<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Baba Ocağı</title>
    <link>https://www.babaocagi.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.babaocagi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 09 Jul 2026 09:16:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İki evladını kaybetti, üçüncüsünü böbreğiyle hayata bağladı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/iki-evladini-kaybetti-ucuncusunu-bobregiyle-hayata-bagladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/iki-evladini-kaybetti-ucuncusunu-bobregiyle-hayata-bagladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van'da yaşayan Özlem ve Özgen Demirdoy çifti, akraba evliliğine bağlı genetik nefrotik sendrom nedeniyle iki çocuğunu kaybetti. Aynı hastalığa yakalanan 3 yaşındaki Doruk ise annesinden yapılan böbrek nakliyle yaşama yeniden tutundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van'da yaşayan Özlem ve Özgen Demirdoy çiftinin yıllardır süren evlat acısı, üçüncü kez aynı hastalıkla karşılaşmalarıyla yeniden büyüdü. Genetik nefrotik sendrom nedeniyle iki çocuklarını kaybeden aile, aynı hastalığa yakalanan en küçük çocukları Doruk'u yaşatabilmek için zamanla yarıştı. İzmir'de gerçekleştirilen başarılı böbrek nakliyle Doruk sağlığına kavuşurken, aile uzun yıllar sonra ilk kez umutlu konuştu.</p>

<p><strong>AYNI HASTALIK İKİ EVLATLARINI HAYATTAN KOPARDI</strong></p>

<p>Çiftin ilk çocukları İremsu, 2012 yılında dünyaya geldikten kısa süre sonra nefrotik sendrom teşhisi aldı. Henüz böbrek nakli aşamasına gelemeyen İremsu, 2014 yılında geçirdiği üst solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle yaşamını yitirdi.</p>

<p>Ailenin ikinci çocuğu Umutcan sağlıklı şekilde büyürken, 2018 yılında dünyaya gelen Muhammet Mustafa'ya da bir yaşındayken aynı hastalık teşhisi konuldu. Mustafa için böbrek nakli planlandı ancak pandemi döneminde ameliyatların ertelenmesi ve sevk sürecindeki gecikmeler nedeniyle küçük çocuk 2022 yılında, henüz 4 yaşındayken hayatını kaybetti.</p>

<p><strong>ÜÇÜNCÜ ÇOCUK İÇİN UMUT İZMİR'DE DOĞDU</strong></p>

<p>2023 yılında dünyaya gelen Doruk'ta da aynı genetik hastalık tespit edildi. İki çocuğunu aynı hastalık nedeniyle kaybeden aile, bu kez Van ile İzmir arasında süren zorlu tedavi maratonuna başladı.</p>

<p>Yapılan değerlendirmelerin ardından Doruk'a annesi Özlem Demirdoy'dan böbrek nakli yapılmasına karar verildi. Gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından küçük çocuk sağlığına kavuştu ve diyalizden kurtuldu.</p>

<p><strong>"YAŞADIĞIM KORKULAR ANLATILMAZ"</strong></p>

<p>İki evladını toprağa verdikten sonra üçüncü çocuğu için de aynı acıyı yaşamaktan korktuğunu söyleyen anne Özlem Demirdoy, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:</p>

<p>"İki çocuğumu da aynı hastalıktan kaybettim. İlk çocuğum ne diyalize ne de nakle gidebildi. İkincisi için de böbreğimi vermeye hazırdım ancak pandemi nedeniyle nakil gerçekleştirilemedi. Doruk için yaşadığım korkular anlatılmaz. İki yıldır tedavi için İzmir'e gidip geliyorduk ama umudum kalmamıştı. Hep aynı acıyı yaşayacağımı düşünüyordum. Çok şükür doktorlarımız sayesinde nakil oldu. Çok mutluyum."</p>

<p><strong>"UMUDUMUZU KAYBETMİŞTİK"</strong></p>

<p>Baba Özgen Demirdoy da ilk çocuklarında hastalığın tedavisinin mümkün olmadığının söylendiğini belirterek, bu nedenle yıllarca umutsuz yaşadıklarını ifade etti.</p>

<p>İlk çocuklarını kurtaramadıklarını, ikinci çocuklarının ise pandemi nedeniyle nakil şansı bulamadığını söyleyen Demirdoy, "Doruk'a da aynı teşhis konulunca yine onu kaybedeceğimizi düşündük. İzmir'deki doktorlarımız bize umut oldu. Ameliyat başarıyla geçti. Organ bağışının ne kadar önemli olduğunu yaşayarak gördük. Bir insanın hayatını kurtarmaktan daha değerli bir şey yok." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ARTIK DİYALİZE İHTİYACI YOK"</strong></p>

<p>Operasyonu gerçekleştiren ekibin başkanı Op. Dr. Işık Özgü, Doruk'un gelişim geriliği nedeniyle yaşıtlarından çok daha küçük olduğunu ve bu durumun ameliyatı teknik açıdan zorlaştırdığını söyledi.</p>

<p>Annenin böbreğinin çocuğun vücut yapısına göre oldukça büyük olduğunu belirten Özgü, buna rağmen operasyonun başarılı geçtiğini ifade ederek, "Ameliyat normalden uzun sürdü ancak çok yüz güldürücü bir sonuç aldık. Artık diyalize ihtiyacı yok. Sağlıklı bir yaşam sürmesini bekliyoruz." diye konuştu.</p>

<p><strong>"BU AİLEDE GENETİK MUTASYON VAR"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu ise hastalığın akraba evliliğine bağlı genetik mutasyondan kaynaklandığını belirterek, hem anne hem de babanın taşıyıcı olması nedeniyle çocuklarda nefrotik sendrom geliştiğini söyledi.</p>

<p>Hastalığın idrarda yoğun protein kaybına yol açarak zamanla son dönem böbrek yetmezliğine neden olduğunu ifade eden Keskinoğlu, çocuk hastalarda en etkili tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Kadavra bağışlarının yetersiz olması nedeniyle anneden canlı verici nakli gerçekleştirdiklerini belirten Keskinoğlu, "Anne taşıyıcı olmasına rağmen böbrek fonksiyonları sağlıklı olduğu için hastalığın tekrarlama riski oldukça düşük. Doruk zamanla akranları gibi büyüyecek, sosyal hayatına uyum sağlayacak ve sağlıklı bir yaşam sürecek." dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/iki-evladini-kaybetti-ucuncusunu-bobregiyle-hayata-bagladi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/6a4e0ff1774653f687aa887b.webp" type="image/jpeg" length="74497"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sessiz ilerleyen hastalık: Baş ağrısı olmadan da ortaya çıkabiliyor]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/sessiz-ilerleyen-hastalik-bas-agrisi-olmadan-da-ortaya-cikabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/sessiz-ilerleyen-hastalik-bas-agrisi-olmadan-da-ortaya-cikabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, toplumda yeterince bilinmeyen ancak sanılandan daha yaygın görülen vestibüler migrene karşı uyardı. Baş ağrısı olmadan da ortaya çıkabilen bu migren türünde en belirgin belirtilerin baş dönmesi, denge kaybı ve hareketle artan rahatsızlık hissi olduğu belirtilirken, tanının bu nedenle çoğu zaman geciktiğine dikkat çekildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Osman Müftüoğlu, uzmanların "hiç duymadığınız en yaygın hastalıklardan biri" olarak tanımladığı vestibüler migrene karşı uyardı. En önemli belirtinin baş ağrısı değil, baş dönmesi olduğunu kaydeden Müftüoğlu, kronik stres, yetersiz uyku ve enfeksiyon ve alerjik süreçlerin vestibüler migreni tetiklediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Müftüoğlu, Sabah gazetesindeki köşesinde vestibüler migrene dikkat çekti. "Baş dönmesinin arkasında sandığınızdan çok daha farklı bir migren türü olabilir." diye yazan Müftüoğlu, "Vestibüler migrenin en şaşırtıcı özelliği budur. Baş ağrısı hiç olmayabilir. Hastalığın en belirgin bulgusu baş dönmesi ve denge bozukluğudur. Bu nedenle tanı çoğu zaman gecikir. Hastalar baş dönmesini; gemide sallanıyormuş gibi hissetmek, zeminin kayması, odanın dönmesi veya yürürken dengesini kaybetmek şeklinde tarif eder. Buna ışık ve ses hassasiyeti, bulantı, hareketle kötüleşme ve zihinsel yorgunluk da eşlik edebilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Araştırmalar toplumun yaklaşık yüzde 3'ünde vestibüler migren bulunduğunu gösteriyor. Gerçek sıklığın ise bunun da üzerinde olduğu düşünülüyor. Uzmanlar bu nedenle vestibüler migreni 'hiç duymadığınız en yaygın hastalıklardan biri' olarak tanımlıyor." diye yazan Müftüoğlu, kronik stres, yetersiz uyku ve enfeksiyon ve alerjik süreçlerin vestibüler migreni tetiklediğini söyledi.</p>

