<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Baba Ocağı</title>
    <link>https://www.babaocagi.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.babaocagi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 09 Aug 2026 19:02:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite Türkiye’yi sardı: Uzmandan kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/obezite-turkiyeyi-sardi-uzmandan-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/obezite-turkiyeyi-sardi-uzmandan-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan, "Türkiye beslenme sağlık araştırması raporuna göre; Türkiye’de obezite sıklığı 15 yaş üzeri yüzde 31,5 oldu. Bu çok ciddi bir rakam. Aşırı yanlış beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği obezitenin en önemli nedenleri arasında yer alıyor" dedi. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Obezite; genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkması olarak ifade ediliyor. Obeziteye dair açıklamalarda bulunan Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan, Türkiye'de obezite oranlarının ciddi boyuta ulaştığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Obeziteyi 'çağın vebası' olarak nitelendiren Atakan, ''Obeziteye çağımızın vebası diyebiliriz. 1975 yılından bugüne yüzde 300 oranında ülkemizde artmış durumda. Dünya çapında ölüm nedenleri arasında ilk konumda. Obeziteye bağlı metobolik sendrom dediğimiz rahatsızlıklar da oluyor. Aşırı yanlış beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği obezitenin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Obeziteyi belirlemek için beden kitlesi endeksi kullanıyoruz. Bu endeks 30'un üzerinde ise biz ona kilolu diyoruz. Ona göre bir sınıflandırma yapıyoruz" dedi.</p>

<p>Atakan, "Türkiye beslenme sağlık araştırması raporuna göre; Türkiye’de obezite sıklığı 15 yaş üzeri yüzde 31,5 oldu. Bu çok ciddi bir rakam. Kadınlarda ise bu rakam yüzde 40’larda, erkeklerde yüzde 25’lerde. 15 yaş üzere fazla kilolu olanlarda yüzde 30'a yakın kadınlarda, erkeklerde ise yüzde 40 olarak tespit edilmiş.</p>

<p>Yaşamın ilk yıllarındaki beslenme çok önemli. Anne sütü alan kişilerde obezitenin daha az olduğu görülüyor. Anne sütünün önemi çok. Biz bunları vatandaşlarımıza anlatıyoruz. İnsülin direnci, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi, bazı kanser türleri, kadınlarda safra kesesi, yumurtalık ve meme kanseri, erkeklerde kolon ve prostat kanseri, uyku apnesi, astım hastalığı ve ruhsal sorunlar gibi olayları sıklıkla görüyoruz. Bize diyetisyene gidip, ellerinde tahlil listesiyle gelenler ciddi şekilde arttı" diye konuştu. Atakan ayrıca obez kişilerin öncelikle aile hekimine başvurup, onların yönlendirmesiyle uzmanlara başvurulması gerektiğini belirtti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/obezite-turkiyeyi-sardi-uzmandan-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/obezite14421.jpg" type="image/jpeg" length="54468"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Batı Nil Virüsü yeniden gündemde: Uzmanı bulaş yollarına dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/bati-nil-virusu-yeniden-gundemde-uzmani-bulas-yollarina-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/bati-nil-virusu-yeniden-gundemde-uzmani-bulas-yollarina-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında sivrisineklerin artmasıyla yeniden gündeme gelen Batı Nil Virüsü hakkında uzmanlardan uyarı geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sivrisineklerin çoğalmasıyla birlikte Batı Nil Virüsü enfeksiyonları yeniden gündeme geldi. Medicana Ataköy Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Özer, virüsün temel olarak enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaştığını belirterek, günlük temasın hastalığın yayılmasına neden olmadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milliyet'ten Didem Seymen'in haberine göre, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Özer, Batı Nil Virüsü'nün doğal yaşam döngüsünde kuşların önemli rol oynadığını, sivrisineklerin enfekte kuşlardan aldıkları virüsü insanlara taşıyabildiğini aktardı. Virüsün aynı ortamda bulunma, tokalaşma, sarılma veya ortak eşya kullanımıyla insandan insana bulaşmasının beklenmediğini belirten Özer, nadiren kan transfüzyonu, organ nakli ve anneden bebeğe bulaş görülebildiğini ifade etti. Yunanistan gibi virüsün görüldüğü bir ülkeden Türkiye'ye dönen kişinin günlük temas yoluyla çevresine virüs bulaştırmasının beklenmediğini vurgulayan Özer, asıl riskin Türkiye'deki enfekte sivrisinekler olduğunu söyledi.</p>

<p>Enfekte kişilerin yaklaşık yüzde 80'inde belirti görülmeyebileceğini belirten Özer, belirtilerin ortaya çıktığı durumlarda ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrısı, bulantı ve cilt döküntüsü görülebileceğini aktardı. Hastalığın az sayıda kişide sinir sistemini etkileyerek ensefalit, menenjit veya meningoensefalite yol açabileceğini belirten Özer, yüksek ateşle birlikte şiddetli baş ağrısı, bilinç değişikliği, ense sertliği, kas güçsüzlüğü veya hareket bozukluğu gibi nörolojik belirtiler görülmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.<br />
 </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/bati-nil-virusu-yeniden-gundemde-uzmani-bulas-yollarina-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/214421214-36.jpg" type="image/jpeg" length="19886"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde önemli adım! Kaçış mekanizması ortaya çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/kanser-tedavisinde-onemli-adim-kacis-mekanizmasi-ortaya-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/kanser-tedavisinde-onemli-adim-kacis-mekanizmasi-ortaya-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belçika'da yapılan bir araştırmada, kanser hücrelerinin kullandıkları mekanizma incelenirken, metastatik kanser hücrelerinin karaciğerde bulunan bir besin maddesini kullanarak bağışıklık hücrelerinin işleyişini değiştirebildiği tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğere yayılan kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden nasıl kaçabildiğine ilişkin dikkat çekici bir araştırma yayımlandı. Belçika'da yürütülen çalışma, metastatik tümörlerin karaciğerde bulunan bir besin maddesini kullanarak bağışıklık hücrelerinin işleyişini değiştirebildiğini ortaya koydu.</p>

<p><strong>KARACİĞER ORTAMI KANSER HÜCRELERİNE AVANTAJ SAĞLIYOR</strong></p>

<p>Flanders Biyoteknoloji Enstitüsü (VIB) ile Leuven Katolik Üniversitesi (KU Leuven) araştırmacıları tarafından yapılan açıklamada, karaciğer metastazlarının çevre dokuyla kurduğu etkileşim ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin incelendiği belirtildi.</p>

<p>Araştırma sonuçlarına göre, metastatik kanser hücreleri karaciğerde bulunan belirli bir besin kaynağından yararlanarak bağışıklık hücrelerinin normal görevlerini yerine getirmesini engelleyebiliyor.</p>

<p><strong>DOĞAL SAVUNMA MEKANİZMASI ZAYIFLIYOR</strong></p>

<p>Araştırmacılar, sağlıklı koşullarda bağışıklık hücrelerinin kanserli hücreleri tanıyıp ortadan kaldırmada önemli rol üstlendiğini hatırlattı. Ancak karaciğere yayılan tümör hücrelerinin bu doğal savunma mekanizmasını zayıflatarak hayatta kalma ve çoğalma olasılıklarını artırabildiği ifade edildi.</p>

<p><strong>DENEYSEL MODELLER UMUT VERDİ</strong></p>

<p>Çalışmada kullanılan deneysel modellerde, söz konusu mekanizmanın engellenmesiyle bağışıklık hücrelerinin kanserle mücadele kapasitesinin yeniden artırıldığı ve karaciğer metastazlarının büyümesinin yavaşlatılabildiği bildirildi.</p>

<p>Araştırmacılar, elde edilen bulguların karaciğer metastazlarının gelişim süreci ve bağışıklık sistemiyle ilişkisine dair önemli bilgiler sunduğunu belirtti. Bununla birlikte, bu keşfin klinik uygulamalara dönüşebilmesi için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TEDAVİ İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM"</strong></p>

<p>VIB-KU Leuven Kanser Biyolojisi Merkezi araştırmacılarından Sarah-Maria Fendt, karaciğer metastazlarının tedavisinin halen önemli zorluklar barındırdığını belirtti.</p>

<p>Fendt, kanser hücrelerinin karaciğerin kendine özgü biyolojik ortamından nasıl yararlandığının anlaşılmasının yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesi açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade ederek, "Kanser hücrelerinin bu ortamdan nasıl faydalandığını daha iyi anlayarak, bu tümörleri yeniden bağışıklık sistemine karşı savunmasız hale getirmeye yönelik araştırmalarımızı ilerletebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/kanser-tedavisinde-onemli-adim-kacis-mekanizmasi-ortaya-cikarildi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/kanser-tedavisi.jpg" type="image/jpeg" length="15773"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama ilacı sonrası hayatını kaybetti: Soruşturma başlatıldı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ilaci-sonrasi-hayatini-kaybetti-sorusturma-baslatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ilaci-sonrasi-hayatini-kaybetti-sorusturma-baslatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’de 73 yaşındaki Caroline Savage, kilo vermek amacıyla kullandığı Mounjaro’nun ardından şiddetli karın ağrısıyla hastaneye kaldırıldı. Taburcu edildikten saatler sonra yaşamını yitiren Savage’ın ölümüyle ilgili ilaç ve hastane süreci araştırılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>73 yaşındaki Caroline Savage, zayıflamak için kullandığı Mounjaro ilacının ardından şiddetli karın ağrısıyla hastaneye kaldırıldı. Taburcu edildikten saatler sonra yaşamını yitiren Savege'ın, ölümünün ardından açılan soruşturmada ilacın olası etkileri ve hastanedeki müdahale süreci araştırılmaya başlandı.</p>

