Güncel

Tuncer Bakırhan’dan TBMM’de çerçeve yasa çağrısı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM’ye gelmesi beklenen çerçeve yasanın, Kürt meselesinin şiddet zemininden siyaset ve hukuk alanına taşınması açısından kritik bir adım olduğunu söyledi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında hazırlanan ve TBMM'ye gelmesi beklenen çerçeve yasayı Kürt meselesinin şiddet zemininden siyaset ve hukuk alanına taşınmasını sağlayacak ilk adım olarak nitelendirdi. İmralı'da terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'la yapılan görüşmeye işaret eden Bakırhan, Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanmasını ve TBMM bünyesinde Barış İzleme Kurulu kurulmasını istedi. Ortadoğu'daki dönüşümde Kürtlerle stratejik ilişki kurulması çağrısı yapan Bakırhan, IŞİD'in Ezidilere yönelik soykırımında yaşamını yitirenleri de andı.

Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında Ezidilere yönelik soykırım, Ortadoğu'daki gelişmeler, çerçeve yasa ve İmralı'da Abdullah Öcalan'la yapılan görüşmeye ilişkin konuştu.

Terör örgütü IŞİD'in Ezidilere yönelik saldırılarında yaşamını yitirenleri anan Bakırhan, uluslararası topluma Ezidilerin güvenli ve özgür biçimde kendi topraklarında yaşayabilmesi için sorumluluk alma çağrısı yaptı:

"Ezidi toplumuna mensup, soykırımda yaşamını yitiren insanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum. Soykırımcı zihniyeti ve bu soykırımı gerçekleştirenleri bir kez daha lanetliyorum. Dünya toplumunun ve uluslararası kurumların Ezidilere bir borcu var. Bir toplum düşünün; hakkında 72 defa ferman çıkarılmış, 72 defa katliama uğramış. Dünya toplumu ve uluslararası kurumlar, artık Ezidilerin kendi topraklarında güven ve özgürlük içinde yaşayabilecekleri bir zemini hazırlamakla sorumludur. Bu, Ezidilere olan bir borçtur. Ezidi toplumuyla dayanışmaya devam edeceğiz."

Dünya ve Ortadoğu'da önümüzdeki yüzyılı etkileyecek bir dönüşüm yaşandığını belirten Bakırhan, İran'dan Lübnan'a, Filistin'den Suriye'ye kadar bölgenin siyasi, ekonomik ve güvenlik dengelerinin değiştiğini söyledi;

"Bir yüzyıl kapanırken yeni yüzyılın güç ilişkileri, enerji yolları, ticaret koridorları ve siyasal özneleri şekilleniyor. Ortadoğu ise bu büyük dönüşümün merkezinde yer alıyor. Artık yalnızca ordular ve devletler değil; halklar, inançlar, toplumsal hareketler ve devlet dışı aktörler de yeni dengede kendilerine yer edinmeye çalışıyor. Ortadoğu'da yeni bir düzen kurulurken Türkiye, izleyen değil şekillendiren; bekleyen değil oyun kuran bir rol üstlenme şansına sahiptir. Kendi Kürt meselesini demokratik yollarla çözemeyen bir Türkiye, Ortadoğu'ya kalıcı barış ve istikrar öneremez."

Kürtlerin 21. yüzyılda Ortadoğu'nun en kritik güçlerinden biri hâline geldiğini söyleyen Bakırhan, Türkiye'nin güvenlikçi politikalar yerine Kürtlerle stratejik ilişki kurması gerektiğini vurguladı:

"Türkiye, Ortadoğu'da Kürtlerle stratejik ilişki kurmayı büyük bir demokratik imkân ve tarihsel fırsat olarak görmelidir. Bu fırsatı Kürt fobisine ve güvenlikçi reflekslere kurban etmemeliyiz. Türk-Kürt ilişkisinin bin yıllık ufkuna güvenmeliyiz. Yüzü geleceğe dönük olan herkes şunu bilmelidir: Ortadoğu'da Kürt jeopolitiğiyle doğru ilişki kuranlar kazanacaktır. Tarih buraya doğru akıyor. Artık tarihin akışına karşı kürek çekmeyi bırakalım, barış baharına omuz omuza yürüyelim."

Türkiye'nin "çatışma, kutuplaşma ve kriz sarmalından" çıkması gerektiğini belirten Bakırhan, çerçeve yasanın yalnızca teknik bir düzenleme olarak ele alınamayacağını söyledi:

"Bazen bir ülkenin kaderini değiştiren şey, atılan ilk adımdır. Çerçeve yasa işte böyle bir ilk adımdır. Meclis'in önüne gelecek çerçeve yasa, yalnızca teknik bir düzenleme değildir. Silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak ve demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir. Şimdi bu eşiği geçmek için o ilk adımı atalım ve bunu demokratik bir yürüyüşün başlangıcına dönüştürelim."

