İstanbul Zeytinburnu'nda denizde cesedi bulunan Fatmanur Çelik (30) ile kızı Hifa İkra Şengüler'in (8) son görüntüleri ortaya çıktı.
Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahili'nde 1 Mart'ta denizde hareketsiz halde bulunan Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler'in hayatını kaybettiği belirlenmişti. Adli Tıp Kurumu'nda otopsi işlemleri tamamlanan anne ve kızın cenazeleri dün Ümraniye'de kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Fatmanur Çelik ile kızı Hifa İkra Şengüler'in son görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde Çelik'in kucağındaki kızıyla taksiye bindiği ve sahilde araçtan indiği görülüyor.
NE OLMUŞTU?
Anne Çelik yıllar önce çocuk yaşta Ayhan Şengüler tarafından istismar edilmişti. Çelik, daha sonra Ayhan Ş. ile evlendirilmişti. Evliliğin ardından doğan Hifa İkra Şengüler'in de Ayhan Şengüler tarafından 3 yaşından itibaren cinsel istismara maruz bırakıldığı öne sürülmüştü. Açılan dava devam ederken Ayhan Şengüler'in tutuksuz yargılanması üzerine Anne Çelik, adalet nöbetine başlamıştı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise aileye danışmanlık hizmeti ve ekonomik destek sağlandığını öne sürse de Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, “Anne, yaşanan ihmallerden söz etmeye çalıştığı her durumda ilgili kurumlar tarafından örtük biçimde çocuğunun elinden alınacağı tehdidiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Bugün ‘destek’ adı altında yapılan ziyaretler bu gerçeği ortadan kaldırmamaktadır” sözleriyle tepki göstermişti.
Bir süredir İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önündeki adalet nöbeti tutan ve kamuoyundan destek isteyen Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” demişti.
Çelik, şunları söylemişti:
“Bu suçu işleyen kişinin farklı suçlardan da sabıkası var. Defalarca soruşturulmasına rağmen serbest bırakıldı. Bana ‘Bizim hâkim, avukat kardeşlerimiz var, hiçbir şey olmaz’ dediler. Elimde ses kayıtları var. Sesimi duyurmaya çalıştığımda programlar kaldırıldı, görüntülerim mahkeme kararıyla sildirildi. Susturulmak için para teklif edildi.
Annem, babam yok. Hayatta kimsem yok. Tek başıma mücadele ediyorum. Bu faili kim koruyor? Neden hâlâ dışarıda? Ben adaletin öldükten sonra sağlanmasını istemiyorum.
Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse bunun intihar gibi gösterilmesine izin verilmemesini istiyorum. Bu kadar doktor raporu varken, bu kadar mücadele ederken neden evladımın elimden alınmasıyla tehdit ediliyorum? Yanımda olması gerekenler neden karşımda duruyor? Fakir ve kimsesiz olduğumuz için bizi kurban etmek daha mı kolay?”




