Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan Kars’ta, ‘Cumhuriyet tarihinin yüzde 25’ini kapsayan bir AK Parti iktidarlarıyla ülkemiz yönetiliyor. AK Parti 24 yıl önce 3 Y ile geldi, 13 Y ile gidiyor” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Doğu Anadolu Programı kapsamında Ardahan’ın ardından Kars’ta partisinin yeni il başkanlığının açılışına katıldı.

Saadet Partisi Kars İl Başkanı Nesimi Demir ve partililerle birlikte yeni hizmet binasının açılışının ardından STK, Oda ve muhtarların katıldığı medya buluşması düzenleyen Genel Başkan Arıkan, Cumhuriyet tarihinin yüzde 25’ini kapsayan bir AK Parti iktidarlarıyla ülkenin yönetildiğini söyledi.

Neleri yapmayacaklarını tek tek sıralayan Genel Başkan Arıkan şunları söyledi:

“24 yıldır bizi idare eden bir iktidar var. Az bir zaman değil. Cumhuriyet tarihinin yüzde 25'ini neredeyse çeyreğinde AK Parti iktidarıyla karşı karşıyayız. Birçoğumuz hatırlarız. 3 Y ile geldiler. Bugün 13 Y ile gitmek üzereler. Nedir bu 13 Y? Yasaklar, yoksulluklar, yolsuzluklar, yargıdaki adaletsizlikler, yandaşlık, yanılgı, yalan, yüksek enflasyon, yüksek faiz, yüksek vergiler, yıpranmışlık, yönetememe, Kars'taki, Ardahan'daki, Iğdır'daki insanları yok saydılar. Böyle bir tablo var karşımızda. Böyle bir tablo olduğu için biz bugün buradayız. Sizlerle bir araya geldik. Kanaatlerimizi sizlerle paylaşmaya gayret gösterdik.

Bugün buradayız. Sizlerle bir araya geldik. Kanaatlerimizi sizlerle paylaşmaya gayret gösterdik.İktidara geldiğimizde ne yapmayacağımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkenin bugünkü durumundan ayağa çıkabilmesi için, ayağa kalkabilmesi için bizim yapmayacağımız şeyler. Birincisi, adaleti güçlüye başka, güçsüzü başka uygulamayacağız. İkincisi, suçu işleyenin kimliğine bakmayacağız. Makamına bakmayacağız. Servetine, çevresine bakmayacağız.

Üçüncüsü, insanların haklı olmak için güçlü, hakkını almak için nüfuzlu olmak zorunda bırakmayacağız. Adalet koridorlarında torpil aramak zorunda, meclis koridorlarında torpil aramak zorunda hakkını almak için insanları bu zorunluluğa mahkum etmeyeceğiz. Adaleti de yalnızca mahkeme salonlarında aramayacağız. Gelirde, vergide, eğitimde, sağlıkta satışının sağlayacağız. Oralarda da, adaletin bozulmasına izin vermeyeceğiz.

Yine hukuku siyasi hesapların, kişisel çıkarların, dönemsel ihtiyaçların aracı haline getirmeyeceğiz. Ne demek istiyorum? Buradaki insanlar kendi arasında 50-100 bin lira hesaplar arasında bir işlem yaptığında hemen Mehmet Şimşek arıyor. Doğru mu? Gel bakalım diyor. Sen bu parayı, 50 bin lirayı niye gönderdin? 100 bin lirayı niye gönderdin? Hesap soruyor. Ama yıllardır Haluk Levent diye bir adam çıktı. Milyon dolarlar döndü. hesaplarına. Milyon dolar. Bugün değil bakın yıllardır neyi beklediniz siz?

Bu sene bu operasyonu yapmak için neyi beklediniz? Biz buna iktidarımızda müsaade etmeyeceğiz. Yine yapmayacağımız şeylerden biri, bir telefonla değişen, bir talimatla yön değiştiren adalet düzenine asla izin vermeyeceğiz. Yine vatandaşın hakkını yıllarca mahkeme koridorlarında aramasına da müsaade etmeyeceğiz. Ekonomide neler yapmayacağız? Yapacaklarımı söylemiyorum. Buraya dikkat buyurun. Neler yapmayacağız onu anlatmaya çalışıyorum.

