Galeri Beylikdüzü ve Trabzon Araştırmaları Gençlik Vakfı tarafından "Sanat Buluşmaları" kapsamında "Tarihsel Süreç İçinde Trabzon'da Görsel Sanatlar" söyleşisi düzenlendi. Söyleşiye mimar Kadri Atabaş, ressam Veysel Günay, ressam Aydın Ayan ve yazar Tayfun Pirselimoğlu konuşmacı olarak katıldı.

Mimar Kadri Atabaş, Trabzon’un Türkiye’deki sanat üretimindeki yerini değerlendirerek, kentin özellikle resim alanında yetiştirdiği sanatçılarla dikkat çektiğini ifade etti. Atabaş, şunları söyledi:

"Her sene Trabzonlu ressamların sergileri Ankara’da açılıyor. Sürekli kitap basılıyor. Ve hepimiz kendi aramızda diyoruz ki: Trabzonlu ressamları Türk resminden çıkar, koca bir delik olur. Türk resminin belki yarısı, önemli isimleri yok olur. Şimdi bir açıdan baktığınız zaman çok etkili bir şey. İki tane soru geliyor tabii. Bunlardan birincisi: Ya bu bir Trabzon resmi anlamında, içerik olarak bir tanım mıdır? Hiç konuşulmadı. Trabzonlu ressamları konuşuyoruz, Trabzon’un ne kadar önemli sanatçıları olduğunu konuşuyoruz; ama bir eda, bir tavır, bir dünyaya sunum anlamında bir Trabzon veya o çevrenin resminden bahsedebilir miyiz? Bu soruyu bir köşeye koyalım. Ben şahsen bahsedilemeyeceği fikrindeyim. Ama bir köşeye koyalım. Bir iki ressam hariç tutulabilir.

"TRABZON, ÇOK ÖZGÜN KİLİT NOKTADA BİR KENT"

İkincisi de şu tabii: Ya yani ne? Trabzon’da genetik olarak böyle insanlar resme daha yetenekli mi doğuyorlar? Böyle ırkçı bir şeye de inanmıyorum. Yani hani 'genlerimizle ressam doğuyoruz' gibi bir şey nasıl söylenebilir ki? Dolayısıyla başka şeylere bakmak lazım. Bunlardan birisi doğrudan, muhtemelen bana göre en önemlisi coğrafya. Trabzon’un Anadolu’da çok özgün üç noktası var. Birincisi, Kafkas Dağları’yla ve Kafkas kültürüyle denizin arasına sıkışmış çok özel bir coğrafyaya sahip olması. Bu yer aynı zamanda Persler üstünden Pakistan ve Hindistan’a uzanan yolun, Karadeniz üstünden ve Tuna Nehri’nden Avrupa’ya uzanmasının en kritik noktası. Dolayısıyla Trabzon, çok özgün kilit noktada bir kent. Bir liman kenti. Liman kentleri dünyada her zaman çok özgün kentlerdir, bugün de böyledir. Dolayısıyla Trabzon, Anadolu’da Avrupa’dan Hindistan’a, İç Asya’ya kadar uzanan kültürlerin ve ticaretin en kritik noktasında duruyor ve bir liman kenti, bu onu tarihinde çok özgün bir noktaya taşıyor."

Atabaş'ın ardından konuşan ressam Aydın Ayan da şöyle konuştu:

"Trabzon insanında böyle bir maceracılık, bir deneme, bir gariplik var. Bu yöresel bir özellik. Bu açıdan biraz sanatçıya uygun. Normal adam sanatçı olmaz; normal olup da sanatçı olan yoktur. Ya dünyada yapılacak birçok iş varken, ne olduğu belli olmayacak, geleceği bilinmeyen, hiçbir bilimsel şeye dayanmayan, hiçbir garantisi olmayan bir meslek seçilir mi? E, burada var birkaç kişi; yani ne bileyim, nasıl olduysak. Sanatın özünde bu var. Ama nedir toplumun görevi? Bunun yetişebilme, tanıyabilme ortamını hazırlamak; ilgi duyan, kişiliği uyan, yanlışlıkla da olsa bu yola girip bir şey yapabilecek insanlara bu şansı vermek, onların bazılarından da olumlu sonuç alabilmektir."

"KARADENİZLİLER KENDİ BAŞLARINA VARLAR"

Ressam Aydın Ayan da konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Şimdi ressamlar, şairler tek tabanca bireysel üretim yapıyorlar. Dağda da üretebilir, evinin bahçesinde de üretebilir, balkonda da üretebilir. Mimar öyle değil, heykeltıraş hiç öyle değil; diğer toplumsal üretimde bulunan kişiler hiç öyle değiller. Onun için Trabzon’da çok sayıda bireysel üretimde bulunan, sanatsal üretimde bulunan kişi var; hem bilim adamı olarak hem sanatsal açıdan. Ama bakın, bireysel üretim diyorum. İsterseniz siz onu biraz daha abartın, bireyci üretim diyelim. Bireysel üretim yapıyor ama bireyci davranıyor. Egosantriktir: Ben yaptım, ben ettim. İki canciğer arkadaş bir araya gelsin, en güzel şeyi kursunlar; üçüncü gün 'bir de ben yaptım', bir de 'hayır ben yaptım' derler. Dördüncü gün ayrılırlar. Dışarıdakiler, Trabzon’un dışındakiler zannederler ki Karadenizliler birbirlerini çok tutarlar. Hayır, hiç öyle değil. Karadenizliler kendi başlarına varlar. Gittikleri yerlerde de kendi başlarına var edebiliyorlar kendilerini. O özgüvenleri vardır, o birikimleri vardır, o heyecanları vardır. Gittikleri yerde yönlendirebilirler."

Dev şirkette 'insan eti' skandalı!
Dev şirkette 'insan eti' skandalı!
İçeriği Görüntüle

Yazar Tayfun Pırselimoğlu da "Şimdi bir de sosyolojik tarafı var tabii. O da bence şehrin ticaretle olan ilişkisinin yarattığı bir burjuvası var. O burjuvanın sayesinde yaşanan bir zenginlik var. Çünkü neticede öyle ya da böyle yaptığımız iş, çok bireysel de olsa, paranın olduğu yerden etkileniyor. Yani bu müze dediğimiz şeylerde insanların resim yapıp onu satması da ortada bir sanat gustosunun oluşması da onu oluşturacak bir paranın dönmesiyle ilgili. Trabzon bu anlamda çok şanslı bir dönem var, sizin dediğiniz gibi" diye konuştu.

Söyleşi, katılımcıların konuşmacılara çiçek takdim etmesi ile sona erdi.