Türkiye Komünist Partisi (TKP), Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin ardından 28 maddelik bir değerlendirme yayımladı.

Parti açıklamasında, zirvenin silahlanma ve savaş hazırlıkları açısından ortak bir iradeyi ortaya koyduğu öne sürülürken, AK Parti iktidarının zirveyi savunma sanayisi ve Batı ile ilişkiler açısından bir fırsat olarak değerlendirdiği ifade edildi.

"TÜRKİYE SICAK ÇATIŞMALARDA TARAF OLDU"

TKP, Türkiye'nin NATO içindeki yeni konumunun ciddi riskler barındırdığını savunarak, ülkenin sıcak çatışmaların tarafı haline geldiğini ileri sürdü.

Açıklamada, "Ülkemiz açısından en büyük sorun sıcak çatışmaların içine çekilme olasılığıdır. Ukrayna Savaşı ve İran'a dönük saldırganlık NATO'nun merkez gündemine dönüşmüştür. Bu bağlamda Türkiye resmen taraf olmuştur" ifadelerine yer verildi.

NATO KARARGAHLARI VE MONTRÖ VURGUSU

Açıklamada, Türkiye'de kurulacağı duyurulan yeni NATO karargahlarının ülkeyi bölgesel gerilimlerin doğrudan tarafı haline getireceği öne sürüldü.

Boğazlarla ilgili kurulacağı belirtilen karargaha dikkat çekilen açıklamada, Montrö Sözleşmesi'nin NATO çıkarları doğrultusunda zayıflatılmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceği savunuldu.

"YENİ OSMANLICILIK RİSKİ"

Fidan'dan Kiev'de kritik açıklama: Türkiye, Ukrayna'nın deniz güvenliğine liderlik edecek
Fidan'dan Kiev'de kritik açıklama: Türkiye, Ukrayna'nın deniz güvenliğine liderlik edecek
İçeriği Görüntüle

TKP, hükümetin dış politikasını da eleştirerek, Yeni Osmanlıcılık yaklaşımının Türkiye'yi bölgesel çatışmaların içine sürüklediğini ileri sürdü.

Açıklamada, bu politikanın ülke açısından hem güvenlik hem de siyasi istikrar bakımından risk oluşturduğu savunularak, bölgedeki rekabetin kontrolden çıkmasının Türkiye'yi olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.

MUHALEFETE DE ELEŞTİRİ

Parti açıklamasında, NATO'ya yönelik eleştirilerin yalnızca iktidarla sınırlı olmadığı belirtilerek, muhalefetin de zirve sürecindeki tutumu eleştirildi.

TKP, NATO'ya karşı mücadelenin sınıfsal bir temelde yürütülmesi gerektiğini savunurken, düzen muhalefetinin zirve sürecindeki sessizliğini de eleştirdi.