Günlük hayatın vazgeçilmezi haline gelen akıllı telefonların kullanıcıları dinleyerek kişiselleştirilmiş reklamlar sunduğu iddiası yeniden tartışmaya açıldı.
Günümüz dünyasında akıllı telefonlar neredeyse elimizden düşmüyor. Fiyat karşılaştırma platformu Uswitch tarafından yapılan bir araştırma, Birleşik Krallık'ta 18-24 yaş arası gençlerin günde ortalama 4 saat 37 dakika akıllı telefon kullandığını ortaya koyuyor. Kullanım sürelerinin bu denli artması, dijital gizlilik ve kişisel verilerin güvenliği konusundaki endişeleri de beraberinde getiriyor.
Günlük yaşamda bir ürün hakkında konuşulduktan kısa bir süre sonra sosyal medyada o ürüne ait reklamlarla karşılaşılması, "Telefonlarımız bizi dinliyor mu?" sorusunu sıkça gündeme getiriyor. Sosyal medya platformu TikTok'ta konuya ilişkin 194 binden fazla arama yapılırken, iddiaları içeren tek bir paylaşımın dahi 250 binden fazla görüntülenme alması endişenin boyutunu göz önüne seriyor.
TELEFONLAR GERÇEKTEN BİZİ DİNLİYOR MU?
Söz konusu iddialara yanıt veren uzmanlar, durumun sanıldığı gibi işlemediğini ifade ediyor. Akıllı telefonlar; Siri, Google Assistant ve Alexa gibi sesli asistanları devreye sokabilmek adına "Hey Siri" gibi komutları pasif olarak dinliyor ve kullanıcı taleplerine göre kişiselleştirilmiş öneriler sunuyor. Ancak ortamdaki genel konuşmaların gizlice kaydedilerek reklam verenlerle paylaşıldığına dair somut bir kanıt bulunmuyor.
Instagram Direktörü Adam Mosseri de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, uygulamanın kullanıcıları dinlediği yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti. Mosseri; konuşulan bir konunun akışta reklam olarak görülmesinin tesadüf olabileceğini, geçmişte benzer bir içerikle etkileşime geçilmiş ya da konuyla ilgili arama yapılmış olabileceğini belirtti.
DİNLEME DEĞİL, GELİŞMİŞ VERİ TAKİBİ
Kullanıcıların karşılarına çıkan reklamların temel sebebi, reklamverenlerin geliştirdiği karmaşık veri takip yöntemleri olarak gösteriliyor. Konum verileri, taranan web geçmişi ve izleme pikselleri sayesinde sistemler, kullanıcıların satın almayı düşünebileceği ürünleri yüksek doğrulukla tahmin edebiliyor. Algoritmalar ayrıca kullanıcıları arkadaş çevreleriyle ilişkilendirerek, yakın çevrelerinin arattığı ürünleri diğer kişilerin de önüne çıkarabiliyor.
Northeastern Üniversitesi tarafından 2019 yılında yapılan ve Android mağazalarındaki 17 bin uygulamanın incelendiği araştırmada da herhangi bir sesli dinleme faaliyetine rastlanmadı. Ancak bazı küçük çaplı uygulamaların, reklam amacıyla olmasa da geliştirme süreçleri için kullanıcı ekran görüntülerini ve videolarını üçüncü taraflarla paylaştığı tespit edildi.
KİŞİSEL VERİLERİNİZİ KORUMAK İÇİN NE YAPMALISINIZ?
İngiltere Bilim, Yenilik ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri, uygulamaların yalnızca kullanıcıların izin verdiği donanımlara (kamera, mikrofon, konum vb.) erişebildiğini hatırlatarak, dijital gizliliği korumak adına şu tavsiyelerde bulunuyor:
Tüm hesaplarınız için güçlü ve tahmin edilmesi zor şifreler kullanın.
E-posta ve önemli dijital hesaplarınızda iki aşamalı doğrulama veya geçiş anahtarları (passkeys) kullanın.
Yeni bir uygulama indirmeden önce talep ettiği izinleri mutlaka kontrol edin ve gereksiz izinleri vermeyin.
Kişisel verilerinizi yalnızca güvenilirliğinden emin olduğunuz internet siteleriyle paylaşın.
İnternet ve sosyal medya ortamında hassas verilerinizi paylaşmadan önce iki kez düşünün.
Kullandığınız sosyal medya platformlarının gizlilik ve izin ayarlarını düzenli olarak gözden geçirin.




