<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Baba Ocağı</title>
    <link>https://www.babaocagi.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.babaocagi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 08 Sep 2026 02:43:13 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser neden bu kadar arttı? Uzman anlattı: Asıl neden düşündüğünüzden farklı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/kanser-neden-bu-kadar-artti-uzman-anlatti-asil-neden-dusundugunuzden-farkli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/kanser-neden-bu-kadar-artti-uzman-anlatti-asil-neden-dusundugunuzden-farkli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevresinde kanser tanısı alanların sayısının arttığını gören birçok kişi “Kanser vakalarında patlama mı yaşanıyor?” sorusunu soruyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Can, artış algısının arkasındaki nedenleri anlatırken, kanserle mücadelede en güçlü iki avantajın erken tanı ve tedavideki gelişmeler olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda ailede, iş çevresinde ya da yakın arkadaşlar arasında kanser tanısı alan kişilerin sayısının arttığı düşünülüyor. Bu durum da toplumda kanserin adeta görünmeyen bir salgına dönüştüğü algısını güçlendiriyor. Ancak uzmanlara göre teşhis edilen vaka sayısındaki artış, tek başına kanserin aynı oranda yaygınlaştığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Can, bu tablonun ortaya çıkmasında insan ömrünün uzamasının ve tıbbın kanserleri daha erken ve daha hassas biçimde tespit edebilmesinin önemli rol oynadığını belirtti.</p>

<p><strong>KANSERİN TEMELİNDE DNA KOPYALAMA HATALARI VAR</strong></p>

<p>Kanserin oluşumunda hücrelerin yaşlanması ve bölünme sırasında ortaya çıkabilen DNA kopyalama hataları önemli rol oynuyor.</p>

<p>İnsan ömrü uzadıkça hücrelerin bölünme sayısı da artıyor. Buna bağlı olarak DNA’nın kopyalanması sırasında hata meydana gelme ihtimali de yükseliyor. Bu nedenle kanserin daha sık görülmesinin nedenlerinden birinin, insanların geçmişe kıyasla daha uzun yaşaması olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Geçmişte enfeksiyonlar ve kalp-damar hastalıkları gibi nedenlerle daha erken yaşlarda hayatını kaybeden insanların bugün daha uzun yaşayabilmesi de kanserle daha fazla karşılaşılmasına zemin hazırlıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://babaocagicomtr.teimg.com/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/kanser-2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>TIP GELİŞTİKÇE DAHA FAZLA KANSER TESPİT EDİLİYOR</strong></p>

<p>Günümüzde MR, tomografi ve gelişmiş kan testleri sayesinde çok küçük lezyonlar bile daha erken aşamada fark edilebiliyor.</p>

<p>Mamografi, kolonoskopi ve düşük doz akciğer BT gibi tarama yöntemleri de henüz belirti vermeyen bazı vakaların erken dönemde yakalanmasını sağlıyor. Bu nedenle bugün “yeni vaka” olarak kayıtlara giren bazı kanserler, geçmişte teşhis edilemeden kalabiliyordu.</p>

<p>Tıp dünyasında kanserlerin sınıflandırılması ve tanı yöntemleri geliştikçe, istatistiklerdeki vaka sayılarının da yükselmesi mümkün hale geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GENÇLERDE ARTIŞ VAR AMA ÖLÜMLERDE TABLO FARKLI</strong></p>

<p>Yaşam tarzı ve çevresel etkenlerle bağlantılı olarak son yıllarda 50 yaş altındaki kişilerde bazı kanser türlerine ait yeni tanı oranlarında artış görüldüğü belirtiliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlara göre dikkat çeken nokta, vaka sayısındaki artışa rağmen kanserden ölüm oranlarında düşüş yaşanması. Erken tanı ve gelişen tedavi yöntemleri, hastaların daha uzun süre yaşamalarını mümkün kılıyor.</p>

<p><strong>ERKEN TANI EN GÜÇLÜ SİLAHLARDAN BİRİ</strong></p>

<p>Tarama programları ve gelişmiş görüntüleme yöntemleri sayesinde kanser birçok kişide henüz belirti ortaya çıkmadan tespit edilebiliyor.</p>

<p>Hastalığın erken evrede yakalanması, tedavi seçeneklerini artırırken başarı şansını da yükseltiyor. Bu nedenle uzmanlar, yaş ve risk grubuna uygun taramaların ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="" height="316" src="https://babaocagicomtr.teimg.com/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/kanse-r3.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>AKILLI İLAÇLAR VE İMMÜNOTERAPİ UMUTLARI ARTIRDI</strong></p>

<p>Kanser tedavisinde de son yıllarda önemli değişimler yaşandı. Geleneksel kemoterapinin yanı sıra kanser hücrelerindeki belirli genetik değişiklikleri hedefleyen akıllı ilaçlar ve bağışıklık sistemini kanserle mücadelede daha etkili hale getirmeyi amaçlayan immünoterapiler kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Bu gelişmeler, bazı kanser türlerinde hastaların daha uzun süre yaşamalarına ve hastalığın uzun yıllar kontrol altında tutulmasına imkan sağlıyor.</p>

<p><strong>“KANSER ARTIK HER ZAMAN ÖLÜM FERMANI DEĞİL”</strong></p>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre kanserle mücadelede bugün geçmişe kıyasla çok daha güçlü imkanlar bulunuyor. Erken tanı, kişiye özel tedaviler ve yeni nesil ilaçlar sayesinde birçok kanser türü tedavi edilebiliyor veya uzun süre kontrol altında tutulabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle çevrede daha fazla kanser vakası görülmesi, tek başına “gizli bir kanser salgını” yaşandığı anlamına gelmiyor. Tıbbın hastalığı daha erken ve daha fazla sayıda tespit edebilmesi de bu tablonun önemli parçalarından biri.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/kanser-neden-bu-kadar-artti-uzman-anlatti-asil-neden-dusundugunuzden-farkli</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/kanser.webp" type="image/jpeg" length="50853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnesi alarmı! Uzman uyardı: İlaca ihtiyacı olmayanlarda vücutta yıkıma yol açabilir!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ignesi-alarmi-uzman-uyardi-ilaca-ihtiyaci-olmayanlarda-vucutta-yikima-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ignesi-alarmi-uzman-uyardi-ilaca-ihtiyaci-olmayanlarda-vucutta-yikima-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ünlüler ve sosyal medya fenomenleri arasında giderek yaygınlaşan zayıflama iğneleri, hızlı kilo verme beklentisiyle daha fazla kişinin gündemine giriyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, doktor kontrolü dışında kullanılan bu ilaçların kas ve kemik kaybından ciddi beslenme sorunlarına kadar birçok riske yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 ve GIP reseptör agonistleri, son dönemde “mucizevi zayıflama iğneleri” olarak tanıtılarak geniş kitlelere yayıldı. Siyasilerden ünlülere ve sosyal medya fenomenlerine kadar birçok kişinin bu ilaçlarla kilo verdiğini paylaşması, özellikle birkaç kilo vermek isteyen kişilerin de bu tedavilere yönelmesine neden oldu.</p>

<p>Dr. Ayça Kaya, bu ilaçların obezite tedavisinde önemli bir gelişme olduğunu ancak bir diyet ürünü ya da estetik amaçlı kullanılacak “mucize” olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>İŞTAHI AZALTIYOR, MİDE BOŞALMASINI YAVAŞLATIYOR</strong></p>

<p>Kaya, söz konusu ilaçların kişinin tokluk mekanizmasında etkili olan hormonların benzeri şekilde çalıştığını belirtti. İlaçların beyindeki hazza dayalı yeme isteğini azaltabildiğini ve mide boşalmasını yavaşlattığını aktaran Kaya, tedavi sırasında beslenme alışkanlıklarının da mutlaka değiştirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Uzman, ilaçların özellikle obezitesi bulunan kişilerde ve doktor kontrolünde kullanılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>“GEREKSİZ KULLANIM VÜCUTTA YIKIMA YOL AÇABİLİR”</strong></p>

<p>Zayıflama iğnelerinin özellikle normal kiloda ya da hafif kilolu olduğu halde kendisini fazla kilolu gören kişiler tarafından kontrolsüz şekilde kullanılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtildi.</p>

<p>Kaya, iştahın aşırı baskılanması nedeniyle kişinin yeterli besin alamayabileceğini, bunun da kas ve kemik kaybı gibi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>Ayrıca tedavi bırakıldığında eski beslenme alışkanlıklarına dönülmesi halinde verilen kiloların yeniden alınabileceği ve ilaca bağımlı hale gelme riskinin ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“3-5 KİLO İÇİN KULLANILMAMALI”</strong></p>

<p>Dr. Kaya, bu ilaçların birkaç kilo vermek isteyen herkes için uygun olmadığını belirterek, vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan kişilerde ve belirli metabolik sorunlar bulunan hastalarda doktor değerlendirmesiyle kullanılabileceğini söyledi.</p>

<p>Tedaviye başlanmasının ardından kilo kaybının takip edilmesi gerektiğini belirten Kaya, ilaca yanıt alınmayan durumlarda doktor tarafından tedavinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>BULANTI, KUSMA, KABIZLIK VE BAŞ DÖNMESİ YAPABİLİYOR</strong></p>

<p>Zayıflama iğnelerinin çeşitli yan etkileri de bulunuyor. En sık bildirilen sorunlar arasında karın ağrısı, bulantı, kusma, kabızlık ve şişkinlik yer alıyor. Yorgunluk, baş dönmesi ve baş ağrısının da görülebileceği belirtildi.</p>

<p>Kaya ayrıca bazı yayınlarda medüller tiroid kanseriyle ilişki ihtimalinin tartışıldığını ve kanser hastalarında bu ilaçların önerilmediğini ifade etti.</p>

<p><strong>DOZU KAFAYA GÖRE ARTIRMAK TEHLİKELİ</strong></p>

<p>Uzman, bazı kişilerin daha hızlı sonuç almak amacıyla doktorun önerdiği kullanım aralığını değiştirebildiğine dikkat çekti. Haftada bir kullanılması gereken ilacı birkaç günde bir uygulamanın ciddi tehlikelere yol açabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Aşırı hızlı kilo kaybının da ciltte sarkma, kuruluk, saç dökülmesi ve tırnaklarda kırılma gibi sorunlara neden olabileceği belirtildi.</p>

<p><strong>“ZAYIFLIK GÜZELLİK DEMEK DEĞİL”</strong></p>

<p>Zayıflama iğnelerinin ünlüler arasında yaygınlaşmasının güzellik algısını da etkilediğine dikkat çeken Dr. Kaya, aşırı zayıflığın yeni bir güzellik standardına dönüşmesinin özellikle gençler açısından tehlikeli olabileceğini söyledi.</p>

