Özgür Özel ile Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Beyağıl Köyü’nde kiraz hasadı yapan kadın tarım işçileriyle dün bir araya gelen CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, yaptığı açıklamada, sahada dinledikleri sözlerin, açıklanan verilerin arkasındaki gerçeği ortaya koyduğunu söyledi.

Bahçede çalışan kadınlar, günlük 2 bin lira yevmiye aldıklarını ifade ederek, "Gidip bir lokantaya keyfimize veya zevkimize bir şey alıp yiyip içme yok bizde. Lokantanın ‘L’sini bilmiyoruz. Böyle sıkacağız. Ekmek paramız yetecek mi bugün, ay başına yettiriyor muyuz, mutluyuz” diye konuştu.

CHP’li Genç, hasat edilen kirazların İngiltere’ye ihraç edildiğini ve “krala giden kirazlar” arasında yer aldığını belirtti. Genç, “Bir yanda dünyanın farklı ülkelerine ihraç edilen, en kaliteli ürünleri üreten emekçiler, diğer yanda ay sonunu getirme hesabı yapan tarım işçileri var. Tarımdaki sorunları yalnızca rakamlarla değil, sahada dinlediğimiz bu cümlelerle de görmek gerekiyor” dedi.

Genç, tarım sektöründe üretici ile tüketici arasındaki fiyat dengesinin her geçen gün daha da bozulduğunu belirterek, mevcut tablonun hem çiftçiyi hem de vatandaşı aynı anda mağdur ettiğini söyledi.

Üreticinin birçok üründe daha düşük fiyatla satış yapmak zorunda kaldığını, buna rağmen market raflarında fiyatların yükseldiğini ya da yeterince gerilemediğini ifade eden Genç, bunun yalnızca tek bir kesimle açıklanamayacağını, tarım ve gıda zincirinin bütüncül şekilde yönetilememesinden kaynaklanan yapısal bir sorun olduğunu dile getirdi.

Genç, özellikle aynı dönemde üretici fiyatı düşmesine rağmen market fiyatı yükselen ürünlerin dikkat çekici olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Bugün ortaya çıkan tablo gösteriyor ki çiftçi daha ucuza satıyor, vatandaş ise daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Bu tablo ne üreticinin ne de tüketicinin lehinedir. Üretimden sofraya uzanan süreçte akaryakıt, enerji, işçilik, depolama, lojistik ve finansman gibi pek çok maliyet bulunuyor. Elbette bunlar göz ardı edilemez. Ancak bütün bu sürecin sağlıklı yönetilememesi hem üreticiyi hem de vatandaşı mağdur eden bir fiyat yapısı oluşturuyor.”

Genç, haziran ayında yaşanan fiyat hareketleri içerisinde en dikkati çeken örneğin çilek olduğunu belirterek, “Çileğin üretici fiyatı bir ay içinde yüzde 7,5 gerileyerek kilogramda 46 lira 50 kuruştan 43 liraya düştü. Buna karşılık market fiyatı aynı dönemde yüzde 81 artarak 91 liradan yaklaşık 165 liraya yükseldi. Üreticinin daha az kazandığı bir dönemde vatandaşın aynı ürüne çok daha fazla ödeme yapmak zorunda kalması, fiyat oluşum sürecinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor” dedi.

"YEŞİL FASULYEDE DE TABLO DEĞİŞMEDİ"

Benzer bir durumun yeşil fasulyede de yaşandığını belirten Genç, üretici ile tüketici arasındaki makasın giderek açıldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Yeşil fasulyede üreticinin kilogram satış fiyatı 62 liradan 46 lira 25 kuruşa gerileyerek yüzde 25’in üzerinde düştü. Buna rağmen market fiyatı 146 liradan 162 liraya yükseldi. Çiftçi daha düşük gelir elde ederken vatandaş daha yüksek bedel ödüyor. Bu tablo, fiyat zincirinin bütün aşamalarının daha şeffaf ve etkin şekilde izlenmesini zorunlu kılıyor.”

Gözaltına alınan Haluk Levent'ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
Gözaltına alınan Haluk Levent'ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
İçeriği Görüntüle

"LİMON VE MAYDANOZDA DA AYNI ÇELİŞKİ YAŞANIYOR"

Genç, yalnızca birkaç üründe değil, farklı ürün gruplarında da benzer eğilimlerin görüldüğünü söyleyerek, “Limon üreticide yüzde 30’un üzerinde ucuzlarken market fiyatı neredeyse hiç değişmedi. Maydanozda ise üreticinin eline geçen fiyat yüzde 15’in üzerinde gerilerken market fiyatı artış gösterdi. Bu örnekler, yaşanan sorunun tekil değil, yapısal olduğunu gösteriyor” dedi.

Yaz aylarının en önemli ürünlerinden biri olan karpuzda da üreticinin ciddi gelir kaybı yaşadığını, vatandaşın ise bu düşüşü aynı ölçüde hissedemediğini ifade eden Genç, şöyle konuştu:

“Karpuzun üretici fiyatı bir ayda yüzde 54,8 gerileyerek 20 lira 75 kuruştan 9 lira 38 kuruşa düştü. Market fiyatındaki gerileme ise yüzde 22,3 ile sınırlı kaldı. Üreticide yaşanan büyük değer kaybının tüketici fiyatlarına aynı ölçüde yansımaması üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.”

"ÇİFTÇİ MALİYET BASKISI ALTINDA ÜRETİM YAPIYOR"

Genç, fiyat hareketlerinin yalnızca satış aşamasıyla değerlendirilemeyeceğini, üretim maliyetlerinin de çiftçi üzerindeki baskıyı her geçen gün artırdığını söyleyerek, “Son bir yılda amonyum sülfat gübresi yaklaşık yüzde 78, amonyum nitrat yüzde 72, kompoze gübre yüzde 46, mazot yüzde 31,5, besi yemi yüzde 31, süt yemi ise yüzde 29 oranında arttı. Çiftçi böylesine ağır maliyetlerle üretim yaparken ürününü daha düşük fiyatlarla satmak zorunda kalıyor. Böyle bir denklem sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı.

Üretimden tüketiciye uzanan zincirde yer alan hiçbir kesimin tek başına hedef gösterilemeyeceğini vurgulayan Genç, asıl sorunun tarım ve gıda piyasasını düzenleyecek etkin politikaların hayata geçirilememesi olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bugün üretici artan maliyetlerle mücadele ediyor. Nakliyeci, hal esnafı, pazarcı ve perakendeci de yükselen enerji, akaryakıt, kira ve işçilik giderleriyle karşı karşıya. Dolayısıyla sorunu tek bir kesime yüklemek doğru değildir. Asıl sorun, bütün bu süreci dengeleyecek, fiyat oluşumunu şeffaflaştıracak ve hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyacak politikaların hayata geçirilememesidir.

Türkiye’nin ihtiyacı, üreticinin emeğinin karşılığını alabildiği, vatandaşın da uygun fiyatla gıdaya ulaşabildiği adil bir tarım düzenidir. Çiftçinin kazanamadığı, vatandaşın uygun fiyata gıdaya ulaşamadığı bir sistem sürdürülebilir değildir. Tarımda yaşanan bu tablo kader değil; doğru planlama, etkin denetim ve tutarlı ekonomi politikalarıyla çözülebilecek bir yönetim sorunudur."