<p>Müftüoğlu, tedaviye ilişkin ise şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>"Tedavinin temelini düzenli uyku, stres kontrolü, sağlıklı beslenme ve kişiye özel koruyucu ilaçlar oluşturur. Bazı hastalarda magnezyum, riboflavin (B2 vitamini) ve koenzim Q10 gibi desteklerden de yararlanılabiliyor."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/sessiz-ilerleyen-hastalik-bas-agrisi-olmadan-da-ortaya-cikabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/142421124-36.jpg" type="image/jpeg" length="74668"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta yeni dönem: Bakanlığın taslağında dikkat çeken değişiklikler]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/saglikta-yeni-donem-bakanligin-taslaginda-dikkat-ceken-degisiklikler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/saglikta-yeni-donem-bakanligin-taslaginda-dikkat-ceken-degisiklikler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı "Sağlıkta Haklar ve İletişim Yönetmeliği" taslağı, hasta ve sağlık çalışanlarının haklarına ilişkin kapsamlı değişiklikler içeriyor. Taslağa göre tıbbi müdahalelerde hasta onayı elektronik ortamda alınabilecek, başvuru ve şikâyet süreçleri ise tamamen dijital sisteme taşınacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı "Sağlıkta Haklar ve İletişim Yönetmeliği" taslağına göre, hastaların tıbbi müdahalelere ilişkin onayları elektronik ortamda alınabilecek. Taslakta ayrıca hasta ve çalışan başvuruları için dijital sistem kurulması, "önceden açıklanmış sağlık isteği" uygulaması ile sağlık çalışanlarına yönelik "Beyaz Yardım" destek sisteminin hayata geçirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı "Sağlıkta Haklar ve İletişim Yönetmeliği" taslağı, sağlık hizmetlerinde hasta ve çalışan haklarına ilişkin yeni düzenlemeler içeriyor.</p>

<p>Taslakla birlikte hasta ve çalışan haklarının ilk kez aynı yönetmelik altında toplanması öngörülüyor.</p>

<p><strong>ELEKTRONİK ORTAMDA ONAY DÖNEMİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İktidara yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesinin haberine göre; hastaların tıbbi müdahalelere ilişkin rızalarının elektronik ortamda alınabilmesinin önü açılacak. Böylece tıbbi onay süreçlerinin dijital ortamda kayıt altına alınması, doğrulanması ve arşivlenmesi mümkün olacak.</p>

<p>Hasta ve sağlık çalışanlarının şikâyet, talep ve başvurularını elektronik ortam üzerinden iletebilmesi de planlanıyor. Bu kapsamda Hasta ve Çalışan Hakları Başvuru Sistemi (HÇHBS) kurulacak. Başvurular sistem üzerinden takip edilecek.</p>

<p>HÇHBS aracılığıyla yapılan başvuruların öncelikle yerinde çözüm ve uzlaşı yöntemiyle sonuçlandırılması hedefleniyor. Uzlaşı sağlanamayan başvurular ise komisyonlara, il koordinatörlüklerine ve il kurullarına iletilebilecek.</p>

<p>Taslakta ayrıca "önceden açıklanmış sağlık isteği" kavramına da yer veriliyor. Buna göre kişi, ileride bilinç kaybı, ağır hastalık veya benzeri nedenlerle sağlık kararlarını veremeyecek duruma gelmesi ihtimaline karşı, hangi tedavileri kabul edip etmeyeceğini önceden belirleyebilecek. Bu beyan yazılı veya dijital ortamda kayıt altına alınabilecek ve sağlık hizmeti sunucuları tarafından dikkate alınacak.</p>

<p>Düzenleme, demans hastalığı, yoğun bakımda makineye bağlı yaşam gibi kişinin karar verme yetisini kaybedebileceği durumları da kapsıyor.</p>

<p><strong>ŞİDDETE KARŞI YENİ 'TEDBİR': BEYAZ YARDIM</strong></p>

<p>Taslak yönetmelikte sağlık çalışanlarının güvenliğine yönelik düzenlemeler de yer alıyor.</p>

<p>Buna göre sağlık kurum ve kuruluşları, sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik programlar hazırlamakla yükümlü olacak. Yaşanan şiddet olaylarının yanı sıra “ramak kala” olarak tanımlanan, şiddetle sonuçlanmayan ancak ciddi risk oluşturan olaylar da kayıt altına alınacak ve incelenecek.</p>

<p>Şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarına psikososyal destek verilmesi zorunlu olacak. Taslak yönetmelik ayrıca sağlık kurumlarına; meydana gelen şiddet olaylarının nedenlerini araştırma ve kök neden analizi yapma yükümlülüğü getiriyor.</p>

<p>Sağlık çalışanları için “Beyaz Yardım” adıyla yeni bir destek sistemi kurulacak.</p>

<p>Bu sistem üzerinde çalışanlar şiddet olaylarına karşı hukuki destek talebinde bulunabilecek. Çalışanlar ayrıca fiziksel şiddete maruz bırakıldığında, tehdit edildiğinde, hakarete uğradığında, kendisinin ya da ekip arkadaşlarının güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye sokan davranışlarla karşılaştığında, belirli usuller çerçevesinde hizmetten çekilme talebinde bulunabilecek.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/saglikta-yeni-donem-bakanligin-taslaginda-dikkat-ceken-degisiklikler</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/saglik21414412-1.jpg" type="image/jpeg" length="98609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflamak için yaptığı hareket hastanede bitti: Midesinden çıkan cisim şaşırttı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflamak-icin-yaptigi-hareket-hastanede-bitti-midesinden-cikan-cisim-sasirtti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/zayiflamak-icin-yaptigi-hareket-hastanede-bitti-midesinden-cikan-cisim-sasirtti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zayıflamak için kendini kusturmaya çalışırken yanlışlıkla diş fırçasını yutan 21 yaşındaki genç kadın, İstanbul'da gerçekleştirilen yaklaşık 40 dakikalık ameliyatla sağlığına kavuştu. Uzmanlar, benzer durumlarda vakit kaybetmeden hastaneye başvurulması gerektiği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da yaşayan bir kadının zayıflamak için kendini kusturmaya çalışırken yuttuğu 13 santimetrelik diş fırçası, gerçekleştirilen küçük kesiyle midesinden çıkartıldı.</p>

<p>İstanbul'da yaşayan 21 yaşındaki S.B. zayıflamak için kendini kusturmaya çalışırken, yanlışlıkla diş fırçasını yuttu.</p>

<p>Üzerine yemek yiyen ve fenalaşan S.B, yakınları tarafından Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü.</p>

<p>Acil serviste ilk müdahalesi yapılan S.B, ardından hastanenin endoskopi servisine yönlendirildi.</p>

<p>Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kubilay Özgür Öztütüncü başkanlığındaki ekibin gerçekleştirdiği yaklaşık 40 dakikalık küçük kesi yöntemiyle, kadının midesindeki 13 santimetrelik diş fırçası çıkarıldı.</p>

<p><strong>"ENDOSKOPLA ALMAYI BİLEREK DENEMEDİK"</strong></p>

<p>Öztütüncü, yaptığı açıklamada, hastanın akşam saatlerinde diş fırçası yutma nedeniyle hastaneye başvurduğunu söyledi.</p>

<p>İlk etapta olay karşısında şaşırdıklarını belirten Öztütüncü, "İlk başta '13 santimetrelik diş fırçası nasıl yutulur?' diye inanamadık. Tomografisini çektik. Yaklaşık 13 santimetrelik diş fırçasını ucunu kırarak yutmuş. Yutma değil aslında. Hasta kendini kusturmaya çalışırken yanlışlıkla mideye kaçıyor." dedi.</p>

<p>Öztütüncü, yabancı cismin çıkarılması için endoskopik yöntemi tercih etmediklerini vurgulayarak, "Endoskopla almayı bilerek denemedik. Mideyi ya da yemek borusunu yırtarız diye doğrudan ameliyata aldık. Yaklaşık yarım saatlik ameliyat sonrasında hastayı servise aldık. İki gün sonra da taburcu ettik. Gayet iyi." diye konuştu.</p>

<p>Kubilay Özgür Öztütüncü, diş fırçasının yutulmasının hastanın organlarında herhangi bir hasara yol açmadığını kaydetti.</p>

<p><strong>"YABANCI CİSİM YUTAN HASTALAR, BUNU KENDİLERİ ÇIKARMAYA ÇALIŞMASIN"</strong></p>

<p>Hastanın kendisini kusturmaya çalışırken diş fırçasını yanlışlıkla yuttuğunu dile getiren Öztütüncü, "Kafasını kaldırdıktan sonra herhalde denerken direkt olarak yutmuş. Saplı plastik tarafını kırmış ve 13 santimetrelik kısmını yutmuş. Zayıflamak için galiba kendini kusturmaya çalışıyordu. Bunu birkaç defa daha yapmış. En sonundaki şanssızlık olmuş. Ne yazık ki diş fırçasını yutmuş. O yüzden ameliyat oldu." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Öztütüncü, benzer yabancı cisim yutma vakalarıyla zaman zaman karşılaştıklarını belirterek, bu tür durumlarda vatandaşların kendi yöntemlerini denememesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaların yabancı cismi su içerek ya da ekmek yiyerek çıkarmaya çalışmasının daha ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkati çeken Öztütüncü, "Bu tür vakalarla çok karşılaşıyoruz. Hastalarımızdan beklentimiz, herhangi bir sıkıntı ya da problem gördüklerinde bir hekime danışmalarıdır. Bunları kendi sistemleri içerisinde kurgulayarak yapmaları farklı ve daha kötü sonuçlar doğurabiliyor." dedi.</p>