<p>Kaya, normal kilodaki kişilerin yalnızca daha zayıf görünmek amacıyla ilaç kullanmasının yeme bozukluklarına kadar uzanabilecek sonuçlar doğurabileceğini belirterek, “Zayıflık eşittir güzellik değildir” mesajı verdi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ignesi-alarmi-uzman-uyardi-ilaca-ihtiyaci-olmayanlarda-vucutta-yikima-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/igne-1.png" type="image/jpeg" length="25952"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnelerinde alarm: İngiltere’de yüzlerce ölüm ve 150 bini aşkın yan etki bildirimi!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ignelerinde-alarm-ingilterede-yuzlerce-olum-ve-150-bini-askin-yan-etki-bildirimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ignelerinde-alarm-ingilterede-yuzlerce-olum-ve-150-bini-askin-yan-etki-bildirimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’de yaygın kullanılan GLP-1 grubu zayıflama ilaçlarıyla bağlantılı olabileceği değerlendirilen yüzlerce ölüm ve 150 bini aşkın yan etki bildirimi yapıldı. İlaç üreticileri, tedavilerin sağlık personeli gözetiminde uygulanması ve reçetesiz ürünlerden kaçınılması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumuna (MHRA) yapılan bildirimler, ülkede yaklaşık 1,6 milyon kişinin kullandığı tahmin edilen GLP-1 grubu ilaçlarla ilgili dikkat çekici verileri ortaya koydu.</p>

<p>The Independent, Sky News ve The Times’ın MHRA verilerine dayandırdığı haberlerde, Mounjaro, Wegovy, Ozempic ve Saxenda gibi ilaçlarla ilgili çok sayıda yan etki ve ölüm bildiriminin kuruma ulaştığı aktarıldı. Ancak MHRA, bu bildirimlerin ilaçların doğrudan ölüme veya hastalığa neden olduğunu kanıtlamadığını, yalnızca şüphe veya gözleme dayalı raporlar olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>MOUNJARO İÇİN 100 BİNDEN FAZLA BİLDİRİM</strong></p>

<p>Farklı İngiliz yayın organlarının güncel MHRA verilerine ilişkin aktardığı rakamlar ilaçlara göre değişiklik gösterdi.</p>

<p>Tirzepatid etken maddeli Mounjaro için 100 binden fazla yan etki bildirimi ve 98 ölüm kaydı bulunduğu aktarılırken, Sky News verilerinde 106 bin 189 reaksiyon ve 120 şüpheli ölüm yer aldı. The Times ise yaklaşık 10 bin bildirimin “ciddi” kategorisinde olduğunu yazdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Semaglutid içeren Wegovy ve aynı etken maddeyi kullanan Ozempic ile Rybelsus için 44 bin ila 50 bin arasında yan etki bildirimi ve 37 ölüm kaydı aktarıldı. Sky News ise semaglutid için 48 bin 89 reaksiyon ve 59 şüpheli ölüm bildirildiğini duyurdu.</p>

<p>Liraglutid içeren Saxenda için de yaklaşık 4 bin bildirim ve 37 ölüm kaydı bulunduğu belirtildi. Yayın organlarının aktardığı rakamların birbirinden farklı olması, verilerin farklı tarihlerdeki kayıtları içermesiyle ilişkilendirildi.</p>

<p>MHRA verilerinde bir hastanın birden fazla bildirimde bulunabilmesi nedeniyle bildirim sayılarının doğrudan etkilenen kişi sayısını göstermediği de belirtildi.</p>

<p><strong>EN ÇOK SİNDİRİM SİSTEMİ ŞİKAYETLERİ GÖRÜLDÜ</strong></p>

<p>MHRA’nın Sarı Kart sistemi üzerinden yapılan bildirimlerde en sık karşılaşılan yan etkiler arasında mide bulantısı, kusma, ishal, kabızlık ve reflü gibi sindirim sistemi sorunları yer aldı.</p>

<p>Tirzepatid için 65 bini aşkın, semaglutid için 28 bin 884, liraglutid için ise 1461 sindirim sistemi reaksiyonu bildirildi.</p>

<p>Bunun yanında sinir sistemi, kalp ve damar sistemi, görme ve psikiyatrik rahatsızlıklarla ilgili bildirimler de kayıtlara geçti. Tirzepatid kullananlarda 13 bin 964 sinir sistemi bozukluğu bildirimi yapılırken, semaglutid için bu sayının 5 bini aştığı aktarıldı.</p>

<p><strong>PANKREATİT UYARISI GÜNCELLENDİ</strong></p>

<p>The Times’ın haberine göre MHRA, akut pankreatit bildirimlerindeki artışın ardından ocak ayında ürün bilgilerinde değişikliğe gitti ve pankreatitle ilgili uyarıları güçlendirdi.</p>

<p>Ocak ayına kadar kuruma 17’si ölümle sonuçlanan 1143 pankreatit vakasının bildirildiği aktarıldı.</p>

<p>Sağlık otoritelerinin ayrıca kişilerin genetik yapısının ilaçların yan etkileri üzerindeki etkisini Sarı Kart biyobanka çalışması kapsamında araştırdığı belirtildi.</p>

<p><strong>ŞÜPHELİ ÖLÜMLER DE İNCELENİYOR</strong></p>

<p>İngiltere’de adli makamların bazı ölümlerde GLP-1 grubu ilaçların olası rolünü araştırdığı bildirildi.</p>

<p>The Times, Norfolk’ta 73 yaşındaki Caroline Savage’ın Mounjaro dozunu artırmasının ardından yaşadığı sağlık sorunları ve Ekim 2024’teki ölümüyle ilgili inceleme yürütüldüğünü aktardı.</p>

<p>Devon ve Plymouth adli tıp yetkililerinin ise 23 Temmuz’da hayatını kaybeden 66 yaşındaki Paula Owen’ın ölümünde bir GLP-1 ilacının rolü bulunup bulunmadığını araştırdığı belirtildi.</p>

<p>2024 yılında İskoç hemşire Susan McGowan’ın iki doz Mounjaro kullandıktan sonra hayatını kaybetmesi de İngiltere’de bu ilaçlarla ilişkilendirilen ilk resmi ölüm vakası olarak kayıtlara geçmişti.</p>

<p><strong>ÜRETİCİLERDEN “REÇETESİZ KULLANMAYIN” UYARISI</strong></p>

<p>MHRA, bildirilen ölüm ve yan etkilerin tamamının ilaçlardan kaynaklandığının söylenemeyeceğini özellikle vurguladı. Ölüm vakalarında başka hastalıkların, enfeksiyonların veya denetimsiz ürün kullanımının da etkili olabileceği belirtildi.</p>

<p>MHRA Güvenlik Direktörü Dr. Alison Cave, GLP-1 ilaçlarının hastaların büyük çoğunluğu için güvenli ve etkili olduğunu, ciddi yan etki riskinin ise çok düşük olduğunu ifade etti. Cave, geçmeyen şiddetli karın ağrısı, bulantı veya kusma yaşayanların vakit kaybetmeden sağlık uzmanına başvurması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Wegovy’nin üreticisi Novo Nordisk, tedavilerin sağlık personeli gözetiminde yürütülmesi gerektiğini belirtirken, Mounjaro’nun üreticisi Eli Lilly de güvenlik bildirimlerini yakından takip ettiğini açıkladı. Şirket, hastalara reçetesiz ürün kullanmamaları ve ilaçların orijinal kaynaktan temin edilmesi uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>GLP-1 İLAÇLARI VÜCUTTA NASIL ETKİ GÖSTERİYOR?</strong></p>

<p>GLP-1, yemek sonrasında bağırsaklarda salgılanan ve kan şekeri ile iştahın düzenlenmesinde rol oynayan doğal bir hormon. GLP-1 analogları ise bu hormonun etkilerini taklit edecek şekilde geliştirilen ilaçlardan oluşuyor.</p>

<p>Semaglutid ve liraglutid gibi etken maddeler, doğal GLP-1 hormonuna kıyasla vücutta daha uzun süre aktif kalacak şekilde tasarlandı. Başlangıçta Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan bu ilaçlar, daha sonra obezite ve kilo kontrolünde de yaygınlaşmaya başladı.</p>

<p>İlaçlar iştahı azaltmanın yanı sıra mide boşalmasını yavaşlatarak daha uzun süre tokluk hissedilmesine yardımcı oluyor. Bazı GLP-1 ilaçlarının yüksek riskli hastalarda kalp-damar olaylarını azaltabildiğine ilişkin klinik bulgular da bulunuyor.</p>

<p>Ancak İngiltere’deki son bildirimler, bu ilaçların doktor değerlendirmesi ve tıbbi takip olmadan kullanılmaması gerektiğine ilişkin uyarıları yeniden gündeme taşıdı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/zayiflama-ignelerinde-alarm-ingilterede-yuzlerce-olum-ve-150-bini-askin-yan-etki-bildirimi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/zayiflama-igneleri.webp" type="image/jpeg" length="33185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul çantasında kritik sınır: Çocuğun kilosunun yüzde 10’unu geçmemeli!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/okul-cantasinda-kritik-sinir-cocugun-kilosunun-yuzde-10unu-gecmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/okul-cantasinda-kritik-sinir-cocugun-kilosunun-yuzde-10unu-gecmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni eğitim öğretim yılı öncesi ailelere okul çantası uyarısı geldi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Ortopedi Servisi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Yalçın Turhan, çantanın çocukların vücut ağırlığının yüzde 10’unu geçmemesi gerektiğini belirterek, yanlış taşımanın boyun, omuz ve sırt ağrılarına, ayrıca geçici duruş bozukluklarına yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına kısa süre kala çocukların her gün taşıdığı okul çantalarının ağırlığı yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Ortopedi Servisi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Yalçın Turhan, ağır çantaların özellikle uzun süre taşındığında çocukların sırt ve omurga sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.</p>

<p>Turhan, ailelere çanta ağırlığını çocuğun kilosunun yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde hesaplamalarını önerdi. Buna göre 30 kilogram ağırlığındaki bir çocuğun çantasının yaklaşık 3 kilogram olması gerekiyor. Özel durumlarda ağırlığın yüzde 15’e, yani aynı çocuk için yaklaşık 4,5 kilograma kadar çıkabileceği ancak bu sınırın aşılmaması gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>ÇANTA AĞIRLAŞTIKÇA YÜK ARTIYOR</strong></p>

