Nefes Gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, Eren Ali Bingöl’ü AK Parti’ye geçişinden haftalar önce Mehmet Ali Kulat ve bir Yargıtay üyesiyle aynı masada gördüğünü belirtti.

Deniz Zeyrek, "Ben Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl'ü, Mehmet Ali Kulat ve bir Yargıtay üyesiyle yemek yerken gördüm. Bu olaydan 2-3 hafta sonra Eren Ali Bingöl AKP'ye geçti. Bu gerçekten tesadüf olamaz" ifadelerini kullandı.

Eren Ali Bingöl'ün parti değişikliğine tepki: Tuzla'da yürüyüş kararı
Eren Ali Bingöl'ün parti değişikliğine tepki: Tuzla'da yürüyüş kararı
İçeriği Görüntüle

Deniz Zeyrek, konuya ilişkin şunları yazdı:

"Ankaralı gazeteci olmanın bazı avantajları var.

Ankara küçük yer.

Bir restoranda bir kahvecide hiç beklemediğiniz anda önemli bürokratlarla, siyasetçilerle karşılaşabiliyor, önemli gelişmelerin hikayesini önünüzde bulabiliyorsunuz.

Çankaya Mahalleler Forumu'ndan YENİ Parti'ye tüzük reformu önerileri!
Çankaya Mahalleler Forumu'ndan YENİ Parti'ye tüzük reformu önerileri!
İçeriği Görüntüle

Geçen ay çok sevdiğim, müdavimi olduğum bir yerde oturuyordum.

Bir siyah minibüs kaldırıma yanaştı.

Belli ki mühim biri geliyordu.

Kapı açıldı, genç sakallı biri indi. Oturduğum yerin yanındaki meyhaneye doğru yürümeye başladı.

Belli ki orada takılacaktı.

Bir süre sonra aynı mekana medyadan tanıdığım ünlü bir anketçi geldi.

Benimle aynı mekanda oturan bir meslektaşıma siyah makam minibüsünden inen kişiyi gösterip sordum “kim bu” diye.

“Eren Ali Bingöl” dedi.

İsim tanıdıktı ama emin olmak için Google’dan sordum. “Tuzla Belediye Başkanı” yazıyordu.

Bir süre sonra gelen anketçi de Mehmet Ali Kulat idi.

* * *

Gazeteci merakı işte.

Hemen kalkıp içeri baktım.

Eren Ali Bingöl ve Mehmet Ali Kulat aynı masadaydı. Masadaki üçüncü kişi ise daha önce İstanbul’da ağır ceza mahkemesinde görev yapmış an itibariyle Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi olan biriydi.

Bir yargı mensubu, medyatik bir anketçi ve bir CHP’li belediye başkanının bir araya gelmesi size de tuhaf gelmedi mi?

Bana geldi. Bu üçlünün aynı masada buluşması kimseye normal gelmez.

Hemen yerime dönüp Eren Ali Bingöl’le ilgili haberleri araştırmaya başladım.

Adı AK Parti’ye geçecek başkanlar listesindeydi.

Ayrıca İBB’yi şikayet ettiği bir açıklamaya denk geldim.

Böylece AK Parti’ye geçeceği iddiası, kafamda biraz daha ete kemiğe büründü.

1 Ağustos 2026 Cumartesi günü de AK Parti’ye katıldığında ise şaşırmadım ve o meyhanedeki buluşma daha bir anlamlı hale geldi.

Fatih Altaylı Ağabey’in YENİ Parti lideri Özgür Özel’le yaptığı söyleşiyi dün izleyince de kafamdaki taşlar yerine oturdu.

Eren Ali Bingöl meğer AK Partili selefi Şadi Yazıcı’yı da kendisini de kurtaracak bir operasyonun içindeymiş.

Şöyle ki; bir müteahhit belediyeye bir yeşil alan devrettiğinde eşdeğer bir alanda kat izni alabiliyormuş. Ancak sistemdeki bir açık nedeniyle aynı yeşil alanın belediyeye kaç defa devredildiğine bakılmıyormuş.

