DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'a "umut hakkı" çağrısında bulunarak, "Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz. Umut hakkı, bu halkın geleceğe yürüme hakkıdır. Dolayısıyla bu süreci oyalamadan, yokuşa sürmeden bir an önce Meclis'te özel yasa için atılacak adımları hızlandırıp; kaos, kriz yaratmak isteyenler, bu süreç karşısında provokasyonlar yaratmak isteyenler karşısında barışı inşa etmemiz gerekiyor" dedi.
DEM Parti tarafından İstanbul'da terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'a özgürlük talebiyle miting düzenlendi. Mitingde konuşma yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, vefat eden sanatçı Kadir İnanır'ın sevenlerine baş sağlığı diledi. Bakırhan, "Değerli halkımız, bugün hem bir mitingi hem de bir yası bir arada yaşıyoruz. Kürt dostu, işçi dostu, emekçi dostu Kadir İnanır'ı kaybettik. Barış sevdalısı, emekçinin, ezilenin her daim yanında duran; sadece sanatçı kimliğiyle değil, duruşuyla da bir demokratı, bir devrimciyi, bir Karadeniz evladını kaybettik. Buradan Kadir İnanır'ın ailesine, sevenlerine ve Türkiye'ye başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
Dün ve bugün Türkiye'nin dört kentinde miting düzenlediklerini hatırlatan Bakırhan, "Bu ülke son elli yılını Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerini bastırmak için geçirdi. Bu ülke 3 trilyon dolarını Kürtlerin ana dilini konuşmaması, siyasi iradesini seçmemesi, insanca, eşitçe yaşamaması için harcadı. Bugün eğer emekliler geçinemiyorsa, eğer asgari ücretle çalışan emekçi kardeşlerimiz ailelerini geçindiremiyor ve zorlanıyorsa sebebi bu 40-50 yıllık çatışmadır, şiddettir" dedi.
"TÜRKİYE DEĞİŞİME GEBE BİR SÜRECİ YAŞIYOR"
Dünyanın yeniden şekillendiğini vurgulayan Bakırhan, "Bütün ülkeler artık geçmişini gözden geçirerek daha demokratik bir düzen ve zemin yaratmak zorundadır. Türkiye de değişime gebe bir süreci yaşıyor. Artık Kürt'ün inkâr edildiği, Alevi'nin inancının reddedildiği, gençlerin geleceğinin çalındığı, kadın haklarının yok edildiği bir düzeni bu süreçte Türkiye kaldıramaz" diye konuştu.
"SİYASETİN EN ACİL GÖREVİ ÇERÇEVE YASA ÇIKARTMAKTIR"
Siyasetin öncelikli görevinin çerçeve yasa çıkartmak olduğunu öne süren Bakırhan, "Bugün siyasetin en acil görevi nedir? Çerçeve bir yasa çıkarmaktır. Çerçeve yasa açık olmalıdır, net olmalıdır, cesur olmalıdır. Herkesin güvenle dönebileceği, kimsenin kapıdan çevrilmeyeceği, ayrımcılığa ve keyfiliğe yer bırakmayan bir hukuk kurmalıdır. Yasa; dağdan, cezaevinden, sürgünden demokratik siyasete dönüşün yolunu açmalıdır" dedi.
"SİLAHLARI YAKANLAR HALA ÜLKEYE DÖNEMEDİLER"
Bakırhan, terör örgütü PKK üyesi bir grubun Süleymaniye'deki silah yakma merasimini hatırlatarak, "Bir yıl önce biz de Süleymaniye'de silahların yakıldığı o törende bulunduk. Bir yıl önce silahlar yakıldı ama o silahları yakanlar hâlâ ülkeye dönemediler. Bir yıl kaybettik. Artık bu süreci daha fazla ertelemeden, daha fazla oyalamadan, daha fazla uzatmadan bir çözüme kavuşturmamız gerektiğini bir kez daha dile getiriyoruz" ifadelerini kullandı.
"ÇERÇEVE YASA DEMOKRATİKLEŞMENİN ANAHTARIDIR"
Siyasetin öncelikli gündeminin çerçeve yasa olması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, "Çerçeve yasa demokratikleşmenin anahtarıdır. Çerçeve yasa yerel demokrasinin, eşit yurttaşlığın, ana dilin, özgür yaşamın kapısını açmalıdır. Bu yasayla eğer ilk düğmeyi doğru iliklersek yolumuz demokratik bir düzene, demokratik bir Cumhuriyet'e çıkar" dedi.
"BARIŞ GECİKTİKÇE SABOTAJLARA AÇIK OLUR"
İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak tanımladığı ikinci çözüm sürecinin gecikmesi halinde sabotajlara açık olabileceğini kaydeden Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
"Barış geciktikçe sabotajlara, risklere açık olur. Bakın, biz bugün burada miting yaptığımız yerde birileri barış karşıtlığı yapıyordu. Birileri barış olmasın diye bu mitingi protesto etmeye çalışıyordu çünkü savaşın gölgesinden beslenenler var. Halkların barışından, halkların buluşmasından korkanlar var. Kürt ve Türk barışınca oy kaybedeceğini, siyasi zeminini yitireceğini düşünenler var. Bu barış karşıtları karşısında bu süreci ertelemeden bir an önce yasal adımlarla bir yere ulaştırmak siyasetin temel görevidir."
"ÖCALAN'IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ERTELENMESİ İÇİN HERHANGİ BİR GEREKÇE YOKTUR"
Bakırhan, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan için umut hakkı uygulanması çağrısında bulunarak, şöyle konuştu:
"Savaşı durduracak, silahları devreden çıkaracak tek bir muhatap var, o da Sayın Abdullah Öcalan'dır. Sayın Abdullah Öcalan, cezaevinde 27 yıl geçirdi. Bu 27 yıl içerisinde ısrarla barıştan, diyalogdan, Türkiye'nin demokratik geleceğinden bahsetti. Ve bunları inşa etmek için tecrit altında olmasına rağmen sürekli, ısrarla, büyük bir iddiayla barış ve diyaloğun oluşması için elinden gelen bütün çabayı ortaya koydu. Israrla Türkiye çözümünü savundu. Israrla bu savaşın bitmesini, Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerinin artık kabul edilmesini savundu. Dolayısıyla bu savaşı durdurabilecek, bu sorunun tek muhatabı olan Sayın Öcalan'ın bu saatten sonra tecritte olması, 12 metrekarelik bir hücrede olması kabul edilemez. Artık Sayın Öcalan'la Türkiye halkları arasındaki duvarları kaldırmak; Sayın Öcalan'la Kürtler, kadınlar, Aleviler, emekçiler arasındaki duvarları kaldırarak Sayın Öcalan'ın Türkiye halklarıyla buluşmasını sağlayacak bir sürecin içerisindeyiz. Sayın Öcalan'ın özgür yaşam, özgür çalışma, toplumla buluşma koşullarının bu saatten sonra ertelenmesi için herhangi bir gerekçe yoktur. Bu aynı zamanda Türkiye'nin barış iradesinde ne kadar samimi olduğunu da gösterecek çok önemli bir testtir. Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz. Umut hakkı, bu halkın geleceğe yürüme hakkıdır. Dolayısıyla bu süreci oyalamadan, yokuşa sürmeden bir an önce Meclis'te özel yasa için atılacak adımları hızlandırıp; kaos, kriz yaratmak isteyenler, bu süreç karşısında provokasyonlar yaratmak isteyenler karşısında barışı inşa etmemiz gerekiyor."




