Sarıbal, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, tarım ve orman politikalarının yanı sıra çiftçilerin borç yükü, ayçiçeği üretimindeki maliyet artışları, ithalat politikaları ve üretici desteklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sarıbal, konuşmasının sonunda ekonomide yaşanan sorunların temelinde gördüğü politikaların değişmesi gerektiğini savunarak, AKP iktidarı, “saray rejimi” ve Mehmet Şimşek’in enflasyon politikalarının yarattığını öne sürdüğü etkinin ortadan kalkması halinde ülkede normalleşmenin başlayacağını ifade etti.

“ÇİFTÇİ TARİHİN EN BÜYÜK BORÇ YÜKÜYLE KARŞI KARŞIYA”

Tarımda destekleme, fiyatlandırma ve alım politikalarının tek bir fiyat üzerinden yürütülemeyeceğini belirten Sarıbal, bunun çiftçilerin borçlanmasını artırdığını savundu.

Çiftçinin tarihin en büyük borç yüküyle karşı karşıya olduğunu öne süren Sarıbal, yalnızca tarımsal kaynaklı kredi borcunun 1,5 trilyon liranın üzerinde olduğunu söyledi.

Ayçiçeğinin kilogram maliyetinin yaklaşık 40 liraya ulaştığını belirten Sarıbal, çiftçinin giderlerinin yalnızca üretim maliyetlerinden ibaret olmadığını ifade etti. Elektrik, su, doğal gaz, sağlık ve gıda gibi yaşam giderlerinin de bulunduğunu belirten Sarıbal, üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için insanca yaşayabileceği bir gelire sahip olması gerektiğini söyledi.

AYÇİÇEĞİNDE FİYAT VE MALİYET ARTIŞINA DİKKAT ÇEKTİ

Türkiye’de yaklaşık 10 milyon dönüm arazinin ayçiçeği ekimine uygun olduğunu belirten Sarıbal, üretimin geçmişte 1 milyon ton seviyelerinden 1,6 milyon ve 2,2 milyon ton seviyelerine kadar yükseldiğini söyledi.

Bu üretim seviyelerinin sürdürülebilmesi için doğru planlama ve destekleme yapılması gerektiğini belirten Sarıbal, Trakya Birlik’in yüzde 44 yağ oranına sahip ayçiçeği için 37 lira fiyat açıkladığını, geçen yıl bu fiyatın 33 lira olduğunu ifade etti.

Çukobirlik’in 37,5 lira, Konya Şeker’in ise 36,5 ile 37,5 lira arasında fiyat açıkladığını belirten Sarıbal, açıklanan fiyat artışlarının yüzde 11-12 ile yüzde 16 arasında kaldığını söyledi.

Buna karşılık mazot fiyatlarının geçen yıl 53-54 lira seviyesinden bugün 92-93 liraya çıktığını belirten Sarıbal, artışın yüzde 60’ın üzerine çıktığını, dönem içerisinde yüzde 80, 85 ve 90 seviyelerine kadar ulaştığını söyledi. Gübre fiyatlarının ortalama yüzde 60 arttığını belirten Sarıbal, işçilik ve petrole bağlı diğer girdilerin de yükseldiğini ifade etti.

Ayçiçeğinde fiyat artışının yüzde 12 seviyesinde tutulmasını eleştiren Sarıbal, hükümetin destekleme uygulamasını gerekçe gösterebileceğini ancak toplam desteğin kilogram başına yaklaşık 2 lira seviyesinde kaldığını söyledi. Bu tutarın üreticinin girdilerini karşılamadığını savundu.

“DESTEKLEMELER 5 YILLIK PLANLAMA DAHİLİNDE YAPILMALI”

Sarıbal, ayçiçeği üreticileri için hasat başlamadan önce bölgesel farklılıklar ve yağ oranı dikkate alınarak fiyat açıklanması gerektiğini söyledi.

Açıklanan fiyatın tavsiye fiyatı değil, kamu kurumlarının yanı sıra özel sektör için de uygulanması zorunlu bir taban fiyat olması gerektiğini belirten Sarıbal, prim ve ek desteklerin de ekimden önce açıklanmasını istedi.

Mazot, gübre ve tohum gibi temel girdilerin desteklenmesi gerektiğini belirten Sarıbal, ithalatın yerli üretimi miktar ve fiyat açısından olumsuz etkilememesi gerektiğini söyledi.

