Güncel

Türkiye'de yaklaşık 15,2 milyon işçi sendikasız çalışıyor!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Temmuz 2026 verilerine göre Türkiye'de sendikalaşma oranı yüzde 13,8'e gerileyerek son altı yılın en düşük seviyelerinden birine indi. Yaklaşık 15,2 milyon işçi sendikasız çalışırken, Sosyal Politika Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik ile Tez Koop-İş Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Durmuş, düşük sendikalaşma oranının nedenleri ve çalışma yaşamına etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın işkollarındaki işçi sayıları ile sendikaların üye sayılarına ilişkin Temmuz 2026 istatistikleri Resmi Gazete'de yayımlandı.

Verilere göre Türkiye genelinde 17 milyon 630 bin 475 işçi bulunurken, bunların 2 milyon 432 bin 789'u herhangi bir sendikaya üye oldu. Böylece sendikalaşma oranı yüzde 13,798 olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 15 milyon 197 bin 686 işçinin ise herhangi bir sendikaya üyeliğinin bulunmadığı belirlendi.

İstatistiklerde genel işler işkolunda 286 bin 94 üyeyle Hizmet-İş en fazla üyeye sahip sendika olurken, metal işkolunda 264 bin 726 üyeyle Türk Metal, sağlık ve sosyal hizmetlerde 217 bin 776 üyeyle Öz Sağlık-İş, ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar işkolunda ise 125 bin 640 üyeyle Koop-İş ilk sırada yer aldı.

"YÜZDE 13,8'LİK ORAN YANILTICI"

Sosyal Politika Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, açıklanan sendikalaşma oranının kamu işçilerini de kapsadığı için gerçek tabloyu tam olarak yansıtmadığını savundu.

Kamuda sendikalaşma oranının yüzde 76 seviyesinde olduğunu belirten Çelik, özel sektörde bu oranın yüzde 6,7'ye kadar düştüğünü ifade ederek, "Yüzde 13,8'lik sendikalaşma oranı yanıltıcı bir orandır. Esas olan özel sektördeki sendikalaşma oranıdır. Türkiye'de çok daha vahim bir sendikalaşma oranı söz konusu" dedi.

Çelik, sendikalaşma oranının geçen dönemde yüzde 14,5 seviyesinde bulunduğunu, son verilerle birlikte yüzde 13,8'e gerilediğine de dikkat çekti.

"SENDİKALARIN YÜZDE 86'SI BARAJ ALTINDA"

İşkolu barajı uygulamasının sendikal örgütlenmenin önündeki en önemli engellerden biri olduğunu belirten Çelik, Türkiye'de faaliyet gösteren yaklaşık 250 işçi sendikasının yüzde 86'sının işkolu barajının altında kaldığını söyledi.

Yaklaşık 60 sendikanın barajı aşabildiğini belirten Çelik, bu dönem DİSK'e bağlı Tekstil ve Basın-İş sendikalarının da baraj altında kaldığını ifade etti.

Bağımsız Maden-İş ile Güvenlik-İş sendikalarının da barajın altında bırakıldığını dile getiren Çelik, "Türkiye'de işkolu barajı meselesi biraz Bakanlığın istediği sendikaları baraj altında bırakma meselesi olarak işliyor" iddiasında bulundu.

"İŞÇİLER SENDİKAYA ÜYE OLMAKTAN KORKUYOR"

Yaklaşık 15,2 milyon işçinin sendikasız olmasının temel nedeninin sendikal güvencelerin yetersizliği olduğunu belirten Çelik, işçilerin sendikaya üye olduklarında işlerini kaybetme endişesi yaşadığını söyledi.

Çelik, "Oldukça düşük bir sendikalaşma var, özellikle özel sektörde. Bunun en önemli sebebi sendikalaşmak isteyen işçilerin bundan korkmalarıdır. Çünkü sendikalaşan işçinin başına gelen işten atılmak oluyor. Davayı kazansa bile işine dönemiyor. Türkiye'de sendikalaşmanın yeterince güvence altında olmaması en önemli nedenlerden biri" değerlendirmesinde bulundu.

İstihdam artmasına rağmen sendikalaşma oranının düştüğünü ifade eden Çelik, özel sektörde çalışanların daha yüksek ücret alabileceklerini bilmelerine rağmen yeterli yasal koruma bulunmadığı için örgütlenmekten çekindiklerini dile getirdi.

İŞKOLLARI ARASINDA BÜYÜK FARK VAR

Kamunun ağırlıklı olduğu sektörlerle özel sektörün yoğun olduğu işkolları arasında önemli farklılıklar bulunduğunu söyleyen Çelik, sağlık ve genel hizmetler gibi kamu ağırlıklı alanlarda sendikalaşma oranlarının yüksek olduğunu, inşaat ve büro işkollarında ise bu oranın yüzde 3 ila 5 seviyelerine kadar gerilediğini belirtti.

