YENİ Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, mahkemenin durdurma kararı üzerine yarın ikinci kez yapılacak olan Üsküdar Belediyesi Başkan Vekilliği seçimine ilişkin Üsküdar Belediyesi'nde açıklamada bulundu.

"Üsküdar olarak zor bir süreçten geçiyoruz" diyen Özçağdaş, şöyle devam etti:

"Hepinizin bildiği gibi Belediye Başkanımız Sayın Sinem Dedetaş burada 157 bin oy alarak seçildi. En yakın rakibi Hilmi Türkmen 133 bin oy almıştı. Üstelik buranın iktidarı, dönemin ve bugünün ikinci partisi konumundaydı. Bir miktar da o dönemde başka partilerden aday olan, Hilmi Türkmen'e oy vermeyen seçmenler vardı. Bu sayı 16-17 bin civarındaydı. Dolayısıyla Üsküdarlılar, çok büyük bir çoğunlukla Üsküdar'da yeni bir başlangıç yapılmasını istediklerini dile getirdiler.

Sinem Dedetaş seçildikten sonra Türkiye'nin tamamına yönelik bir duygu dalgası oluştu. Sayın Belediye Başkanı, Üsküdar'ın ötesinde tanınan bir figür olarak ortaya çıktı. Çok güzel işler oldu. Fakat mevcut iktidar güzel iş sevmez. Türkiye'nin dört bir yanına hukuk yollarıyla yaptıkları müdahaleleri, Üsküdar'da da gerçekleştirdiler. Üsküdar'ın bir özelliği var."

Bugün itibarıyla Türkiye'nin yüzde 44'ünün seçimlerde oy verilmiş olan belediye başkanı tarafından yönetilmediğini vurgulayan Özçağdaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu, inanılmaz bir rakam ve daha üçüncü yılı doldurmadık. Fakat Üsküdar'da başka bir durum var. Bu hukuk darbeleri ne zaman gündeme gelse ilk dalgada belediye başkanlarımız bürokratlarla beraber alındılar. Üsküdar'da Sayın Belediye Başkanımız birinci, ikinci ve üçüncü dalgalarda alınmadı. İstendi ki Türkiye'deki başka bazıları gibi iktidar partisine geçsin. Dik durdu, geçmedi ve en sonunda onun da kapısı çalındı. O da dik durmaya devam etti. Burada yaşadığımız süreç, Türkiye siyasi tarihinde bundan sonra uzun yıllar konuşulabilecek bir süreç. 28 Belediye Meclis üyesi ile başladık. Bir arkadaşımız hala görevine dönemedi. Akıl alır gibi değil. Türkiye'de inanılmaz mesajlar verenler, halkın iradesiyle seçilmiş bir belediye meclis üyesini geri döndürmediler. Kaldık 27... Bu 27'den 4'ü, çeşitli baskılarla, tehditlerle ve tekliflerle, siyasi ahlaka asla sığmayacak şekilde transfer edildiler. Bu ayıp onların boynunda bir ömür devam edecek. Ama kaldı geriye 23 kaldı, hala önde. İşte o operasyon da devam etti, iki arkadaşımız daha gözaltına alındı. Sonra tutuklandılar, bomboş dosyalarla.

"SAVCILIKLA BELEDİYE MECLİSLERİ ARASINDA YAŞANAN BİR DURUM SÖZ KONUSU"

Üsküdar'da yaşayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendisi de belediye başkanlığı yapmıştı. Belediye başkanıyken 'Akbil yolsuzluğu' da dahil çok sayıda dosyadan yargılanmıştı. Bugün Ekrem İmamoğlu neyden yargılanıyorsa, birçok şeyden o da yargılanmıştı. Bugün Sinem Dedetaş'ın yargılandığı konularda bizzat kendisinin basın açıklamaları vardı. Bizim arkadaşlarımız, kaçak yapılara ruhsat vermediler ama Recep Tayyip Erdoğan, 'Belediyeye gelir elde ediyoruz. Kaçak yapılara ruhsat veriyoruz' demiş bir belediye başkanıydı.

O, birinci derece mahkemelerinde tutuksuz yargılandı. Üst mahkemelerde tutuksuz yargılandı. Hakkındaki hüküm kesinleşince, 'Beyefendi, buyurun, hangi cezaevinde kalmak istersiniz' diye soruldu. Törenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden davul ve zurnayla, istediği kişilerle, istediği cezaevine gitti. Sorarsanız eski Türkiye. Eski Türkiye'de bir demokrasi vardı. Tayyip Erdoğan Türkiye'sinde yok demokrasi.

