ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan saldırılar, Ortadoğu’da büyük bir gerilimin fişeğini ateşledi. Geçtiğimiz gün, İran’a ait olduğu iddia edilen bir balistik füzenin, Suriye’nin Kamışlı kenti yakınlarında, Türkiye sınırına birkaç kilometre kala mesafeye düşmüştü.
Aynı gün içinde İran’a ait bir başka füze de Hatay semalarında NATO’ya bağlı hava ve füze savunma birimleri tarafından düşürülmüştü.
İRAN “TÜRKİYE’YE FÜZE ATMADIK” DEDİ!
İran’dan konuya ilişkin yapılan açıklama, Türkiye’nin egemenliğine saygı duydukları ve Türk topraklarına herhangi bir füze atmadıkları ifade edildi. Tahran yönetimi, bölgedeki askeri hareketliliğin Türkiye'yi hedef almadığını vurguladı.
“ABD VE İSRAİL’İN PROVOKASYONU” İDDİASI!
Gazete Pencere'nin aktardığına göre, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Hakan Güneş, yaşanan gelişmelere ilişkin çarpıcı bir açıklamada bulunarak “Hatırı sayılır oranda muhalifler bu kaotik durumda şeytanla dahi olsa iş birliği yaparak bu rejimi devirme fikrinden daha fazla uzaklaşıyor. İşte kız çocuklarının öldürüldüğü o ilkokul saldırısında olduğu gibi olaylar yayıldıkça o tepki rejimin bir parça işine yarıyor. Böyle bir rejim devrilir mi? Yani çok zor durumda, daha da zor duruma doğru gidiyor” ifadelerine yer verdi.
İran’dan Türkiye’ye füze fırlatıldığı iddiasının bir provokasyon olabileceğine dikkat çeken Güneş, söz konusu gelişmeyi “provokasyon” ihtimaliyle değerlendirmek gerektiğini ifade etti. Milli Savunma Bakanlığı tarafından Hatay’da düşürüldüğü açıklanan füzeye ilişkin temkinli olunması gerektiğini belirten Güneş, İsrail ya da ABD destekli provokatif amaçlı şekilde Türkiye’ye yöneltilmiş olabileceğini vurguladı.
“İRAN AMERİKA’YI ZORA SOKACAK İKTİSADİ OLANAKLARI HEDEF ALIYOR”
Açıklamasında, “Ama normal şartlarda görüyoruz ki İran bir yandan cepheyi genişletiyor. Çok sayıda ülkeyi çatışmaya katma amacıyla değil ama çok sayıdaki ülkenin içindeki Amerikan hedeflerine ve enerji nakil hedeflerine özellikle yönelik bir iktisadi saldırı başlatıyor” ifadelerini kullanan Güneş, İran’ın Körfez ülkeleri veya komşularıyla çatışma hedefinde olmadığını ifade etti.
Güneş, sözlerinin devamında, “Tahran yönetimi, Suudi Arabistan'la savaşmak, Bahreyn'le savaşmak gibi değil de bütün buralardaki İran'a yönelik saldırı merkezlerini ve aynı anda da Amerika'yı zora sokacak iktisadi olanakları hedef alıyor. Bu çerçeveden baktığınızda, Türkiye'yi en azından bu aşamada İran’ın yine de böylesi kapsamına sokmadığını anlıyoruz. O kadar da sahayı genişletmek istemediğini anlıyoruz ama gelecek günler ne getirir bilemiyoruz” açıklamasında bulundu.
Füze meselesi gibi gelişmelere ve İran’daki rejim değişikliği iddialarına karşı temkinli yaklaşmanın gerektiğini ifade eden Güneş, “Çok fazla kıyım, hüsran, ölümün içinde olduğu, kimin kiminle nasıl bir ittifak yaptığının belli olmadığı bir denklem bekliyor bizi önümüzdeki günlerde” dedi.
İRAN’DA REJİM DEĞİŞİR Mİ?
Hakan Güneş, İran’daki rejim değişikliği ihtimaline ilişkin yaptığı açıklamada “İran'daki rejim çok uzunca bir zamandır bir meşruiyet problemi yaşıyor. En az 2009'dan beri, 2026'dayız demek ki neredeyse kesintisiz 17 yıldır diyebileceğimiz çok geniş toplumsal kesimlerce katılım gösterilen ve özellikle seçim dönemlerinde hızlanan eylemler yaşanıyor. Tüm eylem dönemleri süreçleri düşünüldüğünde böyle yüzbinlerce, milyonlarlarca İranlıların katıldığı bir memnuniyetsizlik var” sözlerini sarf etti.
