Siyaset

Saadet Partisi lideri uyardı: Erken değil baskın seçim geliyor!

Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan “Erken seçim değil baskın seçim olacağını düşünüyorum” dedi Arıkan “Eylem yapmak hak; saç örme eylemine de saygı duymak gerek” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin “Erken genel seçim yok” açıklamasına dikkat çekerek, “Vatandaş erken seçim istiyor. 2026’da olmasa bile, 2027’de seçimlerin yapılacağını düşünüyorum. Yine her an bir erken seçim olabilir; ancak ben bu kez erken seçimden ziyade baskın seçim olacağını düşünüyorum” dedi. Yeni bir yol arayışında olduklarını ifade eden Arıkan, bu kapsamda bütün partilerle görüşmeler yapacaklarını söyledi. Arıkan, Suriye ordusunun Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yönelik askeri operasyonları sonrası başlatılan saç örme eylemini ise, “Eylemler insanların en doğal hakkıdır. Saç örme eylemi olur, başka eylemler olur; bunlara saygıyla yaklaşmak gerekir” sözleri ile değerlendirdi.

T24’ten Namık Durukan’ın haberine göre, Saadet Partisi lideri Arıkan, TBMM'de parlamento muhabirleri ile kahvaltıda bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Konuşmasında dünyadaki gelişmelere dikkat çeken Arıkan, "Çemberin hızlı bir şekilde daraldığını ve bizimle ilintili olan gerek inanç anlamında, gerek kültürel anlamda bağımız olan coğrafyalarda çok hızlı savaşların çıktığına, iç kargaşaların yaşandığına şahit oluyoruz” dedi. Türkiye'deki ekonomik krize de vurgu yapan Arıkan, “Ülkemizdeki durum da çok farklı değil. Ekonomik manadaki sıkıntıları beraber yaşıyoruz. Sıkıntılar, problemler saklanamayacak noktaya geldi. 'Terör meselesi yok' demekle ortadan kalkmadığını bugünlerde yaşanan hadiselerde gördük. Kürt meselesinin 'hadi çözüyoruz' deyince bir masaya oturulduğunda çözülemediğine de, üzülerek bugünlere şahitlik etmekteyiz. Hem devlet kurumlarının hem özel sektörün, ilan edilmemiş olsa bile iflasla karşı karşıya kaldığını; emeklilerimizin durumu, asgari ücretlerimizin durumu, çiftçilerimizin durumu, öğrencilerimizin gelecekle alakalı her geçen gün umutsuzluğa kapılmaları, yurt dışına gitmeyi bir seçenek olarak gören genç sayısının hızla arttığını görüyoruz” diye konuştu.

Türkiye'de yeterince özgürlük olmadığını ifade eden Arıkan, "Ülkemizi özgürleştirmemiz gerekiyor. Her ne kadar ülkemizin özgür olduğu, bağımsız olduğu ifade edilse de gerek ekonomik manadaki çıkmazlarımıza, gerek dış politikadaki çıkmazlarımıza, gerekse yakın coğrafyada yaşanan hadiselere baktığımızda ülkemizde yeterince özgürlük olmadığını görüyoruz" dedi.

"YENİ BİR YOL ARAYIŞINDAYIZ”

Parti olarak yeni bir yol arayışında olduklarını belirten Arıkan, üçüncü yol seçeneğine dikkat çekti. Arıkan, şöyle konuştu:

“Bugün de biz bütün siyasi partilerle iletişim kanallarını olabildiğince açık tutarak ilkeleri ve prensipleri ortaya koymaya gayret gösteriyoruz. Bununla alakalı bir yol arayışındayız. Yeni bir yol arayışındayız. Bunun için bütün partilerle görüşeceğiz. Önümüzdeki dönemlerde daha somut cümleler kullanacağım ama benim kanaatim şu: Seçimlere en erken bir buçuk yıl var gibi gözüküyor. 2027’nin ikinci yarısı seçim yılı gibi tahmin ediliyor. İktidar partisinde de böyle dönem dönem açıklamalar yapılıyor. O tarihe kadar bir planda bu çalışmalar yürütülerek, mutfak kısmı dediğimiz kısımda bu çalışmalar yürütülerek ilkeler, prensipler, biraz önce bahsettiğim sorunların çözümüyle alakalı neler yapılabilir; bunlar konuşulursa Türkiye'ye daha faydalı işler yapabiliriz diye ümit ediyorum. Bugün Yeniden Refah Partisi ziyaretimiz olacak. Yarın DEM Parti heyeti bizim partimize bir ziyarette bulunacak. Önümüzdeki hafta Anahtar Parti ile bir görüşmemiz olacak. Yine İYİ Parti ile görüşmelerimiz olacak. Bütün siyasi yelpazeyle görüşmeleri yapıp en doğru ittifakı bulmaya gayret göstereceğiz. Ama ana bakış açımız üçüncü bir yol inşa etmek üzerine olacak."