<p>İngiltere'nin Norfolk bölgesinde yaşayan 73 yaşındaki Caroline Savage, diyet ve egzersizle kilo veremeyince Temmuz 2024'te özel bir doktor aracılığıyla zayıflama ilacı Mounjaro kullanmaya başladı. Yaklaşık dört ay boyunca ilacı kullanan Savage'ın kilosunun 128'den 114 kilograma düştüğü ve kontrollerinde herhangi bir ciddi yan etki bildirmediği kaydedildi.</p>

<p>18 Ekim sabahı aniden şiddetli ve sürekli karın ağrısı yaşayan Caroline Savage için ambulans çağrıldı. Ancak acil serviste yoğunluk nedeniyle bir süre ambulansta bekletildi.</p>

<p>Doktorlar ilk etapta, zayıflama ilaçlarıyla nadir de olsa ilişkilendirilen pankreatitten şüphelendi. Yapılan kan testlerinde bu ihtimali destekleyen bir bulguya rastlanmadı. Muayene ve ultrasonun ardından hastaya ağrı kesici verilerek evine gönderildi.</p>

<p><strong>SAATLER SONRA EVİNDE FENALAŞTI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taburcu edildikten yaklaşık altı saat sonra evinde fenalaşan Caroline Savage, eşi tarafından yerde hareketsiz halde bulundu. Yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Otopsi sonucunda ölüm nedeninin, bağırsakta oluşan delinmeye bağlı dışkı içerikli karın zarı iltihabı (fekal peritonit) olduğu belirlendi.</p>

<p>Adli soruşturmada, Mounjaro'nun bağırsak delinmesine doğrudan neden olduğuna dair kesin bilimsel kanıt bulunmadığı vurgulandı. Ancak ilacın mide ve bağırsak hareketlerini yavaşlatması ile kabızlığa yol açabilmesi nedeniyle, önceden fark edilmemiş divertikül hastalığı bulunan kişilerde bağırsak üzerindeki basıncı artırarak delinme riskini yükseltebileceği ihtimali değerlendirildi.</p>

<p>Uzmanlar ise bu olası etkinin derecesinin mevcut verilerle ölçülemediğini ifade etti.</p>

<p><strong>AİLE HASTANEYİ İHMALLE SUÇLADI</strong></p>

<p>Caroline Savage'ın ailesi, doktorların belirtileri doğrudan zayıflama ilacının yan etkisi olarak değerlendirdiğini ve gerekli tetkiklerin yapılmadığını öne sürdü. Aile, taburcu edilmeden önce bilgisayarlı tomografi çekilmesi ve cerrahi değerlendirme yapılması gerektiğini savundu.</p>

<p>Hastane yönetimi ise hastanın o sıradaki muayene bulguları, kan testleri ve ultrason sonuçlarının normal olduğunu, bağırsak delinmesinin önceden tespit edilmesinin son derece güç olduğunu belirterek sağlık çalışanlarının mevcut bulgular doğrultusunda doğru şekilde hareket ettiğini açıkladı.<br />
 </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ilaci-sonrasi-hayatini-kaybetti-sorusturma-baslatildi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/214421421-57.jpg" type="image/jpeg" length="58411"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızamık vakalarında alarm! Türkiye'de sayı 4 kat arttı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/kizamik-vakalarinda-alarm-turkiyede-sayi-4-kat-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/kizamik-vakalarinda-alarm-turkiyede-sayi-4-kat-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; Türkiye'de kızamık vakaları 2026 yılında geçen yıla göre 4 kat artarak 877'ye yükseldi. Artışın nedenleri ve aşılama oranlarındaki düşüş TBMM gündemine taşındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ verilerine göre, Türkiye'deki kızamık vakaları 2026'da bir önceki yıla göre 4 kat artarak 877'ye çıktı. Kızamık olgularındaki 4 katlık artışın arkasında sağlık sistemindeki yetersizliğin ve düşen aşılama oranlarının yattığına dikkat çeken Pala, "Sağlık Bakanlığı ne yapıyor?" diye sordu.</p>

<p>Yeni Parti Bursa Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala, Türkiye'de, aşıyla önlenebilir bir hastalık olan kızamık olgularındaki ürkütücü artışı ve Sağlık Bakanlığı’nın veri gizleme politikasını TBMM gündemine taşıdı.</p>

<p>Bakan Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Pala, toplum bağışıklığının zayıfladığına dikkat çekerek, yetkilileri acil önlem almaya çağırdı.</p>

<p><strong>VERİLER NEDEN GİZLENİYOR?</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine dikkat çeken Prof. Dr. Kayıhan Pala, Türkiye'de 2025 yılı boyunca toplam 219 olarak bildirilen kızamık olgu sayısının, 2026 yılının ilk 5 ayında 877’ye ulaştığını vurguladı. Kızamık olgularındaki bu 4 katlık artışın arkasında sağlık sistemindeki yetersizliğin ve düşen aşılama oranlarının yattığına işaret eden Pala, şu değerlendirmede bulundu: "Kızamık; aşıyla korunulabilir, yüksek bulaştırıcılığa sahip, özellikle çocuklarda kalıcı hasarlara ve hatta ölüme yol açabilen bir bulaşıcı hastalıktır. Güvenli ve etkili bir aşısı varken olguların geçen yıla göre artış göstermesi, bağışıklama çalışmalarının etkili yürütülemediğini ve toplum bağışıklığının zayıfladığını ortaya çıkarmaktadır. Sağlık Bakanlığı son 12 aydır DSÖ’ye kızamık hastalarının yaş grubunu ve aşılanma durumunu bildirmemektedir. Bakanlık güncel verileri toplumdan ve uluslararası kamuoyundan neden gizlemektedir?"</p>

<p><strong>AŞILAMA ORANLARI ALARM VERİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık İstatistikleri Yıllığı verilerine atıfta bulunan Pala, 2019 yılında ülke genelinde yüzde 97 olan kızamık bağışıklama oranının 2024 yılında yüzde 94’e gerilediğini; Doğu Karadeniz ve Batı Anadolu gibi bölgelerde ise bu oranın %92’nin de altına düştüğünü belirtti. Prof. Dr. Pala, toplumda hızla yayılan aşı tedirginliği ve aşı karşıtlığına karşı Bakanlığın pasif kaldığını vurguladı. Sağlık Bakanlığı'na daha önce verdiği 4 ayrı kızamık yazılı soru önergesinden birinin tamamen yanıtsız bırakıldığını, üçüne ise yüzeysel yanıtlar verildiğini hatırlatan Pala, Bakan Kemal Memişoğlu'na şu kritik soruları yöneltti:</p>

<p>• Şeffaflık nerede? Bakanlığınız kızamık ile ilgili güncel verileri paylaşmaktan neden kaçınmaktadır? DSÖ’ye yaş ve aşılanma durumları neden bildirilmemektedir?</p>

<p>• Bölgesel yayılım ne durumda? 2025 yılı ve 2026’nın ilk yarısındaki olguların aylara, illere, yaşa ve aşı durumuna göre dağılımı nedir?</p>

<p>• Aşılamada düşüşün sebebi ne? Bazı bölgelerde yüzde 92’nin altına düşen kızamık bağışıklama oranlarındaki bu gerilemenin nedeni nedir?</p>

<p>• Aşı karşıtlığı ölçülüyor mu? Toplumda yükselen aşı tedirginliği ve karşıtlığını ölçmeye yönelik bir çalışmanız var mıdır?</p>

<p>• Eylem planı var mı? Eksik aşılı çocukları tespit etmek, sağlık çalışanlarını korumak ve salgının önüne geçmek için hazırladığınız somut bir eylem planı var mıdır?</p>

<p><strong>"ÇÖZÜM BİRİNCİ BASMAĞA ODAKLANMIŞ KAMUCU BİR SAĞLIK SİSTEMİ"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kayıhan Pala, YENİ Parti’nin sağlık politikasının odağında birinci basamak sağlık hizmetleri ve kamucu bir sağlık sisteminin yer aldığını belirterek; "Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu hizmetleri geri planda bırakmasının olumsuz etkilerini, kızamık olgu sayılarındaki artışla da görüyoruz. Özellikle bulaşıcı hastalıklar söz konusu olduğunda, hastalığı önlemek için büyük bir çaba gösterilmelidir. Hastalık verilerini şeffaflıkla açıklamak, koruyucu sağlık hizmetlerini ve aşı kapsayıcılığını en üst seviyeye çıkarmak Sağlık Bakanlığı’nın temel görevlerindendir. Sağlık Bakanlığı’nı kızamık ile ilgili verileri açıklamaya ve hastalığı önlemek için etkili bir eylem planını uygulamaya çağırıyorum" dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/kizamik-vakalarinda-alarm-turkiyede-sayi-4-kat-artti</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/kizamik412421.jpg" type="image/jpeg" length="96582"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan yaz uyarısı: Güneş kremi ve gözlük sağlık için şart!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/uzmanlardan-yaz-uyarisi-gunes-kremi-ve-gozluk-saglik-icin-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/uzmanlardan-yaz-uyarisi-gunes-kremi-ve-gozluk-saglik-icin-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Şehir Hastanesi uzmanları, güneşin zararlı etkilerine karşı korunmanın yalnızca yaz aylarında değil yıl boyunca sürdürülmesi gerektiğini belirterek, güneş kremi ve güneş gözlüğünün estetik değil sağlık açısından zorunlu olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meltem Türkmen ile Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Utku Kabataş, yaz aylarında artan güneş ışınlarının cilt ve göz sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin uyarılarda bulundu. Uzmanlar, doğru güneş koruyucu ve uygun güneş gözlüğü kullanımının ciddi sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.</p>