Yerli üretimin iç ihtiyacı ve ihracatı karşılayamadığı durumlarda stok durumuna göre kademeli ithalat yapılmasını öneren Sarıbal, belirli ülkelere tanınan gümrük imtiyazlarının kaldırılması gerektiğini savundu.

Sarıbal, bazı ülkelerin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak üretime sahip olmamasına rağmen bu ülkeler üzerinden başka ülkelerden ürün getirildiğini ve düşük veya sıfır gümrükle Türkiye’ye sokulduğunu öne sürdü. Bu durumun Ticaret Bakanlığı, gümrük yetkilileri ve hükümet tarafından bilindiğini ancak gerekli tedbirlerin alınmadığını iddia etti.

Şanlıurfa’daki deprem sonrası ekipler sahada!
Şanlıurfa’daki deprem sonrası ekipler sahada!
İçeriği Görüntüle

Desteklemelerin beş yıllık planlama dahilinde yapılmasını isteyen Sarıbal, çiftçinin beş yıl boyunca kendisine ne kadar ödeme yapılacağını bilmesi ve geleceğini buna göre planlayabilmesi gerektiğini söyledi.

Kooperatif ve birliklerin imkanlarının artırılması, uygun maliyetli kredi sağlanması, lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması ve ürünlerin bu depolarda sağlıklı biçimde korunması gerektiğini belirten Sarıbal, tohumdan son aşamaya kadar fiyat ve kar marjlarının çiftçinin yaşam koşulları dikkate alınarak belirlenmesini istedi.

Sarıbal, bu yıl bazı ürünlerde fiyatların maliyetlerin çok altında kaldığını savunarak ayçiçeğinde ithalat yerine yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

“SULAMA SUYU VE ELEKTRİK MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ”

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasada fiyatlar yükseldiğinde ithalat yoluyla fiyatları baskıladığını savunan Sarıbal, dış ticaret kararları için belirli ve önceden açıklanmış bir takvim oluşturulması gerektiğini söyledi.

Dış ticaret kararlarının üretim aşamasını olumsuz etkilemeyecek şekilde önceden alınması ve şeffaf biçimde duyurulması gerektiğini belirten Sarıbal, ayçiçeğinde dile getirdiği gümrük vergisi uygulamalarının çeltik ve pirinçte de sürdüğünü ifade etti.

Hasat öncesinde ve sonrasında yapılan ithalat açıklamalarının çiftçiyi hem üretim hem de hasat döneminde zor durumda bıraktığını savunan Sarıbal, sulama suyu ve elektrik maliyetlerinin düşürülmesini istedi.

Su kısıtı bulunan havzalarda lazerli arazi tesviyesi, damlama sulama ve benzeri desteklerin artırılması gerektiğini belirten Sarıbal, küresel ısınma ve iklim değişikliğine uygun, kuraklığa dayanıklı ayçiçeği ve çeltik çeşitleri konusunda AR-GE çalışmalarının aktif hale getirilmesini önerdi.

“ÜRETİCİ ÜRÜNÜNÜ ACELEYLE SATMAYA ZORLANMAMALI”

Kurutma tesisleri, lisanslı depoculuk ve ürün senedi altyapısının üretici kooperatifleri aracılığıyla yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Sarıbal, üreticinin ürününü henüz yaşken ya da aceleyle satmak zorunda bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Sarıbal, bu önerilerin tarım sektöründeki sorunların çözümüne katkı sağlayacağını savunarak, asıl sorunun mevcut iktidarın ekonomi ve tarım politikaları olduğunu öne sürdü.

SARIBAL, KONUŞMASININ SONUNDA ŞU İFADELERİ KULLANDI:

“Sorun bellidir, çözüm de bellidir. Ancak öyle bir ana sorun var ki o çözüldüğünde bütün sorunlar zaten kendiliğinden çözülecektir: AKP iktidarı, saray rejimi ve Mehmet Şimşek'in enflasyon hikâyesinin yarattığı travma ortadan kalktığında bu ülkede her şey normalleşecektir.”

Sarıbal, Türkiye’de güneş, su, toprak ve üreticiyi merkeze alan yeni bir üretim anlayışının oluşturulması gerektiğini belirterek, yeni bir yaşam ve üretim anlayışının onurlu, kardeşçe ve barış içinde inşa edilmesi çağrısında bulundu.