İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişine sert tepki gösteren YENİ Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Tugay'ın siyasi geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özkan, "Kullandılar ve attılar" ifadelerini kullandı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişinin ardından en sert tepkiyi gösteren isimlerin başında gelen YENİ Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, gazeteciler Fatih Yapar, Ender Aldanmaz, Metehan Ud ve Berivan Kaya’nın sorularını yanıtladı.
Ege'de Sonsöz haber sitesinde yer alan haber şu şekilde:
"İHANET..."
Tugay'ın parti değiştirmesini siyasi bir tercih olmanın ötesinde "ihanet" olarak nitelendiren Özkan, röportajda, Cemil Tugay'ın siyasi geleceğinin olmadığını savundu. YENİ Partili Özkan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu transferle muhalefet içerisindeki çelişkileri derinleştirmeyi ve fon krizi ile oluşan gündemi değiştirmeyi amaçladığını ileri sürerken Tugay'ın yeniden aday gösterilmeyeceğini düşündüğünü belirtti.
Özkan'ın hedefinde yalnızca Tugay yoktu. Parti içerisindeki siyasi dengelere ilişkin de konuşan Özkan, parti içerisinde küçük bir grubun kendisinin karar alma mekanizmalarında etkili olmasını engellemeye çalıştığını öne sürdü. Geçmişte Parti Meclisi'ne girmesinin önüne geçilmesi için kadro ve ihale dağıtıldığı iddiasını gündeme taşıyan Özkan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olacağı yönündeki değerlendirmeleri ise kendisine karşı yürütülen siyasi kampanyaların bir parçası olarak nitelendirdi.
Tugay'ın adaylığına ilk günden itibaren karşı olduğunu da açıklayan Özkan, hem İzmir siyasetindeki saf değişimlerine hem de kendi partisindeki güç mücadelelerine ilişkin oldukça dikkat çekici mesajlar verdi.
Cemil Tugay’a yönelik eleştirilerinin dozajı oldukça yüksekti:
“Cemil Tugay’ın anca turşusunu kurarlar. Ondan tarlaya gübre bile olmaz.”
"AKLI BAŞINDA BİR İNSAN NEDEN AK PARTİ’YE GEÇSİN"
İzmir Büyükşehir Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi sonrası oldukça öne çıktınız. Çok sert sözlerle kendisine yüklendiniz. Tugay, sizin hakkınızda suç duyurusunda bulundu. Bu konuyla ilgili bir ifade verme süreci oldu mu, hangi paylaşımınız ile ilgilidir şikayet?
Henüz ifadeye çağrılmadım. Şikayetin konusunu da bilmiyorum. Ama şikayete çok sevindim. Şikayetçi olmazsa çok gönül koyarım. Mahkeme salonlarında da kendisiyle hesaplaşmak isterim. Dava açacakmış. Açmazsa hakikaten çok üzülürüm.
Bir zulüm varsa, bir adaletsizlik varsa ona direnen insanların karşısında saf değiştiren insanları mazur göremem. Zalime acırsam zulmünü onaylarım. Cemil Tugay'ın yaptığı şey bizim siyasi duruşumuza ayıkırıdır. Kendisine bu partinin verdiği bir emek var. Bu emeğe ve bizim inanç sistematiğimize ağır bir saldırı yaptı. Cemil Tugay kendini kim görüyor da bize böyle bir hakarette bulunabilme cüretini gösteriyor? Ne münasebetle AK Parti'ye gider? Bağımsız kalması bile bir problemdir ama öyle devam edebilirdi. Ne münasebetle, hangi cesaretle AK Parti saflarına geçebilir?
Siz bir siyasi mücadelede eğer saf değiştiriyorsanız ahlakınızla, sizin durduğunuz yerle ilgili bir problem olduğunu ve çürümeyi gösterir. Sağlıklı bir insan, aklı başında bir insan, bağımsız kalmayı tercih etmiş bir insan neden AK Parti'ye geçsin?
"AK PARTİLİLERE DE ÜZÜLDÜM, BU ÇÜRÜKLE NE YAPACAKLAR?"