<p><strong>GÜNEŞ KORUYUCU YIL BOYU KULLANILMALI</strong></p>

<p>Doç. Dr. Meltem Türkmen, güneş koruyucuların yalnızca yaz aylarında değil, yılın her döneminde kullanılması gerektiğini belirterek, güneş ışınlarının UVA ve UVB olmak üzere iki temel bileşenden oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Türkmen, UVA ışınlarının cildin derin tabakalarına ulaşarak kırışıklık, leke ve erken yaşlanmaya neden olduğunu, hem UVA hem de UVB ışınlarının ilerleyen yıllarda deri kanseri riskini artırdığını belirtti. Güneşten korunmanın estetik kaygının ötesinde sağlık açısından zorunlu olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>"EN PAHALISI DEĞİL, DOĞRU KULLANILANI ETKİLİ"</strong></p>

<p>Geniş spektrumlu, hem UVA hem de UVB koruması sağlayan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Türkmen, güneş koruyucunun doğru miktarda kullanılmasının en az ürün seçimi kadar önemli olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüz ve boyun bölgesi için en az iki parmak uzunluğunda güneş kremi uygulanması gerektiğini ifade eden Türkmen, koruyucuların yaklaşık iki saatte bir, ayrıca yüz yıkandıktan, denize girildikten veya havluyla kurulandıktan sonra mutlaka yenilenmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>"En pahalı güneş koruyucu değil, doğru kullanılan güneş koruyucu etkindir" diyen Türkmen, geniş kenarlı şapka, UV korumalı güneş gözlüğü ve koruyucu giysilerin de güneşten korunmada önemli olduğunu dile getirdi.</p>

<p><img alt="" height="396" src="https://babaocagicomtr.teimg.com/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/gunes-kremi.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>ÇOCUKLARDA 6 AYDAN İTİBAREN KORUMA ÖNERİSİ</p>

<p>Türkmen, güneş ışınlarının en yoğun olduğu 10.00-14.00 saatleri arasında doğrudan güneşe maruz kalınmaması gerektiğini belirterek, çocukluk dönemindeki yoğun güneş maruziyetinin ileriki yaşlarda deri kanseri riskini artırdığını söyledi.</p>

<p>Bu nedenle çocuklarda 6 aylıktan itibaren uygun güneş koruyucu kullanımının alışkanlık haline getirilmesini öneren Türkmen, her yaş grubunun cilt tipine uygun ürünleri doktor veya eczacı önerisiyle seçmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>"GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ AKSESUAR DEĞİL"</strong></p>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Utku Kabataş ise güneş gözlüğünün yalnızca estetik amaçla kullanılmaması gerektiğini belirterek, özellikle uzun süre güneş altında kalanlar, açık tenli ve açık göz rengine sahip kişiler, katarakt ameliyatı geçiren hastalar ile çocukların ultraviyole ışınlarına karşı daha hassas olduğunu söyledi.</p>

<p>"Güneş kremi ve gözlük aksesuar değil, sağlık ihtiyacı" diyen Kabataş, uzun süre ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın katarakt, retina hasarı, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı, pterjiyum ve göz kapağı cilt kanseri riskini artırabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>KOYU CAM HER ZAMAN KORUMAZ</strong></p>

<p>Kabataş, güneş gözlüğü seçiminde en önemli kriterin cam renginin koyuluğu değil, ultraviyole koruma özelliği olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Ultraviyole filtresi bulunmayan koyu renkli gözlüklerin göz bebeğini büyüterek zararlı ışınların göze daha fazla ulaşmasına neden olabileceğini belirten Kabataş, bu nedenle korumasız koyu camlı gözlüklerin daha büyük risk oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Vatandaşlara güvenilir satış noktalarını tercih etmeleri çağrısında bulunan Kabataş, ürün üzerinde ultraviyole koruma bilgisinin bulunmasına dikkat edilmesini istedi. Etiketsiz ve sokakta satılan güneş gözlüklerinden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Kabataş, koyu renkli camın tek başına koruma sağlamadığını sözlerine ekledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/uzmanlardan-yaz-uyarisi-gunes-kremi-ve-gozluk-saglik-icin-sart</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/gozluk.webp" type="image/jpeg" length="20209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın ruh sağlığı bozuldu! Gençler anksiyeteye yakalandı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/dunyanin-ruh-sagligi-bozuldu-gencler-anksiyeteye-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/dunyanin-ruh-sagligi-bozuldu-gencler-anksiyeteye-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[The Lancet'te yayımlanan araştırmaya göre, dünya genelinde ruh sağlığı bozukluğu yaşayan kişi sayısı 1.17 milyara yükseldi. İşte araştırmanın ayrıntıları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yayımlanan bir araştırma, son 30 yılda ruh sağlığı bozukluklarının dünya genelinde önemli ölçüde arttığını ortaya koydu. Bulgulara göre, ruhsal hastalıklar artık küresel ölçekte engellilik nedenlerinin yüzde 17’sinden fazlasını oluşturuyor.</p>

<p>The Lancet dergisinde yayımlanan çalışmada, 1990 yılında yaklaşık 599 milyon olan ruh sağlığı bozukluğu vakasının 2023 itibarıyla 1,17 milyara ulaştığı tahmin edildi. Araştırmada incelenen 12 farklı ruhsal hastalık arasında en yaygın olanların anksiyete bozuklukları ile majör depresif bozukluk olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>VAKA SAYILARI DİKKAT ÇEKİCİ ŞEKİLDE ARTTI</strong></p>

<p>Araştırmaya göre, anksiyete bozukluğu vakaları 1990 yılında 182 milyon seviyesindeyken, 2023 yılında 470 milyona yükseldi. Nüfus artışı dikkate alındığında ise bu alandaki artışın yüzde 47’nin üzerine çıktığı ifade edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, bu yükselişte COVID-19 pandemisinin uzun süreli etkilerinin yanı sıra yoksulluk, toplumsal güvensizlik, istismar, şiddet ve sosyal bağların zayıflaması gibi yapısal sorunların da etkili olabileceğini değerlendirdi.</p>

<p><strong>KÜRESEL HASTALIK YÜKÜNDE YÜKSELİŞ</strong></p>

<p>Raporda anksiyete, şizofreni, bipolar bozukluk, anoreksiya ve bulimia dahil 12 farklı ruhsal bozukluğa ilişkin veriler analiz edildi. Çalışmada kullanılan bilgiler, bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı sağlık araştırmalarından biri olan IHME'nin 2023 Küresel Hastalık Yükü Araştırması'ndan elde edildi.</p>

<p>Veriler doğrultusunda hesaplanan "engelliliğe ayarlanmış yaşam yılları" (DALY) sonuçları da ruh sağlığı sorunlarının giderek daha büyük bir yük oluşturduğunu ortaya koydu. Ruhsal bozukluklar, 1990 yılında küresel hastalık yükü sıralamasında 12'nci sırada yer alırken, 2023 yılında beşinci sıraya yükseldi.</p>

<p>Araştırmada, bulaşıcı hastalıklar, anne sağlığı sorunları, yetersiz beslenme ve yenidoğan hastalıklarından kaynaklanan ölümlerde yaşanan düşüş sayesinde insanların daha uzun yaşadığı, buna karşın ruhsal bozukluklar gibi kronik hastalıkların toplum üzerindeki etkisinin giderek arttığı vurgulandı.</p>

<p><strong>EN FAZLA ETKİLENENLER GENÇLER VE KADINLAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmada ruhsal hastalık yükünün ülkeler arasında eşit dağılmadığı da belirlendi. Anksiyete ve majör depresif bozukluklar, araştırmaya dahil edilen 204 ülkenin 152'sinde engelliliğe ayarlanmış yaşam yıllarının en önemli 20 nedeni arasında yer aldı. Her iki hastalık grubunun da COVID-19 pandemisinin ardından en yüksek seviyelerine ulaştığı kaydedildi.</p>

<p>Bulgular, ruhsal bozukluk yükünün özellikle 15-19 yaş grubunda zirve yaptığını gösterdi. Araştırmacılar, bu dönemin eğitim, çalışma hayatı ve sosyal ilişkiler açısından kritik bir gelişim evresi olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Kadınların ise genel olarak ruh sağlığı sorunlarından erkeklere kıyasla daha fazla etkilendiği belirlendi. Kadınlarda ruhsal hastalıklara bağlı DALY değeri 92,6 milyon olarak hesaplanırken, erkeklerde bu rakam 78,6 milyon oldu.</p>

<p><strong>KADINLARDA RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ</strong></p>

<p>Araştırmacılar, kadınların daha düşük öz saygı, beden algısıyla ilgili olumsuz duygular, aile içi şiddet ve cinsel istismar gibi risk faktörleriyle daha sık karşı karşıya kaldığını belirtti. Uzmanlar, kadınlar ile erkekler arasındaki ruhsal hastalık yükü farkının nedenlerini daha iyi anlayabilmek için kapsamlı yeni araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/dunyanin-ruh-sagligi-bozuldu-gencler-anksiyeteye-yakalandi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/anksiyete.jpg" type="image/jpeg" length="63362"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene sadece KKKA değil: Uzmanlardan farklı hastalık uyarısı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/kene-sadece-kkka-degil-uzmanlardan-farkli-hastalik-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/kene-sadece-kkka-degil-uzmanlardan-farkli-hastalik-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adem Keskin, Türkiye’de kene kaynaklı hastalıklar konusunda yalnızca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne odaklanılmaması gerektiğini belirterek Lyme, Q ateşi ve diğer enfeksiyonlara karşı da dikkatli olunması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Adem Keskin, Türkiye'de en fazla dikkat çeken kene kaynaklı hastalığın Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olduğunu belirtti. Bunun tek risk olmadığını kaydeden Tekin, kenelerden insanlara bulaşan başlıca hastalıkların KKKA dışında Lyme hastalığı, Q ateşi, kene kaynaklı ensefalit, Akdeniz benekli ateşi, monositik erlihyoz, granülositik erlihyoz, babezyoz olarak sıralanabildiğini ifade etti.</p>