<p>Ağır çantanın çocuğun gövdesini öne doğru eğmesine neden olabileceğini ifade eden Turhan, bunun boyun, omuz ve sırt kaslarında yorgunluk ve ağrı oluşturabileceğini söyledi.</p>

<p>Çantanın ağırlığı ile birlikte taşıma süresinin de önemli olduğunu belirten Turhan, özellikle vücut ağırlığının yüzde 15’ini aşan yüklerde ağrı şikayetlerinin daha sık görülebildiğini aktardı.</p>

<p><strong>“İKİ OMUZ ASKISI BİRLİKTE KULLANILMALI”</strong></p>

<p>Çantanın yalnızca ağırlığının değil, nasıl taşındığının da önemli olduğunu vurgulayan Turhan, çantanın iki omuz askısıyla ve sırta mümkün olduğunca yakın şekilde taşınması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tek omuzla taşınan çantanın yükü asimetrik hale getirebileceğini belirten Turhan, çocuğun denge sağlamak için gövdesini yana doğru eğebileceğini ifade etti.</p>

<p>Askıların fazla uzun bırakılmasının da çantayı vücuttan uzaklaştırarak kasların daha fazla çalışmasına neden olabileceğini kaydeden Turhan, ailelere şu özelliklere sahip çantaları tercih etmelerini önerdi:</p>

<p>Hafif ve çocuğun vücut yapısına uygun büyüklükte olması,<br />
İki geniş ve ayarlanabilir, tercihen dolgulu omuz askısının bulunması,<br />
Destekli sırt yüzeyine sahip olması,<br />
Eşyaların dengeli yerleştirilebileceği bölmelerinin bulunması,<br />
Uzun süre taşınması gereken durumlarda bel veya göğüs kemerinin bulunması.</p>

<p>Turhan, tekerlekli okul çantalarının ise özellikle merdiven ve kaldırım kullanılan yollarda çocuklar açısından pratik bir alternatif olmadığını söyledi.</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://babaocagicomtr.teimg.com/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/doktor-turhan.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>“AĞIR ÇANTA SKOLYOZ YAPAR DEMEK DOĞRU DEĞİL”</strong></p>

<p>Ağır okul çantasının skolyoza neden olduğuna ilişkin bilimsel bir veri bulunmadığını vurgulayan Turhan, bunun yerine geçici duruş değişiklikleri ve kas ağrılarının görülebileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Turhan, çocukların omurga sağlığının yalnızca okul çantasıyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, uzun süre masa başında oturma, yanlış oturma pozisyonu, telefon ve tablet kullanırken öne eğilme ile uzun süre sabit pozisyonda kitap okumanın da dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 5-17 yaş arasındaki çocuklar için günlük en az 60 dakika fiziksel aktivite önerdiğini hatırlatan Turhan, ailelerin çocukların günlük hareketliliğine de dikkat etmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>AĞIR KİTAPLAR SIRTA YAKIN KONULMALI</strong></p>

<p>Çantanın içindeki eşyaların doğru yerleştirilmesinin de yükün dağılımı açısından önemli olduğunu belirten Turhan, ağır kitapların sırta en yakın bölmeye konulmasını önerdi.</p>

<p>Gereksiz eşyaların çantadan çıkarılması ve çantanın aşırı aşağı sarkmaması gerektiğini söyleyen Turhan, ailelerin çocuklarının çantayı taşırkenki duruşunu da gözlemlemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Turhan, çocuğun çantayı taşırken sürekli öne doğru eğilmesinin bir sorun işareti olabileceğini belirterek, “Ağır çanta skolyoz yapar” şeklinde kesin bir değerlendirme yapılmaması gerektiğini, ancak ağır yüklerin ağrı, kas yorgunluğu ve geçici duruş değişikliklerine neden olabileceğini söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://babaocagicomtr.teimg.com/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/okul-cantasi.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/okul-cantasinda-kritik-sinir-cocugun-kilosunun-yuzde-10unu-gecmemeli</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/okul-cantasi2.webp" type="image/jpeg" length="87664"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dirseğinde atlama hissi yaşayanlar dikkat! El uyuşmasının nedeni bu olabilir]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/dirseginde-atlama-hissi-yasayanlar-dikkat-el-uyusmasinin-nedeni-bu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/dirseginde-atlama-hissi-yasayanlar-dikkat-el-uyusmasinin-nedeni-bu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sol kolundaki ağrıyı kireçlenmeye bağlayan 47 yaşındaki Salih Kaymakçı’nın küçük ve yüzük parmağındaki uyuşmalarının nedeni ortaya çıktı. Dirsek hareketleri sırasında ulnar sinirin yer değiştirdiği ve tekrarlayan travmayla hasar gördüğü belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sol kolunda başlayan ağrıyı kireçlenmeye bağlayan 47 yaşındaki Salih Kaymakçı, şikayetlerin giderek artması üzerine hastaneye başvurdu. Yapılan değerlendirmelerde, dirsekteki ulnarsinirin hareket sırasında yer değiştirdiği ve tekrarlayan travmaya maruz kaldığı tespit edildi. Prof. Dr. Sena Tolu ve Doç. Dr. Kadir Uzel’in birlikte yürüttüğü tedavi sürecinin ardından Kaymakçı, ameliyat ve rehabilitasyonla yeniden sağlığına kavuştu.</p>

<p>Küçük ve yüzük parmağında başlayan uyuşmaların yanı sıra kol ağrısı ve kavrama güçlüğü yaşayan 47 yaşındaki Salih Kaymakçı’nın yaşadığı şikayetlerin altında dirsek hareketleri sırasında yerinden çıkan ulnar sinirin zamanla hasarlanması olduğu ortaya çıktı.</p>

<p>Küçük ve yüzük parmağında başlayan uyuşmaların yanı sıra kol ağrısı ve kavrama güçlüğü yaşayan Kaymakçı, hastaneye başvurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Sena Tolu’nun yaptığı değerlendirme ve El Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kadir Uzel’in gerçekleştirdiği cerrahi müdahalenin ardından hastanın uyuşma ve ağrı şikayetleri gerilerken, uygulanan rehabilitasyon programıyla kolunu yeniden rahat şekilde kullanabildi.</p>

<p><strong>‘SİNİR HER DİRSEK HAREKETİNDE YER DEĞİŞTİREBİLİYOR’</strong></p>

<p>Dirseğin iç kısmından geçen ulnar sinirin normal şartlarda doğal bir kanal içerisinde ilerlediğini belirten Prof. Dr. Tolu, bazı kişilerde bu sinirin dirsek hareketleri sırasında kanaldan dışarı çıkabildiğini ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Tolu, “Bazı hastalar bunu ‘Dirseğimde bir şey atlıyor’ ya da ‘Sinirim yerinden oynuyor’ şeklinde ifade edebiliyor. Dirseğin iç kısmında ağrı, özellikle küçük ve yüzük parmakta uyuşma, karıncalanma, hareket sırasında atlama veya takılma hissi ve zamanla elde güçsüzlük görülebiliyor” dedi.</p>

<p>Hastada yapılan kas-iskelet ultrasonografisiyle sinirin hareket sırasında bulunduğu kanaldan çıktığının net şekilde gözlemlendiğini belirten Prof. Dr. Tolu, “Burada sorun sadece sinirin sıkışması değil, her hareket sırasında yer değiştirmesi ve sürekli bu yer değişikliğine bağlı sinirin tahriş olmasıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘SİNİR YENİ BİR KANALA ALINDI’</strong></p>

<p>Hastanın cerrahi açıdan değerlendirilerek Doç. Dr. Kadir Uzel’e yönlendirildiğini belirten Prof. Dr. Tolu, ameliyat sonrasında ise rehabilitasyon programının uygulandığını aktardı.</p>

<p>Hastanın dirsek seviyesinde ulnar sinir instabilitesibulunduğunu belirten Doç. Dr. Kadir Uzel, “Dirsek hareketleriyle ulnar sinir, dirsek seviyesindeki oluğundan çıkıp öne doğru atlıyordu. Sinirin her atlaması sırasında ulnar sinirtravmaya maruz kalıyor ve sinir hasarlanıyordu. Buna bağlı olarak serçe ve yüzük parmağında uyuşukluk, el kaslarında da hafif güç kaybı vardı” dedi.</p>

<p>Cerrahi işlemde sinirin dirsek ön tarafına transfer edilerek yeni bir oluk içerisinde sabitlendiğini belirten Doç. Dr. Uzel, hastanın tedavi sonrasında şikâyetlerinden tamamen kurtulduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>‘ŞU AN ÇOK İYİYİM, KOLUMU İSTEDİĞİM GİBİ KULLANIYORUM’</strong></p>

<p>Ameliyat öncesinde yaşadığı şikayetleri anlatan 47 yaşındaki Salih Kaymakçı, “Sol kolumda bir ağrı hissediyordum. Çok önemsemediğim bir ağrı olduğunu düşünüyordum. Sonrasında ağrılarım çoğalınca hastaneye gitmeye karar verdim” dedi.</p>

<p>Uyuşmanın dirsekten parmaklarına kadar yayıldığını belirten Kaymakçı, “Serçe parmağımdan diğer parmaklarıma doğru bir uyuşma hissediyordum. Bir şey tuttuğumda hissedememe ve tutamama gibi sorunlar yaşıyordum. Gün geçtikçe şikayetlerim çoğalınca endişe etmeye başlamıştım” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ameliyat ve fizik tedavi sürecinin ardından şikâyetlerinin tamamen gerilediğini belirten Kaymakçı, “Şu an çok iyiyim. Hiç ağrı hissetmiyorum. Kolumu istediğim gibi kullanabiliyorum. Eski rahatsızlığımdan önceki durumuma döndüm ve çok memnunum” dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/dirseginde-atlama-hissi-yasayanlar-dikkat-el-uyusmasinin-nedeni-bu-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/12421-4.jpg" type="image/jpeg" length="48807"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek kanseri sinsice ilerliyor: En çok dikkat edilmesi gereken 3 belirti]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/bobrek-kanseri-sinsice-ilerliyor-en-cok-dikkat-edilmesi-gereken-3-belirti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/bobrek-kanseri-sinsice-ilerliyor-en-cok-dikkat-edilmesi-gereken-3-belirti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Böbrek kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan renal hücreli karsinom, çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerliyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Yazıcı, hastalığın çoğunlukla başka nedenlerle yapılan görüntülemelerde tesadüfen fark edildiğini belirterek düzenli kontrollerin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek kanserinin en sık görülen türü olan renal hücreli karsinom (RHK), uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Yazıcı, hastalığın çoğu zaman başka şikayetler nedeniyle gerçekleştirilen ultrason, tomografi veya MR incelemelerinde tesadüfen tespit edildiğini söyledi.</p>

