Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) açıkladığı, Samanyolu'nun merkez bölgesinin görünür ışıkta şimdiye kadar çekilmiş en büyük ve en ayrıntılı fotoğrafı yayımlandı.
Görüntüde 60 milyondan fazla yıldızın yanı sıra bulutsular ve yıldız kümeleri de yer alıyor.
Üstelik bu, aslında çekilmesi planlanmamış bir fotoğraftı.
Görünmeyen karanlık evreni incelemek amacıyla tasarlanan Euclid uzay teleskobu, araştırmacıların talebi üzerine yalnızca bir günlüğüne kendi galaksimizin merkez bölgesine, yani "galaktik şişkinlik" olarak bilinen alana yönlendirildi.
Euclid görevinde gözlem planlama bilim insanı olan Xavier Dupac, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Normalde Euclid derin kozmolojik uzayı gözlemliyor. Bu kez ise tam tersini yaptık" diyor.
"Galaksimizin şişkinlik bölgesindeki son derece kalabalık bir alana yöneldik."
Euclid'in yüksek çözünürlüğü ve hassasiyeti, bu yoğun bölgede olağanüstü ayrıntılar yakalamasını ve hatta oldukça sönük yıldızları bile tek tek ayırt etmesini sağladı.
Teleskop, her biri dolunaydan daha büyük dokuz bölgenin birleştirilmesiyle oluşturulan dev bir mozaik görüntü üretti. Bu da astronomlara muazzam miktarda veri sundu.
Dupac, "İstatistiksel olarak bakarsanız, bu kadar çok yıldız arasında bazı ötegezegenler (exoplanet) bulabilmeniz gerekir" diyor.
Ötegezegen, Güneş Sistemi'nin dışında bulunan gezegenlere verilen isim.
ABD Uzay ve Havacılık Dairesi NASA'ya göre bugüne kadar altı binden fazla ötegezegen keşfedildi.
Yeni görüntü, bilim insanlarının ötegezegenlerin kütlesini ölçmesine imkân sağlayacak. Bu da söz konusu gezegenlerin yaşam barındırma potansiyeline sahip olup olmadığına dair önemli ipuçları sunabilir.
Ayrıca astronomların "mikromercekleme" adı verilen yöntemle yeni ötegezegenler keşfetmesine de yardımcı olacak.
Samanyolu'nun merkezine ait bu görünüm, galaksimizin çekirdeğinin görünür ışıkta çekilmiş en büyük ve en yüksek çözünürlüklü fotoğrafı olma özelliğini taşıyor. Görüntü, 23 Mart 2025'te Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) Euclid uzay teleskobu tarafından kaydedildi
BÜYÜTEÇ GİBİ..
En basit haliyle mikromercekleme olayı, bir yıldızın başka bir yıldızın tam önünden ya da ona çok yakın bir noktadan geçmesiyle meydana geliyor.
Bu durumda bize daha yakın olan yıldız, kütle çekimi sayesinde arkasındaki yıldızdan gelen ışığı büküp parlaklaştırarak adeta bir büyüteç görevi görüyor.
Eğer bize yakın olan yıldızın etrafında bir gezegen dönüyorsa, onun kütle çekimi de bu ışığı büküyor.
Parlaklıktaki bu çok küçük ek değişim, astronomlara orada bir ötegezegen bulunduğunu gösteren bir işaret sağlıyor.
Dupac, "Şanslıysanız bir gezegen, hatta belki birden fazla gezegen tespit edebilirsiniz" diyor.
Bu galaktik şişkinlik araştırmasını başlatan, Fransa'daki Paris Astrofizik Enstitüsü ve Avustralya'daki Tazmanya Üniversitesi'nden Jean-Philippe Beaulieu ise "Son yirmi yılda bu teknik kullanılarak yaklaşık 300 ötegezegen keşfedildi" diyor.
ESA/Euclid/Euclid Consortium/NASA, CFHT, image processing by J.-C. Cuillandre and E. Bertin (CEA Paris-Saclay)
Bu görüntü, galaktik şişkinliğin yıldızlarla son derece yoğun biçimde dolu tipik bir bölgesini gösteriyor.
Ancak yeni ötegezegenler yalnızca bu Euclid görüntüsü sayesinde keşfedilemeyecek.
Bir mikromercekleme olayını yakalayabilmek için bir teleskobun bir yıldızı 20 günden uzun süre izlemesi gerekiyor. Euclid'in yalnızca bir gün süren görevi bunun için yeterli değil.