<p>Öztütüncü, "Genelde insanlar kilo verme amacıyla kendilerini kusturmaya çalışıyor. Biz bunu kesinlikle önermiyoruz. Kilo sorunları varsa doktora başvurmalarını tavsiye ederiz. Yabancı cisim yutan hastalar da bunu kendileri çıkarmaya çalışmasın. Gerek suyla gerek yemek ya da ekmek yiyerek çıkarmaya çalışmaları başka sıkıntılar doğurabilir. Böyle bir durumda doğrudan bir eğitim ve araştırma hastanesinin acil servisine başvurmalarını öneriyoruz."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflamak-icin-yaptigi-hareket-hastanede-bitti-midesinden-cikan-cisim-sasirtti</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/421421421-55.jpg" type="image/jpeg" length="89379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene 15 dakikada bulaştırabiliyor: Nadir virüs alarmı büyüyor]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/kene-15-dakikada-bulastirabiliyor-nadir-virus-alarmi-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/kene-15-dakikada-bulastirabiliyor-nadir-virus-alarmi-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de kenelerle bulaşan Powassan virüsüne ilişkin endişeler büyüyor. Nadir görülmesine rağmen beyin ve sinir sistemini etkileyebilen virüs nedeniyle uzmanlar, özellikle yaz aylarında kene ısırıklarına karşı dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında kene vakalarının artmasıyla birlikte ABD'de Powassan virüsü yeniden gündeme geldi. Lyme hastalığı kadar yaygın olmayan virüs, bazı vakalarda merkezi sinir sistemini etkileyerek ensefalit ve menenjit gibi ağır tablolara neden olabiliyor.</p>

<p><strong>VAKA SAYILARI YÜKSELİYOR</strong></p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (CDC) verilerine göre, Powassan virüsü vakalarında son yıllarda artış yaşandı. Ülkede 2015 yılında 7 olarak kaydedilen vaka sayısı, 2025 yılında 76'ya yükseldi.</p>

<p>Uzmanlar, vaka sayılarının hâlâ düşük seviyede olmasına rağmen hastalığın ağır sonuçlar doğurabilmesi nedeniyle toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p><strong>15 DAKİKADA BULAŞABİLİYOR</strong></p>

<p>Powassan virüsünü diğer kene kaynaklı hastalıklardan ayıran en önemli özelliklerden biri bulaşma süresi. Uzmanlara göre Lyme hastalığında kenenin uzun süre vücuda tutunması gerekirken, Powassan virüsü enfekte bir keneden yaklaşık 15 dakika gibi kısa bir sürede insana geçebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle kenenin erken fark edilerek doğru şekilde çıkarılması büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>İLK BELİRTİLER GRİBİ ANDIRIYOR</strong></p>

<p>Virüsü taşıyan birçok kişide herhangi bir belirti görülmeyebilir. Belirti gelişen vakalarda ise ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrıları, kusma ve genel kırgınlık gibi grip benzeri şikayetler ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Virüsün merkezi sinir sistemine ulaşması halinde ise bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu, koordinasyon kaybı, hafıza sorunları, nöbet ve felç benzeri bulgular görülebiliyor.</p>

<p><strong>TEDAVİSİ VE AŞISI BULUNMUYOR</strong></p>

<p>Powassan virüsüne karşı geliştirilen özel bir ilaç ya da aşı bulunmuyor. Ağır vakalarda tedavi, hastanede uygulanan destekleyici bakım ile yürütülüyor. Gerekli durumlarda solunum desteği, damar yoluyla sıvı tedavisi ve beyin iltihabını azaltmaya yönelik uygulamalar yapılıyor.</p>

<p>Kalıcı nörolojik sorunlar yaşayan hastalarda ise fizik tedavi ve rehabilitasyon süreci devreye giriyor.</p>

<p><strong>UZMANLARDAN KENE UYARISI</strong></p>

<p>Uzmanlar, vaka artışında iklim değişikliğinin etkili olduğunu değerlendiriyor. Daha sıcak ve nemli hava koşullarının kenelerin yaşam süresini uzattığına dikkat çekilirken, ormanlık ve uzun otlu alanlarda kapalı kıyafet giyilmesi, kene kovucu ürünlerin kullanılması ve doğa gezilerinin ardından vücudun dikkatlice kontrol edilmesi öneriliyor.</p>

<p>Vücutta kene tespit edilmesi halinde ince uçlu bir cımbızla dikkatlice çıkarılması, sonrasında ise 30 gün boyunca ateş, baş ağrısı, bilinç bulanıklığı veya nörolojik belirtilerin görülmesi durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması tavsiye ediliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/kene-15-dakikada-bulastirabiliyor-nadir-virus-alarmi-buyuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/6a451c9e453e53ccb7ab9719.webp" type="image/jpeg" length="90999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Alerjisi olduğunu söyledik' iddiası: Hastaya verilen antibiyotik sonrası suç duyurusu]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/alerjisi-oldugunu-soyledik-iddiasi-hastaya-verilen-antibiyotik-sonrasi-suc-duyurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/alerjisi-oldugunu-soyledik-iddiasi-hastaya-verilen-antibiyotik-sonrasi-suc-duyurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'de 78 yaşındaki İsmet Öge'nin, antibiyotik alerjisini sağlık çalışanlarına bildirmesine rağmen kendisine antibiyotik verildiği ve ardından vücudunda ciddi lezyonlar oluştuğu iddia edildi. Ailesi suç duyurusunda bulunurken, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ise lezyonların enfeksiyon kaynaklı olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de yaşayan Haydar Öge, 78 yaşındaki amcası İsmet Öge'nin antibiyotik alerjisini sağlık çalışanlarına bildirmesine rağmen kendisine antibiyotik uygulandığını, bunun ardından vücudunda yaygın lezyonlar ve kararmalar oluştuğunu öne sürerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.</p>

<p>Haydar Öge, amcasının 23 Haziran'da rahatsızlanarak İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurduğunu belirterek, hastaneye kendi imkanlarıyla gittiğini söyledi. Amcasının antibiyotik alerjisi olduğunu sağlık çalışanlarına bildirdiğini savunan Öge, buna rağmen damardan antibiyotik verildiğini ve kısa süre sonra vücudunun büyük bölümünde ciddi reaksiyon geliştiğini iddia etti.</p>

<p><strong>SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDULAR</strong></p>

<p>Amcasının daha sonra taburcu edildiğini ve reçete edilen ilaçların ardından sağlık durumunun kötüleştiğini öne süren Haydar Öge, tedavinin Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde sürdüğünü belirtti.</p>

<p>Yaşanan süreç nedeniyle sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ifade eden Öge, olayın ayrıntılı şekilde araştırılmasını ve ihmali bulunan kişiler hakkında işlem yapılmasını istedi.</p>

<p><strong>İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN AÇIKLAMA</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ise iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, hastanın nefes darlığı şikayetiyle hastaneye başvurduğunu, dekompanse kalp yetmezliği tanısıyla kardiyoloji servisinde tedavi altına alındığını bildirdi.</p>

<p>Açıklamada, hastada enfeksiyon bulguları ve ateş yüksekliği tespit edilmesi üzerine uygun tedavinin başlatıldığı belirtilerek, süreç içinde gelişen deri lezyonlarının Enfeksiyon Hastalıkları, Dermatoloji ve Alerji kliniklerince değerlendirildiği ifade edildi.</p>

<p>Müdürlük, yapılan çok disiplinli değerlendirmeler sonucunda hastaya **"Stafilokoksik Haşlanmış Deri Sendromu"** ön tanısı konulduğunu ve deri lezyonlarının farklı kliniklerin konsültasyon notlarında da enfeksiyon kaynaklı olarak değerlendirildiğini kaydetti. Açıklamada, hastanın tedavisinin ardından poliklinik kontrolü önerilerek taburcu edildiği bilgisine yer verildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/alerjisi-oldugunu-soyledik-iddiasi-hastaya-verilen-antibiyotik-sonrasi-suc-duyurusu</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/474c01db-eb2b-4e1b-8b37-79399e63ba60.jpg" type="image/jpeg" length="14302"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Estetik sonrası kabusu yaşadı: 7 yıldır adalet arıyor]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/estetik-sonrasi-kabusu-yasadi-7-yildir-adalet-ariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/estetik-sonrasi-kabusu-yasadi-7-yildir-adalet-ariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da estetik işlem sonrası dudağında doku kaybı oluştuğunu öne süren Songül Uzunoğlu'nun hukuk mücadelesi 7 yılı geride bıraktı. Ceza davasında doktorlar beraat ederken, Tüketici Mahkemesi Uzunoğlu lehine yaklaşık 994 bin lira tazminata hükmetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da yaşayan 47 yaşındaki aşçı Songül Uzunoğlu, 2019 yılında özel bir estetik merkezinde yaptırdığı işlem sonrası dudağında doku kaybı oluştuğunu öne sürerek başlattığı hukuk mücadelesini sürdürüyor.</p>