<p>Yazıcı, böbrek kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ından RHK’nın sorumlu olduğunu ve hastalığın özellikle erkeklerde daha sık görüldüğünü belirtti. Yaşın ilerlemesiyle riskin arttığına dikkat çeken Yazıcı, sigara kullanımı, obezite ve hipertansiyonun da önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>ÜÇ BELİRTİ VAR AMA ÇOĞU ZAMAN GÖRÜLMÜYOR</strong></p>

<p>Böbrek kanserinin klasik belirtilerinin yan ağrısı, idrarda kan ve karında ele gelen kitle olduğunu belirten Yazıcı, bu üç bulgunun günümüzde oldukça nadir görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bu belirtiler ortaya çıktığında hastalığın ileri aşamaya ulaşmış olabileceğini belirten Yazıcı, bazı kişilerde ise kemik ağrısı veya geçmeyen öksürük gibi hastalığın yayılımını düşündüren şikayetlerin ilk bulgu olarak görülebileceğini kaydetti.</p>

<p>Yazıcı, görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla böbrek tümörlerinin önemli bölümünün henüz erken evrede ve herhangi bir belirti ortaya çıkmadan tespit edildiğini belirtti. Erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını vurguladı.</p>

<p><strong>TEDAVİDE İLK SEÇENEK CERRAHİ</strong></p>

<p>Uygun hastalarda cerrahinin böbrek kanserinin temel tedavi yöntemi olduğunu belirten Yazıcı, son yıllarda laparoskopik ve robotik cerrahinin daha fazla kullanıldığını söyledi.</p>

<p>Bu yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini belirten Yazıcı, hastaların daha az ağrı ve kan kaybı yaşadığını, hastanede kalış süresinin kısaldığını ve günlük yaşama dönüşün hızlandığını ifade etti.</p>

<p>Robotik cerrahinin üç boyutlu görüntü ve yüksek hassasiyet sağlaması nedeniyle cerrahlara avantaj sunduğunu belirten Yazıcı, yüksek maliyet ve dokunma duyusunun olmamasının ise yöntemin dezavantajları arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p><strong>RİSKİ AZALTMAK MÜMKÜN</strong></p>

<p>Böbrek kanserinden korunmada yaşam tarzının önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Özgür Yazıcı, özellikle sigaradan uzak durulması gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlıklı kilonun korunması ve düzenli fiziksel aktivitenin de riski azaltabilecek önemli faktörler arasında bulunduğunu belirten Yazıcı, düzenli sağlık kontrollerinin erken tanı açısından önem taşıdığını vurguladı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/bobrek-kanseri-sinsice-ilerliyor-en-cok-dikkat-edilmesi-gereken-3-belirti</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/bobrek-1.webp" type="image/jpeg" length="94360"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ASM’lerde malzeme krizi: 'Kadınların korunma hakkı lüks değildir']]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/asmlerde-malzeme-krizi-kadinlarin-korunma-hakki-luks-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/asmlerde-malzeme-krizi-kadinlarin-korunma-hakki-luks-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YENİ Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, aile sağlığı merkezlerinde ücretsiz aile planlaması yöntemlerine erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Kaya, “Korunmak bir gelir meselesine dönüşemez, bu lüks bir ihtiyaç değildir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>YENİ Parti Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, birinci basamak sağlık hizmetlerinde kadınların ücretsiz aile planlaması yöntemlerine erişiminde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Kaya, koruyucu sağlık hizmetlerinin yalnızca danışmanlıkla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, kadınların ücretsiz ve güvenli korunma yöntemlerine erişiminin güvence altına alınması çağrısında bulundu, "Korunmak bir gelir meselesine dönüşemez, bu lüks bir ihtiyaç değildir” dedi.</p>

<p>Kaya, konuya ilişkin yazılı basın açıklaması yayımladı. Birlik ve Dayanışma Sendikası tarafından 245 aile sağlığı merkezi çalışanının katılımıyla hazırlanan “Birinci Basamakta Üreme Sağlığı Hizmetleri Durum Raporu”na işaret eden Kaya, raporun Türkiye’de aile planlaması hizmetlerinde yaşanan sorunları ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Rapora göre aile sağlığı merkezi çalışanlarının yüzde 81,6’sı, merkezlere başvuran kişilerin ücretsiz korunma yöntemi sağlanmadığında korunamayacak durumda olduğunu belirtiyor. ASM’lerin yüzde 89,7’sine son bir yıl içinde RİA (rahim içi araç) tedarik edilmediği, merkezlerin yüzde 96,7’sinde ise son bir yılda hiç RİA uygulanmadığı bildiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaya, bu verilerin kadınların kendi bedenleri ve gelecekleri hakkında karar verebilme hakkı açısından önemli bir soruna işaret ettiğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Rapora göre ASM çalışanlarının yüzde 81,6’sı, merkezlere başvuran kişilerin ücretsiz korunma yöntemi sağlanmadığında korunamayacak durumda olduğunu belirtiyor. ASM’lerin yüzde 89,7’sine son bir yıl içinde RİA (rahim içi araç) tedarik edilmediği, merkezlerin yüzde 96,7’sinde ise son bir yılda hiç RİA uygulanmadığı bildiriliyor. Burada kadınların kendi bedenleri ve gelecekleri hakkında karar verebilme hakkından söz ediyoruz. Kadın, Aile Sağlığı Merkezine başvuruyor, danışmanlık alıyor ama ihtiyacı olan korunma yöntemine ulaşamıyorsa ortada ciddi bir kamu hizmeti sorunu vardır.”</p>

<p>Birinci basamak sağlık hizmetlerinin koruyucu sağlık politikalarının temelini oluşturduğunu belirten Kaya, aile planlamasının da bu hizmetlerin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Raporda RİA'nın yanı sıra aylık enjeksiyon ve doğum kontrol haplarının temininde de ciddi aksaklıklar yaşandığını ifade eden Kaya, personel ve fiziki altyapı eksikliklerine de dikkat çekti.</p>

<p>Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bir yandan malzeme yok, diğer yandan uygulamayı yapacak sertifikalı sağlık çalışanı yok, bazı merkezlerde de uygun fiziki koşullar sağlanamamış. Sonuçta aile planlaması hizmeti yalnızca danışmanlık düzeyine sıkıştırılmaya çalışılıyor. Kadınlara ‘korunun’ demek yetmez; korunabilecekleri yöntemleri ücretsiz, güvenli ve erişilebilir biçimde sunmak gerekir.”</p>

<p>Ücretsiz aile planlaması hizmetlerinin özellikle düşük ve orta gelir grubundaki yurttaşlar açısından önem taşıdığını vurgulayan Kaya, kamu hizmetindeki aksaklıkların kadınları özel sektöre yönlendirdiğini söyledi.</p>

<p>“Ekonomik gücü olmayan kadın ne yapacak?” diye soran Kaya, şöyle konuştu:</p>

<p>“İşte burada çok ciddi bir eşitsizlik ortaya çıkıyor. Korunmak bir gelir meselesine dönüşemez, bu lüks bir ihtiyaç değildir.”</p>

<p>Kaya, Sağlık Bakanlığı’na da çağrıda bulunarak aile planlaması yöntemlerinin aile sağlığı merkezlerine düzenli ve yeterli miktarda ulaştırılması gerektiğini belirtti. RİA uygulaması için gerekli personel ve fiziki koşulların sağlanmasını isteyen Kaya, ücretsiz üreme sağlığı hizmetlerinin tüm yurttaşlar için güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Kaya, kadınların koruyucu sağlık hizmetlerine erişiminde HPV aşısının da önemli bir başlık olduğunu belirtti. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi sunduğunu hatırlatan Kaya, HPV ile rahim ağzı kanseri arasındaki ilişkiye dikkat çekti.</p>

<p>HPV’nin rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 99’undan fazlasıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Kaya, Türkiye’de her yıl 2 bin 300’den fazla kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulduğunu ve yaklaşık 1.500 kadının bu nedenle yaşamını yitirdiğini söyledi.</p>

<p>HPV aşısının 140’tan fazla ülkede ulusal aşı programlarına dahil edildiğini ifade eden Kaya, Türkiye’de aşının ücretsiz olmamasının sağlık eşitsizliğine yol açtığını savundu.</p>

<p>Kaya, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>“Aile planlaması yöntemleri de HPV aşısı da lüks değil, koruyucu sağlık hizmetidir. Kadınların ve çocukların sağlığını korumak, hastalandıktan sonra tedavi etmekten çok daha değerlidir. Devletin görevi bu hizmetleri yurttaşın cebine bırakmak değil, herkes için erişilebilir ve ücretsiz hale getirmektir.”</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/asmlerde-malzeme-krizi-kadinlarin-korunma-hakki-luks-degildir</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2025/06/bakirkoy-saglik-raporu.png" type="image/jpeg" length="76557"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taleplerine olumlu karşılık alamayan doktorlar eyleme çıkıyor!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/taleplerine-olumlu-karsilik-alamayan-doktorlar-eyleme-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/taleplerine-olumlu-karsilik-alamayan-doktorlar-eyleme-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hekim Birliği Sendikası Merkez Yönetim Kurulu, daha önce kamuoyuna ve ilgili idari makamlara ilettikleri taleplere olumlu karşılık verilmediğini belirterek üç günlük eylem kararı aldı. Eylem süresince MHRS üzerinden randevu almayan hastalara 3 gün boyunca poliklinik hizmeti sunulmayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>28, 29 ve 30 Eylül 2026 tarihlerinde sendikal eylem yapılacağını açıklayan sendika, daha önce kamuoyuna ve yetkili makamlara iletilen taleplere olumlu karşılık verilmediği için bu kararı aldığını belirtti.</p>

<p>Sendikanın talepleri arasında hekim nöbet ücretlerinin artırılması, yıllık izinlerde teşvik kesintilerinin sona erdirilmesi, teşvik sistemindeki adaletsizliklerin giderilmesi, sabit ek ödemenin en az iki kat artırılarak emekliliğe yansıtılması ve aile hekimlerine yönelik mali kesintilerin kaldırılmasına ek olarak kamu sağlık tesislerine ateşli silahlar ile kesici ve delici aletlerin girişini önleyecek etkili güvenlik tedbirlerinin alınması da yer alıyor.</p>