Bu arada burada bir seçim yapıldı. Seçimden sonra savcılık sürece el koydu. Sekiz arkadaşımız, tanık ifadesiyle davet edildiler ve son derece uygunsuz şekilde kendileriyle konuşmalar yapıldı. Buradaki süreç AK Parti-MHP grubuyla CHP-YENİ Parti grubu arasında geçmiyor. Aslında savcılıkla diğer belediye meclisleri arasında yaşanan bir durum söz konusu. Belediye Başkan Yardımcısı Nihat Doğan çağrıldı, ifade verdi. Divan Başkanı Ali Aral çağrıldı, ifade verdi. Buradaki diğer Meclis üyelerimiz çağrıldı, ifade verdi.

Yetmedi, Valilikten bir yazı geldi: 'Grubu olmayan partilerin yöneticileri giremez.' Nereden çıkardınız bunu? İstanbul Valisi, nereden buldun bu formülü sen? Meclis'in bırakın seçimlerini, görüşmeleri bile açıktır. Vatandaş, burada ne olduğunu görecek. TBMM'de yapılan her görüşme açıktır, kapalılık kararı yoksa. O da savaş hali vesaire gibi büyük konular içindir. Ne tartışırsak milletin önünde tartışıyoruz. AK Parti gibi halktan korkmadığımız için, nerede belediyeyi kazandıysak belediye meclisinin bütün oturumlarını da halka açık canlı yayından yapıyoruz.

"YILLARCA BELEDİYE MECLİSİ'Nİ CANLI YAYINLAYIN DEDİK"

AK Parti anlatır, 'Millet, millet iradesi' der ama hep kaçırır. Burada yıllarca 'Canlı yayında yayınlayın' dedik. Üsküdar'ın yerel basını burada, ulusal basın burada. Yayınlayamadılar. Üsküdar'daki, Türkiye'nin dört bir yanındaki AK Partili belediyeler, belediye meclisindeki görüşmeleri canlı yayında yayınlayamadılar. O yüzden arkadaşlarımız hatırlayacaklardır. Ben İlçe Başkanıyken burada, her seferinde Meclisten önce ve sonra yerel basınımızı topluyordum, maddeler hakkında bilgi veriyordum. İlgili Genel Başkan Yardımcımız geliyordu. Bu kadar gün ışığından korkan insanlarsınız. Bu kadar gerçeklikten korkan insanlarsınız.

Sinem Dedetaş geldi ve dedi ki, 'Belediye meclisi toplantılarımız halka açık olacak.' Vali diyor ki, 'Grubu olmayan partilerin yöneticileri giremez.' Sebep? Her yurttaş belediye meclisinin seçimine de görüşmesine de girebilir kardeşim. E peki, grup kuruldu. CHP grubu var. Başkanımız burada. YENİ Parti grubu derhal kuruldu. Savcılıktan bir yazı: 'Efendim, kimse girmesin seçime.' Hangi hadle ya? Cumhuriyet Savcısı, buranın seçimini sen yönetmiyorsun. Herkes bir hukukuna bir baksın. Savcı, yürütme organının bir parçası değil; yargı organının bir parçası. Sen, burada bir aksilik olursa, bir şikayet olursa, sana bir şey sorulursa, görev verilirse devreye girecek bir kamu görevlisisin.

Buradaki seçimi, savcı yapmıyor. Buradaki seçimi, yürütme organı yapıyor. Bugün itibarıyla belediye başkan vekili seçmek zorunda olduğumuz için, ki olmamalıydık, Sinem Dedetaş tutuksuz yargılanmalıydı, Valilik, kanunun verdiği görevi yapacak. İstanbul Valisi, hangi hakla burada insanların girmesini engelliyorsun? Herkes bir kendine baksın, bir çeki düzen versin. Ne zannediyorsunuz? İçeri kimse girmeyince bizim Belediye Meclis üyelerimizi korkutacaksınız mı zannediyorsunuz?

Buradakilerin hepsi, Üsküdar'da sizinle 30 senedir mücadele vermiş olan insanlar. Çeşitli görevlerde; belediye meclis üyesi olarak, ilçe yöneticisi olarak, sandık sorumlusu olarak, seçim koordinasyon başkanı olarak, ilçe başkanı olarak... Siz kimi korkutacağınızı zannediyorsunuz? Siz kiminle muhatap olduğunuzun farkında değilsiniz. Buradan İstanbul Valisi'ne bir kere daha sesleniyorum: Seçimler açık olarak yapılmak durumundadır. Ben İstanbul milletvekiliyim, Üsküdar'da yaşıyorum. Benim Üsküdar Belediye Başkan Vekili'min belirlendiği seçimi geleceğim, göreceğim, izleyeceğim.

"ÜSKÜDAR SİZİN YUTABİLECEĞİNİZ BİR LOKMA DEĞİL"

Kendi kendinize bir devlet tanımı yaptınız. Kendi kendinize bir uygulama biçimi oluşturdunuz. Üsküdar, sizin yutabileceğiniz bir lokma değil. Biz 30 sene burada mücadele ettik. Şunu görüyorum: AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Üsküdar'da yaşıyor. Çok üzülüyor. Üsküdar'ı kaybettiği için çok üzülüyor. O burada oturduğu için herkes AK Parti'ye oy verecek zannediyor. O günler geçti.