<p><strong>İŞLEM DÖRT KEZ TEKRARLANDI</strong></p>

<p>Uzunoğlu, göz altı dolgusu amacıyla başvurduğu merkezde göbek bölgesinden alınan yağ dokusunun yüzüne uygulanacağını öğrendiğini belirtti. İlk işlemin ardından dolgunun kısa sürede eridiğini söyleyen Uzunoğlu, aynı yıl içinde toplam dört kez operasyon geçirdi.</p>

<p>Son işlem sırasında dudağına da dolgu yapıldığını belirten Uzunoğlu, işlem sonrası şiddetli ağrı, morarma ve doku kaybı yaşadığını iddia etti.</p>

<p><strong>"DUDAĞIMI BESLEYEN DAMAR TIKANDI"</strong></p>

<p>Yaşadığı süreci anlatan Uzunoğlu, "Dördüncü işlemde dudağıma da dolgu yapıldı. Bu işlem sırasında dudağımı besleyen ana damarın tıkandığını ve dudak dokumu tamamen kaybettiğimi öğrendim. O günden bu yana çok sayıda ameliyat geçirdim. Hâlâ tedavi görüyorum" dedi.</p>

<p><strong>CEZA DAVASINDA BERAAT KARARI VERİLDİ</strong></p>

<p>Olayla ilgili açılan ceza davasında yargılanan doktorlar, "taksirle yaralama" suçundan beraat etti. Mahkeme, olay ile yaralanma arasında kesin illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TÜKETİCİ MAHKEMESİ TAZMİNATA HÜKMETTİ</strong></p>

<p>Antalya 1. Tüketici Mahkemesi ise uygulamaların tıp kurallarına uygun olmadığı kanaatine vararak Uzunoğlu lehine 244 bin 331 lira maddi, 750 bin lira manevi olmak üzere toplam 994 bin 331 lira tazminata hükmetti.</p>

<p>Kararın istinafa taşınması üzerine dosya Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderildi. Mahkeme, harç ve tebligat eksikliklerinin giderilmesi için dosyayı ilk derece mahkemesine iade etti.</p>

<p><strong>"BENİM HAKKIMI KİM ARAYACAK?"</strong></p>

<p>Yaklaşık 7 yıldır hukuk mücadelesi verdiğini söyleyen Uzunoğlu, sürecin uzamasına tepki göstererek, "Gülüşüm yok, yemek yemek bile problem. Hâlâ tedaviye ihtiyacım var. Bir insanın hayatını hiçe saydılar. Benim hakkımı kim arayacak?" ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/estetik-sonrasi-kabusu-yasadi-7-yildir-adalet-ariyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/65b8a342-4ca7-46db-8b3d-8e52bf59ec72.webp" type="image/jpeg" length="22796"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[COVID-19'un uzun vadeli etkisi araştırıldı: Kalp ve akciğerde risk arttı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/covid-19un-uzun-vadeli-etkisi-arastirildi-kalp-ve-akcigerde-risk-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/covid-19un-uzun-vadeli-etkisi-arastirildi-kalp-ve-akcigerde-risk-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, COVID-19 geçiren kişilerde obstrüktif uyku apnesi gelişme riskinin arttığını ortaya koydu. Çalışmada, bu kişilerin kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyon açısından da daha yüksek risk taşıdığı belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yayımlanan bir araştırma, COVID-19 enfeksiyonunun uzun vadede bazı solunum ve kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmaya göre, COVID-19 geçiren kişilerde enfeksiyonun ardından 4,5 yıla kadar obstrüktif uyku apnesi gelişme riski artabiliyor. Çalışmada ayrıca, COVID sonrası uyku apnesi gelişen kişilerde kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyon görülme olasılığının daha yüksek olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>PULMONER HİPERTANSİYON NEDİR?</strong></p>

<p>Pulmoner hipertansiyon, kalpten akciğerlere kan taşıyan damarların basıncının yükselmesiyle ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu durum, zamanla kalbin sağ tarafının daha fazla çalışmasına neden oluyor. Tedavi edilmediğinde ise sağ kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BELİRTİLER YILLAR İÇİNDE ORTAYA ÇIKABİLİYOR</strong></p>

<p>Pulmoner hipertansiyonun belirtileri çoğu zaman yavaş gelişiyor. En sık görülen belirtiler arasında nefes darlığı, yorgunluk, göğüs ağrısı veya baskı hissi, baş dönmesi, bayılma, çarpıntı ve bacaklarda şişlik yer alıyor.</p>

<p>Bazı hastalarda dudaklarda veya ciltte mavimsi renk değişikliği de görülebiliyor.</p>

<p><strong>RİSK FAKTÖRLERİ VE TANI SÜRECİ</strong></p>

<p>Uzmanlar; aile öyküsü, sigara kullanımı, fazla kilo, doğumsal kalp hastalıkları, kan pıhtılaşma bozuklukları, asbest maruziyeti ve yüksek rakımda yaşamanın hastalık riskini artırabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Tanı sürecinde fizik muayenenin yanı sıra kan testleri, akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi, Doppler ekokardiyografi ve sağ kalp kateterizasyonu gibi yöntemlerden yararlanılıyor.</p>

<p><strong>ERKEN TANI VURGUSU</strong></p>

<p>Pulmoner hipertansiyonun kesin tedavisi her hasta için mümkün olmasa da ilaç tedavileri, oksijen desteği, yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı girişimsel yöntemlerle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, açıklanamayan nefes darlığı, sürekli yorgunluk, göğüs ağrısı, çarpıntı, bayılma ya da bacaklarda şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/covid-19un-uzun-vadeli-etkisi-arastirildi-kalp-ve-akcigerde-risk-artti</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2025/08/covid.jpg" type="image/jpeg" length="80804"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Masa başı çalışanlar için kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/masa-basi-calisanlar-icin-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/masa-basi-calisanlar-icin-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İskoçya’da yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, hareketsiz yaşamın kanser gelişimi ve kansere bağlı ölüm riskini yükseltebileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın vazgeçilmez alışkanlıklarından biri haline gelen uzun süre hareketsiz oturmanın, kanser gelişimi ve bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirme riskiyle bağlantılı olabileceği ortaya kondu. İskoçya'da gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir araştırma, özellikle masa başında uzun saatler geçiren kişilerin düzenli hareket etmelerinin büyük önem taşıdığına işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma, University of Glasgow bünyesindeki bilim insanları tarafından yürütüldü. Çalışmada, daha önce kanser tanısı almamış 37 ila 73 yaşlarındaki 91 bin 292 yetişkinin verileri incelendi. Katılımcıların günlük hareket düzeyleri bileğe takılan takip cihazları ve makine öğrenmesi destekli analizlerle ölçülürken, sağlık durumları yaklaşık 12 yıl boyunca izlendi.</p>

<p>Elde edilen bulgular, gün içinde kesintisiz oturarak geçirilen her ilave saatin kansere yakalanma olasılığını yaklaşık yüzde 3 artırdığını gösterdi. Aynı süre artışının, kanser nedeniyle yaşamını kaybetme riskini ise yüzde 9 yükselttiği belirlendi. Obeziteyle yakından ilişkili pankreas ve kolorektal kanserlerde ise risk artışının saat başına yüzde 5'e kadar çıkabildiği ifade edildi.</p>

<p>Bilim insanları, 30 dakikadan uzun süre hiç hareket etmeden oturmanın vücutta kronik iltihaplanmayı tetikleyebileceğini değerlendiriyor. Bu durumun DNA hasarı, genetik mutasyonlar ve tümör oluşumunu kolaylaştırabilecek biyolojik süreçleri harekete geçirebildiği belirtiliyor. Ayrıca uzun süreli hareketsizliğin insülin direncini artırmasının da kanser hücrelerinin büyümesini destekleyen faktörlerden biri olabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Araştırmada dikkat çeken bir diğer sonuç ise küçük yaşam tarzı değişikliklerinin bile olumlu etki sağlayabilmesi oldu. Günlük oturma süresinin yalnızca 30 dakikasını hafif yürüyüş gibi düşük tempolu fiziksel aktivitelerle değiştiren kişilerde kanserden ölüm riskinin yaklaşık yüzde 18 azaldığı gözlendi. Orta tempolu yürüyüş veya bisiklet gibi egzersizlerin de risk üzerinde olumlu etkiler oluşturduğu kaydedildi.</p>