Cemil Tugay halinden memnun gibi gözüküyor. Genel Başkan Özgür Özel’in ise açıklamaları bulunuyor. Özel, ‘önüne dosya koydular, dava vardı, tutuklanacaktı. Bu yüzden gitti’ diyor.
O zaman bizim içimizdeki hali ihanet halidir. Haindir. İçimizdeki köstebektir o. Pazar günü de açıklama yaptı. ‘Cumhurbaşkanı Türkiye'nin kaptanı, ben de mürettebatından biriyim’ diyor. Aklı başında bir insan bunları söyler mi? Ya buradaki haliniz hainlik hali ya oradaki haliniz hainlik hali. Şecaat arz ederken merd-i kıbti sirkatin söyler*. Ne anlatıyorsun Cemil Tugay? Ne saçmalıyorsun? Eğer o tarafa geçtiysen buranın hainisin. Bu sözler gerçekti ve sen şimdi o tarafa geçtin. O zaman o tarafın hainisin. Bu insanın çürüme halidir. Bir omurganın yokluğunu gösterir.
Meslek Fabrikası’nın devrine karşı direnişte yan yana oturduk. Bana devrimci nutuklar atan, Atatürkçü nutuklar atan, bana devrimci geçmişini, Atatürkçülüğünü anlatan Cemil Tugay bugün o tarafa geçiyorsa insan olarak tükenmişliğinin ifadesidir. “Tıp fakültesindeyken yemekler kötü çıkıyor diye devrimci arkadaşlarımla birlikte öyle bir direniş yaptım ki yemekleri düzelttiler. Ben öyle bir Atatürkçü aileden geliyorum ki…” demişti Cemil Tugay. Ya o Cemil bu Cemil değil ya bu Cemil o Cemil değil. Sen hangi Cemilsin Cemil? Hangisine seslenelim? Her ikisi de çürük… Çürüdüğü için düşmüş etrafı kirletiyor o kadar.
AK Partili arkadaşlar adına üzülürüm. Böyle bir çürükle kendilerini ne yapacaklarını zannediyorlar? Son anketi gördük. yüzde 48 ile seçilen Cemil yüzde 52 ile kabul görmedi.
"İÇİMİZDEKİ TİKSİNME DUYGUSUNU TARİFE KELİME YETMEZ"
Peki 29 Ekim protokolünde ayağa kalkılmaması ve tokalaşılmaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Böyle bir kişinin önünde ayağa kalkılır mı ya? Dışarıya karşı hiçbir zaman kendisini eleştirmedik. İçeride söylediklerimiz çok daha ağırdı. Kent yönetimine dair yanlışlarını söyledik. Her aşamasında ifade ettik. Bunları dışarıda söylemedik ama aile içinde konuştuk.
Sen kim oluyorsun da bizim siyasi haysiyetimizle oynamaya kalkıyorsun? Sen nesin yani? Öyle bir terbiyesizlik ben daha önce görmedim. İçimizdeki tiksinme duygusunu tarife kelime yetmez. Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılabilirseniz bağımsız kalırsınız. YENİ Parti’den ayrılırsanız bağımsız kalırsınız. Bunun bir siyasal mesajı vardır. Anlaşılır ama karşı tarafa geçtiğinizde olmaz kardeşim. Demek ki bizde bulunduğun yer, durduğun yer baştan itibaren hataydı. Her şeyi bilerek yaptın. Sen bir köstebeksin.
"ZALİMİN YANINDA DURANLARA ASLA VE ASLA MÜSAMAHAM YOKTUR"
Peki sizin kadar niye diğer milletvekilleri ya da diğer siyasi aktörler tepki göstermiyor? En ağır tepkiyi Tuncay Özkan gösteriyor.
Bu mesele belki de en çok benim için önemlidir. Benim hainlere karşı ihanet edenlere karşı mücadelem ortada. Zalimin yanında duranlara asla ve asla müsamaham yoktur. Asla ve asla da olamaz. Sen kimsin de bize yalan söyleyeceksin? Sen kimsin de beni kandırmaya kalkacaksın? Sen kimsin de beni aldatmak isteyeceksin? Sen kimsin kardeşim? Ben senin için oyu istedim. Ben senin için gittim, kapı kapı çalıştım. Bu kentin siyasi temsiliyetini 3 kuruşa sen nasıl satarsın? Sen kendinde böyle bir hakkı nasıl görürsün? Ne münasebet ya?