<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kenelerin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin (KKKA) yanı sıra başka hastalıklara da yol açtığını vurgulayarak, tüm kene kaynaklı hastalıklara karşı bilinçli olmak gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yaklaşık yirmi yıldır keneler üzerine araştırma yapan Keskin, kene kaynaklı çok sayıda hastalık etkeni bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Vatandaşların yalnızca kenelerin varlığı değil, kenelerin taşıyabileceği hastalıklar konusunda da bilinçli olması gerektiğini belirten Keskin, "Ülkemizde keneler üzerine yürütülen çok önemli bilimsel çalışmalar bulunuyor. Türkiye'de özellikle bölgesel düzeyde kene popülasyonları düzenli olarak izleniyor. Sahadan elde edilen verilere göre şu anda kene popülasyonlarında olağanüstü bir artış söz konusu değil ancak iklim koşullarındaki değişiklikler, çevresel faktörler ve mevsimsel farklılıklar nedeniyle bazı dönemlerde hem kene popülasyonlarında hem de kene kaynaklı hastalıklarda artışlar görülebiliyor" dedi.</p>

<p>Türkiye'de en fazla dikkat çeken kene kaynaklı hastalığın Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olduğunu dile getiren Keskin, bunun tek risk olmadığını, kenelerden insanlara bulaşan başlıca hastalıkların KKKA dışında Lyme hastalığı, Q ateşi, kene kaynaklı ensefalit, Akdeniz benekli ateşi, monositik erlihyoz, granülositik erlihyoz, babezyoz olarak sıralanabildiğini bildirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Adem Keskin, şöyle devam etti:</p>

<p>"Toplumda zaman zaman ülkemizde yalnızca KKKA'nın bulunduğu yönünde bir algı oluşabiliyor. Oysa dünyada olduğu gibi ülkemizde de zaman zaman Lyme hastalığı görülebiliyor. Lyme hastalığı, Borrelia burgdorferi bakterisinin neden olduğu bir enfeksiyondur. Bunun yanında riketsiyozlar gibi farklı kene kaynaklı enfeksiyonlarla da karşılaşılabiliyor. Bu nedenle keneler konusunda sadece tek bir hastalığa odaklanmak yerine tüm kene kaynaklı hastalıklara karşı bilinçli olmak gerekiyor."</p>

<p>Küreselleşme, uluslararası ticaret ve göçmen kuşların kıtalar arası hareketliliğinin kene türlerinin yayılışını etkileyebildiğini ifade eden Keskin, "Keneler ve taşıdıkları hastalık etkenleri farklı bölgelere taşınabiliyor. Bazı istilacı kene türleri yeni bölgelere yerleşebiliyor. Bu nedenle ülkemizde kene faunasının sürekli izlenmesi ve ortaya çıkabilecek yeni kene kaynaklı hastalıklara karşı hazırlıklı olunması büyük önem taşıyor. Üniversitelerimiz, ilgili bakanlıklarımız ve kamu kurumlarımız bu konuda önemli çalışmalar yürütüyor. Elde edilen bilimsel veriler kamuoyuyla paylaşılmaya devam ediyor" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"PANİK DEĞİL, DOĞRU MÜDAHALE ÖNEMLİ"</strong></p>

<p>Vatandaşların bireysel korunma önlemlerini ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Keskin, "Burada hem vatandaşlarımıza hem de hayvan yetiştiricilerimize önemli görevler düşüyor. Hayvanlarda kene tespit eden yetiştiricilerin veteriner hekim önerileri doğrultusunda düzenli parazit mücadelesi yapmaları büyük önem taşıyor. Araziye çıkacak vatandaşlarımız ise açık renkli ve vücudu örten giysiler tercih etmeli, uygun kene kovucu ürünler kullanmalı ve dönüşte mutlaka vücutlarını kene yönünden kontrol etmelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kene tutunması durumunda paniğe kapılmamak gerektiğini anlatan Keskin, şunları kaydetti: "Gerekli önlemler alınsa bile zaman zaman vücuda kene tutunabilir. Böyle bir durumda panik yapılmamalı, kene vakit kaybetmeden uygun yöntemle vücuttan uzaklaştırılmalıdır. Sağlık kuruluşuna kısa sürede ulaşma imkanı varsa bu işlem sağlık personeli tarafından yapılabilir ancak kırsal alanda sağlık hizmetine erişim mümkün değilse, kenenin vücutta uzun süre kalmasını beklemek yerine uygun şekilde çıkarılması daha doğru bir yaklaşımdır."</p>

<p>Kene çıkarıldıktan sonra kişinin birkaç gün boyunca ateş, halsizlik, kas ağrısı veya benzeri belirtiler açısından kendini izlemesi gerektiği uyarısında bulunan Prof. Dr. Keskin, herhangi bir şikayet gelişmesi halinde ise vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.<br />
 </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/kene-sadece-kkka-degil-uzmanlardan-farkli-hastalik-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2025/06/kene-isirmasi-100620251340043605903.jpg" type="image/jpeg" length="41332"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MHP'li Feti Yıldız: Terörsüz Türkiye süreciyle bize özgü bir model inşa edildi]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/mhpli-feti-yildiz-terorsuz-turkiye-sureciyle-bize-ozgu-bir-model-insa-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/mhpli-feti-yildiz-terorsuz-turkiye-sureciyle-bize-ozgu-bir-model-insa-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye'nin TBMM çatısı altında milli egemenlik ve toplumsal bütünleşmeye dayalı, kendine özgü bir model oluşturduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkan Yardımcısı, Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, sosyal medya hesabından "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yıldız, Türkiye'nin TBMM çatısı altında yürütülen "Terörsüz Türkiye" süreciyle milli, özgün ve etkin bir model ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p><strong>"TOPLUMSAL KATILIM HUKUK ÇERÇEVESİNDE BÜTÜNLEŞTİRİLDİ"</strong></p>

<p>Sürecin demokratik meşruiyet ile toplumsal katılımı hukuk çerçevesinde bir araya getirdiğini ifade eden Yıldız, milli egemenlik, milli birlik ve toplumsal bütünleşme ilkelerine dayalı, Türkiye'ye özgü bir modelin inşa edildiğini kaydetti.</p>

<p>Yıldız, yapılan kapsamlı toplantılarda ise ortak değerleri önceleyen, farklılıklara saygılı bir anlayışın ön plana çıkarıldığını belirtti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Siyaset</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/mhpli-feti-yildiz-terorsuz-turkiye-sureciyle-bize-ozgu-bir-model-insa-edildi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/feti-yildiz-14.jpg" type="image/jpeg" length="27051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp ilacındaki rapor değişikliği hastaları mağdur etti!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/kalp-ilacindaki-rapor-degisikligi-hastalari-magdur-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/kalp-ilacindaki-rapor-degisikligi-hastalari-magdur-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp ve damar hastalarının kullandığı bir ilacın geri ödeme koşullarında yapılan değişiklik nedeniyle mevcut sağlık raporları geçersiz sayıldı. Yeniden rapor almak zorunda kalan hastalar, kardiyoloji randevularındaki yoğunluk nedeniyle tedavilerinde aksama yaşadı. İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ali İhsan Akyıldız, değişikliğin önceden bildirilmemesini eleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalarının kullandığı bir ilacın geri ödeme şartlarında yapılan değişiklik, hastaların yeniden rapor çıkarmasını zorunlu hale getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut raporların geçersiz sayılması nedeniyle ilacını temin edemeyen hastalar, yeniden kardiyoloji polikliniğine başvurarak rapor düzenletmek zorunda kaldı. Randevu yoğunluğu nedeniyle bazı hastaların tedavilerinde günler süren aksamalar yaşandığı belirtildi.</p>

<p><strong>"HASTALAR DA HEKİMLER DE DEĞİŞİKLİKTEN HABERSİZDİ"</strong></p>

<p>Cumhuriyet'e konuşan İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ali İhsan Akyıldız, değişikliğin ne hastalara ne de eczanelere önceden bildirildiğini söyledi.</p>

<p>Geçerli raporuyla ilacını almaya gelen hastaların sistem tarafından geri çevrildiğini belirten Akyıldız, geri ödeme koşullarındaki değişikliği reçete işlemleri sırasında fark ettiklerini ifade etti.</p>

<p>Akyıldız, birçok hekimin de düzenlemeden haberdar olmadığını belirterek, yeni raporların nasıl hazırlanacağı konusunda sağlık kuruluşlarını bilgilendirmek durumunda kaldıklarını söyledi.</p>

<p><strong>RANDEVU SÜRECİ TEDAVİYİ AKSATTI</strong></p>

<p>Yeni rapor alınabilmesi için yeniden kardiyoloji polikliniğine başvurulması gerektiğini belirten Akyıldız, randevu yoğunluğu nedeniyle sürecin bir hafta ile 10 güne kadar uzayabildiğini kaydetti.</p>

<p>İlacın temininde yaşanan gecikmenin hastalar açısından ciddi risk oluşturduğunu ifade eden Akyıldız, 182 üzerinden uygun randevu bulunmasının ve yeni rapor düzenlenmesinin zaman aldığını, bu süreçte hastaların ilaçlarına ulaşamadığını dile getirdi.</p>