<p>Uzmanlar, riskin yalnızca gün içinde toplam ne kadar oturulduğuyla değil, oturma süresinin kesintisiz olmasına bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle masa başında çalışanların her yarım saatte veya en geç saatte bir ayağa kalkarak kısa yürüyüşler yapmasının, birkaç dakika hareket etmesinin ve hareketsizlik döngüsünü sık sık kesmesinin sağlık açısından önemli koruyucu alışkanlıklardan biri olduğu vurgulanıyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/masa-basi-calisanlar-icin-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/masa-basi-calisan421412.jpg" type="image/jpeg" length="24228"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigarayı bırakmak isteyen 1 milyon kişiye ücretsiz ilaç desteği]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/sigarayi-birakmak-isteyen-1-milyon-kisiye-ucretsiz-ilac-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/sigarayi-birakmak-isteyen-1-milyon-kisiye-ucretsiz-ilac-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Resmi Gazete'de yayımlanan yeni kararla sigarayı bırakmak isteyen 1 milyon vatandaşa ücretsiz ilaç ve tıbbi destek sağlanacağını açıkladı. Uygulamadan sosyal güvencesi olsun ya da olmasın tüm vatandaşlar yararlanabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Resmi Gazete’de yayımlanan yeni kararla, sigarayı bırakma tedavisinde 1 milyon vatandaşımıza daha ilaç ve tıbbi destekleri tamamen ücretsiz ulaştıracağız" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Memişoğlu, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Resmi Gazete’de yayımlanan yeni kararla, sigarayı bırakma tedavisinde 1 milyon vatandaşımıza daha ilaç ve tıbbi destekleri tamamen ücretsiz ulaştıracağız. Sosyal güvencesi olsun ya da olmasın, bu bağımlılıktan kurtulmak isteyen her bir vatandaşımızın sonuna kadar yanındayız. Gelin, sağlıklı bir gelecek için bugün yeni bir başlangıç yapalım. Sigara Bırakma Polikliniklerimiz ve ALO 171 hattımızla yanınızda olmaya hazırız. Birlikte başaracağız" ifadelerini kullandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/sigarayi-birakmak-isteyen-1-milyon-kisiye-ucretsiz-ilac-destegi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2025/07/sigara.png" type="image/jpeg" length="78402"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Salgın sona erdi' açıklaması: DSÖ’den resmi duyuru]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/salgin-sona-erdi-aciklamasi-dsoden-resmi-duyuru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/salgin-sona-erdi-aciklamasi-dsoden-resmi-duyuru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Hollanda bandıralı MV Hondius yolcu gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakalarına ilişkin son gelişmeleri açıklayarak 25 Mayıs’tan bu yana yeni vaka bildirilmediğini ve salgının sona erdiğinin kabul edildiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, Hollanda bandıralı MV Hondius isimli yolcu gemisinde tespit edilen hantavirüs vakalarına ilişkin, "25 Mayıs'tan bu yana başka vaka bildirilmedi. Bu nedenle salgının sona erdiğini kabul ettiğini söylemekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında küresel sağlık meselelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli yolcu gemisinde hantavirüse maruz kalan bir kişinin son temaslısının karantina süresini tamamladığını, testinin negatif çıktığını ve evine döndüğünü belirten Ghebreyesus, "25 Mayıs'tan bu yana başka vaka bildirilmedi. Bu nedenle DSÖ'nün salgının sona erdiğini kabul ettiğini söylemekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Salgından kaynaklanan toplam vaka sayısı, üç ölüm dahil 13 olarak kaldı. 33 ülke ve bölgedeki sağlık yetkilileri tarafından 650'den fazla temaslı tespit edildi ve takip edildi. Salgın sona ermiş olsa da, DSÖ, bu salgın ve genel olarak hantavirüs hakkındaki anlayışımızı geliştirmek için hükümetler ve ortaklarla çalışmaya devam edecek" diye konuştu.</p>

<p>Ghebreyesus, hastalığın nasıl geliştiğini anlamak için 21 ülkeyi kapsayan bir çalışmayı koordine ettiklerini dile getirerek, bu çalışmanın gelecekteki salgınlar için tanı, tedavi ve aşıların geliştirilmesini destekleyeceğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Direktör Ghebreyesus, Uluslararası Sağlık Tüzüğü doğrultusunda hantavirüsle ilgili müdahaleye destek veren tüm ülkelere teşekkürlerini yineledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/salgin-sona-erdi-aciklamasi-dsoden-resmi-duyuru</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2025/10/salgin-3.jpg" type="image/jpeg" length="44062"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kolajen' diye satılıyor ama içinde yok! Büyük sahtekârlık ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/kolajen-diye-satiliyor-ama-icinde-yok-buyuk-sahtekarlik-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/kolajen-diye-satiliyor-ama-icinde-yok-buyuk-sahtekarlik-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı'nın taklit ve tağşiş listesinde yer alan bazı kolajen ürünlerinde, etikette belirtilen kolajenin bulunmadığı ortaya çıkmıştı. Aradan aylar geçmesine rağmen söz konusu ürünlerin hâlâ satışta olması tartışma yarattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolajen takviyelerinde büyük tartışma yeniden gündemde. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kamuoyuyla paylaştığı taklit ve tağşiş listesinde, bazı kolajen ürünlerinde etikette yer alan kolajenin tespit edilemediği açıklanmıştı. Aradan aylar geçmesine rağmen söz konusu ürünlerin satışının sürmesi dikkat çekti.</p>

<p>Son yılların en popüler takviyeleri arasında yer alan kolajen ürünleri, sosyal medya reklamları ve influencer paylaşımlarıyla milyonlarca kişiye ulaşıyor. Ancak Bakanlığın analizleri, bazı ürünlerde tüketicinin vaat edilen içerikle buluşamadığını ortaya koydu.</p>

<p><strong>İÇİNDE KOLAJEN YOK AMA KOLAJEN DİYE SATILDI</strong></p>

<p>Bakanlığın yayımladığı listede bazı ürünler için "Beyan edilen madde tespit edilememiştir" ifadesi yer aldı. Yani kolajen içerdiği belirtilen bazı ürünlerde analizlerde kolajen bulunamadı.</p>

<p>Buna rağmen söz konusu ürünlerin bazılarının internet satış platformlarında hâlâ satışta olması ve "en çok satanlar" listelerinde yer alması tartışmaları yeniden alevlendirdi.</p>

<p><strong>ALIRKEN BU DETAYLARA DİKKAT!</strong></p>

<p>Gıda Yüksek Mühendisi Handan Doğan, tüketicilerin yalnızca ön etikete değil, ürünün arka yüzündeki içerik bilgilerine de mutlaka bakması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Doğan, güvenilir bir kolajen ürününde günlük porsiyonda yaklaşık 10 gram kolajen peptidi bulunması gerektiğini belirterek üretici bilgileri, Bakanlık kayıtları ve kalite sertifikalarının mutlaka kontrol edilmesini önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'ÇOK SATIYOR' DEMEK GÜVENİLİR DEMEK DEĞİL</strong></p>

<p>Uzmanlara göre sosyal medyada öne çıkan ya da e-ticaret sitelerinde çok satan ürünler her zaman güvenilir olmayabiliyor.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı'nın daha önce ifşa ettiği bazı ürünlerin hâlâ satışta olması, tüketicilerin alışveriş yaparken daha dikkatli olması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/kolajen-diye-satiliyor-ama-icinde-yok-buyuk-sahtekarlik-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/6a4505f9882d575f4bab57f6.webp" type="image/jpeg" length="12448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aktar ve marketlerde satışa son! Artık sadece eczanelerde satılacak]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/aktar-ve-marketlerde-satisa-son-artik-sadece-eczanelerde-satilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/aktar-ve-marketlerde-satisa-son-artik-sadece-eczanelerde-satilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın yürürlüğe koyduğu yeni yönetmelikle, ruhsatlı tıbbi bitki çaylarının üretimi, denetimi ve satışı yeniden düzenlendi. Bakanlık onaylı ürünler artık yalnızca eczanelerde satılacak ve karekod sistemiyle anbean takip edilecek. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, tıbbi bitki çaylarının üretimi, ruhsatlandırılması ve satışına ilişkin usulleri belirleyen yeni yönetmeliği yürürlüğe koydu. Buna göre standartları bakanlıkça onaylanmış 'tıbbi bitki çayları' sadece eczanelerden temin edilebilecek ve ilaç takip sisteminde olduğu gibi karekodla izlenecek.</p>

<p>Tıbbi Bitki Çayları Hakkında Yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle tıbbi bitki çaylarının üretimi, ruhsatlandırılması ve satılmasına ilişkin usul ve esaslar belirlendi. Ürünlerin yalnızca eczaneler aracılığıyla vatandaşlara sunulması sağlanarak güvenli erişimi artırıldı. Bu doğrultuda, tıbbi bitki çayları Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından bilimsel ve teknolojik açılardan incelenerek ruhsatlandırılacak.</p>

<p><strong>DENETİM DE BAKANLIK TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLECEK</strong></p>