"BARAJI AŞAMAYAN SENDİKALAR BÜYÜYEMİYOR"

İşkolu barajının yalnızca toplu sözleşme yetkisini değil, sendikaların büyümesini de engellediğini belirten Çelik, baraj altında kalan sendikaların örgütlenme kapasitelerinin zayıfladığını ifade etti.

Bağımsız Maden-İş örneğini veren Çelik, sendikanın barajı aşması halinde çok daha hızlı büyüyebileceğini ancak mevcut sistem nedeniyle işçilerin toplu sözleşme yapamayacağı düşüncesiyle bu sendikalara yönelmediğini söyledi.

"DİJİTALLEŞME TEMEL NEDEN DEĞİL"

Dijitalleşme, uzaktan çalışma ve platform ekonomisinin sendikal örgütlenmeyi etkilediğini kabul eden Çelik, Türkiye'deki düşük sendikalaşmanın temel nedeninin bunlar olmadığını ifade etti.

Dijital üyelik sisteminin örgütlenmeyi kolaylaştırdığını belirten Çelik, asıl sorunun iş güvencesinin zayıf olması, yargı süreçlerinin uzun sürmesi ve sendikaya üye olan işçilerin yeterince korunamaması olduğunu kaydetti.

DURMUŞ: "EMEK PİYASASI ÖRGÜTSÜZLEŞTİRİLİYOR"

Tez Koop-İş Sendikası Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Durmuş ise sendikalaşma oranındaki gerilemenin emek-sermaye dengesinin sermaye lehine değiştiğini gösterdiğini savundu.

Durmuş, "İşgücü piyasasında toplam çalışan sayısı artarken sendikalı işçi sayısının düşmesi, emek piyasasının örgütsüz, esnek, düşük ücretli ve 'uysal' bir işçi profili üzerine inşa edilmek istendiğine işaret ediyor" dedi.

"SENDİKASIZLAŞMANIN BİRDEN FAZLA NEDENİ VAR"

Yaklaşık 15,2 milyon işçinin sendika dışında kalmasının tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Durmuş, güvencesiz çalışma modellerinin yaygınlaşması, patron baskısı, işten çıkarılma korkusu, 12 Eylül sonrası yasal düzenlemeler ve iktidara bağımlı sendikacılık anlayışının bu tabloyu ortaya çıkardığını öne sürdü.

Borçluluk, taşeronlaşma, esnek çalışma biçimleri ve bazı sendikalarda yaşanan yozlaşmanın da işçilerin sendikalardan uzak durmasına neden olduğunu ifade eden Durmuş, çalışma hayatında korku ve güvensizlik ikliminin belirleyici olduğunu söyledi.

"İSTİHDAMIN YAPISI DEĞİŞİYOR"

İstihdam artmasına rağmen sendikalaşmanın gerilemesinin temel nedenlerinden birinin neoliberal dönüşüm olduğunu belirten Durmuş, sanayi sektöründeki nitelikli işlerin yerini hizmet sektöründe taşeron ve güvencesiz çalışma biçimlerinin aldığını ifade etti.

Robotlaşma ve otomasyonun da sendikaların güçlü olduğu alanları daralttığını söyleyen Durmuş, teknolojik dönüşümün istihdamın yapısını sendikalaşma açısından daha elverişsiz hale getirdiğini dile getirdi.

"DÜŞÜK SENDİKALAŞMA ÜCRETLERİ DE ETKİLİYOR"

Düşük sendikalaşmanın toplu pazarlık gücünü zayıflattığını belirten Durmuş, bunun reel ücretlerin gerilemesine ve gelir eşitsizliğinin artmasına neden olduğunu savundu.

Toplu iş sözleşmesi kapsamının daralmasıyla birlikte işçilerin iş güvenliği, sosyal haklar ve çalışma koşulları açısından önemli kayıplar yaşadığını ifade eden Durmuş, mevcut çift baraj sisteminin sendikaların büyük bölümünü toplu sözleşme yapamaz hale getirdiğini söyledi.

"GELENEKSEL SENDİKACILIK DEĞİŞİYOR"

Dijitalleşme, uzaktan çalışma ve platform ekonomisinin geleneksel sendikacılık anlayışını dönüştürdüğünü belirten Durmuş, çağrı üzerine çalışma, platform ekonomisi ve yapay zekâ uygulamalarının çalışanlar arasındaki dayanışmayı zayıflattığını ifade etti.

Durmuş, bu nedenle sendikaların yeni çalışma biçimlerine uygun örgütlenme modelleri geliştirmesi gerektiğini dile getirdi.