<p><strong>"HASTALAR ÖNCEDEN BİLGİLENDİRİLEBİLİRDİ"</strong></p>

<p>Eski ve yeni raporlar arasında ilacın etken maddesi, dozu ve tedavi bilgilerinin değişmediğini, yalnızca tanı bölümünde düzenleme yapıldığını aktaran Akyıldız, yaşanan mağduriyetlerin basit önlemlerle önlenebileceğini söyledi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumların bu ilacı kullanan hastaları sistem üzerinden tespit ederek SMS ya da dijital bildirimle önceden bilgilendirebileceğini belirten Akyıldız, mevcut raporların süreleri doluncaya kadar geçerli sayılmasının da mağduriyetleri önleyebileceğini ifade etti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/kalp-ilacindaki-rapor-degisikligi-hastalari-magdur-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/01/hastane-18.jpg" type="image/jpeg" length="77160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TEİS'ten Dünya Hepatit Günü mesajı: Viral hepatitler önlenebilir ve tedavi edilebilir!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/teisten-dunya-hepatit-gunu-mesaji-viral-hepatitler-onlenebilir-ve-tedavi-edilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/teisten-dunya-hepatit-gunu-mesaji-viral-hepatitler-onlenebilir-ve-tedavi-edilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, Dünya Hepatit Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, viral hepatitlerin önlenebilir ve tedavi edilebilir hastalıklar olduğunu belirterek, aşının toplum sağlığındaki önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TEİS Genel Başkanı Nurten Saydan, Dünya Hepatit Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, viral hepatitlerin kronik karaciğer hastalığı, siroz ve karaciğer kanserine yol açabilen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HEPATİT B İÇİN AŞI, HEPATİT C İÇİN ETKİLİ TEDAVİ</strong></p>

<p>Saydan, hepatitin karaciğer iltihabı olduğunu, en yaygın türlerinin Hepatit A, B ve C olduğunu ifade etti. Hepatit B ve Hepatit C virüslerinin uzun vadede ciddi karaciğer hastalıklarına neden olabildiğini belirten Saydan, Hepatit B'ye karşı etkin aşının bulunduğunu, Hepatit C için ise etkili tedavilerin Türkiye'de genel sağlık sigortası kapsamında ücretsiz sunulduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>"AŞILAR TOPLUMU KORUR"</strong></p>

<p>Aşının bulaşıcı hastalıklara karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu vurgulayan Saydan, "Aşılar, salgınların yayılmasını durdurarak herkesi güvence altına alır ve toplumu korur." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ECZANELERDE AŞI HİZMETİ ÇAĞRISI</strong></p>

<p>Eczanelerin birinci basamak sağlık kuruluşu olarak önemli bir görev üstlendiğini belirten Saydan, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de eczanelerde aşı hizmeti verilmesinin vatandaşların sağlık hizmetine erişimini kolaylaştıracağını ve halk sağlığına önemli katkı sağlayacağını ifade etti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/teisten-dunya-hepatit-gunu-mesaji-viral-hepatitler-onlenebilir-ve-tedavi-edilebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/nurten-saydan.png" type="image/jpeg" length="57308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salgın alarmı mı? Uzman isimden vatandaşlara önemli çağrı: Köy ürünleri tüketenler dikkat!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/salgin-alarmi-mi-uzman-isimden-vatandaslara-onemli-cagri-koy-urunleri-tuketenler-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/salgin-alarmi-mi-uzman-isimden-vatandaslara-onemli-cagri-koy-urunleri-tuketenler-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mide bulantısı, karın ağrısı, kusma ve ishal şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında artış yaşanıyor. Acil Tıp Uzmanı Dr. Bilal Çetin, henüz resmi bir salgın ilanı olmadığını ancak önümüzdeki 1-2 haftanın kritik olduğunu söyledi. İşlenmemiş süt, açık peynir ve hijyenik koşullarda hazırlanıp hazırlanmadığı bilinmeyen köy ürünlerinin bakteri taşıma riski oluşturabileceğini söyleyen Çetin, bu ürünlerin yalnızca güvenilir kaynaklardan temin edilmesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mide bulantısı, karın ağrısı ve ishal şikayetleriyle hastanelere başvurularda artış yaşanıyor. Acil servislerdeki yoğunluğa dikkat çeken Acil Tıp Uzmanı Dr. Bilal Çetin, henüz resmi bir salgın ilanı olmadığını ancak önümüzdeki 1-2 haftanın kritik olduğunu belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Son günlerde mide bulantısı, şiddetli karın ağrısı, kusma ve ishal şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Özellikle Ankara'da gündeme gelen vakalar sonrası uzmanlardan peş peşe uyarılar gelmeye başladı.</p>

<p>Acil Tıp Uzmanı Dr. Bilal Çetin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda acil servislerde benzer şikayetlerle gelen hasta sayısının arttığını belirterek vatandaşların tedbirli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Nöbet sonrası değerlendirmelerde bulunan Dr. Çetin, henüz resmi makamlar tarafından ilan edilmiş bir salgın bulunmadığını ancak acil servislerde hasta profilinde belirgin bir artış gözlemlediklerini ifade etti.</p>

<p>Önümüzdeki 1-2 haftanın kritik olduğuna dikkat çeken Çetin, özellikle hijyen kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>"ARITMA SUYU YERİNE HAZIR SU TERCİH EDİN"</strong></p>

<p>Dr. Çetin, bu süreçte yalnızca çeşme suyuna değil, evlerde kullanılan su arıtma cihazlarından elde edilen sulara karşı da temkinli olunması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Olası su kaynaklı bulaş riskine karşı bir süre kapalı ve ambalajlı içme sularının tercih edilmesini önerdi.</p>

<p><strong>"DIŞARIDAN YEMEK SİPARİŞ ETMEMEYE ÇALIŞIN"</strong></p>

<p>Uzman isim, restoran ve kafelerde kullanılan sebze ile meyvelerin yıkama suları ya da gıda hijyeninin her zaman denetlenemeyebileceğini belirterek, mümkün olduğunca evde hazırlanan taze ve sıcak yemeklerin tüketilmesini tavsiye etti.</p>

<p><strong>ÇİĞ VE KÖY ÜRÜNLERİNE KARŞI UYARDI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşlenmemiş süt, açık peynir ve hijyenik koşullarda hazırlanıp hazırlanmadığı bilinmeyen köy ürünlerinin bakteri taşıma riski oluşturabileceğini söyleyen Çetin, bu ürünlerin yalnızca güvenilir kaynaklardan temin edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>İSHAL VE KUSMADA SIVI KAYBINA DİKKAT!</strong></p>

<p>İshal ve kusmanın vücutta ciddi sıvı ve mineral kaybına yol açabileceğini hatırlatan Dr. Bilal Çetin, gün boyunca yeterli miktarda temiz su tüketilmesini önerdi. Halsizlik, yüksek ateş, şiddetli kusma veya ishalin uzun sürmesi halinde ise vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/salgin-alarmi-mi-uzman-isimden-vatandaslara-onemli-cagri-koy-urunleri-tuketenler-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/421421-7.jpg" type="image/jpeg" length="17811"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından polen ve arı alerjisine karşı aşı önerisi]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/uzmanindan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/uzmanindan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan alerjen immünoterapisinin (alerji aşısı) etkili sonuçlar verdiğini belirterek, özellikle arı alerjisinde bu yöntemin hayat kurtarıcı olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, bahar ve yaz aylarında artış gösteren polen ve arı alerjilerine karşı uygulanan alerjen immünoterapisinin uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini belirtti.</p>

<p>Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan tedavinin çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p>

<p><strong>"BAŞARILI SONUÇLAR ALDIĞIMIZ BİR YÖNTEM"</strong></p>

<p>Polen alerjisinin çocuklarda peş peşe hapşırma, burun kaşıntısı, akıntı, tıkanıklık ile gözlerde yaşarma ve kızarıklık gibi belirtilere neden olduğunu belirten Uzunoğlu, bu durumun uyku düzenini ve okul başarısını da olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</p>

<p>İlaç tedavisi ve korunma önlemlerine rağmen şikayetleri devam eden hastalara alerji aşısı önerdiklerini belirten Uzunoğlu, "Uygun hastalara, seçilmiş preparatlarla ve uygun dozlarda uygulayabildiğimiz bu tedavi, ilaçlardan fayda görmeyen hastalarda başarılı sonuçlar aldığımız bir yöntem" dedi.</p>

<p><strong>TEDAVİ EN AZ ÜÇ YIL SÜRÜYOR</strong></p>

<p>Alerjen immünoterapisinin halk arasında "alerji aşısı" olarak bilindiğini ifade eden Uzunoğlu, hastaların duyarlı olduğu alerjenin düşük dozlarda verilerek bağışıklık sisteminin bu maddeye karşı duyarsızlaştırılmasının amaçlandığını anlattı.</p>

<p>Tedavinin uzun soluklu olduğunu vurgulayan Uzunoğlu, "En az üç yıl süren bu tedavi, hastaya engel bir durum yoksa genellikle deri altına uygulanan enjeksiyonlarla ayda bir gerçekleştiriliyor" diye konuştu.</p>

<p>Uzunoğlu, immünoterapinin yalnızca polen alerjisinde değil, ev tozu akarları, kedi ve köpek gibi evcil hayvan alerjileri ile arı alerjilerinde de uygulandığını kaydetti.</p>

