CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etti. Tanrıkulu, "Adalet ve Kalkınma Partisi seçimle sonuç alamayacağını gördüğü için, yargı eliyle seçime giden süreci hukuka aykırı biçimde şekillendirmeye çalışmaktadır" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nu ziyaret etti. Tanrıkulu, ziyaret sonrasında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Silivri’deyim. Marmara Cezaevi’nde Cumhurbaşkanı adayımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret ettim. Herkese selam ve sevgilerini iletti. Sağlığı iyi. Ayın 9’unda duruşmalar başlayacak. Cezaevinin hemen yanında büyük bir inşaat çalışması var. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin büyük bir övünçle ifade ettiği, Avrupa’nın en büyük duruşma salonunu yapıyorlar. Bu büyük duruşma salonlarını nereden hatırlıyoruz? Darbe dönemlerindeki yargılamalardan. O nedenle 19 Mart’ta yaşananları da bir darbe, bir darbe girişimi olarak nitelendirmiştik.
2 bin kişinin alabileceği devasa bir salon inşa ediyorlar. Şunu ifade etmek istiyorum: Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyon, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon, partimiz Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine karşı açılan davalar ve yürütülen süreçler Anayasal düzene karşı işlenmiş suçlardır. Seçim güvenliği sadece seçim günüyle sınırlı değildir. Seçim güvenliği bir süreci ifade eder. Adalet ve Kalkınma Partisi seçimle sonuç alamayacağını gördüğü için, yargı eliyle seçime giden süreci hukuka aykırı biçimde şekillendirmeye çalışmaktadır.
Bir yıl önce operasyonları başlattılar. Adayımızı gözaltına aldılar, tutukladılar. Bir yıldır bu operasyonlar devam ediyor. Amaç açık: Sandıkta yenemeyecekleri rakibi yargı eliyle etkisiz hale getirmek, içeride tutmak ve Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisini baskı altına almak. Verilmek istenen mesaj şu: 'Seçim olsun ama hep ben kazanayım.' Bütün bu operasyonların arkasındaki düşünce budur.
Bu, sıradan bir görevi kötüye kullanma ya da görevi ihmal meselesi değildir. Bu süreçlerin tamamı Anayasal düzene karşı suç niteliği taşımaktadır. Her şeyin farkındayız. Her şeyi hafızamıza kaydediyoruz. Silivri’den, Marmara Cezaevi önünden hepinize selam ve sevgiler."




