Yüksek faizlere rağmen faaliyetlerini kredilerle sürdürmeye çalışan reel sektör, borçlarını çevirmekte de zorlanmaya başladı. Ağustos ayı itibarıyla başta sanayi, enerji ve inşaat olmak üzere reel sektörün bankalardan kullandığı kredi miktarı 29 trilyon lirayı aştı. 2025 yılının aynı döneminde bu tutar yaklaşık 21 trilyon TL düzeyindeydi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, reel sektörün takibe düşen kredi miktarı Ağustos 2025 döneminde yaklaşık yüzde 82 artış göstererek 472 milyar 830 milyon liradan 857 milyar 631 milyon liraya yükseldi.
Son yıllarda icra ve iflasların da zirveye çıktığı belirtilirken işini kaybedenlerin sayısındaki artış dikkat çekti. Sıkı mali politika, krediye erişimde yaşanan güçlükler, ihracat pazarlarındaki daralma ve yüksek enflasyon nedeniyle küçülmeye giden reel sektörde çalışan sayısı da önemli ölçüde azaldı.
Sanayi sektörü, Ağustos 2023 döneminde 5 milyon 111 bin 150 kişiye istihdam sağlarken bu sayı üç yıl içinde 275 bin 493 kişi azalarak Ağustos 2026 döneminde 4 milyon 835 bin 657'ye geriledi.
SON BİR YILDA 50 BİN 777 KİŞİ İŞİNİ KAYBETTİ
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Ağustos 2026 dönemine ilişkin ücretli çalışan istatistiklerine göre, sanayi sektöründe yalnızca son bir yılda 50 bin 777 kişilik istihdam kaybı yaşandı.
TÜİK'in ücretli çalışan sayısının sektörlere göre dağılımına ilişkin verileri incelendiğinde sanayideki gerileme öne çıktı. Ağustos ayında sanayide ücretli çalışan sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 azalırken inşaat sektöründe yüzde 3,4, ticaret ve hizmet sektöründe ise yüzde 3,3 artış kaydedildi.
Aynı dönemde sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinin toplamındaki ücretli çalışan sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2 artarak 16 milyon 409 bin 588'e ulaştı. Ağustos 2025'te 16 milyon 89 bin 37 olan toplam ücretli çalışan sayısı, bir yıllık dönemde 320 bin 551 kişi arttı.
SANAYİSİZLEŞME ENDİŞESİ ARTIYOR
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkan Adayı Ender Yılmaz, en büyük risklerden birinin erken sanayisizleşme olduğuna dikkat çekti.
Yılmaz, “Bu konuda endişe had safhada. Yine temel sorunlarımızdan biri öngörülebilirlik. Örneğin; biz yüksek değil, öngörülebilir, rekabetçi kur istiyoruz” dedi.
Finansman maliyetlerinin yüksekliğine, maliyet baskısına ve kur üzerindeki baskıya işaret eden Yılmaz, “Enerji pahalı, nitelikli insan kaynağı bulmak zor, dünyada rekabet çok daha sertleşti. Bunların ötesinde, aslında Türkiye’nin nasıl bir sanayi ülkesi olması gerektiğini ele almamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.




