Sonra beni evi satmaya zorladı. Evi satmayınca da boş evi ateşe verdi. Çok şükür şimdi hapishanede,' dedi. Tabii bu arada annesini dövmüş, yaralamış… Bir ara verdik, arada yanıma geldi. 'Sizden bir şey isteyebilir miyim' dedi. 'Buyurun' dedim. 'Hapiste dişleri döküldü, acaba oğluma diş yaptırabilir misiniz' dedi. Kendisini döven, evini yakan, eşyalarını mahveden ve sonunda hapse giren oğlu için bile dertlenmeye devam eden bir anne... Bu sayıları, bu örnekleri çok daha artırabilirim.
"SOKAKLARDA ÇETELER DEĞİL, TÜRK DEVLETİ HAKİM OLACAK"
Öte yandan Adana’da, hepimiz televizyonlarda bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden nasıl geçtiğini gördük: Kumar bağımlısı oğlunu, emekli bir polis olan baba tabancasını çekerek vurup öldürdü. Bu sorunu, yani bağımlılık sorununu çözecek tek parti, 'Tertemiz Türkiye' projesiyle Zafer Partisi’dir. Tedaviyi zorunlu hale getireceğiz. Bağımlı olan bütün yurttaşları, tam anlamıyla arınana kadar zorunlu bir tedavi protokolü sürecine alacağız. Siz anneler ve kız kardeşler, çocuklarınızın uyuşturucu çetelerinin tehdidi altında olduğunu düşünmeyeceksiniz; çünkü sokaklarda çeteler değil, Türk devleti hakim olacak."
Özdağ, kadın cinayetleri ve kadına yönelik yaralama olaylarında cezaları artırmanın gerekli olduğunu vurgulayarak, "Eğitim sürecini yeniden yapılandırmamız; ortaokuldan başlayarak aile içi iletişimi, topluma saygıyı ve kadına saygı düşüncesini sistemli bir şekilde yeni nesillere aktarmamız gerekiyor. Ancak öte yandan yasalarda da değişiklik yapmayı hedefliyoruz. Karısını öldürüyor, duruşmada kravat taktığı için 'iyi hal indirimi' alıyor. Nasıl bir anlayış, anlamakta zorlanıyoruz... Bunu yasadan çıkaracağız. Bir kadını öldüren kişi iyi hal indirimi alamayacak. Keza kadına yönelik şiddette uzaklaştırma kararı verildiği veya elektronik kelepçe takıldığı zaman, bu kararı ihlal edene hafif bir para cezası veriliyor. Bu para cezasını kamu yararına çalışma zorunluluğuna ve hapis cezasına dönüştüreceğiz" dedi.
Cinayetlerin önemli bir nedeninin boşanma davalarının uzun sürmesi olduğunu söyleyen Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yıllarca sürüyor ve tarafları olağanüstü yıpratıyor ve şiddetin zeminlerinden birisini oluşturuyor. Davaların altı aylık bir süre içinde bitmesi için gereken hukuki düzenlemeleri gerçekleştireceğiz. Ve yine kadının karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan bir tanesi bir tek Zafer Partisi'nin kurulduğu günden bu yana çok güçlü bir şekilde anlattığı, ifade ettiği ve çözümünü de ortaya koyduğu Türkiye'ye yönelik artık demografik bir işgal boyutu kazanmış, Türkiye'yi her geçen gün biraz daha Orta Doğululaştıran büyük göç dalgası.
"BİR KADININ İSTANBUL'DA AKAŞM SAATLERİNDE YÜRÜMEKTEN ÇEKİNDİĞİ BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ"
Eskişehir'de daha iki sene önce bir tramvay durağında bir Afgan karısını ve yanındaki kız çocuğunu dövüp karısını öldürme girişiminde bulunmamış mıydı arkadaşlar? Ve olaya müdahale eden bir Eskişehirli genç de bu müdahalenin sonucunda hapis cezasıyla karşı karşıya kalmamış mıydı? Bu sadece küçük bir örnek. Ama sokakların daha güvensiz hale geldiği, metrobüslerde kadınların korkuyla yolculuk yaptığı, metrodan çıkan genç öğrenci kızların yurtlarına kadar yürüyecekleri 300 metrelik mesafeyi korku içerisinde kat ettikleri bir Türkiye'de yaşıyoruz. Bir kadının tek başına İstanbul'da akşam saatlerinde yürümekten belirli semtlerde çekindiği bir ülkede yaşıyoruz.
Neden bu ülkenin istiklali için İnebolu'dan Ankara'ya bugünün şartlarında 330 kilometrelik yolu cephane taşıyarak geçiren ve istiklalin kazanılmasını sağlayan Türk kadınının torunları ve torunlarının çocukları bugün kendi ülkelerinde bu ülkenin sınırlarından kaçak geçen insanlar tarafından korkutulsun veya tehdit edilsin. Bunu kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. Onun için bu demografik işgali, bu kültürel Orta Doğullaşmayı sona erdirecek ve vatandaşlık verilen, yasa dışı vatandaşlık verilenler dahil olmak üzere bütün sığınmacı ve kaçakları vatanlarına devletler hukukuna uygun bir şekilde yollayacağız."