<p>Ruhsatlı tıbbi bitki çaylarının denetimi ve piyasa gözetimi de yine Bakanlık tarafından gerçekleştirilecek. Eksiksiz yapılan başvurular 90 gün içinde sonuçlandırılacak ve her tıbbi bitki çayı, karekod sistemiyle Ürün Takip Sistemi'ne (ÜTS) kaydedilecek. Böylece ürünlerin, üretim veya ithalat bandından eczane raflarına kadar tekil kutu bazlı tüm hareketleri gerçek zamanlı olarak izlenecek.</p>

<p><strong>RUHSATLANDIRILMIŞ TIBBİ BİTİKİ ÇAYLARINDAN ECZANE ÜRÜNÜ HAZIRLANABİLECEK</strong></p>

<p>Eczane laboratuvarında majistral olarak (kişiye özel) hazırlanmak istenen tıbbi bitki çaylarına ilişkin ürünlerin içeriği ve kullanım amaçları, TİTCK tarafından yayımlanacak olan tıbbi bitki çayı monografları ve kılavuzlarla belirlenecek. Böylelikle tıbbi bitki çayının tedavideki etkinlik ve güvenlik alanları netleştirilmiş olacak. Eczanelerdeki ürünler Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış tıbbi bitki çaylarından ve farmakope kalitesindeki hammadde/droglardan hazırlanacak.</p>

<p><strong>RUHSAT BAŞVURUSU İÇİN MEZUNİYET VE UZMANLIK ŞARTI GETİRİLDİ</strong></p>

<p>Yeni düzenleme ile insan sağlığını doğrudan ilgilendiren bu ürünleri piyasaya sürecek ve üretecek kişilere ilgili alanlardan mezun olma şartı getirilecek. Ruhsat alacak gerçek kişilerin lisans mezunu olması, şirketlerin ise yetkili uzman kişi istihdam etmesi şart koşulacak. Ayrıca ürünün kalitesi, güvenliliği, etkililiği ve farmakopeye uygunluğu gibi konularda sunulacak raporların; tıp, eczacılık, kimya veya biyoloji alanlarında eğitim veren kurumlardan mezun, mesleğini Türkiye'de icra etme yetkisine sahip ve ilgili alanda uzmanlığı veya fitoterapi sertifikası bulunan kişiler tarafından hazırlanması zorunlu olacak.</p>

<p><strong>MARKETLERDEKİ BİTKİ ÇAYLARI İLE TIBBİ BİTKİ ÇAYLARI BİRBİRİNDEN AYRILIYOR</strong></p>

<p>Gıda, hoş tat ve normal beslenmeye takviye olması gibi amaçlarla kullanılan "bitki ve meyve çayları" ile "takviye edici gıdalar" tıbbi bitki çaylarından mevzuat olarak kesin bir şekilde ayrıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı uhdesine yürütülmeye devam eden gıda amaçlı çayların marketler, aktarlar ve benzeri yerlerde satışı sürecek. Ancak Sağlık Bakanlığınca onaylanmış, standardize edilmiş doz, hazırlama şekli, özel kullanım uyarıları ve üretim standartları taşıyan ruhsatlı "tıbbi bitki çayları" sadece eczanelerden temin edilebilecek.</p>

<p><strong>AMBALAJLARDA STANDARDİZASYON OLACAK</strong></p>

<p>Yönetmelikle birlikte ürünlerin ambalaj ve kullanma talimatları da en yüksek güvenlik standartlarına kavuşturulacak. Tıbbi bitki çaylarının içeriğinde yer alan bitkilerin bilimsel isimleri Türkçe ve Latince olarak kantitatif oranlarıyla dış ambalajda yer alacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TÜRKİYE'DEKİ ENDEMEK BİTKİLERİN KULLANIMI DESTEKLENECEK VE KORUNACAK</strong></p>

<p>Yönetmelik ile Türkiye florasında yer alan veya sadece Türkiye'ye özgü endemik bitkilerden elde edilen hammaddelerin; kalite, güvenlilik ve etkililik açısından bilimsel verilerle desteklenmesi şartıyla tıbbi bitki çayı üretiminde kullanılması mümkün hale getirilecek. Ancak doğal popülasyonların korunması ve ekolojik dengenin gözetilmesi adına, başvuru dosyasında bitkilerin taksonomik kayıtlarının, sürdürülebilir temin planlarının, kültüre alma belgelerinin ve nesli tehlike altında olan türler için CITES (Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme) sözleşmesine uygunluk beyanlarının sunulması zorunlu tutulacak.</p>

<p><strong>DÜZENLEMEYLE ULUSLARARASI PAZARLARIN ÖNÜ AÇILACAK</strong></p>

<p>Yurt dışında yerleşik üretim tesisleri de dahil olmak üzere, tüm üretim süreçlerinde uluslararası İyi İmalat Uygulamaları (GMP) kılavuzlarına uygunluk belgesi zorunluluğu getirilecek. Yönetmelik ile ruhsatlandırma ve piyasaya arz süreçleri daha şeffaf ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturulurken, bu sıkı denetimlerden geçmiş, kalite güvencesi laboratuvar analizleri ve stabilite testleriyle kanıtlanmış yerli ürünlerimizin uluslararası pazarlara erişiminin de kolaylaştırılması ve küresel pazarda rekabet gücü kazanması hedeflenecek.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/aktar-ve-marketlerde-satisa-son-artik-sadece-eczanelerde-satilacak</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/4214114-7.jpg" type="image/jpeg" length="12609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile hekimlerinde 'rapor' krizi: Sözleşme fesihleri tepki çekiyor]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/aile-hekimlerinde-rapor-krizi-sozlesme-fesihleri-tepki-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/aile-hekimlerinde-rapor-krizi-sozlesme-fesihleri-tepki-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Aile Hekimliği Derneği, yeni yönetmelikle uzun süre rapor alan aile hekimlerinin gelir kaybına uğradığını ve 180 günü aşan raporlarda sözleşmelerin feshedildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Aile Hekimliği Derneği, yeni Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği nedeniyle uzun süre raporlu kalan aile hekimlerinin gelir kaybına uğradığını ve 180 günü aşan raporlarda sözleşmelerinin feshedildiğini belirterek uygulamanın hukuka ve sosyal devlet ilkesine aykırı olduğuna dikkati çekti.</p>

<p>İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED), yeni Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’nin aile hekimlerini ağır hak kayıplarıyla karşı karşıya bıraktığını belirtti. Dernek, uzun süre tedavi gören hekimlerin gelirlerinin büyük bölümünü kaybettiğini, 180 günü aşan rapor nedeniyle de sözleşmelerinin feshedildiğini açıkladı.</p>

<p>İSTAHED Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, kanser ve ağır kronik hastalıklar nedeniyle uzun süre raporlu kalan aile hekimlerinin önce gelirlerinin önemli bölümünü kaybettiği, ardından da 180 günü aşan rapor süreleri gerekçe gösterilerek sözleşmelerinin feshedildiği ifade edildi.</p>

<p><strong>"YAŞANAN MAĞDURİYETLERİN TELAFİSİ GÜÇ"</strong></p>

<p>Mevcut mevzuat nedeniyle sözleşmesi feshedilen hekimlerin iki yıl boyunca yeniden aile hekimliğine dönemediği vurgulanan açıklamada, “Yıllarca bu ülkenin insanına hizmet etmiş, salgınlarda, depremlerde ve afetlerde fedakârca görev yapmış hekimler, hasta oldukları gün sistem tarafından kapının önüne konuluyor” denildi. Dernek, söz konusu düzenlemeye karşı açılan davada ilk etapta yürütmeyi durdurma kararı verildiğini, ancak itiraz üzerine bu kararın kaldırılmasıyla sözleşme fesihlerinin uygulanmaya başlandığını hatırlattı. Hukuki sürecin sürdüğü belirtilen açıklamada, yaşanan mağduriyetlerin telafisinin güç olduğu kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada özetle şöyle denildi: "Hasta olduğu için gelirinden olan, tedavi gördüğü için işinden edilen, yaşam mücadelesi verirken bir de geçim ve gelecek kaygısıyla baş başa bırakılan meslektaşlarımızın uğradığı bu muameleyi kabul etmiyoruz. Hekimlik suç değildir. Hastalanmak hiç değildir. Meslektaşlarımız bir yandan hayata tutunmaya çalışırken diğer yandan idarenin bu vicdansız uygulamalarıyla mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu tablo ne hukukla, ne vicdanla, ne de sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaktadır. Sözleşmeleri feshedilen tüm arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu, bireysel davalarının açılmasından görevlerine iade edilecekleri güne kadar her platformda bu haksızlığa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/aile-hekimlerinde-rapor-krizi-sozlesme-fesihleri-tepki-cekiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/04/doktor124412421.jpg" type="image/jpeg" length="62651"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta katılım paylarına büyük zam]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/saglikta-katilim-paylarina-buyuk-zam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/saglikta-katilim-paylarina-buyuk-zam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikle muayene katılım paylarında yüzde 250’ye varan artış yapıldı. Yeni tarifeler bugün itibarıyla yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesinde ödenecek katılım paylarına yüzde 250'ye yakın oranda zam yapıldı.</p>