Karakter sorunu yaşadığı için geçti. Omurga sorunu yaşadığı için geçti. Çürük olduğu için geçti. Hiçbir tartışma, hiçbir mücadele, hiçbir ayrışma böyle bir çelişkiye izin vermez. Genel başkanla tartıştın, YENİ Parti’ye gelmedin. Bağımsız kaldın. Bağımsızlık sana battı mı ya? Atatürkçü Düşünce Derneği'nden bir günde istifa etmeyi falan bu kente yutturabileceğini zannediyorsun? Ne münasebet? Meslek Fabrikası’nın önünde sen kimle dalga geçtin Cemil? Haydi biz neyse AK Partililer için söylediği sözler de kelimeler de mi yalanmış?
"İNŞALLAH ADAY YAPARLAR, HALKIN KARŞISINA ÇIKAR AMA YAPMAYACAKTIR ADAY!"
Peki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sizce Tugay’ı neden kabul etti?
Bu transfer fon krizini örtecek bir başlık. Fon krizini büyütmeyecek daha altlarda tutacak bir oyalama, bir gündem malzemesi… Karşı taraf içindeki çelişkileri büyütelim. Bir güvensizlik olgusu, bir psikolojik harekat planı olarak Cemil Tugay’ın transferi görülmüştür. Yoksa Cemil'i bir daha belediye başkanı adayı yapmayacak. İnşallah yapar. İnşallah bir daha çıkartır halkın karşısına. Bu kent için hazırlanan AK Parti içinde bildiğim çok namuslu, çok güzel insanlar var. Çok çalışkan insanlar. Onların emeklerine, onların hakkına, hukukuna ayıptır. Yapmayacaktır aday.
Peki aday yapmayacaklarsa ne yapacaklar Cemil Tugay’ı? İzmir'in sonuçta anahtarını Erdoğan’a verdi.
Cemil'in turşusunu kuracaklar. Cemil’den bundan sonra tarlaya gübre olmaz. Ondan İzmir'in adının, ruhunun santimetre karesine gübre olmaz.
Cemil Tugay’ı kullanıp atacaklar mı diyorsunuz, bu dönem itibariyle Tugay’ın süreci bitecek mi size göre?
Bitti zaten. Kullandılar ve attılar. Bir günlüktü o. Atatürkçü Düşünce Derneği'nden, Sosyal Demokrat Derneği'nden istifa etti. O gün bitti. Onun yarını yok. Biz o günün kavgasını veriyoruz şimdi.
"İLK GÜNDEN BERİ CEMİL’E KARŞIYDIM"
Kendisi AK Parti'ye geçince hizmet gelecek, metro gelecek, raylı sistem gelecek, körfez temizlenecek, kentsel dönüşüm için hareketlilik başlayacak diyor. Bakanlarla fotoğraflar, görüşmeler var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Peki içerik nerede, bütçe nerede? Para nerede? Bugüne kadar yapacaklardı da yapmadılarsa onların ayıbı. Bu iktidar çevre yoluna 1 lira para ayırdı. Oysa o çevre yolunu yapsalar yılda 72 saatini trafikte geçiren İzmirli 42 saatini geçiriyor olacaktı. Niye yapmadılar? Cemil'i mi bekliyorlarmış? Bu kent Türkiye'nin 3. büyük ekonomisi. Bu kent 2 milyar dolar katma değer gönderdi bütçeye. Şimdi ise Cemil için bir proje yap. Alttan geçelim, yok üstten uçalım. Uçan arabayı Cemil yaptı diyelim. Deli saçması şeyler.
