Güncel

Susurluk'tan gelen haber Münevver Karabulut'un ailesini sarstı

Balıkesir'in Susurluk ilçesinde yılbaşı günü kazada ölen iki kişinin Münevver Karabulut'un amcası Hüseyin Karabulut ile yengesi Hafize Karabulut olduğu ortaya çıktı.

Yeni yılın ilk günü 15.57 sıralarında Susurluk Ömerköy mevkiinde İstanbul istikametinde seyir halinde bulunan bir otomobil, henüz bilinmeyen bir nedenle kontrolden çıkarak şarampole yuvarlandı. Kazanın ihbar edilmesi üzerine ekipler saat 15.59'da harekete geçti.

Karesi Grup Amirliği'nden 1 araç ve 4 personel olay yerine sevk edilirken, ekipler saat 16.23'te kaza mahalline ulaştı. Yapılan incelemede, araçta 1 sürücü ve 2 yolcunun bulunduğu belirlendi.

2009 yılında Cem Garipoğlu tarafından vahşice katledilen Münevver Karabulut'un ailesi, yeni yılda yaşanan bu trafik kazasıyla bir kez daha acı haberle sarsıldı. Kaza sonucu otomobilde bulunan Hafize Karabulut'un olay yerinde hayatını kaybettiği tespit edildi. Araçtan yaralı olarak çıkarılan Hüseyin Karabulut ile Özbekistan uyruklu Navruza Mavlonova, 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edilerek Susurluk Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Ancak Hüseyin Karabulut, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Hayatını kaybeden Hüseyin Karabulut ve eşi Hafize Karabulut'un cenazeleri, Bolu ili Mengen ilçesi Kayabaşı Köyü Hoşcanlar Mahallesi'nde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

MÜNEVVER KARABULUT CİNAYETİ

3 Mart 2009'da 17 yaşındaki lise öğrencisi Münevver Karabulut, aynı yaşlardaki sevgilisi Cem Garipoğlu tarafından öldürüldü. İstanbul Bahçeşehir'deki aileye ait villada işlenen cinayet, hem kullanılan yöntem hem de olayın ardından yaşanan süreç nedeniyle kısa sürede Türkiye'nin gündemine oturdu.

Karabulut'un bedeni ve başı, cinayet sonrası Etiler'deki bir çöp konteynerine ayrı paketler hâlinde bırakıldı. Olayın mahiyeti nedeniyle medya tarafından "kesik baş cinayeti" olarak anılsa da, bu ifade zamanla hem etik sorunlar hem de aileye saygı çerçevesiyle kullanılmamaya başlandı.

Cinayet sonrası başlayan 197 günlük firar süreci, Garipoğlu ailesinin nüfuzu üzerinden tartışmaların alevlenmesine sebep oldu. Kaçış dönemi, delil karartma şüphesi, kamu görevlilerinin ihmali ve siyasi açıklamalarla birleşince olay, bir adalet krizinin sembollerinden biri olarak görülmeye başlandı.

MÜNEVVER KARABULUT NASIL ÖLDÜ?

Otopsi bulguları ve dava dosyasına yansıyan bilgiler, cinayetin planlı olduğuna işaret eden unsurlar içeriyordu. Cinayet günü; Garipoğlu'nun sabah saatlerinde bir nalburdan pala türünde bir testere satın aldığı güvenlik kameralarına yansıdı. Ardından okuldan aldığı Karabulut ile villaya döndüler.

Olay yeri incelemesine göre Karabulut, evde 29 bıçak darbesi aldı; bunların 13'ü baş bölgesine isabet etti. Bu darbelerin ardından kafası gövdesinden ayrıldı. Adli tıp raporlarına göre bu işlem, genç kız hâlâ hayattayken gerçekleşti.

Saat 19.26'da villadan çıkan Cem Garipoğlu'nun elindeki bavul ve gitar çantasında genç kızın bedeni ve başı bulunuyordu. Daha sonra korsan bir taksi ile Etiler'e giderek parçaları bir çöp konteynerine attı.

Cinayetin yöntemi; sadist davranış ihtimali, psikolojik bozukluk iddiaları ve ritüel tartışmaları gibi farklı bakış açılarını gündeme getirdi. Ancak Türkiye'deki adli ve akademik çevrelerin ortak kanaati, cinayetin aşırı şiddet içeren bir interpersonal saldırı olduğu yönündedir. Ritüel iddiaları mahkeme tarafından hiçbir şekilde doğrulanmadı.

KARABULUT'U KİM ÖLDÜRDÜ?

Soruşturma kapsamında elde edilen deliller, görgü tanıkları, güvenlik kameraları ve DNA incelemeleri doğrultusunda cinayeti işleyen kişinin Cem Garipoğlu olduğu kesinleşti.

Garipoğlu ailesinin varlıklı ve nüfuzlu bir aile olması, kaçış sürecinin 197 gün sürmesi ve bu kaçışın bazı devlet yetkililerinin ihmaliyle kolaylaştığı iddiaları, toplumdaki infiali artırdı. Cem Garipoğlu:

17 Eylül 2009'da teslim oldu,

2011 yılında 24 yıl hapis cezası aldı,

2014 yılında Silivri Cezaevi'nde ölü bulundu.

Resmî açıklamada ölüm nedeni intihar olarak kayda geçti. Ancak intiharın koşulları ve Garipoğlu'nun cesedine ilişkin tartışmalar, kamuoyundaki şüpheleri hiçbir zaman tamamen sona erdirmedi.

MÜNEVVER KARABULUT OTOPSİ RAPORU

Karabulut'un ölümüyle ilgili 22 Mayıs 2009'da açıklanan otopsi raporu, cinayetin vahşetini ve soruşturmadaki ihmalleri gözler önüne seren bir belge niteliği taşıyordu.

Rapora göre:

Vücutta 29 adet kesici-delici alet yarası vardı.

Kafa, hayattayken gövdeden ayrılmıştı.

Üzerinden bulunan sperm örnekleri, olayla alakasız bir kişiye aitti.

Daha sonra anlaşıldı ki bu örnekler, otopsiye giren bir teknisyenin kontaminasyonu sonucu cesede bulaşmıştı.

Bu skandal, Türkiye'de adli tıp uygulamalarının güvenilirliği üzerine büyük bir tartışma doğurdu ve kurumda çeşitli idari düzenlemelere gidildi.