TGC Yönetim Kurulu, yaklaşık üç aydır Silivri’de tutuklu olan gazeteci Alican Uludağ’ı ziyaret etti. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanan Alican Uludağ hakkında açılan davanın ilk duruşması 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Ankara’da görülecek. Ziyaretin ardından TGC'den yapılan açıklamada, "Gazetecilerin haberleri, yazıları ve eleştirel görüşleri nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılması Anayasa’ya aykırıdır. Basın özgürlüğünün hedef alınmasıdır. Alican Uludağ’ın ilk duruşmada serbest bırakılmasını talep ediyoruz" denildi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, üç aydır Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan gazeteci Alican Uludağ’ı ziyaret etti. 15 Mayıs 2026 Cuma günü yapılan ziyarete Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Vekili Doğan Şentürk, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Güç ile Yönetim Kurulu üyeleri Göksel Göksu ve Zeynel Lüle katıldı.
Alican Uludağ, sosyal medyadaki 22 paylaşımında Cumhurbaşkanına alenen hakaret, yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (dezenformasyon), devlet organlarını aşağılama suçlarını işlediği iddialarıyla Ankara’daki evinde gözaltına alınmış, İstanbul’a getirildikten sonra 19 Şubat 2026’da tutuklanmıştı. DW yargı muhabiri olan Alican Uludağ, 21 Mayıs 2026’da Ankara’da 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak duruşmasının öncesinde üç aydır süren tutukluluk süreciyle ilgili TGC Yönetim Kurulu’na şu bilgileri verdi:
“İBB DAVASI İÇİN İSTANBUL’A GELECEKTİM KENDİMİ CEZAEVİNDE BULDUM”
“Davam Ankara’da görülecek. Ben SEGBİS ile katılacağım. Davaya yüz yüze katılabilmek için talepte bulundum. Bu benim savunmam için çok önemli. 9 Mart 2026’da İBB iddianamesini haberleştirmek için İstanbul’a gelecektim. 22 sosyal medya paylaşımım gerekçe gösterilerek kendimi cezaevinde buldum. Sosyal medya paylaşımlarımın bana yöneltilen suçlamalarla hiçbir ilgisi yok. Ayda bir ailem ile yüz yüze görüşüyorum. Haftada bir telefonla 10 dakika görüşme hakkımız var.
“OĞLUM DORUK BENİM SİLİVRİ’DE ÇALIŞTIĞIMI SANIYOR”
Kızım Güneş 11 yaşında ve cezaevinde olduğumu biliyor. Oğlum Doruk ise benim Silivri’de çalıştığımı sanıyor! Avukatımla haftada bir görüşüyorum. Her gün düzenli olarak koğuşumda spor yapıyorum. Sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. Daha önce tutuklanmamıştım. Bu sürecin de yargı haberciliğime katkı sağlayacağını düşünüyorum. Yargı muhabirliğim açısından cezaevindeki insanların psikolojisini anlamam, cezaevindeki düzeni görmem çok önemli.
“BEN YARGI HABERLERİ YAPMAYAYIM DİYE TUTUKLANDIM”
Ülkede çok az yargı muhabiri var. Ben ‘yargı haberleri yapmayayım’ diye tutuklandım. Gündemi belirleyen iddianamelerdeki tutarsızlıkları, etkin pişmanlık ifadelerindeki çelişkileri taraf olmadan haberleştirmem engellenmiş oldu.
Benim tutuklanmamdan sonra İBB iddianamesi başta olmak üzere birçok davada bir yılda yapılan tutuklamadan daha fazlası yapıldı. Ben gazeteciliği üç nedenle yapıyorum. Vicdanıma karşı sorumluyum. Gerçeğe sadakatim var. Halkın bilgi edinme hakkına hizmet ediyor, demokrasinin aktifleşmesine katkı sunuyorum. Biz gerçeği halka anlatamaz isek halk nasıl aydınlatılacak? Cezaevinde yargı sürecinde hak ihlaline uğrayan insanların haberlerini yapamadığım için kaygı duyuyorum. Habercilikten hiçbir zaman geri adım atmadım. Ben ülkedeki yargı mensuplarının çoğunluğunun son dönemlerde politikleşen davalarla ilgili kaygı duyduğunu ve onaylamadığını düşünüyorum. Yargı habercisi olarak gerçeğin peşinde olmaya devam edeceğim. Bana yöneltilen suçlamaların hiçbiri doğru değil. Bu suçlamaları kabul etmiyorum. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne gösterdikleri dayanışma için teşekkür ediyorum.”
TGC: ALİCAN ULUDAĞ’IN İLK DURUŞMADA SERBEST BIRAKILMASINI TALEP EDİYORUZ"
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Alican Uludağ’ı ziyaret ettikten sonra bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:
“Bugün yine sadece gazetecilik yaptığı için kendisini Silivri’de cezaevinde bulan bir meslektaşımızı, yargı muhabiri Alican Uludağ’ı ziyaret ettik. Ülkemizde gazetecilerin sürekli gözaltı ve soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bırakılması, yalnızca meslektaşlarımızı değil, halkın haber alma hakkını hedef alan bir baskı ve sindirme politikasıdır. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun vazgeçilmez temelidir. Basın özgürlüğünün zayıflatıldığı bir ortamda toplumun gerçekleri öğrenmesi mümkün değildir. Gazetecilerin haberleri, yazıları ve eleştirel görüşleri nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılması Anayasa’ya aykırıdır. Basın özgürlüğünün hedef alınmasıdır. Alican Uludağ’ın ilk duruşmada serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Demokratik bir toplum için özgür basın şarttır. #Gazeteciliksuçdeğildir ”