Elazığ’ın Kovancılar ilçesinde üç çocuk annesi Sümeyye Sonal Yıldız’ın evinde silahla öldürülmesine ilişkin eşi Erdal Yıldız’ın yargılandığı davanın ikinci duruşması, Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada maktulün ailesi, sanık Erdal Yıldız’ın başka bir kişinin suçunu üstlendiğini ileri sürdü. Mahkeme heyeti, balistik raporun incelenmesi için duruşmayı 17 Aralık’a erteledi.
DURUŞMAYA YALNIZCA BABASI ALINDI
Sümeyye Sonal Yıldız’ın 25 Kasım 2025’te evinde silahla öldürülmesine ilişkin davanın ikinci duruşmasında, önceki duruşma öncesinde taraflar arasında yaşanan kavga nedeniyle salona yalnızca Yıldız’ın babası alındı. Mahkeme salonuna başka kimsenin alınmadığı kaydedildi.
Duruşmada aile, sanık Erdal Yıldız’ın başka bir kişinin suçunu üstlendiğini iddia etti. Adli tıp raporuna itiraz edilmesi üzerine dosyanın değerlendirilmesi ve balistik raporun incelenmesi talep edildi. Mahkeme heyeti, balistik raporun incelenmesi amacıyla duruşmayı 17 Aralık’a bıraktı.
DEM PARTİ KADIN MECLİSİ’NDEN ADALET ÇAĞRISI
Duruşma öncesinde Elazığ Adliyesi önünde açıklama yapan DEM Parti İl Eş Başkanı Yunus Kabal ve DEM Parti Kadın Meclisi üyeleri, Sümeyye Sonal Yıldız için adalet çağrısında bulundu.
DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Türkan Konak, davanın ikinci duruşması için adliye önünde olduklarını belirterek şunları söyledi:
“Sümeyye Sonal Yıldız’ın ölümüyle ilgili adalet arayışımız sürüyor. Bugün ikinci duruşma için buradayız; ancak duruşmanın ertelenmesi, adalet talebimizin de erteleneceği anlamına gelmiyor. Sümeyye için adalet sağlanana, olay tüm yönleriyle aydınlatılana ve sorumlular hesap verene kadar bu davanın takipçisi olacağız."
“KADIN CİNAYETLERİ MÜNFERİT OLAYLAR DEĞİLDİR”
Kadın cinayetlerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve cezasızlık politikalarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Konak, kadınların yaşam hakkının korunması için etkili politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Konak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Kadın cinayetleri münferit olaylar değildir. Kadınları hedef alan şiddet; erkek egemen anlayıştan, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden ve cezasızlık politikalarından bağımsız düşünülemez. Kadınların yaşam hakkını korumak yalnızca sözlerle değil, etkili ve kararlı politikalarla mümkündür. Şüpheli kadın ölümleri aydınlatılmalı, yargı süreçleri şeffaf yürütülmeli ve sorumluların hesap vermesi sağlanmalıdır.”
Kadınların adalet mücadelesinin yalnızca mahkeme salonlarıyla sınırlı olmadığını belirten Konak, yaşam hakkı, özgürlük ve eşitlik taleplerinin birlikte savunulması gerektiğini söyledi.