"BU COĞRAFYA TÜRK'ÜN OLDUĞU KADAR KÜRT’ÜN DE COĞRAFYASIDIR”

Arıkan, Suriye'de devam eden çatışmalı süreç, Suriye ordusunun Kürt bölgelerine uyguladığı kuşatma, duruma tepki amacıyla Türkiye’de de süren saç örme protestosuna yönelik soruyu, “Eylemler insanların en doğal hakkıdır” sözleri ile yanıtladı. Arıkan, şöyle devam etti:

“Köklü bir siyasi geleneğimiz var ve Kürt meselesinde Türkiye’de ilk bedeli ödeyen parti, Milli Görüş Hareketi’nin partileri oldu. Hatırlar mısınız bilmiyorum; 1990’lı yıllarda Necmettin Erbakan Hocamız Bingöl'de tarihi bir konuşma yapmıştı ve ceza almıştı. Yine 1996 yılında Van Milletvekilimiz Fethullah Erbaş, PKK'nın kamplarına gitmişti, orada esir olan askerlerimizi getirmişti ve bunun bedellerini o dönem ödemişti. Biz hep şunu söylüyoruz: Bir ülkede yaşayan ne kadar Kürt varsa, ne kadar Türk varsa; bu coğrafya Türk'ün olduğu kadar Kürt’ün de coğrafyasıdır, bütün yaşayan insanların coğrafyasıdır. Ne kadar Sünni’nin hakkı varsa, Alevi’nin de bu topraklar üzerinde o kadar hakkı olduğu inancındayız. Çoğunluğun Türk olması, Kürdün haklarını görmezden gelmemeyi gerektirir. Aynı şey, tersi durumda da geçerlidir. Şunu da hep söylüyorum: Çoğunluğun yaptığı milliyetçilik olarak tanımlanırken, azınlığın haklarını savunması 'bölücülük' olarak tanımlanırsa, orada bir çıkmaza gireriz. Hiçbir zaman çokluk, meşruluğun ve hakkın karşılığı olamaz. Suriye’de de hepimizin içini acıtan çok sıkıntılı bir süreç var. Bugün son bir ay içerisindeki gelişmelere bakarak değerlendirme yaparsak eksik olur. Büyük resme baktığımızda, Esad’ın ilk günlerinden bu yana coğrafyanın dizayn edilmeye çalışıldığını görüyoruz. O dönem SDG'nin yanında olan Amerika vardı. Bir yapılanma söz konusuydu. Sonra Amerika ne oldu da, ne görüşüldü de, hangi karşılıklı anlaşmaya varıldı da SDG'den desteğini çekti? Şimdi orada bir bombalama durumu söz konusu.

“GEREKİRSE 51 MİLLETVEKİLİNİN TAMAMI BÖLGEYE GİTMELİ”

Eylemler insanların en doğal hakkıdır. Saç örme eylemi olur, başka eylemler olur; bunlara saygıyla yaklaşmak gerekir. Herkesin Türkiye'de eylem hakkı olduğunu düşünüyorum. Ancak Terörsüz Türkiye Komisyonu’na bugün hiç olmadığı kadar iş düşüyor. Bir yılı aşkın süredir bu komisyon görev yapıyor ama tam da bugün devreye girmesi gerekiyor. Uzun zamandır toplantı yapılmadığını sizler de bizler de yakından takip ediyoruz. Bugün o komisyon elini değil, vücudunu taşın altına koymalı; bölgede neler olup bittiği konusunda kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirmelidir. Bir haber kaynağına bakıyorsunuz, 'çok sıkıntı yok' deniliyor. Başka bir kaynağa bakıyorsunuz, çocukların katledildiğini, insanların balkonlardan atıldığını görüyorsunuz. Burada şeffaf bilgiye ulaşma ihtiyacı vardır. Yapılacak şey çok nettir: Terörsüz Türkiye Komisyonu bir heyet kurmalı, gerekirse 51 milletvekilinin tamamı bölgeye gitmeli; ne oluyor, ne bitiyor yerinde görmeli ve kamuoyunu bilgilendirmelidir. Ancak bu şekilde doğru değerlendirme yapılabilir."

"YENİDEN REFAH, BERABER YOL YÜRÜMEYİ ARZU ETTİĞİMİZ PARTİLERDEN BİRİ"

Yeniden Refah Partisi'nin genel merkezine bugün yapacakları ziyareti “İkinci ziyaret” olarak açıklayan Arıkan, “Yeniden Refah Partisi’ni ikinci kez ziyaret ediyoruz. Yeniden Refah Partisi ile karşılıklı bir ziyaret takvimi yürüyor. Ben de bütün siyasi partilerle bu ziyaret takvimini olabildiğince yürütmeye gayret gösteriyorum. Bugün gerek Suriye'de yaşanan hadiseler, gerek İran'da yaşanan gelişmeler, gerekse içerideki tabloya baktığımızda; siyasi partiler bir araya geldiğinde masanın üzerinde konuşulacak yüzlerce konu olduğunu görüyoruz. Bunların 95’inde mutabakat sağlayamıyoruz ama beşinde mutabakat sağlayabiliyorsak, o beş madde üzerinden giderek bir birliktelik, bir ittifak modeli kurmamız gerekiyor. Hadiseye bu açıdan bakıyoruz. Yeniden Refah Partisi, bizim geçmişte birlikte siyaset yaptığımız önemli partilerden biridir. Beraber yol yürümeyi arzu ettiğimiz partilerden biridir” dedi.

