Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu tutukluların cezaevindeki incelemesi avukatsız yapıldı. İzmir Barosu karara tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Tutuklular esir değil, hakları olan yurttaşlardır” denildi.
BirGün'ün haberine göre; İzmir Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’nin eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın tutukluluk incelemesinin avukatsız şekilde yapılması, hukuk çevrelerinde tepkiye yol açtı.
İzmir Barosu'nnu yaptığı açıklamada, “İzmir Büyükşehir Belediyesi operasyonu kapsamında Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya ve Şenol Aslanoğlu’nun tutukluluk incelemelerinin dün akşam saat 20.00 sularında ilgili sulh ceza hâkimliği tarafından cezaevine Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanılarak yapıldığı, ancak incelemenin avukatsız şekilde gerçekleştirildiği baromuz bilgisine gelmiştir. Tutukluların avukatları olmadan beyanda bulunmayacaklarını belirtmelerine rağmen tutukluluk incelemesinin avukatsız şekilde gerçekleştirilmesi, zaten haksız ve hukuka aykırı olan tutukluluğa ek olarak hiçbir usul ve hukuk kuralının işletilmediğini bir kez daha göstermektedir. Yurttaşların haksız bir şekilde cezaevlerinde tutulmasının bu düzene yetmeyip, en temel haklardan olan avukat ile savunma yapma hakkının da elinden alınması, mevcut uygulamanın bir esir alma ‘hukuku’ haline dönüştüğünü göstermektedir” denildi.
Açıklamada "adil yargılama" vurgusu yapılarak şu ifadelere yer verildi:
“Avukatsız yargı hayalleri kuranlar şunu iyi bilsinler ki bu ülkenin hukuka, adalete, insan hakları ve demokrasiye bağlı onurlu avukatları buna hiçbir dönemde izin vermemiştir, bu karanlık dönemde de vermeyecektir. Bu ülkenin hiçbir yurttaşının elinden adil yargılanma ve savunma hakkı böylesi keyfiliklerle alınamayacaktır. En temel usul kurallarının bile rafa kaldırıldığı bir dönemde ne esirlik ‘hukukunu’ ne de hukuk devletinin bu şekilde ortadan kaldırılmasını kabul ediyoruz.”