Buradan İzmir ne alacak? İzmir buradan siyasi ders alacak. İhanet dünyanın en ağır yüküdür. İzmir bu kiri denize süpürüp atacak. Cemil’in sihirli değneği vardı da bugünü mü bekledi? Öyle mi diyeceğiz yani? Trafik sorununu ben mi çözeceğim? Cemil çözecek. Kanalizasyon sorununu ben mi çözeceğim? Cemil çözecek. Ulaşım sorununu ben mi çözeceğim? Cemil çözecek. Depreme ben mi hazırlayacağım kenti? 7.2 büyüklüğünde bir deprem olduğunda en az ölü sayımız 50 bin… Ben bakanlığın simülasyonundan söylüyorum. Bir tane resmi bina ayakta kalmayacak. Cemil bunun için ne yaptı? İşin içinden çıkılmaz hale gelmek dışında eski arkadaşlarını yargıya ihbar etmek dışında ne yaptı Cemil?
Ben ilk günden beri Cemil'e karşıyım. Karşıyaka’da adaylığına karşıydım. Büyükşehir’de de karşı olduğumu kendisi de biliyor.
"PARTİDE ÇOK KÜÇÜK BİR GRUP KARAR VERİCİ OLMAMI ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR"
Cemil Tugay’a yönelik ağır sözlerinizi büyükşehir adayı olacağınız yönünde yoranlar oluyor.
Karşınızda bu memleketi böyle bırakırsak bu işin sonu nereye varacak diye uyumayan bir adam var. Bu işin sonu nereye varacak diye uyuyamıyorum. Ben bunları düşünürken bazılarının derdi ayrı. Tuncay gelirse başımıza dert gelir, bela gelir. Tuncay gelirse öyle yapar, böyle yapar. Tuncay'dan büyük taş düşsün başınıza.
Geldiğim günden beri bir kampanya; Tuncay Özkan, Genel Başkanlığa aday olacak. Sonra bir kampanya Tuncay Özkan Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olacak. Sonra bir kampanya Tuncay Özkan İzmir'den gitsin. Sonra bir kampanya işte tekrar Büyükşehir Belediye Başkanlığını istiyor.
Ben ahlakımla yaşayabileceğim bir Türkiye istiyorum. Ben milletvekiliyim. Her seferinde aynı şeyi söylemekten de bıktım. Bu partinin kurucu 91 milletvekilinden biriyim. İzmir'de milletvekilliği ve siyaset yapıyorum. Bir arkadaşımı listeye yazdırmışım. Herkesin siyaset yapma hakkı var da benim mi hakkım yok? Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı falan filan bunlar çok ileri malzeme. Tuncay Özkan'ın dünya görüşünden korkanların uydurduğu laflar. Sokakta İzmir halkının bana olan sevgisine, benim onlara olan saygıma, sevgime herkes tanıklık eder. Şu memleketi bir toparlayalım ya.
Bir önceki dönemde “Tuncay Özkan, Parti Meclisi’ne girmesin” diye çeşitli kadrolar, ihaleler falan verildi. Gaziantep'ten beni bir arkadaş aradı. Delege arkadaş ‘sana oy vermezsem kızımı işe alacaklardı. Almadılar. Beni kandırdılar. Ben seni çok severim” dedi. Buradan söylüyorum; Eğer iş, aş, ekmek verecekseniz ve siyaseten de benim olmamamı istiyorsanız 5 bin kişiye, 3 bin kişiye iş, aş, ekmek verin. Vallahi çekilirim siyasetten. Ben siyaset erbabı olarak gelmedim. Ben bir aydın sorumluluğu içerisinde, sivil toplum unsuru olarak toplumun gönlünde aklında yer ettim. Ben partili olarak gelmedim. Sizler gibi gazeteciydim. Aydın sorumluluğu içinde hareket ettim. Mitinglerimi öyle yaptım, sözümü öyle söyledim.
Bu arkadaşlar küçük bir grup, çok küçük bir grup. Bunlar benim karar verici olmam konusunda olağanüstü hassaslar. Siz karar verdiniz hep bugüne kadar. Sonuç ortada. Akla, tecrübeye bir yol açmak lazım.
*Şecaat arz ederken merd-i kıbti sirkatin söyler: Kişinin kendini övmek, cesaretini veya iyi olduğunu göstermek isterken farkında olmadan kendi kusurunu, suçunu ya da yaptığı yanlış bir işi ifşa etmesi durumunda kullanılan bir deyim.