<p>Resmi Gazete'de 24 Mart 2013'te yayımlanan "Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği"nin "Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payı" başlıklı maddesinin birinci fıkrasında değişikliğe gidildi.</p>

<p>1 Ocak 2026'dan bu yana uygulanan tutarlarla karşılaştırıldığında yapılan zamlar şöyle:</p>

<p>İkinci basamak resmi sağlık hizmeti sunucularında (devlet hastaneleri) katılım payı 26 TL'den 50 TL'ye çıkarıldı. Sağlık Bakanlığı'na bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile bu hastanelere bağlı semt polikliniklerinde 26 TL'den 90 TL'ye yükseldi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nca üçüncü basamak hastane olarak sınıflandırılan Bakanlığa bağlı hastanelerde de aynı şekilde 26 TL'den 90 TL'ye çıktı.</p>

<p>Diş hekimliği fakülteleri bulunan devlet ve vakıf üniversite hastaneleri ile tıp fakülteleri bulunan devlet üniversiteleri sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde katılım payı 26 TL'den 90 TL'ye yükseldi.</p>

<p>Tıp fakülteleri bulunan vakıf üniversiteleri sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde ise 26 TL'den 100 TL'ye çıktı. İkinci ve üçüncü basamak özel sağlık hizmeti sunucularında katılım payı 60 TL'den 100 TL'ye yükseldi.</p>

<p><strong>AİLE HEKİMİNDE SEVK İNDİRİMİ DEVAM EDİYOR</strong></p>

<p>Aile hekimi tarafından sevk edilen hastalarda uygulanacak katılım payının yüzde 50 indirimli tahsil edilmesi uygulaması yeni tebliğde de korundu.</p>

<p>10 gün içinde aynı branşta muaeyene katılım payı 6 kat artırıldı</p>

<p>Ayrıca 10 gün içinde aynı uzmanlık dalında farklı sağlık kuruluşuna başvurularda katılım payına 30 TL ek uygulanacak; bu tutar bir önceki düzenlemedeki 5 TL'lik ekten 6 kat artırılmış oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BİRİNCİ BASAMAKTA ÜCRETSİZ HİZMETE DEVAM</strong></p>

<p>Aile hekimleri başta olmak üzere birinci basamak sağlık hizmeti sunucularında yapılan muayenelerden katılım payı alınmaması uygulaması değişmedi.</p>

<p>Tebliğde yapılan değişiklikler, bugün itibarıyla geçerli olacak.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/saglikta-katilim-paylarina-buyuk-zam</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/06/hastane-doktor124421.jpg" type="image/jpeg" length="75558"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Halsizim, geçer' demeyin! Griple karıştırılıyor, kalıcı görme kaybına yol açabiliyor: Bu belirtileri hafife almayın]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/halsizim-gecer-demeyin-griple-karistiriliyor-kalici-gorme-kaybina-yol-acabiliyor-bu-belirtileri-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/halsizim-gecer-demeyin-griple-karistiriliyor-kalici-gorme-kaybina-yol-acabiliyor-bu-belirtileri-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Grip benzeri belirtilerle ortaya çıkan toksoplazmoz enfeksiyonu, çoğu zaman fark edilmeden atlatılsa da özellikle hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, erken fark edilmesinin ve hijyen kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabilen toksoplazmoz enfeksiyonu, çoğu zaman fark edilmeden atlatılsa da özellikle hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler için ciddi risk oluşturabiliyor. Uzmanlar, basit hijyen önlemleriyle enfeksiyonun büyük ölçüde önlenebileceğini vurguluyor.</p>

<p>"Halsizim, birkaç güne geçer" diye düşünüp önemsenmeyen şikâyetler, bazı durumlarda ciddi bir enfeksiyonun habercisi olabiliyor. Toksoplazmoz adı verilen parazit enfeksiyonu, çoğu kişide belirti vermeden ilerlese de bazı vakalarda grip benzeri belirtilerle ortaya çıkıyor. Tedavi edilmediğinde ise özellikle gözleri etkileyerek kalıcı görme sorunlarına neden olabiliyor.</p>

<p><strong>BELİRTİLERİ GRİPLE KARIŞABİLİR!</strong></p>

<p>Toksoplazmoz çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilir. Belirti ortaya çıktığında ise genellikle grip benzeri şikayetlerle kendini belli eder. Yüksek ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, mide bulantısı ya da kusma enfeksiyonun belirtileri arasında yer alabilir.</p>

<p><strong>HAMİLELER VE BAĞIŞIKLIĞI ZAYIF OLANLAR DİKKAT ETMELİ</strong></p>

<p>Uzmanlara göre toksoplazmoz sağlıklı kişilerde çoğu zaman ciddi bir tabloya neden olmaz. Ancak hamilelik döneminde geçirilen enfeksiyon düşük riskini artırabilir ya da bebeğin göz ve beyin sağlığını etkileyebilecek komplikasyonlara yol açabilir. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ise enfeksiyon göz, beyin, kalp veya akciğerlerde daha ciddi sorunlara neden olabilir.</p>

<p><strong>GÖRME PROBLEMLERİNE YOL AÇABİLİR</strong></p>

<p>Toksoplazmoz bazı durumlarda gözleri de etkileyebilir. Parazitin neden olduğu göz enfeksiyonu retinaya zarar verebilir ve görme problemlerine yol açabilir. Bulanık görme, bilinç bulanıklığı, konuşmada bozulma ya da yürürken dengesizlik gibi daha ciddi belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden tıbbi destek almak gerekir.</p>

<p><strong>NASIL BULAŞIR?</strong></p>

<p>Toksoplazma paraziti insanlara farklı yollarla bulaşabilir. Az pişmiş et tüketmek, iyi yıkanmamış sebze ve meyveler, kirli su ya da enfekte kedi dışkısıyla temas etmiş toprak ve yüzeyler bulaşma yolları arasında gösteriliyor. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin hijyen ve gıda güvenliği konusunda daha dikkatli olması öneriliyor.</p>

<p><strong>BASİT ÖNLEMLER RİSKİ AZALTABİLİR</strong></p>

<p>Etleri iyi pişirmek, sebze ve meyveleri bol suyla yıkamak, çiğ et ile temas ettikkten sonra elleri, bıçakları ve kesme tahtalarını temizlemek önemli önlemler arasında yer alıyor. Bahçe işleriyle uğraşırken eldiven kullanmak, kedi kumu temizlenmesi gerekiyorsa eldiven takmak ve sonrasında elleri iyice yıkamak da riski azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p><strong>EVCİL HAYVANLAR SUÇLANMAMALI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, toksoplazmozun yalnızca evcil hayvanlarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Enfeksiyonun bulaşma yolları bilindiğinde riskin azaltılabileceği vurgulanıyor. Özellikle hamilelerin ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin belirtileri önemsemesi, şüpheli durumlarda ise doktora başvurması gerekiyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/halsizim-gecer-demeyin-griple-karistiriliyor-kalici-gorme-kaybina-yol-acabiliyor-bu-belirtileri-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/124241124-1.jpg" type="image/jpeg" length="77460"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TÜİK açıkladı! En çok can alan hastalık belli oldu]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/tuik-acikladi-en-cok-can-alan-hastalik-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/tuik-acikladi-en-cok-can-alan-hastalik-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK verilerine göre 2025 yılında ölümlerin yüzde 34,7'si dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Uzmanlar, hareketsizlik, sigara kullanımı ve dijital bağımlılığın kalp-damar hastalıklarını artırdığı uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı ölüm istatistiklerine göre, en yaygın ölüm nedeni dolaşım sistemi hastalıkları oldu. Verilere göre, geçen yıl meydana gelen ölümlerin yüzde 34,7'si kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı.</p>

<p>Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 42,3'ünü iskemik kalp hastalıkları, yüzde 24,6'sını diğer kalp hastalıkları, yüzde 18,2'sini ise serebrovasküler hastalıklar oluşturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"HAREKETSİZLİK EN BÜYÜK ETKENLERDEN BİRİ"</strong></p>

<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği'nden Prof. Dr. Gökhan Çiçek, kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığının giderek arttığını belirterek, bunun en önemli nedenleri arasında hareketsiz yaşam, dijital bağımlılık ve sigara kullanımının yer aldığını söyledi.</p>

<p>Çiçek, uzun süre hareketsiz kalmanın obeziteyi tetiklediğini, bunun da yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol gibi risk faktörlerini artırdığını ifade etti.</p>

<p><strong>"BİR TANE SİGARA BİLE RİSK OLUŞTURUYOR"</strong></p>

<p>Elektronik sigaranın da özellikle gençler arasında yaygınlaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Çiçek, sigaranın damar yapısını bozarak kalp krizi ve felç riskini artırdığını belirtti.</p>