Milletin alın terini faizlere yedirmeyeceğiz arkadaşlar. 2026 bütçesinde 2.75 trilyon faiz ödemesi yapıldı. Bu ne demek biliyor musunuz? Cumhuriyetin ilk 80 yılında yapılan yatırımlar özelleştirildi. 2.75 trilyon para alındı. 80 yıllık yatırımı biz bir yıllık faize heba ettik. Kur korumalı mevduat diye bir şey çıktı hatırlarsınız. Gözlerindeki ışıltıya bakın dendi. 60 milyar dolar orada heba edildi. 60 milyar dolar. Biz buna asla müsaade etmeyeceğiz.

Zeydan Karalar'ın CHP kararı belli oldu
Zeydan Karalar'ın CHP kararı belli oldu
İçeriği Görüntüle

Yine vergiyi tabana, imtiyazı tavana yaymayacağız. Vergi kimden alıyor? Bizlerden alıyor. İmtiyazı kime sağlıyor? Koca koca holdinglerden sağlıyor. Yine bu senenin bütçesinde 3 milyardan fazla vergi silindi. Bu silinen vergi sizin bizim vergiler değil. Devasa tavanda milyar dolar para kazanan insanların vergisi bu senenin bütçesine maalesef, yok sayıldı.

Emekliye ve asgari ücretliye sabır tavsiye edip ayrıcalıklı kesimlerin imkanlarına dokunulmazlık yapmayacağız. 23 bin lira nedir Allah aşkına? Bugün açlık sınırı diyorsunuz. 38 bin lira, yoksulluk sınırı 138 bin lira. Emekli maaşı 23 bin lira. Asgari ücret 28 bin lira. Şimdi işverene gidiyorsun. "Bu iş çok pahalı." diyor. "28 bin lira yüksek." diyor. Çalışana gidiyorsun. "28 bin lirayla ben nasıl geçineceğim?" diyor.

Hem üretici hem çalışanın memnun kalmadığı bir düzene de müsaade etmeyeceğiz inşallah. Yine çiftçiye "Üret." deyip mazota, gübreye, tohuma, elektrik konusunda onu yalnız bırakmayacağız. Eğer "Üret." diyorsak girdi maliyetlerine destekte sağlayacağız. Milletin yolunu, köprüsünü, hastanesini döviz garantili kazanç kapısı haline getirmeyeceğiz. Bugün hastanelerdeki doluluk oranına göre para ödeniyor. Köprüden geçen araç sayısına göre para ödeniyor.

Geçmezse ne yapıyoruz? Hepimiz beraber toplanıyoruz. Vergilerimizle o açığın kapatıldığını şahit ediyoruz. Biz buna da müsaade etmeyeceğiz. Milletin maaşını kağıt üzerinde kocaman kocaman zamlar yapıp da daha o maaş cebine girmeden enflasyon karşısında o maaşları eritmeyeceğiz. Spekülasyonun, fırsatçılığın, denetimsizliğin bedelini kiracıya ve dar gelirlilere ödetmeyeceğiz. Bugün kira problemi. Kars'ta da öyledir. Ardahan'da sordum.

"En düşük kira nedir" dedim. "15 bin lira" dedi. Farklı mı buradaki kiralar? Üç aşağı, beş yukarı da burada 10 bin liradan 15 bin liradan aşağı ev yok. kiracı bulmak mümkün değildir. Buna da müsaade etmeyeceğiz. Barınma insanların en temel hakkı. Kira üzerinden fırsatçılık yapılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Konut sahibi olma noktasında fırsatçılık yapılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Devam ediyorum. Vatandaşın parasıyla vatandaşa reklam yapmayacağız biz. Koca koca reklamları görüyorsunuz.

İktidar tarafından yapılan reklamları görüyorsunuz. Billboardlarda, ekranlarda. Bu kimin parasıyla? Hepimizin verdiği vergilerle bu reklamların yapılmasına da müsaade etmeyeceğiz. İtibarı makam aracında aramayacağız. Konvoyda, sarayda, sarayda, binada, gösterişte itibar aramamaya da dikkat göstereceğiz. Millete hizmet için verilen makamı milletin sırtından saltanat sürme aracına dönüştürmeyeceğiz biz.

Millete tasarruf deyip kamuda şatafat üretmeyeceğiz. Devasa ışıltılı salonlarda lansman toplantıları yapmayacağız. Bir kişinin yapacağı işi üç makama, üç maaşa, üç mevkiye de teslim etmeyeceğiz. Hesabını açıklayamadığımız tek kuruşu devlet harcaması diyerek üstünü kapatmayacağız. Bir de böyle bir şey çıktı. "Bu harcama nedir" diyorsunuz. "Devlet harcaması" diyorlar. Kapatıyorlar. Böyle bir şeffaflıktan uzak bir yönetimle karşı karşıyayız.”