<p><strong>ARI ALERJİSİNDE HAYAT KURTARABİLİYOR</strong></p>

<p>Arı sokmasının bazı kişilerde yalnızca bölgesel şişlik ve kızarıklığa neden olurken, bazı hastalarda nefes darlığı, boğazda şişlik hissi, tansiyon düşüklüğü ve bayılma gibi ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabildiğini belirten Uzunoğlu, bu belirtileri yaşayanların mutlaka bir alerji ve immünoloji uzmanına başvurması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Arı alerjisinde uygulanan immünoterapinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Uzunoğlu, tedavinin deneyimli ekipler tarafından, olası yan etkilere karşı gerekli donanıma sahip sağlık kuruluşlarında yapılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>"ARTIK RAHATÇA DIŞARI ÇIKABİLİYORUM"</strong></p>

<p>Polen alerjisi nedeniyle tedavi gören 12 yaşındaki Emir Yanar ise aşı öncesinde bahar ve yaz aylarında dışarı çıkmakta zorlandığını anlattı.</p>

<p>Tedavinin ardından şikayetlerinin azaldığını belirten Yanar, "Artık istediğim gibi dışarı çıkabiliyorum. Bisiklet sürüyor, top oynuyor ve arkadaşlarımla rahatça vakit geçirebiliyorum" dedi.</p>

<p><strong>"MEĞER POLEN ALERJİSİYMİŞ"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emir Yanar'ın babası Emin Yanar da oğlunun yıllarca grip veya nezle geçirdiğini düşündüklerini belirterek, yapılan değerlendirmeler sonucunda polen alerjisi tanısı konulduğunu söyledi.</p>

<p>Alerjen immünoterapisi sayesinde bu yıl oğlunun şikayetlerinin büyük ölçüde azaldığını ifade eden Yanar, tedavi sonrasında ilk kez rahat bir tatil yapabildiklerini dile getirdi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/uzmanindan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/asi-2.webp" type="image/jpeg" length="28367"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama ilaçları ömrü uzatabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ilaclari-omru-uzatabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ilaclari-omru-uzatabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, GLP-1 grubu zayıflama ilaçlarının yalnızca kilo vermeye değil, kronik hastalıkların önlenmesine de katkı sağlayabileceğine işaret etti. Ancak uzun dönem etkilerinin henüz bilinmediğini vurgulayan Müftüoğlu, "Bilim umut ederken bile kanıt beklemeyi bilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, "Zayıflama ilaçları ömrümüzü de uzatabilir mi?" başlıklı yazısında "Bugün milyonlarca insan GLP-1 tedavisi görüyor. Ancak bu ilaçları 20-30 yıl kullanan insan sayısı henüz yok. Dolayısıyla uzun dönem etkilerini zaman gösterecek" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müftüoğlu Sabah’ta kaleme aldığı yazıda, GLP-1 ilaçlarının yeni gençlik iksiri olarak görüldüğünü ve bazılarının gereksiz bir moda olarak küçümsediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bence ikisi de doğru değil. Doğru hastada kullanıldığında bu ilaçlar modern tıbbın en değerli araçlarından biri olabilir. Ama tek başına hiçbir ilaç sağlıklı yaşlanmanın yerini tutamaz. İyi beslenme... Düzenli hareket. Kaliteli uyku. Stres yönetimi. Kas kütlesinin korunması. Sosyal ilişkiler. Bunların hiçbirini en güçlü enjeksiyon bile yerine koyamaz."</p>

<p>"GLP-1 ilaçlarını ne gözünüzde büyütün ne de küçümseyin" sözlerinin altını çizen Müftüoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bugün milyonlarca insan GLP-1 tedavisi görüyor. Ancak bu ilaçları 20-30 yıl kullanan insan sayısı henüz yok. Dolayısıyla uzun dönem etkilerini zaman gösterecek. Tıp tarihinde ilk kez böylesine büyük bir insan topluluğu aynı metabolik tedaviyi yıllarca kullanmaya hazırlanıyor. Aslında hepimiz sonuçlarını merakla beklediğimiz büyük bir bilimsel gözlemin içindeyiz. Bu nedenle heyecan kadar sabra da ihtiyacımız var.</p>

<p>Bilimsel veriler bu ilaçların uzun vadede yalnızca kilo sorununa değil, bizi kötü yaşlandıran kronik hastalıkların çoğuna da çare olmasa bile güçlü bir fren olabileceğini düşündürüyor. Kalpdamar hastalıkları, diyabet, böbrek hastalıkları, yağlı karaciğer, uyku apnesi ve belki de gelecekte bazı nörodejeneratif hastalıklarda önemli bir rol üstlenebilirler. Ancak henüz yolun başındayız. Biraz daha izlememiz, daha çok araştırmamız ve sabırlı olmamız gerekiyor. Ben geleceğe umutla bakıyorum. Ama bilimin en sevdiğim özelliğini de hiç unutmuyorum: Bilim, umut ederken bile kanıt beklemeyi bilir."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ilaclari-omru-uzatabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/412412-3.jpg" type="image/jpeg" length="71901"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu'ndan Karadenizlilere: 'Kuymak yiyelim ama hareket edelim']]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/bakan-memisoglundan-karadenizlilere-kuymak-yiyelim-ama-hareket-edelim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/bakan-memisoglundan-karadenizlilere-kuymak-yiyelim-ama-hareket-edelim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Karadeniz Bölgesi maalesef ölçümlerimizde Türkiye'nin en kilolu bölgesi durumunda. Onun için kuymak yiyelim, sütlaç yiyelim ama lütfen hareket edelim" ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sabah saatlerinde kente geldi. Bakan Memişoğlu, yapımı devam eden Trabzon Şehir Hastanesi'nde incelemelerde bulundu. Bakan Memişoğlu inceleme sonrası yaptığı açıklamada, "Bugün sıcak bir Karadeniz gününde Trabzon'dayız. Trabzon Şehir Hastanesi'nin içindeyiz. Cumhurbaşkanımızın 'hayalim' dediği, bizim sağlık inşaatının, binalarının şaheserinin 28'incisinin içindeyiz. Trabzon, sağlık anlamında çok geçmiş kültürü olan, üniversiteleriyle, tıp fakülteleriyle, insan gücüyle bu bölgenin lider illerinden bir tanesi. Gördüğünüz gibi hastanemizin fiili olarak bitmiş durumda. 17 Temmuz'dan itibaren müteahhidimiz geçici kabulle ilgili dilekçesini vererek şu anda testleri yapılmakta. Bununla beraber biz de bakanlık olarak cihazımızın, malzememizin alım süreçlerinin neredeyse yarısını bitirmiş durumdayız. Hedefimiz kasım sonu itibarıyla bu hastaneye ilk hastamızı almak. Bu hastanenin faaliyete geçmesiyle birlikte Trabzon'daki yatak kapasitemizde istediğimiz, 10 bin kişiye düşen yatak kapasitesi 29'a ulaşmış olacak kamu hastanelerinde. Bu da esasında iyi bir rakam" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehir Hastanesi’nin yerli ve yabancı birçok hastaya hizmet vereceğini söyleyen Bakan Memişoğlu, "Biz burada, Trabzon'da Şehir Hastanesi’nde bütün tedavileri yapabilecek, dünyanın en ileri teknoloji cihazlarını kullanabilecek fiziki yapıyı gerçekleştirmiş durumdayız. Hekimlerimiz de bu konuda yeterli. İnşallah bölgenin merkezi olacak. Sadece bölgeye değil, Gürcistan'dan İran'a her türlü yabancı hastaya da hizmet edebilecek bir binadayız. Şuna da değinmek isterim; Şubat 2023'ten başlayan, bugün itibarıyla artık sonuna geldiğimiz, yaklaşık 265 bin metrekarede izolatörleriyle depremi tamamen izole edebilecek modern teknolojisiyle hizmete sunacağımız bu hastanede sizleri misafir ettik" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Şehir Hastanesi’nin hizmete girmesiyle kentte taşınacak hastanelerle ilgili bilgi veren Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Trabzon'da herkesin merak ettiği iki şey var; ‘Ne olacak, hangi hastaneler taşınacak?’ Onları da söyleyeyim; Kemik Hastanesi ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ni buraya taşıyacağız. Kanuni Hastanemiz aynı şekilde doğu bölgesinde sağlık hizmetine, eğitim araştırma olarak devam edecek. Numune Hastanesi’nin sağlık hizmetini de buraya taşıyacağız. Fatih Hastanemizde de hizmetlere devam edeceğiz. Fatih Hastanesi’ni yenileyerek merkezde de bir hastanemizin yeni şekilde hizmetine devam etmesini sağlayacağız" diye konuştu.</p>

<p>Hareketsizlikten uzak durulması gerektiğini söyleyen Bakan Memişoğlu, "Ben bu şehirde doğdum, bu şehrin geçmiş sağlık hizmetlerini de biliyorum. Şu anda Türkiye ve Trabzon, sağlık anlamında geçmişe göre çok çok iyi yerlerde. Her bir vatandaşımız bugün sağlıktan yılda 12,2 kez hizmet alıyor ve sağlığa ulaşım çok kolaylaşmış durumda. Yalnız benim toplumumuzdan en çok istediğim şey, sağlıklı olmalarını sağlamak. Yani esas hedefimizin sağlıklı kalmak olması lazım. Kötü alışkanlıklardan, kötü beslenmeden, hareketsizlikten uzak durmamız lazım. Sigara dediğimiz, alkol dediğimiz kötü alışkanlıklardan herkesin uzak durmasını, egzersiz yapmasını ve kilolarına dikkat etmesini istiyorum. Çünkü Karadeniz bölgesi maalesef ölçümlerimizde Türkiye'nin en kilolu bölgesi durumunda. Onun için kuymak yiyelim, sütlaç yiyelim ama lütfen hareket edelim" dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/bakan-memisoglundan-karadenizlilere-kuymak-yiyelim-ama-hareket-edelim</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/kuymak24141.jpg" type="image/jpeg" length="73363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de bir ilk: Bebeğin omurgası anne karnında kapalı yöntemle onarıldı!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/turkiyede-bir-ilk-bebegin-omurgasi-anne-karninda-kapali-yontemle-onarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/turkiyede-bir-ilk-bebegin-omurgasi-anne-karninda-kapali-yontemle-onarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi'nde 26 haftalık bir bebeğin omuriliğindeki açıklık, anne karnında fetoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirilen 6,5 saatlik operasyonla onarıldı. Türkiye'de ilk kez uygulanan yöntemle gerçekleştirilen ameliyatın hem anne hem de bebek açısından önemli avantajlar sunduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hacettepe Üniversitesi'nde görevli yaklaşık 30 kişilik sağlık ekibi, 26 haftalık hamile bir annenin bebeğinde tespit edilen omurilik açıklığını anne karnında kapalı yöntemle onararak Türkiye'de bir ilke imza attı.</p>

