YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri başlayan 2027 bütçesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bütçe hakkının halkın seçtiği temsilciler aracılığıyla gelir toplama, bu gelirleri harcama ve harcamaları denetleme yetkisi olduğunu belirten Tanrıkulu, parlamentonun temel görevlerinden birinin bütçe yapmak olduğunu söyledi.

Bütçe hakkının tarihsel geçmişinin 1215 tarihli Magna Carta’ya dayandığını ifade eden Tanrıkulu, bu belgede kralın tek başına vergi koyamayacağı, yeni vergilerin parlamentonun onayıyla getirilebileceği ilkesinin benimsendiğini kaydetti. Türkiye’de bütçe hakkının 1876 Kanun-i Esasi’ye kadar uzandığını belirten Tanrıkulu, Cumhuriyet dönemindeki anayasalarla bu hakkın daha da güvence altına alındığını dile getirdi.

“EN BÜYÜK BAKANLIK FAİZ BAKANLIĞI”

Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın sunumuyla başladığını, ardından TBMM ve bakanlık bütçelerinin ele alınacağını belirten Tanrıkulu, bütçenin Genel Kurul’a taşınmasının ardından uzun bir sürecin sonunda onaylanacağını ya da reddedileceğini söyledi.

2027 bütçesinin temel özelliklerini değerlendiren Tanrıkulu, AKP’nin haktan, halktan ve yoksuldan yana bir bütçe hazırlamadığını savundu. Faiz giderlerinin bütçede kalıcı hâle geldiğini belirten Tanrıkulu, şu ifadeleri kullandı:

“Bu bütçenin temel özelliklerinin başında faiz giderlerinin kalıcı hâle gelmesi yatıyor. Bu bütçede en büyük kalem faiz. 2018'de yüzde 8,9 iken 2027’de yılı için 14,6'ya çıkmış. Böyle büyük bir rakam. En büyük bakanlık aslında faiz bakanlığı. Bütün bakanlıklardan çok daha fazla gider faize gidiyor. Bütçe açığı bu bütçeye göre 3 trilyon 900 milyar TL olarak hesaplanmış. Faiz gideri ise 4 trilyon TL civarında. Yani bütçe açığının tümünü faiz giderleri oluşturuyor. Böyle bir tablo var karşımızda. Bu da hükümetin yanlış politikalarının sonucu.”

“BÜTÇEDE ÇİFTÇİLER GÖZARDI EDİLMİŞ DURUMDA”

Kamu yatırımlarının bütçeyle birlikte gerilediğini savunan Tanrıkulu, altyapı, baraj ve yol gibi kamu yararına yönelik yatırımların alt sıralara düştüğünü ifade etti. Bütçenin ana omurgasını faiz giderlerinin oluşturduğunu belirten Tanrıkulu, vergi yükünün ağırlıklı olarak tüketim ve ücretler üzerinden toplandığını söyledi.

Tanrıkulu, vatandaşların günlük alışverişlerinden ve harcamalarından alınan vergilerle çalışanlardan, ücretlilerden ve asgari ücretlilerden kesilen vergilerin önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Çok kazananlardan ve servet sahiplerinden alınan vergilerin ise bütçenin ana yapısı içinde sınırlı kaldığını savundu.

Vergi harcamalarının giderek büyüdüğünü, enflasyonun neredeyse kalıcı hâle geldiğini ve vatandaşların her gün daha fazla yoksullaştığını öne süren Tanrıkulu, Tarım Kanunu’nda öngörülen destekleme yükümlülüğünün bu bütçede de uygulanmadığını söyledi.

Tanrıkulu, tarıma bütçenin yüzde 1’inin ayrılması gerektiğini, ancak bu oranın binde 2 civarında kaldığını belirterek, “Bu bütçeyle tarım ve çiftçiler gözardı edilmiş durumda” dedi.

MLSA, X hesabına getirilen erişim engelini AYM’ye taşıdı
MLSA, X hesabına getirilen erişim engelini AYM’ye taşıdı
İçeriği Görüntüle

Ücret ve aylıkların yıl içinde enflasyon karşısında eridiğini ifade eden Tanrıkulu, memur maaşları, emekli aylıkları ve asgari ücretin yıl başında belirlendiğini, enflasyonun ise yıl boyunca devam ettiğini söyledi. Tanrıkulu, eylül ayı itibarıyla emeklilerin ve asgari ücretlilerin gelirlerinin yüzde 20 gerilediğini ileri sürdü.

“BU BÜTÇE HALKTAN YANA DEĞİL”

2027 bütçesinin gelir dağılımı, kamu harcamaları ve vergilendirme açısından adil olmadığını savunan Tanrıkulu, bütçenin halktan yana, eşit gelir dağılımını sağlayan ve vergiyi adaletli biçimde toplayan bir anlayışla hazırlanmadığını ifade etti.

Tanrıkulu, bütçe görüşmelerine katılmayı sürdüreceklerini belirterek, Türkiye, yurttaşlar ve ülkenin yararına değişikliklerin yapılması için çaba göstereceklerini söyledi.