Japonya’daki Tohoku Üniversitesi’nde yürütülen araştırmada, rüyaların görüldüğü REM uykusu sırasında beyne giden kan ve yakıt akışı artmasına rağmen, nöronların doğrudan kullandığı hücresel enerjinin (ATP) hızla tükendiği ortaya konuldu.
Bilim insanları, canlı ve yoğun rüyaların ardından hissedilen zihinsel yorgunluğun arkasındaki biyolojik mekanizmayı incelemek amacıyla özel görüntüleme tekniklerinden yararlandı. Araştırmacılar, doğal uyku halindeki farelerin beyin hareketlerini eş zamanlı olarak takip etti.
BEYİNDEKİ KAN AKIŞI ÖNCEDEN ARTIYOR
Araştırmada elde edilen bulgulara göre, klasik REM evresi başlamadan yaklaşık 50 saniye önce beynin arka bölgesinden ön bölgesine doğru belirgin bir kan akışı artışı yaşanıyor.
Beynin yakıt ikmalini artıran bu hazırlığa ve enerji öncülü olan pirüvat seviyesindeki yükselişe rağmen, nöronların temel enerji birimi olan ATP seviyelerinde ani bir düşüş kaydedildi.
‘RÜYA GÖRMEK YÜKSEK ENERJİ TÜKETİMİ GEREKTİRİYOR’
Araştırma ekibinin lideri Prof. Dr. Ko Matsui, rüyaların sanıldığı kadar dinlendirici bir süreç olmadığını belirterek, çalışmanın rüya sırasında beynin neden yorulduğuna ilişkin bilimsel temeli anlamayı amaçladığını ifade etti.
Matsui, “Canlı bir rüyanın ardından kendinizi yorgun hissettiğiniz oldu mu? Uyku dışarıdan huzurlu görünse de özellikle rüya sırasında beyin son derece aktiftir. Bu paradoksun ardındaki bilimsel temeli, yani rüya görmenin neden yorucu olduğunu anlamak istedik” dedi.
Bilim insanları, nöronal enerjideki düşüşün hafıza pekiştirme, sinapsların yeniden organize edilmesi ve hipokampus ile korteks arasındaki yoğun bilgi transferinden kaynaklandığını belirtti.
Araştırmada elde edilen bulguların, rüyalar sırasında beynin ürettiğinden çok daha hızlı bir şekilde enerji tükettiğini gösterdiği ifade edildi. Çalışmanın, biyolojik zekânın sınırlı metabolik kaynakları nasıl yönettiğinin ve uykunun hafıza mekanizmasındaki kritik rolünün daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabileceği belirtildi.