Buna rağmen, gelecekte başka bir teleskop Euclid'in görüntülediği bölgede üst üste gelen iki yıldız tespit ederse, bu veriler yeni gezegenlerin varlığını doğrulamaya yardımcı olabilir.
Valeria Pettorino, bu görüntünün mikromercekleme yöntemiyle "binin üzerinde gezegenin" keşfedilmesine katkıda bulunabileceğini düşünüyor.
Bunların arasında yıldızlarının etrafında dönen, genellikle soğuk gezegenlerin yanı sıra yıldızlarından koparak uzayda serbest dolaşan gezegenler de bulunabilir.
Örneğin NASA'nın Nancy Grace Roman Space Telescope adlı uzay teleskobunun Ağustos ayı sonunda fırlatılması planlanıyor.
Euclid ise Roman teleskobunun gezegen arayacağı bölgenin tamamını şimdiden görüntülemiş durumda.
Paris Astrofizik Enstitüsü'nden ve Euclid verilerinin yayımlanmasına liderlik eden Natalia Rektsini, "Aynı bölgede bir mikromercekleme olayı tespit eden herkes, örneğin Roman teleskobuyla çalışan araştırmacılar, artık Euclid verilerini geçmişe ait bir zaman referansı olarak kullanabilecek" diyor.
"Bu sayede yıldızların üst üste gelmeden önce nasıl göründüğünü inceleyebilecekler."
Bu görüntüde, Euclid teleskobunun görüntülediği bir emisyon bulutsusu görülüyor. Bulutsu, Samanyolu'nun sarmal kollarından birinde yakın zamanda oluşmuş büyük kütleli yıldızların uzaya yaydığı iyonize gazlardan meydana gelen bir gaz bulutu
Bu veriler, bilim insanlarının gezegenlerin kütlesini hesaplamasının da önünü açıyor.
Pettorino'nun anlattığına göre zaman geçtikçe iki yıldız arasındaki uzaklık artıyor.
Eğer yakın yıldızın etrafında bir ötegezegen bulunuyorsa, bu yıldızın büyütülen arka plan yıldızına göre hareketini ölçmek, astronomların gezegenin kütlesini giderek daha yüksek hassasiyetle hesaplamasına yardımcı oluyor.
Bu yöntem geçmişte keşfedilen gezegenler hakkında da yeni bilgiler sağlayabilir.
Euclid tarafından çekilen bu görüntüde, galaktik şişkinlikten (sarı renkle görülen bölge) gelen ışığı perdeleyen yoğun bir moleküler bulut görülüyor
Yirmi yıl önce Beaulieu'nun liderlik ettiği bir ekip yeni bir ötegezegen keşfetmişti.
Beaulieu bu gezegeni şöyle tanımlıyor:
"Bu buzlarla kaplı bir gezegen; biraz Star Wars'taki Hoth gezegenine benziyor."
"Aradan geçen bunca zamandan sonra Euclid'in sonunda onun kesin kütlesini ölçmemize yardımcı olabileceği düşüncesi beni heyecanlandırıyor."
Bir gezegenin kütlesini bilmek, onun yaşam barındırma potansiyeli de dahil olmak üzere birçok önemli özelliği hakkında bilgi veriyor.
Dupac bunu şöyle açıklıyor:
"Güneş Sistemi'nde gördüğümüz gibi, çok büyük kütleli gezegenler genellikle gaz veya buz gezegenleri oluyor. Daha küçük ve yıldızlarına yakın olanlar ise çoğunlukla kayalık gezegenler."
"Eğer yaşamın gelişebileceği uygun koşulları arıyorsanız, büyük olasılıkla kayalık bir gezegen bulmak istersiniz."
Dupac'a göre iyi bir aday bulunduğunda, "gezegenlerin atmosferlerini incelemek üzere tasarlanmış farklı teleskoplarla gözlemler sürdürülebilir" ve böylece söz konusu gezegenin yaşamı destekleyip destekleyemeyeceği araştırılabilir.
Euclid'in çektiği görüntü yalnızca ötegezegen araştırmalarında kullanılmayacak.
Dupac, "Bu veriler kahverengi cücelerden çift yıldız sistemlerine, yıldız hareketlerinden galaksimizdeki toz bulutlarının incelenmesine kadar çok farklı bilimsel çalışmalar için de kullanılabilir" diyor.