İrlanda'daki barış sürecini örnek gösteren Bakırhan, "Çözülmez sanılan düğümü kılıç değil, hukuk çözdü" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim'de yaptığı çağrı, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat'taki çağrısı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaklaşımı ve muhalefetin desteğinin Türkiye'ye tarihî bir fırsat sunduğunu belirtti.

"Bugüne kadar tarihî adımlar atıldı. Şimdi bu adımları hukukla bağlamanın zamanıdır. Çerçeve yasa, tarihî eşiğin hukuk yoluyla aşılmasının ilk adımıdır. Pazar günü heyetimiz, İmralı'da Sayın Öcalan'la olumlu bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede kendisinin de söylediği gibi, ‘Bin kilometrelik yol bir adımla başlar.' Bu ilk adımı hep birlikte atmalıyız. Tek bir yasal düzenleme, yüz yıllık bir meselenin bütün siyasal ve toplumsal yükünü bir günde ortadan kaldırmaz. Ancak meseleyi şiddet zemininden siyasetin ve hukukun zeminine taşır. Silahın sustuğu yerde sözün, sözün olduğu yerde ise siyasetin önü açılır."

Bakırhan, sürecin yalnızca Türkiye'yi değil, Tahran'dan Bağdat'a, Şam'dan Körfez'e kadar geniş bir coğrafyayı etkileyeceğini söyledi:

"Bu süreç yalnızca silahları susturmayacak; enerji ve ticaret koridorlarının rotasını belirleyecek, refah imkânları oluşturacak, iş ve aş potansiyeli yaratacaktır. Sayın Öcalan'ın ifade ettiği gibi bu süreç, ‘bir anın ya da bir dönemin stratejisi değil, önümüzdeki yüzyılın stratejisidir.' Önümüzdeki yüzyılın stratejisi, Kürt meselesini güvenlikçi aklın sınırlarından çıkararak siyasetin, hukukun ve demokratik müzakerenin konusu hâline getirmektir. Kürtlerin haklarının tanındığı, yerel demokrasinin inşa edildiği, farklı kimlik ve inançların özgürlük içinde yaşadığı demokratik bir Türkiye'yi kurma stratejisidir."

Çerçeve yasanın bir "ayrıcalık yasası" olmadığını belirten Bakırhan, düzenlemenin tarihsel bir sorunun çözümü için gerekli geçiş sürecini demokratik hukuk güvencesine kavuşturacağını savundu.

"Çerçeve yasa, barışa açılan kapıdır. Barış ise çatışmayı yeniden üreten koşulların ortadan kaldırılmasıdır. Çerçeve yasa tam da bunun için gereklidir: Çatışmalı dönemi sona erdirmek ve kalıcı barışın kapılarını aralamak. Bu yasayla kalıcı barışın hukukunu güçlendirmeliyiz. Barışın kalıcılaşması için Sayın Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşulları sağlanmalıdır. Meclis de tarihî rolünü üstlenmeli, Meclis bünyesinde bir Barış İzleme Kurulu kurulmalıdır. Süreç, bütün partilerin katılımıyla, demokratik katılım ve şeffaflık içinde sürdürülmelidir."

Yasanın çıkarılmasıyla sürecin tamamlanmayacağını, asıl demokratik dönüşümün bundan sonra başlayacağını belirten Bakırhan, eşit yurttaşlık, dil, kültür ve inanç özgürlüğü, yerel demokrasi, cezada adalet ve infazda eşitlik alanlarında yeni düzenlemeler yapılmasını istedi.

"Ağustos, çerçeve yasayla barışın temellerinin atıldığı ay olsun. Ekim ise demokratik Türkiye'nin inşasında yeni bir baharın başlangıcı olsun."

Bakırhan, milletvekillerine ve parti teşkilatına da yasa görüşmelerinde polemik ve provokasyondan uzak durma çağrısı yaptı:

"Bu yasa 86 milyonu ilgilendiriyor. Şemdinli'yi de Keşan'ı da ilgilendiriyor. Komisyon'da ve Genel Kurul'da yasa görüşülürken polemiğe, provokasyona ve gerilime asla kapılmayacağız. Barışın kapısını aralayacak her görüşü ve öneriyi büyük bir olgunlukla dinleyeceğiz. Eleştirileri ve haklı kaygıları anlayacağız. Ortak yolu birlikte arayacak, diyaloğa ve müzakereye açık olacağız."

İktidara da seslenen Bakırhan, yasanın Meclis'in son haftasına sıkıştırılmasını ve içeriğini eleştirdiklerini ancak düzenlemeyi önemli bulduklarını söyledi:

"Barış için herkes bir adım atarken iktidar, on adım gücünde yasalar çıkarmalıdır. Yeni bir yüzyılın eşiğindeyiz. Bu eşiği korkuyla değil umutla, çatışmayla değil barışla, inkârla değil demokrasiyle, ayrışmayla değil eşit yurttaşlıkla geçmek için kenetlenelim."