Referandumda 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' demişti. Atı aldık, Üsküdar'dayız, buradayız. Üsküdarlılar kararını çok net bir biçimde verdiler: 157 bin, 133 bin. Öyle 500 kişi, 100 kişi falan değil yani. Dolayısıyla Üsküdar'daki mücadelemiz İstanbul mücadelesidir. İstanbul'daki mücadelemiz Türkiye mücadelesidir. Üsküdar Belediye Meclis Üyemiz Ekrem Baki'ye, 'Sen Ekrem İmamoğlu'nu neden bu kadar çok ziyaret ediyorsun' diye suçlama yapılıyor. Siz, biraz aklınızı başınıza mı alsanız acaba? Bir avukatın bir sınırı mı var? Metraj mı var?

Ekrem Baki'nin günahı ne? Ekrem Baki çıkmış, 'Böyle ülke yönetilmez. Böyle haksızlık olmaz' demiş. Sizin gözünüzün içine bakmış. Sizin asıl derdiniz bu. Amine Cansu Çelik gencecik bir anne. Neymiş Amine Cansu Çelik'in suçu? Neden tutuklu yargılanıyormuş? Sizin bu zulümleriniz, boynunuzda bir ferman gibi duracak. Sizin bu zulümleriniz bundan sonra girdiğiniz her seçimde aşağı doğru gitmenize neden olacak. Şimdi buradan ilan ediyorum: Bir sonraki Üsküdar seçiminde fark 50 bin olacak, en az. Göreceksiniz.

"BİR SONRAKİ ÜSKÜDAR SEÇİMİNDE FARK 50 BİN OLACAK"

Sinem Dedetaş dönecek, görevinin başına gelecek. En az 50 bin olacak burada fark. Çünkü bu Üsküdar halkı vicdanlı bir halk. Biz onun bir parçasıyız. Biz burada yaşıyoruz. Öyle sizin gibi uzaklardan, dürbünle falan bakmıyoruz Üsküdar'a. Biz buradaki AK Partili seçmeni biliriz, yurttaşı biliriz, MHP'lileri biliriz. Defalarca oturmuşuz, yemişiz, içmişiz; düğünlerde, sohbetlerde bir araya gelmişiz. Sizin bu yaptıklarınızı onaylıyorlar mı zannediyorsunuz? 'Aa, iyi oldu. Bak, belediye bize geliyor' diyorlar mı zannediyorsunuz? Sizin bu yaptıklarınızdan herkes utanıyor. Bir tek siz utanmıyorsunuz. Bu duygu sizden alınmış.

3 yaşındaki Elif’in ölümüne neden olan kaza kamerada! Ailenin tutuklama itirazı
3 yaşındaki Elif’in ölümüne neden olan kaza kamerada! Ailenin tutuklama itirazı
İçeriği Görüntüle

O yüzden ne yaparsanız yapın, yarın sabah 09.00'da arkadaşlarımız orada olacaklar. İstanbul İl Başkanlığımıza 5 bin polis göndermiştiniz. 5 bin değil, 10 bin polis de gönderseniz, salonun her bir santimetre karesinde insan da bulundursanız, hatta bizi almasanız da diğer siyasi partileri de alsanız, bu belediye meclis üyelerimiz başı dik oraya girecekler. Gereğini yapıyor olacaklar. Siz de ağlamaya devam edeceksiniz. Biz buradayız, Üsküdar'ı kolay kazanmadık. Bu uğurda çalışan arkadaşlarımız oldu. Ellerimizle toprağa verdik onları. Biz, bu halka 'Eksiklerimiz var' demedik. 'Üsküdarlılar bize niye oy veriyor' hiç demedik.

"ÜSKÜDAR HALKININ İRADESİ DOĞRULTUSUNDA YOLA DEVAM EDECEĞİZ"

Ben 3,5 sene ilçe başkanlığı yaptım. Basın burada şahit. 'Ya seçilemiyorsak vardır bir eksiğimiz' dedik. Ama örgütte vardır, ama başkan adayında vardır, ama seçim sisteminde vardır, ama bizim süreçte vardır. 'Ya bir kez bir Allah'ın günü Üsküdar halkı yanlış seçim yapıyor' demedik, demeyiz yani. Bu kibir nedir? Yani diyorsanız ki 'Üsküdar halkı seçim yapmayı bilmez. Biz size uygun olanını gönderelim.' Buradaki seçimlerin Üsküdar halkının iradesi doğrultusunda olacağına inanıyorum. Belediye Meclis üyelerimiz de burada. Yolumuza devam ediyor olacağız.

Cumhuriyetçiler, Atatürkçüler, demokratlar, her kesimden demokratlar bu ülkeye demokrasi gelsin diye; başta kendimizle ilgili özeleştiriler yaparak, kendi yapıp ettiklerimizi değiştirerek yolumuza devam edeceğiz."