<p>Çiçek, "Bir tane sigaranın bile kalp krizine neden olma riski var. Bu nedenle sigaranın hiçbir şekilde kullanılmamasını tavsiye ediyoruz." dedi.</p>

<p><strong>40 YAŞ SONRASI DÜZENLİ KONTROL UYARISI</strong></p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyen Prof. Dr. Çiçek, özellikle 40 yaşından sonra tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerinin düzenli kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Basit tetkiklerle kalp-damar hastalığı riskinin belirlenebileceğini ifade eden Çiçek, erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/tuik-acikladi-en-cok-can-alan-hastalik-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/6a44e7f217033712806fba63.webp" type="image/jpeg" length="31852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Balık yağı Alzheimer'ı önlüyor mu? Yeni araştırma şaşırttı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/balik-yagi-alzheimeri-onluyor-mu-yeni-arastirma-sasirtti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/balik-yagi-alzheimeri-onluyor-mu-yeni-arastirma-sasirtti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllardır beyin sağlığını koruduğu düşünülen balık yağı takviyeleriyle ilgili yeni bir çalışmada, omega-3'ün beyne ulaştığı ancak hafızayı koruma ve beyin küçülmesini önlemede belirgin bir fayda sağlamadığı ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Balık yağı takviyelerinin Alzheimer hastalığına karşı koruyucu etkisi yeniden tartışma konusu oldu. Yapılan yeni araştırmada, omega-3 yağ asitlerinin beyne ulaştığı tespit edilirken, hafıza performansı ve beyin sağlığı üzerinde beklenen düzeyde bir fayda görülmedi.</p>

<p>Araştırmada, Alzheimer riski taşıyan 55-80 yaş arasındaki 365 yetişkin iki yıl boyunca takip edildi. Katılımcıların bir bölümüne her gün DHA içeren balık yağı takviyesi verilirken, diğer gruba plasebo uygulandı.</p>

<p><strong>HAFIZA TESTLERİNDE FARK GÖRÜLMEDİ</strong></p>

<p>İki yılın sonunda yapılan hafıza ve bilişsel performans testlerinde balık yağı kullananlarla plasebo alanlar arasında anlamlı bir fark bulunmadı.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca hafızayla ilişkili hipokampus bölgesini de inceledi. Sonuçlar, balık yağı takviyesinin beyin küçülmesini yavaşlattığına dair güçlü bir kanıt ortaya koymadı.</p>

<p><strong>UZMANLARDAN 'MUCİZE HAP' UYARISI</strong></p>

<p>Uzmanlar, elde edilen bulguların omega-3'ün gereksiz olduğu anlamına gelmediğini, ancak balık yağı kapsüllerinin tek başına Alzheimer'a karşı koruyucu bir yöntem olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Omega-3 yağ asitlerinin balık, zeytinyağı ağırlıklı Akdeniz tipi beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirilmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DOKTORA DANIŞMADAN KULLANMAYIN</strong></p>

<p>Uzmanlar, balık yağı takviyelerinin özellikle kan sulandırıcı ilaç kullananlar, kronik hastalığı bulunanlar ve hamileler tarafından doktora danışılmadan kullanılmaması gerektiğini de hatırlattı.</p>

<p>Araştırmanın sonucu, beyin sağlığını korumada tek bir takviyeye güvenmek yerine dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının daha etkili olduğunu ortaya koydu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/balik-yagi-alzheimeri-onluyor-mu-yeni-arastirma-sasirtti</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/6a3e51b9712c3a6c3dbdf3ae.webp" type="image/jpeg" length="45077"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında bu hastalığa dikkat! En büyük risk 5 yaş altındaki çocuklarda]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/yaz-aylarinda-bu-hastaliga-dikkat-en-buyuk-risk-5-yas-altindaki-cocuklarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/yaz-aylarinda-bu-hastaliga-dikkat-en-buyuk-risk-5-yas-altindaki-cocuklarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında çocuklarda görülen ishal vakaları artışa geçti. Uzmanlar, özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda ilk 24 saatin hayati önem taşıdığı uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte çocuklarda ishal vakalarında da dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Uzmanlar, özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybının kısa sürede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Araştırmalara göre yaz aylarında ishal görülme sıklığı yaklaşık iki kat artarken, vakaların büyük bölümüne virüs, bakteri ve parazit kaynaklı enfeksiyonlar neden oluyor.</p>

<p><strong>KİRLİ SU VE GIDALAR RİSKİ ARTIRIYOR</strong></p>

<p>Uzmanlara göre E. coli, rotavirüs, norovirüs, salmonella ve shigella gibi mikroorganizmalar yaz aylarında daha sık görülüyor. Hijyenik olmayan içme suları, iyi temizlenmeyen meyve ve sebzeler, sıcakta bekleyen et, tavuk, süt ürünleri ile hijyeninden emin olunmayan havuzlar ishal riskini artırıyor.</p>

<p>Ayrıca aşırı miktarda tüketilen bazı meyvelerin de çocuklarda ishale yol açabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>İLK 24 SAAT HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, ishalin ilk 24 saatinde oluşan sıvı kaybının en büyük tehlike olduğuna dikkat çekiyor. Bu süreçte çocuklara sık aralıklarla su, ayran veya hekimin önerdiği sıvılar verilmeli, anne sütü alan bebekler daha sık emzirilmeli.</p>

<p>Muz, yoğurt, pirinç ve haşlanmış patates gibi sindirimi kolay besinlerin tercih edilmesi önerilirken, şekerli içeceklerden ve ağır yiyeceklerden uzak durulması tavsiye ediliyor.</p>

<p><strong>İLAÇLARI DOKTORA DANIŞMADAN KULLANMAYIN</strong></p>

<p>Uzmanlar, doktora danışılmadan ishal kesici ilaç ya da antibiyotik kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. Çocukta ağız kuruluğu, idrar miktarında azalma, sürekli kusma, yüksek ateş veya halsizlik görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği belirtiliyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/yaz-aylarinda-bu-hastaliga-dikkat-en-buyuk-risk-5-yas-altindaki-cocuklarda</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/6a437a0f431cb29680d1f63c.webp" type="image/jpeg" length="95698"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın buzlu içeceklere dikkat! Görünmeyen tehlike bardağınızda olabilir]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/yazin-buzlu-iceceklere-dikkat-gorunmeyen-tehlike-bardaginizda-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/yazin-buzlu-iceceklere-dikkat-gorunmeyen-tehlike-bardaginizda-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, ticari işletmelerde kullanılan buzların yeterince temizlenmeyen makineler nedeniyle bakteri taşıyabileceği uyarısında bulunuyor. Dondurmanın bakterileri öldürmediği, sadece çoğalmalarını yavaşlattığı belirtiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarında serinlemek için tercih edilen buzlu içecekler, yeterli hijyen sağlanmadığında sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Uzmanlara göre özellikle ticari işletmelerde kullanılan buz makinelerinin düzenli temizlenmemesi, buzların bakteri ve küfle kirlenmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Bilimsel araştırmalarda, bazı işletmelerde kullanılan buzların yüksek bakteri yükü taşıdığına dikkat çekilirken, bunun temel nedenleri arasında yetersiz temizlik, çapraz bulaşma ve ihmal edilen bakım süreçleri gösteriliyor.</p>

<p><strong>"SOĞUK BAKTERİLERİ ÖLDÜRMEZ"</strong></p>

<p>Gıda güvenliği uzmanları, toplumda yaygın olan "soğuk bakterileri öldürür" inanışının doğru olmadığını vurguluyor. Dondurma işlemi bakterileri yok etmek yerine yalnızca faaliyetlerini yavaşlatıyor. Buz erimeye başladığında ise mikroorganizmalar yeniden aktif hale gelebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ASIL RİSK BUZ MAKİNELERİNDE</strong></p>

<p>Uzmanlara göre tehlikenin kaynağı çoğu zaman buzun kendisi değil, yeterince temizlenmeyen buz makineleri oluyor. Nemli ve sürekli suyla temas eden bu makinelerde zamanla bakteri ve küflerin tutunabildiği "biyofilm" tabakası oluşabiliyor. Bu tabakadan kopan parçalar da üretilen buzlara karışabiliyor.</p>

<p><strong>KENDİNİZİ NASIL KORUYABİLİRSİNİZ?</strong></p>

<p>Uzmanlar, hijyeninden emin olunmayan işletmelerde içeceklerin buzsuz tercih edilmesini öneriyor. Evde buz hazırlanırken ise güvenilir su kullanılması ve buz kalıplarının düzenli olarak temizlenmesi tavsiye ediliyor.</p>

<p>Bardağa gelen buzun mat ve bulanık görünmesi, su kalitesi veya makinenin bakımının yetersiz olduğuna işaret edebilse de, tek başına hijyen açısından kesin bir gösterge olarak değerlendirilmiyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/yazin-buzlu-iceceklere-dikkat-gorunmeyen-tehlike-bardaginizda-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/06/6a426f0a431cb29680d1f2b1.webp" type="image/jpeg" length="53571"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