<p><strong>6,5 SAATLİK TARİHİ OPERASYON</strong></p>

<p>Ankara'da yaşayan 32 yaşındaki Sebiha Çakmak'ın 22 haftalık gebeliğinde bebeğinde nöral tüp defekti tespit edildi. Tedavi için Hacettepe Üniversitesi'ne sevk edilen anne adayının bebeğine, 26'ncı gebelik haftasında anne karnında müdahale edilmesine karar verildi.</p>

<p>Prof. Dr. Özgür Deren, Doç. Dr. Erdem Fadıloğlu, Prof. Dr. İlkay Işıkay, Prof. Dr. Banu Kılıçaslan ve Doç. Dr. Derman Başaran'ın da yer aldığı yaklaşık 30 kişilik ekip tarafından gerçekleştirilen 6,5 saatlik ameliyatta, bebeğin omuriliğindeki açıklık fetoskopik yöntemle onarıldı.</p>

<p><img alt="" height="532" src="https://babaocagicomtr.teimg.com/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/ankara-bebek-ameliyat3.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>"KAPALI CERRAHİYİ TÜRKİYE'DE İLK KEZ GERÇEKLEŞTİRDİK"</strong></p>

<p>Hacettepe Üniversitesi Perinatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Deren, 24 saat içinde hem açık hem de kapalı yöntemle iki ayrı ameliyat gerçekleştirdiklerini belirterek, "Kapalı cerrahiyi Türkiye'de ilk kez ekibimiz gerçekleştirdi. Bundan sonra bu hastalıkla gelen hastalarımıza hem açık hem de kapalı cerrahi seçeneklerini sunabilecek deneyime sahibiz." dedi.</p>

<p>Deren, kapalı yöntemin daha küçük kesiyle uygulanması nedeniyle önemli avantajlar sağladığını ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="400" src="https://babaocagicomtr.teimg.com/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/ankara-bebek-ameliyat.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>ANNE: OĞLUMUN ADINI 'UMUT' KOYMAYI DÜŞÜNÜYORUZ</strong></p>

<p>Yedinci çocuğunu bekleyen Sebiha Çakmak ise çevresinden gelen gebeliği sonlandırma önerilerini kabul etmediğini belirterek, ameliyatın başarılı geçtiğini söyledi.</p>

<p>Çakmak, "Çocuğum çok şükür iyi. Erkek olacak. Adını 'Umut' koymayı düşünüyoruz. Bize umut oldu." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ANNE VE BEBEĞE AYNI ANDA ANESTEZİ UYGULANDI</strong></p>

<p>Operasyonda görev alan Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Banu Kılıçaslan, cerrahi sırasında hem anneye hem de anne karnındaki bebeğe anestezi uygulandığını belirtti.</p>

<p>Kılıçaslan, bebeğin ağrı hissetmemesi ve hareketsiz kalmasının sağlanması amacıyla anestezi verildiğini ifade ederek, bu tür ameliyatların çok ayrıntılı hazırlık gerektirdiğini söyledi.</p>

<p><strong>YÜRÜME ŞANSINI ARTIRABİLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Erdem Fadıloğlu ise anne karnında gerçekleştirilen kapalı cerrahinin, anne adayının vajinal doğum yapabilmesine olanak tanımasının yanı sıra bebeğin ilerleyen yaşamında yürüme şansını artırabilecek önemli avantajlar sunduğunu belirtti.</p>

<p>Fadıloğlu, operasyonun temel amacının, omurilik açıklığının bebeğin sinir sistemi üzerinde oluşturabileceği ilerleyici hasarı doğum öncesinde en aza indirmek olduğunu kaydetti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/turkiyede-bir-ilk-bebegin-omurgasi-anne-karninda-kapali-yontemle-onarildi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/ankara-bebek-ameliyat2.webp" type="image/jpeg" length="63617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sessiz reflüye dikkat: Mide yanması olmadan ilerleyebiliyor]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/sessiz-refluye-dikkat-mide-yanmasi-olmadan-ilerleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/sessiz-refluye-dikkat-mide-yanmasi-olmadan-ilerleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boğazda takılma hissi, geçmeyen gıcık, kronik öksürük ve ses kısıklığı yaşayanların şikayetlerinin nedeni sessiz reflü olabilir. Uzmanlar, hastalığın çoğu zaman mide yanması olmadan ilerlediğine dikkat çekiyor. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sessiz reflü nedir, belirtileri nelerdir?</p>

<p>Boğazda takılma hissi, geçmeyen gıcık, öksürük ve ses kısıklığı yaşayan birçok kişinin çözümü boğaz enfeksiyonunda aradığını belirten Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Muhammed Ali Özçelik, bu şikayetlerin ‘Sessiz reflü’ olarak bilinen boğaz reflüsünden kaynaklanabileceğini belirtti.</p>

<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Muhammed Ali Özçelik, klasik reflüden farklı seyreden sessiz reflünün çoğu zaman mide şikayeti oluşturmadan ilerlediğini belirterek, “Boğazda yabancı cisim hissi, yutkunma güçlüğü ve kronik öksürük gibi yakınmalar sessiz reflünün en önemli belirtileri arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘MİDE YANMASI OLMADAN DA GÖRÜLEBİLİYOR’</strong></p>

<p>Sessiz reflünün, halk arasında boğaz reflüsü olarak bilinen laringofaringeal reflü hastalığı olduğunu belirten Dr. Özçelik, klasik mide reflüsünden farklı belirtilerle ortaya çıktığını söyledi. Dr. Özçelik, “Hastalarda çoğu zaman mide yanması ya da ekşimesi görülmediği için şikayetlerin mide kaynaklı olabileceği düşünülmüyor. Bunun yerine boğazda takılma hissi, ses kalitesinde bozulma, sürekli boğaz temizleme ihtiyacı, gıcık öksürük ve yutkunurken yabancı cisim hissi gibi belirtiler ön plana çıkıyor. Bu nedenle hastalar uzun süre farklı polikliniklere başvurabiliyor” dedi.</p>

<p><strong>‘BOĞAZDAKİ DOKULARA ZARAR VEREBİLİYOR’</strong></p>

<p>Sessiz reflünün oluşum mekanizmasını anlatan Dr. Özçelik, mide içeriğinde bulunan pepsin enziminin boğaza ulaşmasının önemli rol oynadığını ifade etti. Dr. Özçelik, “Yemek borusunun üst kısmındaki kas yapısının gevşemesiyle mide içeriği ve pepsin enzimi boğaza kadar ulaşabiliyor. Özellikle asitli gıdalar tüketildiğinde bu enzim yeniden aktif hale gelerek boğaz dokusunda tahrişe neden olabiliyor. Endoskopik muayenede yemek borusunun girişindeki değişiklikleri değerlendirerek tanıyı koyabiliyoruz” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘DOĞRU BESLENMEYLE HASTALARIN YAŞAM KALİTESİ İYİLEŞEBİLİYOR’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sessiz reflü tedavisinde ilaçların yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Özçelik, “Hazır ve paketli gıdalar, gazlı içecekler, kahve, çay, çikolata, turunçgiller ve turşu gibi asitli besinler şikayetleri artırabiliyor. Sigara ve alkol de hastalığın en önemli tetikleyicileri arasında yer alıyor. Ayrıca gece geç saatlerde yemek yememek ve tok karnına uyumamak gibi basit yaşam alışkanlıkları da tedavinin başarısını önemli ölçüde artırıyor. Doğru beslenme ve uygun tedaviyle hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileşebiliyor” diyerek sözlerini tamamladı.<br />
 </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/sessiz-refluye-dikkat-mide-yanmasi-olmadan-ilerleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/oksuruk41421.jpg" type="image/jpeg" length="67235"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıradan leke sanmayın: Cilt kanserinin gizli belirtileri ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/siradan-leke-sanmayin-cilt-kanserinin-gizli-belirtileri-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/siradan-leke-sanmayin-cilt-kanserinin-gizli-belirtileri-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cilt kanseri, erken fark edildiğinde tamamen tedavi edilebilmesine rağmen bazı belirtileri sıradan cilt sorunlarıyla karıştırılabiliyor. Uzmanlar, iyileşmeyen yaralar ve farklı görünen benler konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ve özellikle gelişmiş ülkelerde en sık rastlanan kanser türü olan cilt kanseri, erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilmesine rağmen sinsi belirtileri nedeniyle gözden kaçabiliyor. Tıp uzmanları, ben değişimlerinin ötesinde hayat kurtaran kritik ayrıntıları sıraladı.</p>

<p>Güneş ışınlarına kontrolsüz maruz kalma, solaryum kullanımı ve çevresel faktörler nedeniyle cilt kanseri vakaları her yıl rekor seviyelere ulaşıyor. Hastalığın en bilinen semptomu var olan benlerin şekil ve renk değiştirmesi olarak kabul edilse de klinik tablolar kanserin çok daha masum görünen lezyonlarla başlayabileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, kamuoyunda sıradan bir cilt kuruluğu veya egzama sanılarak ihmal edilen tehlikeli işaretleri mercek altına aldı.</p>