<p>Eylem süresince MHRS üzerinden randevu almayan hastalara poliklinik hizmeti sunulmayacağı bildirilirken normal polikliniklerde randevu sürelerinin en az 10 dakika, diş hekimliği polikliniklerinde ise en az 30 dakika olacak şekilde düzenlenmesi kararlaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eylül ayının sonunda gerçekleşecek kısmi grev kararına dair yapılan açıklamada, “Hekimlerin emeği, özlük hakları ve can güvenliği görmezden gelinemez” ifadeleri yer aldı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/taleplerine-olumlu-karsilik-alamayan-doktorlar-eyleme-cikiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/06/hastane-doktor124421.jpg" type="image/jpeg" length="29711"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erken teşhiste çığır açan gelişme: 'Zombi hücreleri' tespit eden idrar testi]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/erken-teshiste-cigir-acan-gelisme-zombi-hucreleri-tespit-eden-idrar-testi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/erken-teshiste-cigir-acan-gelisme-zombi-hucreleri-tespit-eden-idrar-testi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, akciğer kanserinin erken evrelerini yakalamak amacıyla geliştirdikleri idrar testinin, ölümcül ve teşhisi son derece zor olan pulmoner fibrozis hastalığını da tespit ettiğini ortaya çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıp dünyasında erken teşhis olanaklarını baştan tanımlayacak çığır açıcı bir biyoteknoloji gelişmesine imza atıldı. Cambridge Üniversitesi bünyesinde görev yapan araştırmacılar, vücutta bölünmeyi durduran ancak kimyasal olarak aktif kalmayı sürdürerek kanser ve yaşlılık hastalıklarını tetikleyen 'zombi hücreleri' tespit eden yeni bir idrar testi geliştirdi.</p>

<p>Nature Aging dergisinde yayımlanan klinik çalışmada, "ALBANC" adı verilen nanoprob teknolojisinin yalnızca akciğer kanseri seyrini değil, aynı zamanda akciğer dokusunun sertleşmesiyle seyreden ve tedavisi son derece güç olan pulmoner fibrozis hastalığını da erken safhada haber verdiği belgelendi.</p>

<p><strong>ALTIN NANOPARÇACIKLAR VE MMP-7 ENZİMİYLE HASSAS ÖLÇÜM</strong></p>

<p>Geliştirilen tanı kiti, insan proteinini minik altın küre parçacıklarıyla birleştirerek hücresel düzeyde bir izleme mekanizması kuruyor. Hastalıklı dokularda yoğunlaşan ve "MMP-7" adı verilen özel bir enzimle karşılaşan peptit bağları koparak böbrekler vasıtasıyla idrara aktarılıyor. İdrarda meydana gelen renk değişimi, hastalığın evresi ve hücre aktivitesi hakkında somut veriler sunuyor.</p>

<p>Geliştirilen moleküler yükseltme adımı sayesinde idrardaki sinyal seviyesinin geleneksel yöntemlere kıyasla 250 kat artırıldığı saptandı. Bu hassasiyet, hastalara biyopsi yapılmasına veya radyasyon içeren ağır taramalara girmesine gerek kalmadan sürecin düzenli aralıklarla takip edilmesine imkan tanıyor.</p>

<p><strong>AKCİĞERDE DOKU SERTLEŞMESİNE KARŞI ERKEN KALKAN</strong></p>

<p>Araştırma ekibinden Prof. Dr. Ljiljana Fruk ve Prof. Dr. Daniel Muñoz-Espín, testin aslen akciğer kanseri hastalarının tedaviye verdiği yanıtı ve nüks riskini ölçmek amacıyla kurgulandığını, ancak pulmoner fibrozis üzerindeki etkisinin tıp dünyası için büyük bir sürpriz olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Teşhisi oldukça zor olan ve akciğer kapasitesini kalıcı olarak düşüren fibrotik süreçlerin, belirtiler klinik tabloya yansımadan önce bu idrar testiyle saptanabileceği kaydedildi. Girişimsel olmayan (non-invaziv) bu yöntemin, çevresel risk faktörlerine maruz kalan veya genetik yatkınlığı bulunan yüksek riskli gruplarda hayati bir kalkan oluşturacağı vurgulanıyor.</p>

<p><strong>HASTANELERDE KLİNİK DENEME SÜRECİ BAŞLATILIYOR</strong></p>

<p>CRUK Cambridge Merkezi Göğüs Kanseri Programı yetkilileri, laboratuvar ve deneysel modellerde elde edilen başarılı sonuçların ardından araştırmanın gerçek hastalar üzerindeki klinik deneme safhasına taşındığını duyurdu.</p>

<p>Tıp uzmanları, önümüzdeki süreçte tek bir idrar numunesi üzerinden hem akciğer kanseri tedavisinin başarısının hem de diğer akciğer tahribatlarının eş zamanlı olarak izlenebileceği rutin bir tanı protokolünün hastanelerde kullanıma gireceğini bildiriyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/erken-teshiste-cigir-acan-gelisme-zombi-hucreleri-tespit-eden-idrar-testi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/09/214421214-60.jpg" type="image/jpeg" length="33985"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hekimlerden 3 günlük eylem kararı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/hekimlerden-3-gunluk-eylem-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/hekimlerden-3-gunluk-eylem-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hekim Birliği Sendikası, hekimlerin ekonomik, sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesi ile sağlık kurumlarında güvenli çalışma ortamı sağlanması talebiyle 28, 29 ve 30 Eylül’de eylem yapılacağını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hekim Birliği Sendikası, hekimlerin ekonomik, sosyal ve özlük haklarının geliştirilmesi talebiyle 28, 29 ve 30 Eylül'de mesai saatleri içerisinde MHRS üzerinde randevu verilmemiş hastalara poliklinik hizmet sunulmaması, randevu aralıklarının normal polikliniklerde en az 10 dakika, diş polikliniklerinde en az 30 dakika olarak düzenlenmesi şeklinde eylem yapılacağını duyurdu.</p>

<p>Hekim Birliği Sendikası Merkez Yönetim Kurulu, hekimlerin ekonomik, sosyal ve özlük haklarının geliştirilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sağlık kurumlarında güvenli çalışma ortamının sağlanması talebiyle eylemlilik sürecinin başlatılmasına karar verdiğini duyurdu. Açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>

<p>"Hekim Birliği Sendikası olarak daha önce kamuoyuna ve ilgili idari makamlara ilettiğimiz; 'hekim nöbet ücretlerinin, hekimlik mesleğinin taşıdığı sorumluluk ve fedakârlığa uygun seviyeye yükseltilmesi, hekimlerin yıllık izinlerinde uygulanan teşvik kesintilerinin sona erdirilmesi ve 12 güne kadar olan yıllık izinlerde teşvik ortalamasının izin süresinin tamamında uygulanması, diş hekimleri ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimler için teşvik dağıtım oranının en az yüzde 36 olarak belirlenmesi ve teşvik sistemindeki adaletsizliklerin giderilmesi, sabit ek ödemenin en az iki kat artırılması ve emekliliğe tam olarak yansıtılması, aile hekimlerinin vekaletsiz izinlerinde uygulanan mali kesintilerin kaldırılması ve vekalet hizmeti veren hekimlere görevlendirme ücreti ödenmesi' şeklindeki beş açık ve somut talebimize bugüne kadar herhangi bir olumlu karşılık verilmemiştir.</p>

<p>Bunun yanı sıra sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenli çalışma ortamının sağlanamaması; kamu sağlık tesislerine ateşli silahlar ile kesici ve delici aletlerin girişini önleyecek etkili güvenlik tedbirlerinin alınmaması, hekimlerin ve diğer sağlık profesyonellerinin can güvenliğini ciddi biçimde tehdit etmeye devam etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklanan nedenlerle Merkez Yönetim Kurulumuzca; yukarıda belirtilen taleplerimizin karşılanması ve sağlık kurumlarında etkili güvenlik önlemlerinin alınması amacıyla 28, 29 ve 30 Eylül 2026 tarihlerindeki mesai saatleri içerisinde sendikal eylem gerçekleştirilmesine, eylem süresince MHRS üzerinden randevu verilmemiş hastalara poliklinik hizmeti sunulmamasına, eylem süresince, randevu aralıklarının ilgili hekimin mesleki değerlendirmesi doğrultusunda belirlenmesi kaydıyla normal polikliniklerde randevu sürelerinin en az 10 dakika, diş hekimliği polikliniklerinde ise en az 30 dakika olacak şekilde düzenlenmesine ve belirtilen sürelerin altında randevu oluşturulmamasına karar verilmiştir.</p>

<p>Bu bir başlangıçtır. Taleplerimizin karşılık bulmaması hâlinde sendikal eylemlilik sürecimiz, üyelerimizin iradesi ve sahadan gelen talepler doğrultusunda kademeli olarak devam edecektir. Hekimlerin emeği, özlük hakları ve can güvenliği görmezden gelinemez. Haklarımız için birlikteyiz, mücadelede kararlıyız."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/hekimlerden-3-gunluk-eylem-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/04/aile-hekimligi1424211.jpg" type="image/jpeg" length="35680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Birinci basamakta üreme sağlığı krizi: RİA tedariki ve uygulaması yok denecek kadar az]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/birinci-basamakta-ureme-sagligi-krizi-ria-tedariki-ve-uygulamasi-yok-denecek-kadar-az</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/birinci-basamakta-ureme-sagligi-krizi-ria-tedariki-ve-uygulamasi-yok-denecek-kadar-az" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası’nın 245 ASM çalışanıyla yaptığı araştırma, birinci basamakta aile planlaması hizmetlerindeki tedarik, personel ve fiziki koşul eksikliklerini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası’nın 245 Aile Sağlığı Merkezi (ASM) çalışanıyla yaptığı araştırma, birinci basamakta aile planlaması hizmetlerinde yaşanan sorunları ortaya koydu. Araştırmaya katılan ASM çalışanlarının yüzde 81,6’sı, başvuran kişilerin ücretsiz korunma yöntemi sağlanmadığında korunamayacak durumda olduğunu belirtti.</p>

<p>Buna karşın ASM’lerin yüzde 89,7’sine son bir yılda rahim içi araç (RİA) tedarik edilmediği bildirildi. ASM’lerin yüzde 96,7’sinde ise son bir yılda hiç RİA uygulaması yapılmadı.</p>

<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası, 245 ASM çalışanının katılımıyla "Birinci Basamakta Üreme Sağlığı Hizmetleri Durum Raporu" hazırladı. Raporda, Türkiye’de aile planlaması hizmetlerinde danışmanlık ile korunma yöntemlerine erişim arasında ciddi bir fark oluştuğu belirtildi.</p>

<p>Araştırmaya göre ASM çalışanlarının yüzde 81,6’sı, merkeze başvuran kişilerin ücretsiz korunma yöntemi sağlanmadığı takdirde korunamayacak durumda olduğunu ifade etti. Ancak ASM’lerin yüzde 89,7’sine son bir yıl içinde RİA tedarik edilmediği kaydedildi.</p>