AK Partili Şadi Yazıcı döneminde Tuzla’da aynı yeşil alan belediyeye tekrar tekrar devredilmiş ve karşılığında müteahhitlere 30 bin daire yapılabilecek büyüklükte kat izni verilmiş.

Eren Ali Bingöl göreve geldikten sonra bu uygulamayı fark etmiş. Hatta Fatih Altaylı’ya “Çok büyük bir imar yolsuzluğu var, açıklayacağım” demiş.

Fatih Ağabey geçenlerde bir yazısında “Ne oldu o imar yolsuzluğu” diye Eren Ali Bingöl’e açık açık sordu.

Meğer Eren Ali Bingöl, selefi Şadi Yazıcı hakkında suç duyurusunda bulunmak yerine kendisi de uygulamayı sürdürmeye devam etmiş.

Bu nedenle de İBB’yle karşı karşıya gelmiş.

***

Konu CHP içinde tartışma konusu olunca da Özgür Özel’in bizzat başkanlık ettiği İBB yetkililerinin ve Eren Ali Bingöl’ün katıldığı bir toplantı yapılmış.

Özel, sorunu dinleyince “Ya Şadi Yazıcı hakkında suç duyurusunda bulunun ya da gidin Şehircilik Bakanlığı’yla görüşün. Yeterli miktarda yeşil alan devretsinler, inşaatları yapan müteahhitler de o alanların rayici olan parayı Bakanlığa ödesin. Hem hazine gelir kazansın, hem 30 bin kişinin sorunu çözülsün” demiş.

Şehircilik Bakanı Murat Kurum öneriye sıcak bakmış ama “Hepsini tek seferde yapmam” demiş.

Konu yeniden tıkanınca da Eren Ali Bingöl kendisi açısından en “uyanıkça” çözümü bulmuş. Öncelikle kamuoyunda Tuzlalıların hakkı için İBB’yle kavgaya tutuştuğuna ve bu nedenle CHP’den ayrıldığına dair bir algı yaratmaya çalışmış. Bir yandan da yoğun bir görüşme trafiğiyle AK Parti’yle temaslar başlatmış.

***

AK Parti iktidarından önce bir basın savcısı dahi şu yazdıklarımdan yola çıkarak soruşturma başlatır, Şadi Yazıcı ile Eren Ali Bingöl’e tek bir yeşil alan karşılığında verilen 30 bin dairelik kat izinlerini sorardı.

Ne yazık ki AK Parti iktidarı, kendisine katılan belediye başkanlarını aklanmış ve koruma altına alınmış görüyor.

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın, İzmit Belediye Başkanı Fatma Hürriyet Kaplan’ın ve Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun haklarında somut bir suç ithamı olmadığı halde delikanlıca gidip cezaevinde yatmayı kabul ettiği bir dönemde, Eren Ali Bingöl gibi uyanıkların asrın imar yolsuzluğuyla birlikte AK Parti kalkanı altına girmesi demokrasimiz ve hukuk devletimiz açısından trajik bir durumdur.

***

NEFES’te dün yayınlanan yazımda AK Parti’nin yaptığı belediye başkanı transferlerine ve yargı kararlarının ardından AK Parti’ye ya da kayyıma geçen belediyelerden söz etmiştim. Aydın, Afyon ve Keçiören’den sonra Tuzla Belediye Başkanı’nın AK Parti’ye geçiş hikayesi dahi iktidarın bu konudaki siyasetini özetler nitelikte.

İşte Efkan Ala’ya Ömer Çelik’e Hayati Yazıcı’ya, Hüseyin Yayman’a ve kendini “demokrat” sayan bütün AK Partililere tam da bunu sormuştum. Aydın, Afyon, Keçiören, Tuzla belediye başkanlarıyla ilgili ciddi suçlamalar AK Parti’ye geçince düşüyorken, 20’den fazla CHP’li başkanın cezaevinde gün sayması gurur duyduğunuz bir icraatınız mı?"