<p><strong>İYİLEŞMEYEN YARALAR VE "ÇİRKİN ÖRDEK YAVRUSU" KURALI</strong></p>

<p>Cilt kanserinin en sık ihmal edilen ilk işareti, haftalar geçmesine rağmen bir türlü iyileşmeyen küçük yaralar ve kabuklaşan lezyonlardır. Uzmanlar; cilt yüzeyinde oluşan parlak veya sedef renkli kabarıklıkların, sebepsiz yere kanayan alanların ve sürekli pul pul dökülen lekelerin doğrudan bir dermatolog tarafından incelenmesi gerektiğini bildiriyor. Bu tür değişimler çoğunlukla basit bir sivilce veya alerjik reaksiyon zannedilerek teşhisin gecikmesine neden oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan melanom adı verilen en tehlikeli cilt kanseri türünün tespitinde "çirkin ördek yavrusu" (ugly duckling) kuralı hayati önem taşıyor. Vücuttaki diğer benlerden yapı, renk veya boyut olarak belirgin şekilde farklı duran tek bir ben, uluslararası kabul görmüş klasik kriterlere uymasa bile yüksek riskli olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, benin sınırlarının düzensizleşmesi, hızla büyümesi veya üzerinde kaşıntı ve hassasiyet başlaması durumunda vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p><strong>SOLARYUM VE TIRNAK KURUTMA LAMBALARINDAKİ SİNSİ TEHDİT</strong></p>

<p>Cilt kanserinden korunmanın anahtarı sadece güneşli havalarla sınırlı kalmıyor. UV ışınlarının bulutlu havalarda dahi cilde ulaştığına dikkat çeken Dr. Tanya Evans; kar, su ve kum yüzeylerinden yansıyan ışınların tahribat gücünü artırdığını ifade ediyor.</p>

<p>Korunma stratejilerinde yapılan en büyük hatalardan biri ise yapay UV kaynaklarına maruz kalmak olarak öne çıkıyor. Yapılan araştırmalar, yaşamı boyunca 10 seansın üzerinde solaryuma giren bireylerde ölümcül melanom riskinin %34 oranında arttığını kanıtlıyor. Ayrıca güzellik salonlarında jel tırnak uygulamalarında kullanılan UV kurutma lambalarının da tırnak yatağı çevresinde kanser gelişimini tetikleyebileceği uyarısı yapılıyor. Dudakların koruyucu melanin pigmentinden yoksun olması nedeniyle en az SPF 50 içeren dudak balmlarının kullanılması ve 2 saatte bir tazelenmesi gerektiği bildiriliyor.</p>

<p><strong>GÜNEŞ KREMİ SÜRERKEN EN ÇOK UNUTULAN 6 BÖLGE</strong></p>

<p>Güneş koruyucu ürünlerin kullanımı kadar, ürünlerin vücudun hangi bölgelerine uygulandığı da hayati bir parametredir. Kafa derisi, kulaklar, boyun arkası, dudaklar, ellerin üstü ve ayak sırtı, koruyucu sürülürken en çok unutulan ancak kanserin en sık yerleştiği kritik alanlardır.</p>

<p>Klinik veriler; baş ve boyun bölgesinin, bazal hücreli ve skuamöz hücreli karsinom vakalarının en yoğun görüldüğü alanlar olduğunu gösteriyor. Özellikle erkeklerde saçların seyrelmesiyle birlikte kafa derisi ve kulak kepçesinde görülen kanser oranları ciddi artış sergiliyor. Uzmanlar, çocukluk ve ergenlik çağında geçirilen şiddetli güneş yanıklarının ileriki yaşlarda kanser riskini katladığını hatırlatarak; ayda bir kez şahsi cilt kontrolü yapılmasını, dışarı çıkarken şapka ve UV korumalı gözlük kullanımının ihmal edilmemesini öneriyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/siradan-leke-sanmayin-cilt-kanserinin-gizli-belirtileri-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/cilt-kanseri12421.jpg" type="image/jpeg" length="17405"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Şifalı su' sanırken sağlığınızdan olmayın! Türk Böbrek Vakfı'ndan kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/sifali-su-sanirken-sagliginizdan-olmayin-turk-bobrek-vakfindan-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/sifali-su-sanirken-sagliginizdan-olmayin-turk-bobrek-vakfindan-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı, halk arasında "şifalı" olarak bilinen doğal kaynak sularının bilinçsiz tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, analiz edilmemiş kaynak sularının özellikle böbrek hastaları için risk oluşturabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Böbrek Vakfı (TBV), doğal kaynak sularının kontrolsüz tüketimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Vakıf, doğal olmasının tek başına güvenli olduğu anlamına gelmediğini belirterek, kaynak sularının mikrobiyolojik ve kimyasal analizlerden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"HER DOĞAL SU GÜVENLİ DEĞİL"</strong></p>

<p>Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, temizliği bilimsel olarak doğrulanmamış kaynak sularının sağlık açısından risk taşıyabileceğini belirterek, "Temizliği ispatlanmamış her kaynak suyunu sağlıklı kabul etmek büyük bir hata olur. Bazı kaynak suları farklı bakteri türleri barındırabilir. Şifa arayan kişiler farkında olmadan farklı sağlık sorunlarıyla karşılaşabilir" dedi.</p>

<p><strong>AĞIR METAL RİSKİNE DİKKAT</strong></p>

<p>Türk Böbrek Vakfı Danışma Meclisi Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay da bazı bölgelerdeki madencilik faaliyetlerinin yer altı su kaynaklarını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.</p>

<p>Alpay, arsenik başta olmak üzere ağır metallerin yer altı sularına karışabileceğini ifade ederek, yalnızca mikrobiyolojik değil ağır metal analizlerinin de mutlaka yapılması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HER KAYNAK SUYU HERKES İÇİN UYGUN DEĞİL</strong></p>

<p>Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın ise doğal kaynak sularının içerdiği minerallerin bölgeden bölgeye değişebildiğini belirterek, her suyun herkes için aynı etkiyi göstermeyeceğini ifade etti.</p>

<p>Aydın, bazı kaynak sularında sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin yüksek seviyelerde bulunabileceğini, bu durumun özellikle kronik böbrek hastaları ve diyaliz tedavisi gören kişiler için risk oluşturabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>SU TÜKETİMİ KİŞİYE GÖRE PLANLANMALI</strong></p>

<p>Uzmanlar, özellikle böbrek hastalarında yalnızca tüketilen su miktarının değil, suyun mineral içeriğinin de tedavi sürecinde büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p>Türk Böbrek Vakfı, doğal kaynak sularının sağlık amacıyla tüketilmeden önce mutlaka analiz edilmiş ve güvenilir olduğunun doğrulanması gerektiğini belirterek, su tüketiminin kişilerin sağlık durumuna göre planlanması çağrısında bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/sifali-su-sanirken-sagliginizdan-olmayin-turk-bobrek-vakfindan-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/s-u.webp" type="image/jpeg" length="95322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rapor alacaklar dikkat: Milyonları ilgilendiren değişiklik]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/rapor-alacaklar-dikkat-milyonlari-ilgilendiren-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/rapor-alacaklar-dikkat-milyonlari-ilgilendiren-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı e-Rapor Sistemi ile istirahat raporları belirli istisnalar dışında elektronik ortamda düzenlenmeye başlandı. Yurttaşlar raporlarına e-Devlet üzerinden erişebilecek, işlemler ise basılı belgeye ihtiyaç duyulmadan dijital ortamda tamamlanabilecek. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>'e-Rapor Sistemi' ile yurttaşların sağlık kuruluşlarından aldıkları istirahat raporları belirli istisnalar dışında elektronik ortamda düzenlenmeye başlandı.</p>

<p><strong>YENİ DÖNEM BAŞLIYOR</strong></p>

<p>Yeni uygulamayla birlikte, daha önce sistemde dijital karşılığı bulunmayan istirahat raporlarının da elektronik ortamda düzenlenmesi sağlandı.</p>

<p><strong>BAKANLIKTAN AÇIKLAMA</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "e-Rapor Sisteminden öğrenciler, 18 yaşını doldurmamış kişiler, memurlar, kamu görevlileri, esnaf ve serbest meslek sahipleri yararlanabilecek; vatandaşlar istirahat raporlarına e-Devlet üzerinden erişilebilecektir. Yeni düzenleme, işlemlerin daha hızlı ve pratik şekilde yürütülmesine olanak sağlayacak. Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen tüm sağlık hizmet sunucularında görev yapan hekimler tarafından düzenlenebilecek olan istirahat raporları, elektronik ortamda güvenli şekilde kayıt altına alınırken, raporlar 'e-Rapor Doğrulama Servisi' üzerinden de doğrulanabilecek. Ayrıca elektronik ortamda düzenlenen istirahat raporları için basılı çıktı alınmasına gerek kalmadan işlemler daha hızlı şekilde gerçekleştirilebilecek" denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, "Sağlık Bakanlığı’nın hayata geçirdiği e-Rapor Sistemi ile SGK tarafından düzenlenen istirahat raporları kapsam olarak farklıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkına sahip 4/A sigortalı işçiler ile isteğe bağlı 4/B sigortalılarının istirahat raporları, yine SGK sistemi üzerinden düzenlenmeye devam edecektir" ifadeleri kullanıldı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/rapor-alacaklar-dikkat-milyonlari-ilgilendiren-degisiklik</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/07/124421124-54.jpg" type="image/jpeg" length="43611"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