<p>Raporda, aile planlaması hizmetlerindeki sorunun yalnızca malzeme eksikliğiyle sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Araştırmaya katılan ASM’lerin yüzde 40’ında RİA uygulaması için uygun dezenfeksiyon ortamının bulunmadığı, yüzde 71’inde ise RİA uygulama sertifikasına sahip sağlık çalışanının olmadığı belirtildi. Bu eksikliklerin hizmet sunumuna da doğrudan yansıdığı ifade edildi. Son bir yılda ASM’lerin yüzde 96,7’sinde hiç RİA uygulanmadığı bildirildi.</p>

<p>RİA’nın yanı sıra aylık enjeksiyon ve doğum kontrol haplarının temininde de ciddi aksaklıklar yaşandığı belirtilen raporda, ücretsiz korunma yöntemlerine erişemeyen kişilerin korunmasız kalabileceği ve bunun önemli bir halk sağlığı sorununa dönüşebileceği vurgulandı.</p>

<p>Raporda, malzeme eksikliği, sertifikalı hekim, ebe ve hemşire yetersizliği, uygun fiziksel ortam bulunmaması ve artan iş yükünün birinci basamakta üreme sağlığı hizmetlerini olumsuz etkilediği belirtildi.</p>

<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, araştırma sonuçlarının Türkiye’de aile planlaması hizmetlerinin büyük ölçüde danışmanlık seviyesinde kaldığını gösterdiğini söyledi. Mehlepçi, "Elimizdeki veriler, Türkiye’de aile planlaması için doğum kontrol yöntemlerinin ASM’lere verilmediğini, koruyucu hekimliğin temel taşı olan aile planlaması hizmetinin danışmanlıktan öteye geçemediğini ortaya koyuyor" dedi.</p>

<p>ASM’lere büyük ölçüde düşük ve orta sosyoekonomik gruplardan yurttaşların başvurduğunu belirten Mehlepçi, ücretsiz korunma yöntemlerine erişimin özellikle ekonomik olanakları sınırlı kişiler açısından kritik olduğunu vurguladı. Mehlepçi, "Bu yurttaşlara doğum kontrol malzemelerinin verilememesi demek, aile planlamasının yapılamaması demek" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ücretsiz korunma yöntemlerine erişimde yaşanan aksamanın kadın sağlığı açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Mehlepçi, istenmeyen gebeliklerde kişilerin güvenli olmayan yöntemlere yönelme riski bulunduğunu söyledi. Mehlepçi, “ASM’ye başvuran bir kişi söz konusu hizmete ulaşamıyor. Bu da aile planlamasını fiilen engelliyor. Bunun istenmeyen olumsuz sonuçları ile karşılaşmak mümkün. Örneğin istenmeyen gebeliklerde merdiven altı yerlerde sonlandırmak zorunda kalan hastalar olabilir. Bunlar anne ölümlerini artırabilir" diye konuştu.</p>

<p>Anne ölümlerinin önlenmesi ve sağlıklı gebeliklerin desteklenmesi açısından koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Mehlepçi, Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulundu.</p>

<p>Mehlepçi, aile planlaması malzemelerinin ASM’lere düzenli ve sistematik biçimde ulaştırılmamasının hizmetlerde aksamalara yol açtığını kaydetti. Bakanlığın malzemeleri yalnızca talep edilmesi halinde göndermesinin sahadaki ihtiyacı karşılamadığını belirten Mehlepçi, “Bu durum aile planlaması hizmetlerinin aksadığını, yeterince verilemediğini çok net ortaya koyuyor” dedi.</p>

<p>Bakanlığın yaklaşımının nüfus politikalarıyla ilişkili olabileceğini ifade edem Mehlepçi, "Uygulamanın üç çocuk politikasına yönelimle bağlantılı bilinçli bir yaklaşım olduğu izlenimi yarattığını" söyledi.</p>

<p>Ücretsiz aile planlaması hizmetlerinden en fazla düşük ve orta gelirli yurttaşların yararlandığını belirten Mehlepçi, ASM’lerde malzeme bulunmamasının bu kişileri özel sağlık hizmetlerine yönlendirebildiğini ifade etti.</p>

<p>Üreme sağlığı alanında kullanılan ilaçların kamu geri ödeme kapsamından çıkarılmasıyla fiyat artışlarının da hızlandığını belirten Mehlepçi, doğum kontrol ürünleri ile bazı yaygın ilaçların fiyatlarındaki değişimi karşılaştırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mehlepçi, sık kullanılan bir doğum kontrol hapının 19 Şubat 2022’de 31,51 lira olan fiyatının bugün 446,52 liraya, ertesi gün hapının 19 Şubat 2018’de 66,53 lira olan fiyatının ise 910,24 liraya yükseldiğini belirtti.</p>

<p>Buna karşılık Parol’ün 19 Şubat 2022’de 12 lira olan fiyatının bugün 15,16 lira, Coraspin’in 7,35 lira olan fiyatının ise 64,77 lira olduğunu ifade eden Mehlepçi, üreme sağlığında kullanılan ilaçların kamu geri ödemesinden çıkarılmasının erişim sorununu büyüttüğünü söyledi.</p>

<p>Birinci basamak sağlık hizmetlerinin yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi sunmakla sınırlı olmadığını belirten Mehlepçi, hastalık ve sağlık risklerinin ortaya çıkmadan önlenmesinin temel hedeflerden biri olduğunu söyledi. Aile planlamasının da koruyucu sağlık hizmetlerinin temel parçalarından biri olduğunu vurguladı.</p>

<p>Mehlepçi, rapordaki yüzde 89,7’lik RİA tedarik eksikliği ile yüzde 96,7’lik "hiç RİA uygulaması yapılmadı" oranının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, aile planlamasının yalnızca danışmanlık verilerek sürdürülemeyeceğini ifade etti.</p>

<p>Sağlık hizmetine başvuran kişinin ihtiyacı olan korunma yöntemine de erişebilmesi gerektiğini söyleyen Mehlepçi; ASM’lerde malzeme tedarikinin sürekliliğinin sağlanması, RİA uygulama sertifikasına sahip sağlık çalışanı sayısının artırılması ve uygulama için gerekli fiziki koşulların oluşturulması çağrısında bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/birinci-basamakta-ureme-sagligi-krizi-ria-tedariki-ve-uygulamasi-yok-denecek-kadar-az</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/214241124-6.jpg" type="image/jpeg" length="47752"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üniversite hastanesinde milyonluk ilaç alarmı: Yıllık izne çıkınca ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/universite-hastanesinde-milyonluk-ilac-alarmi-yillik-izne-cikinca-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/universite-hastanesinde-milyonluk-ilac-alarmi-yillik-izne-cikinca-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’da Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nin radyoloji bölümündeki depoda piyasa değeri yaklaşık 15 milyon lira olan ilaçların eksik olduğu belirlendi. Olayla ilgili gözaltına alınan depo sorumlusu Cengiz Saylık, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana'da Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nin radyoloji bölümündeki depodan piyasa değeri yaklaşık 15 milyon lira olan ilaçların çalındığı iddiasıyla gözaltına alınan depo sorumlusu CengizSaylık (36), tutuklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay, Sarıçam ilçesindeki Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nde meydana geldi. Radyoloji bölümünün depo sorumlusu Cengiz Saylık, yıllık izne çıkınca yerine S.A.B. görevlendirildi. Depoda sayım yapan S.A.B., piyasa değeri yaklaşık 15 milyon lira olan bazı ilaçların eksik olduğunu tespit etti. S.A.B.’nin durumu bildirmesi üzerine hastane yönetimi konuyla ilgili inceleme başlattı. Depo sorumlusu Cengiz Saylık’a ulaşamayan yönetim, durumu polise bildirdi. Polis ekipleri, Cengiz Saylık’ıgözaltına aldı. Emniyete götürülen Cengiz Saylık sorgusunda, “Borcum vardı. Borçlu olduğum kişiler beni tehdit etti. Bu nedenle 2 milyon liralık ilaçları depodan çıkarıp, sattım. İlaçların geri kalan kısmıyla ilgili bilgim yok” dedi.</p>

<p>Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Cengiz Saylık, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/universite-hastanesinde-milyonluk-ilac-alarmi-yillik-izne-cikinca-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 08:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/21421214-6.jpg" type="image/jpeg" length="97500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp damarları için tüketiliyordu: Uzmanı bu inanışı çürüttü]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/kalp-damarlari-icin-tuketiliyordu-uzmani-bu-inanisi-curuttu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/kalp-damarlari-icin-tuketiliyordu-uzmani-bu-inanisi-curuttu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Çağlar Özmen, halk arasında kalp damarlarını açtığı ve tansiyon ile kolesterolü düşürdüğüne inanılan sirke, sarımsak özü, limonlu su ve çörek otu gibi besinlerin ilaç yerine kullanılmaması gerektiğini belirterek, “Bizim açımızdan mucizevi bir besin ve mucizevi bir karışım yok” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Özmen, toplumda ‘sirke suyu içtim, kalp damarlarımdaki tıkanıklığı tedavi ettim’ şeklinde bir inanış bulunduğunu belirterek bunun bilimsel bir karşılığının olmadığını söyledi.</p>

<p><strong>'SİRKE, SARIMSAK ÖZÜ VE LİMONLU SU DAMARLARI AÇMAZ'</strong></p>

<p>Bu besinlerin ilaç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Çağlar Özmen, şöyle konuştu:</p>

<p>“Sirke, sarımsak özü, limonlu su dengeli beslenmenin bir parçası olabilir. Ama bunların hiçbiri halk arasında söylendiği gibi kalp damarlarını açmaz, hiçbiri yüksek kolesterolü düşürmez ya da şeker ve tansiyon regülasyonunda bize herhangi bir katkı sağlamaz. Sarımsak özü ile ilgili son yıllarda Amerika’da bazı çalışmalar var.</p>

<p>Özellikle Amerika’da tansiyon ve yüksek kolesterolün tedavisinde kullanılan ek gıdalar içerisinde yer alabiliyor. Ama bizim için bunlar besin değeri taşıyan takviye edici gıdalardır. Doktorun reçete edeceği bir ilacın yerini almaz, doktorun tedavisinin bir parçası olmaz."</p>

<p><strong>‘BAL VE PEKMEZ FAZLA TÜKETİLDİĞİNDE TERSİ ETKİ YARATABİLİR’</strong></p>