Arıkan, yeni ittifaklar kapsamında AKP’den bir çağrı gelmesi halinde bunu nasıl değerlendirecekleri sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“İlk ilkemiz ve prensibimiz; ahlak ve maneviyattır. Ne yapıyorsak ahlakı önceleyerek yapmamız gerekir. Geçen yıl bütçe görüşmelerinde İçişleri Bakanı’nın Türkiye’de yakalanan uyuşturucuya ilişkin açıkladığı rakamlar vardı; korkunç rakamlar. Bizim asıl çözmemiz gereken mesele bu. Ama bunu konuşmak yerine bu hafta neyi konuştuk? 'Lavaş çetesini konuştuk. Türkiye'de polis lavaş çetesiyle uğraşırken, İspanya polisi Türk gemisinde uyuşturucu operasyonu yaptı. Ahlak ve maneviyat olmayınca böyle tablolarla karşılaşıyoruz. İkinci prensibimiz, üretime dayalı bir kalkınma modelidir. 2024'ün vergi rekortmenlerini hep beraber takip ettik. 2025 verileri henüz açıklanmadı. En çok kazananların büyük kısmı bankalar ve finans kuruluşları. Üreticilerin rekortmenler listesine giremediğini görüyoruz. 2026 bütçesinde 2,75 trilyon lira faiz ödemesi var. Bu tablo, üreticiye destek değil; faiz lobilerine destek veren bir hükümet algısı oluşturur. Üçüncü prensibimiz ise şahsiyetli bir dış politikadır. Biraz önce söyledim; Trump’ın kurmuş olduğu sözde Kudüs destek yapılarının, Gazze’ye, Suriye’ye ya da bu coğrafyaya barış getirmesi mümkün değildir. Bunun yerine kendi birlikteliklerimizi kurmalı, D-8’i canlandırmalıyız. Aksi takdirde şahsiyetli bir dış politika ortaya koymuş olamayız"

“GRUBUN BOZULMASI SÖZ KONUSU DEĞİL”

Arıkan, birçok partiden ayrılan milletvekillerinin bazılarının AKP’ye geçtiğini, Yeni Yol Partisi’nden de benzer ayrılmanın olup olmayacağına yönelik soruyu, “Yani Yeni Yol orada sembolik bir isim. İttifak görüşmelerinde birçok parti ile bir orta yol bulup, ittifakı genişletme gayretindeyiz. Grubun bozulması gibi bir durumun söz konusu olmadığını görüyorum. Diyelim ki öyle bir şey oluştu. Meclis'te birçok arkadaşımız Yeni Yol Grubu'na katılacaktır. Önemli katılımların AK Parti'den olması gerektiğini düşünüyorum. AK Parti'de birçok arkadaşımız vicdanen rahat değiller. Bunu görüyorum. Buradan da kendilerine bir davet yapmış olayım. Ziyaretlerimde gördüm ki kamuoyu yoklamalarına yansıyan kararsız seçmen oranlarının sahada da doğru olduğu görülüyor. Hem iktidarda hem de ana muhalefette aradığını bulamayan ciddi bir kitle var. Bu kitleye adres olabilmek için, pratikte de teoride de ayakları yere basan yeni bir yol inşa etme gayreti içerisindeyiz" diye yanıtladı.

“BASKIN SEÇİM OLMA İHTİMALİ YÜKSEK”

Arıkan soru üzerine, bu yıl erken genel seçim olma ihtimalini mümkün görmediğini söyledi. “İktidar çok yorgun. İktidar artık Türkiye'ye hiçbir manada verebileceği çok bir şey kalmadı. Yeni bir yönetim anlayışına, yeni bir ekonomi anlayışına ciddi bir manada ihtiyaç var" diyen Arıkan, şöyle devam etti:

“Bu yıl erken seçim olma ihtimalini ben görmüyorum. İktidarın erken seçime götürme gibi bir durumu yok. Ancak şöyle bir gerçek var: Şu ana kadar Türkiye'de 1946'dan bu yana 20 kez genel seçim yapılmış. Bu 20 genel seçimin 13'ü erken seçim. Sadece 7 tanesi vaktinde yapılmış. AK Parti döneminde de 6 kez genel seçim yapılmış, bunun 4'ü erken seçim olmuştur. 2015 yılını hariç tutarsak, diğer bütün erken seçimlerde iktidar partileri kesinlikle erken seçimin söz konusu olmadığını, seçimlerin vaktinde yapılacağını ifade etmişler. Ancak nihayetinde erken seçime gitmişlerdir. Her ne kadar Sayın Bahçeli 'erken seçim yok' dese de vatandaş erken seçim istiyor. 2026’da olmasa bile, 2027’de seçimlerin yapılacağını düşünüyorum. Yine her an bir erken seçim olabilir; ancak ben bu kez erken seçimden ziyade baskın seçim olacağını düşünüyorum. Özellikle muhalefet partilerini hazırlıksız yakalayabilmek için baskın seçim ihtimali çok daha yüksek."