“Şu aşamada ‘12 Gün Savaşı’nın üstüne bu kez çok daha sert bir biçimde İran’ın saldırı altında olduğu koşullarda muhalif kesimlerin ne olursa olsun gerekirse işte büyük şeytanla, Amerika’yla da devrilecekse devrilmeli diyerek süreçte rejimi yıkmayı mı öne alacakları yoksa ülke savunmasını mı öne alacakları konusu sahada belli olacak” diyen Güneş, “İran’a yönelik saldırılara ilişkin diasporada ve çeşitli yayınlarda görüyoruz ki İran’daki muhaliflerden bir kısım, ne pahasını olursa olsun ve kim deviriyorsa devirsin, bu Mollalar rejimini devirsin diyor. Böyle bir şey var ama İran içinde bu oran düşüyor.” açıklamasını yaptı.
Güneş, sözlerinin devamında “Muhalifler gün geçtikçe ya tarafsız yani daha sokağa inmeme, en azından bu dönemde sokağa inmeme yahut hatta kendi rejimiyle mücadelesine Gazze’de soykırımcı İsrail’i ve son derece post-faşist diyebileceğimiz bir lider olarak Trump'ın yaptıklarına ortak olarak yapmak istemiyor.” derken “Muhaliflerle ilgili son durumu tespit etmemiz kolay değil, sahadan bilgilerle ancak teyit edebiliriz. Hatırı sayılır oranda muhalifler bu kaotik durumda şeytanla dahi olsa iş birliği yaparak bu rejimi devirme fikrinden daha fazla uzaklaşıyor. İşte kız çocuklarının öldürüldüğü o ilkokul saldırısında olduğu gibi olaylar yayıldıkça o tepki rejimin bir parça işine yarıyor.” sözlerini sarf etti.
Güneş, “Böyle bir rejim devrilir mi? Yani çok zor durumda, daha da zor duruma doğru gidiyor Ama böyle devasa bir denklem değişmiş değil. Zaten ekonomisi çok zor durumda. Zaten temel bir meşruiyet problemi var ama bu saldırı süreci işte tam bunu kolaylaştırıyor mu yoksa zorlaştırıyor mu? İşte orası zaten ana soru. Ben kolaylaştırdığı fikrinde değilim.” ifadelerine yer verdi.
“BAŞKA BİRİ DE SEÇİLSEYDİ İZLEYECEĞİ POLİTİKA FARKLI OLMAYACAKTI”
İran’ın dini lideri Ali Ayetullah Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’in işaret edilmesini değerlendiren Güneş, “İran’ın son dönemi itibariyle daha radikal, daha muhafazakar bir lider seçileceği neredeyse kesindi. Fakat bunun hangi isim olacağı belli değildi. Bu yapılan seçimle birlikte durumu netleşmiş oldu. Mücteba Hamaney değil, başka birisi de seçilseydi izleyeceği politika açısından önemli bir farklılık olmayacaktı” dedi.
“Hamaney görece daha genç yaşlarında dolayısıyla daha uzunca bir süre eğer normal şartlarda rejim devam ederse iktidarda daha doğrusu bir numaralı koltukta İran’da olmaya devam eder. Çok yüksek bir dini profille sahip değil ama bunun da bir önemi yok zaten babası da öyleydi ama zamanla edinilen bir konum ve bir karizma oluşuyor.” sözlerini sarf eden Güneş, “Şu andaki bu seçim Hümeyni’den Hameney’e, Mücteba Hameney’e bir doğrusal çizgiyi devam ettiriyoruz mesajıdır. İran, Hümeyni’den devraldığı çizgiyi sürdürüyor mesajıdır. Bunu böyle okumak lazım” ifadelerini kullandı.
İran’ın kuzeyindeki Kürt gruplarına da değinen Güneş, şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi 1979’dan beri silahlı gruplar arasında ve üstüne Kürt İslamcı milliyetçi gruplarla bir koalisyon oluşturulmuş durumda. Ama bu grupların kendi aralarında farklılıklar olduğu gibi, bu topluluğun büyükçe bir askeri harekatı gerçekleştirebilecek gücü olabilecek mi hali tartışmalı. Ama bu yönde bir araya geldikleri, açıklamalar yaptıkları ve bu yönde hazırlıklar yaptıkları çok ortada, çok aşikar. Ama bunlar içerisinde ayrılanlar, farklı davranılanlar olur mu göreceğiz. Ama herhalde hedeflenen durum; bir hava harekatıyla saha temizliği yapılması ve arkasından da bu gruplarca çeşitli köy ve kasabalarda bir cep oluşturulması. Herhalde önümüzdeki günlerde bunları göreceğiz. Bu bize ilk anda Tahran’a kadar gidiyor mu sorusunu her bir dakika tekrar bize sordurtacak. Ama bunun çok kolay olmadığı düşüncesindeyim”