<p>Kan şekerini düzenlediği, damar tıkanıklığını açtığı ve kolesterolü düşürdüğü yönünde bir inanış olan bal ve pekmezin de içeriğindeki yüksek şeker oranına dikkat çeken Doç. Dr. Özmen, “Bal ve pekmez de hem kan şekerinin düzenlenmesi, kolesterolün düşürülmesi ve beraberinde damar tıkanıklığı için halk arasında sık kullanılan besinler haline geldi. Bal ve pekmez açısından bakacak olursak özellikle şeker hastalığı ve kilo problemi olan hastalarda damar açacak inanışıyla bu besinlerin normalden daha fazla kullanılması tam tersi bir etki yaratabiliyor. Çünkü yüksek şeker oranından dolayı diyabetik kişilerin şekeri yükseltebilir, kilo problemi olan hastalarda daha çok kilo artışına neden olabilir” dedi.</p>

<p><strong>‘ÇÖREK OTUNUN KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ ETKİSİ YOK’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda çörek otunun ise kolesterolü düşürücü etkisi olduğu düşüncesiyle sık tüketilen ürünler arasında yer aldığını belirten Özmen, “Son yıllarda bir de çörek otuyla alakalı kolesterolü düşürdüğüne dair bir inanış var. Bu da doğru değil. Ne kolesterolü düşürmesi ne de damar tıkanıklığını, damar duvarlarının içerisindeki kolesterol parçacıklarını azaltması söz konusu değildir. Ayrıca doğal denilen bir besin her zaman doğal olmuyor. Daha çok tüketilmesi amacıyla doğal denilerek biraz da tüketim kültürünün verdiği bir avantaj yerine konulmaya çalışılıyor. Bunun yanında doğal olması her zaman ‘çok tüketilecek’ ve ‘çok tüketildiği zaman da faydalı olacak’ anlamı taşımıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>DAMAR TIKANIKLIĞI, PIHTI, BEYİN KANAMASI GÖRÜLEBİLİR</strong></p>

<p>Özellikle hipertansiyon ve yüksek kolesterol hastalarının ilaçlarını bırakıp yalnızca doğal ürünlere yönelmesinin ciddi risk taşıdığının altını çizen Doç. Dr. Çağlar Özmen, şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>“Aslında en büyük problem bu besinlerin ilacın yerine konulmasıdır. Bu yaklaşımla mevcut durumun daha da kötüleşmesine neden olabiliriz. Kronik hastalıkların uzun süre tedavi edilmemesi daha büyük problemleri beraberinde getiriyor.</p>

<p>Beyne pıhtı atması, beyin kanaması, kontrolsüz hipertansiyon ya da yüksek kolesterolle ilişkili olarak kalp damar tıkanıklığı gibi durumları bu hastalarda sık görüyoruz. Biz hastalara ilaç dışında yaşam şekli değişikliği, egzersiz ve diyet önerilerimiz de oluyor. Ama bunlar yine hekim kontrolünde, ilaçla beraber ya da sık kontrol içerisinde olması gerekiyor.”</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/kalp-damarlari-icin-tuketiliyordu-uzmani-bu-inanisi-curuttu</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 23:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/kalp214421.jpg" type="image/jpeg" length="90832"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üç ilaç daha geri ödeme kapsamına alındı!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/uc-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/uc-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada sağlık alanında hayata geçirilen yeni düzenlemeleri duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıklamaya göre, aile hekimlerine Leflunomid isimli ilacı reçeteleme yetkisi verildi, eczanelerde hazırlanan majistral ilaçlara sağlanan destek yüzde 40 oranında artırıldı ve nörolojik hastaların enteral beslenme rapor süreleri bir yıla uzatıldı. Ayrıca biri kanser, ikisi hemofili B olmak üzere üç ilaç geri ödeme kapsamına alınırken, çocuk cerrahisi tarafından gerçekleştirilen yüksek zorluk dereceli cerrahi işlemler de ödeme kapsamına dahil edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Memişoğlu'nun yeni düzenlemelere ilişkin yaptığı açıklama şu şekilde:</p>

<p>"Sağlık sistemimizi güçlendiren adımları kararlılıkla atmaya devam ediyoruz. Yeni düzenleme ile aile hekimlerimize Leflunomid reçeteleme yetkisi tanındı, nörolojik hastalarımızın enteral beslenme ürünlerinin rapor süreleri 1 yıla uzatıldı, eczanelerimizde hazırlanan majistral ilaçlara sağlanan destek yüzde 40 oranında artırıldı, 2 hemofili B ve 1 kanser ilacı geri ödeme kapsamına dahil edildi, çocuk cerrahisi tarafından yapılan yüksek zorluk dereceli cerrahi işlemler ödeme kapsamına alındı. Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/uc-ilac-daha-geri-odeme-kapsamina-alindi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/02/saglik-bakanligi412421.jpg" type="image/jpeg" length="39044"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel hastanelerde yeni dönem!]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/ozel-hastanelerde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/ozel-hastanelerde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın yönetmelik değişikliğiyle özel hastanelerin olağan denetimlerden muafiyet süreleri yeniden düzenlendi. Özel hastanelere en az 500 mA gücünde veya bir adet seyyar röntgen cihazı bulundurma zorunluluğu getirilirken, laboratuvar ve fiziki standartlara ilişkin kurallarda da değişikliğe gidildi. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığınca, Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde değişiklik yapıldı.</p>

<p>"Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.</p>

<p>Yönetmeliğe göre, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) akreditasyon belgesi alan özel hastanelerin olağan denetimlerden muafiyet süreleri yeniden düzenlendi.</p>

<p>Buna göre TÜSKA tarafından platin veya altın kategorisinde belgelendirilen özel hastaneler 3 yıl, gümüş kategorisinde belgelendirilenler 2 yıl, bronz kategorisinde belgelendirilenler ise 1 yıl boyunca olağan denetimlerden muaf tutulacak.</p>

<p><strong>BAZI LABORATUVARININ BULUNMASI ZORUNLU OLACAK</strong></p>

<p>Özel hastanelerde bulunması gereken röntgen cihazına ilişkin düzenlemede, bir adet seyyar röntgen cihazı veya en az 500 mA gücünde röntgen cihazı bulundurma zorunluluğu getirildi.</p>

<p>Röntgen cihazının, yerinde hizmet alımı yoluyla özel hastanede bulundurulması halinde de bu zorunluluk yerine getirilmiş sayılacak.</p>

<p>Özel hastanelerde, hasta kabulü ve tedavi edilen uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarının bulunması zorunlu olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belirli bir alanda sağlık hizmeti sunan özel hastaneler bu zorunluluğu yerinde hizmet alımı yoluyla da karşılayabilecek.</p>

<p><strong>ASGARİ FİZİKİ STANDARTLARA İLİŞKİN ÖLÇÜ YÜZDE 5'E ÇIKARILDI</strong></p>

<p>Özel hastanenin açmak istediği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarı için uzman tabip kadrosunun bulunmaması durumunda, hastanenin talebi üzerine ilgili uzmanlık dalında Bakanlıkça kadro verilebilecek.</p>

<p>Özel hastanelerde bulunan tüm birimlerin Yönetmelikle belirlenmiş asgari fiziki standartlara ilişkin ölçülerde yüzde 2'ye kadar sapmalara izin veren oran yüzde 5'e çıkarıldı.</p>

<p>Uzmanlık kadrosuyla ilgili düzenlemede, daha önce "Vakıf üniversiteleriyle işbirliği protokolü bulunan" özel hastaneler için kullanılan ifade "Bakanlıkça onaylanmış uzmanlık eğitim programı bulunan" şeklinde değiştirildi.</p>

<p>Tabiplerin görevlendirilmesine ilişkin düzenlemede ise özel sağlık kuruluşlarındaki kadrolu tabiplerden görevlendirme yapılmasına ilişkin "öncelikle" ifadesi "tercihen" olarak değiştirildi.</p>

<p>Muayenehaneden gelen hastalara uygulanacak müdahalelere ilişkin düzenlemede de değişikliğe gidildi.</p>

<p><strong>30 OCAK 2025 TARİHİNDEN ÖNCEKİ HASTANELER MUAF SAYILACAK</strong></p>

<p>Buna göre, sözleşme imzalanan hastanede muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumlarda, tabibin istediği başka bir hastanede işlemin yapılabilmesi için ilgili il sağlık müdürlüğünce vaka bazlı özel izin verilebilecek.</p>

<p>Bu iznin istenmesi, izin talebinin değerlendirme kriterleri ve değerlendirme süreci ile iznin acil hallerde, mesai saatleri dışında ve tatil günlerinde uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenecek.</p>

<p>Yönetmeliğe eklenen geçici maddeyle, 30 Ocak 2025 tarihinden önce ruhsatlandırılmış özel hastanelerin yönetmelikte yer alan fiziki şartlardan muaf tutulması düzenlendi.</p>

<p>Bu muafiyet, 30 Ocak 2025 itibarıyla özel hastanelerce yapılan değişikliklerle Yönetmeliğin geçici 2'nci maddesi kapsamındaki özel hastaneler için uygulanmayacak.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/ozel-hastanelerde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/06/ozel-hastane142142-1.jpg" type="image/jpeg" length="21668"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Klima çarptı” deyip hastaneye koşuyorlar: Uzman asıl riske dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/klima-carpti-deyip-hastaneye-kosuyorlar-uzman-asil-riske-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/klima-carpti-deyip-hastaneye-kosuyorlar-uzman-asil-riske-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’da sıcaklıkların artmasıyla birlikte göğüs hastalıkları polikliniğine “klima çarptı” şikayetiyle başvuranların sayısı yükseldi. Doç. Dr. Yasemin Saygıdeğer, klimayı tek başına suçlamanın doğru olmadığını belirterek yanlış kullanımın solunum yolu sorunlarını artırabileceği, aşırı sıcaklığın ise özellikle astım ve KOAH hastaları için ciddi risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte “klima çarptı” şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında artış görüldü.</p>

<p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Saygıdeğer, klima kullanımının sıcak iklimlerde önemli bir ihtiyaç olduğunu ancak cihazların yanlış kullanılmasının çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“KLİMAYI TEK BAŞINA SUÇLAMAK DOĞRU DEĞİL”</strong></p>

<p>Son günlerde polikliniğe “klima çarptı” diyerek gelen hastaların arttığını belirten Saygıdeğer, öksürük, hışırtı, balgam artışı, bronşit ve zatürre gibi şikayetlerle karşılaştıklarını ifade etti.</p>