Özdağ, Türk kadınının sorunu sadece şiddetten, uyuşturucu ve kumar bağımlısı çevresinden kaynaklanmadığını ifade ederek, şunları söyledi:
"Bir danışmanım var. Bir gün beni ziyarete geldi iki yıl önce ve Sivaslı genç bir hanımefendi. Dedi ki 'Ben de Zafer Partisi saflarında yer almak istiyorum'. 'Seviniriz' dedik. Çalışma olarak katılma sözü verdi ve sonra ortadan kayboldu. 'Allah Allah ne oldu acaba' dedim. Fakat bizim de çok yoğun bir seçim sürecimiz vardı ve çok üzerinde durmadım. Sonra bir gün televizyonda gördüm. Eşi kumar ve alkol bağımlısıymış ve eşinden boşanmak istemiş. Eşi de 'Benden boşanırsan iki çocuğumuz var ikisini de öldürürüm' demiş ve öldürmüş. Birisi 12 birisi 13 yaşında. Düşünebiliyor musunuz? Nasıl insanın kanı donuyor, değil mi? Onun için kadına şiddet sadece televizyon dizilerinde gördüğümüz şey veya gazete haberlerinde gazeteyi çevirirken gördüğümüz şey değil bazı kadınlar için. Hayatlarının temel ekseni oluyor. Onun için büyük bir önceliğe sahip olmak zorunda.
"ŞİDDET AYNI ZAMANDA TÜP GAZA BİN 200 LİRA ÖTV ÖDEMEK"
Şiddet aynı zamanda tüp gazın üzerinde yemek pişirmeye çalışırken o tüp gaza bin 200 liraya yakın ÖTV vergisi ödemek. Ya tüp gazı neden özel tüketim vergisi olsun? Bu parfüm mü? Bu araba mı? Bu uçak mı? Bu pırlanta mı? Bu temel ihtiyaç. Bu yemek için ihtiyaç duyduğumuz şey. Biz Zafer Partisi olarak diyoruz ki 'bu kadına şiddettir. Bu anneye şiddettir. Pazar yerlerinde torbayı dolduramadan dolaşıp sonra evine gelip o tencereyi pişirmeye çalışmak, bir yemek pişirmeye çalışmak bu kadına yönelik bir şiddettir'."
İstanbul'da Gaziosmanpaşa'da bir kadın ile yaşadığı diyaloğu anlatan Özdağ, "Bazı sorular sordu bana. Sonra dedi ki: 'Benim çocuğum okuldan gelecek, engelli. Onun için pazara gitmek zorundayım, daha fazla konuşmak isterdim.' Ben de dedim ki: 'Pazara ben de gidiyorum, hadi birlikte gidelim.' Birlikte gittik arkadaşlar. İlk tezgâha gittik. Yolda sordum -bu 6 ay önce falan oluyor- 'Pazar alışverişi için ne kadar para ayırdın?' dedim. '250 TL,' dedi. Bir kilo pırasa aldı, biraz havuç aldı, turp alacaktı; pazarcı 40 liralık bir turp verdi. Kadın dedi ki: 'Ben daha küçüğünü istiyorum, sadece 10 liram var.' İşte bu, kadına yönelik şiddettir" dedi.
"BU ÜLKENİN ARTIK 'İTİBARDAN TASARRUF' ETMESİNİN ZAMANI GELMİŞTİR"
Özdağ, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bu ülkenin artık 'itibardan tasarruf etmesinin' zamanı gelmiştir. Bu ülkenin artık rezidanslara, saraylara, yeni başkanlık uçaklarına, yalılara ihtiyacı yok; bu ülkenin fabrikalara, organize sanayi bölgelerine ihtiyacı var! Bu ülkenin laboratuvarlara ihtiyacı var. Bu ülkenin; okumak isteyen öğrencilerine 4 bin lira değil, asgari ücret seviyesinde burs verebilecek bir şekilde yönetilmeye ihtiyacı var. Bu ülkenin; sekiz kişilik, dokuz kişilik yurt odalarında öğrencileri yaşatıp bunu yaparken de 'Almanya bizi kıskanıyor' diyen bir hükümete değil; öğrenciler için tek kişilik yurt odalarını temin eden bir yönetime ihtiyacı var.
"BU MÜCADELEDEN TÜRK MİLLETİ ZAFERLE ÇIKACAK"
Bizim Zafer Partililer olarak bir hayalimiz var: Gece saat 12'de İstiklal Caddesi'nde tek başına yürüyen bir kadın, karşıdan gelen 10 kişilik bir erkek grubuyla karşılaştığı zaman hiç korkmayacak. Çünkü o grup, sadece 'İyi geceler hanımefendi' demeyi düşünecek. Bu ülkenin kadınları; yabancılardan korkmadan, eşlerinden korkmadan, hiç kimseden korkmadan yaşayabilecekler. Bu mümkün, bunu hep birlikte gerçekleştireceğiz. Sizlerden hassasiyetle ricam; Türk milletinin zaferi için önümüzdeki seçimlere doğru inancımızı hiç kaybetmeden mücadele etmeye devam edelim. Atatürk'ün bize hediyesi olan millî, hür ve laik Türkiye Cumhuriyeti'ni kararlılıkla savunalım. Emin olun, bu mücadeleden Türk milleti zaferle çıkacak."