<p>Ancak bu sorunların doğrudan klimaya bağlanmaması gerektiğini vurgulayan Saygıdeğer, sıcak havanın da özellikle solunum hastaları açısından önemli riskler oluşturduğunu belirterek klimanın bilinçli kullanılması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>ASTIM VE KOAH HASTALARINA ÖZEL UYARI</strong></p>

<p>Klimanın doğrudan yüze, göğse veya sırta üflememesi gerektiğini belirten Saygıdeğer, ev içindeki sıcaklık farklarının da mümkün olduğunca düşük tutulmasını önerdi.</p>

<p>Klimanın filtrelerinin düzenli temizlenmesi, bakımının yapılması ve gerektiğinde değiştirilmesi gerektiğini belirten Saygıdeğer, astım ve KOAH hastalarının ise daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bu hastalarda klima kullanımına bağlı zatürre gelişmesi halinde tablonun ağırlaşabileceğini belirten Saygıdeğer, sürecin yoğun bakıma kadar ilerleyebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>KLİMASIZ KALMAK DA RİSKLİ</strong></p>

<p>Aşırı sıcak havanın da solunum sistemini zorladığını belirten Saygıdeğer, yüksek sıcaklıklarda vücudun ısı dengesini korumak için daha fazla çalıştığını söyledi.</p>

<p>Kalp ve solunum hızının artabildiğini, yüksek nemin de vücudun serinlemesini zorlaştırdığını ifade eden Saygıdeğer, özellikle solunum kapasitesi kısıtlı kişilerin bu durumdan daha fazla etkilenebileceğini belirtti.</p>

<p>Bu nedenle aşırı sıcak ve klimasız ortamlarda kalmanın da güvenli olmadığını vurgulayan Saygıdeğer, belirgin nefes darlığı, dudaklarda morarma, konuşmakta zorlanma, bilinç bulanıklığı veya göğüs ağrısı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>“KLİMA OLMAZSA NEFES ALMAKTA ZORLANIYORUM”</strong></p>

<p>Klimaya bağlı rahatsızlandığını düşünerek polikliniğe başvuran 63 yaşındaki Cemil Aydın da sıcaklar nedeniyle klimasız ortamda duramadığını söyledi.</p>

<p>Aydın, klima kullanımının ardından balgam ve öksürük şikayetlerinin arttığını belirtti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/klima-carpti-deyip-hastaneye-kosuyorlar-uzman-asil-riske-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/klima.jpg" type="image/jpeg" length="14223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tok olduğunuz halde yeme isteği geliyorsa dikkat! Uzmanından 15 dakika kuralı]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/tok-oldugunuz-halde-yeme-istegi-geliyorsa-dikkat-uzmanindan-15-dakika-kurali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/tok-oldugunuz-halde-yeme-istegi-geliyorsa-dikkat-uzmanindan-15-dakika-kurali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolog Ferahnaz Şeyma Yılmaz, yeme bozukluklarının yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla değil, kişinin duygusal dünyasıyla da doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Yoğun yeme isteği anında "Şu anda ne hissediyorum?" sorusunun önemine dikkat çeken Yılmaz, kriz anlarında 15 dakika kuralı ve diş fırçalama yöntemini önerdi. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeme bozuklukları, bireyin fiziki sağlığının yanı sıra ruhsal dengesini de etkileyen karmaşık bir süreç olarak öne çıkıyor. Psikolog Ferahnaz Şeyma Yılmaz, yeme davranışının kişinin yaşam kalitesini bozacak seviyeye gelmesinin bir bozukluk göstergesi olduğunu belirterek, yeme isteğinin yalnızca fiziksel gereksinimlerden kaynaklanmadığını söyledi.</p>

<p>Pika, anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkanırcasına yeme gibi bozuklukların her yaş grubunda görülebileceğini aktaran Yılmaz, özellikle kadınlarda daha sık rastlandığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"NE YEMEK İSTİYORUM" DEĞİL "NE HİSSEDİYORUM" SORUSUNU SORUN</strong></p>

<p>Stres, üzüntü, yalnızlık, utanç ve öfke gibi duyguların yeme davranışlarını tetiklediğini dile getiren Psk. Yılmaz, "Duygusal açlığın altında çoğu zaman kişinin yaşadığı yoğun duygular bulunabilir. Korku, öfke, gerginlik ve utanç gibi duygular, kişinin kendisini rahatlatmak amacıyla yeme davranışına yönelmesine neden olabilir. Bu nedenle aşırı yeme isteği ortaya çıktığında yalnızca ’Ne yemek istiyorum’ sorusunu değil, ’Şu anda ne hissediyorum’ sorusunu da sormak önemlidir" dedi.</p>

<p><strong>FİZİKSEL VE DUYGUSAL AÇLIK NASIL AYRILIR?</strong></p>

<p>Fiziksel açlığın kademeli olarak geliştiğini ve doyma hissi oluştuğunda yeme eyleminin kolayca sonlandırılabildiğini belirten Yılmaz, duygusal açlığın ise aniden bastırdığına dikkat çekti. Duygusal açlık hissinde kişinin tok olsa dahi yemeyi sürdürdüğünü ve ardından suçluluk duygusunun geliştiğini ifade etti.</p>

<p><strong>ANİ YEME İSTEĞİ GELDİGİNDE BUNLARI YAPIN</strong></p>

<p>Yoğun yeme krizlerini yönetebilmek için pratik tavsiyelerde bulunan Psk. Yılmaz, şu yöntemleri sıraladı:</p>

<p>Yoğun yeme isteği geldiğinde kendinize 15 dakika zaman tanıyın.</p>

<p>Yiyeceklerin yer aldığı ortamdan hemen uzaklaşın.</p>

<p>Dişlerinizi fırçalayın veya dikkatinizi dağıtacak kısa bir yürüyüş yapın.</p>

<p>Kendinize "Gerçekten aç mıyım, yoksa bir duyguyla mı baş etmeye çalışıyorum?" sorusunu yöneltin.</p>

<p>Aşırı yeme krizlerinin vücudun ve zihnin bir uyarısı olabileceğini kaydeden Yılmaz, kontrol edilemeyen yeme atakları veya katı kısıtlamalar yaşandığında vakit kaybetmeden psikolog veya psikiyatrist gibi uzmanlardan profesyonel destek alınması gerektiğini ekledi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/tok-oldugunuz-halde-yeme-istegi-geliyorsa-dikkat-uzmanindan-15-dakika-kurali</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/yemek-yeme14421.jpg" type="image/jpeg" length="10515"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eritme peynir nasıl üretiliyor? Uzmanlar uyardı: Etikette bu 3 detaya bakın]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/eritme-peynir-nasil-uretiliyor-uzmanlar-uyardi-etikette-bu-3-detaya-bakin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/eritme-peynir-nasil-uretiliyor-uzmanlar-uyardi-etikette-bu-3-detaya-bakin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahvaltıda, tostta ve sandviçlerde sıkça tüketilen eritme peynirler, özellikle bazı çeşitlerindeki yüksek tuz ve doymuş yağ miktarı nedeniyle beslenme uzmanlarının ölçülü tüketilmesini önerdiği peynirler arasında yer alıyor. Peki eritme peynir nasıl üretiliyor, neden dikkatli tüketilmeli? En sağlıklı peynir seçenekleri hangileri? İşte ayrıntılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Kalp Derneği (AHA), kalp sağlığını destekleyen bir beslenme düzeninde sodyum ve doymuş yağın azaltılmasını, ultra işlenmiş ürünler yerine mümkün olduğunca az işlenmiş gıdaların tercih edilmesini öneriyor. Bu nedenle marketten eritme peynir alırken yalnızca ürünün adına değil, etiketindeki sodyum, doymuş yağ ve içerik listesine bakmak önem taşıyor.</p>

<p>Eritme peynir, doğal peynirden farklı bir üretim sürecinden geçiyor. Temel olarak bir veya birden fazla peynir çeşidinin işlenmesiyle elde ediliyor. Peynirler parçalanıyor ve karıştırılıyor; ürüne göre su, süt ürünleri ve emülsifiye edici tuzlar gibi bileşenler eklenebiliyor. Ardından karışım ısıtılarak homojen ve kolay eriyen bir yapıya getiriliyor. FDA'nın üretim standartlarında pastörize proses peynirlerin hazırlanması sırasında belirli bir ısıl işlemden geçirilmesi gerektiği de belirtiliyor.</p>

<p>Ortaya özellikle tost, hamburger ve sandviçlerde kolayca eriyen, standart kıvam ve tada sahip bir ürün çıkıyor.</p>

<p><strong>NEDEN DİKKATLİ TÜKETİLMELİ?</strong></p>

<p>Buradaki temel mesele “eritme işleminin peyniri zehirli hale getirmesi” değil. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta ürünün besin içeriği ve tüketilen miktar. Bazı işlenmiş peynirler yüksek miktarda sodyum içerebilir. Fazla sodyum tüketimi kan basıncının yükselmesine katkıda bulunabilir. Amerikan Kalp Derneği, daha düşük sodyum tüketiminin hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları açısından önem taşıdığını belirtiyor.</p>

<p>Peynir aynı zamanda doymuş yağ kaynaklarından biri. Doymuş yağın fazla tüketilmesi kandaki LDL, yani halk arasında bilinen adıyla “kötü kolesterol” seviyesini yükseltebilir. Yüksek LDL seviyesi de kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle özellikle tuz ve doymuş yağ oranı yüksek eritme peynirleri her gün ve yüksek miktarlarda tüketmek yerine porsiyon kontrolü yapmak ve ürün etiketlerini karşılaştırmak daha doğru bir yaklaşım.</p>

<p><strong>HER ERİTME PEYNİR AYNI DEĞİL</strong></p>

<p>Ürünlerin içeriği markaya ve çeşide göre önemli ölçüde değişebiliyor. Amerikan Kalp Derneği, yağsız veya az yağlı sütten yapılan ve belirli yağ kriterlerini karşılayan işlenmiş peynirleri de tercih edilebilecek süt ürünleri arasında sayıyor. Bu nedenle alışveriş sırasında aynı kategorideki ürünlerin etiketlerini karşılaştırarak daha düşük sodyum ve doymuş yağ içeren seçeneklere yönelmek önemli.</p>

<p><strong>PEKİ EN SAĞLIKLI PEYNİR HANGİSİ?</strong></p>

<p>Genel olarak az yağlı ve tuzu düşük peynir çeşitleri daha avantajlı seçenekler arasında yer alıyor. Amerikan Kalp Derneği özellikle az yağlı cottage cheese (lor benzeri taze peynir) ve az yağlı doğal peynirleri önerilen seçenekler arasında gösteriyor.</p>

<p>Türkiye'deki tüketim alışkanlıkları düşünüldüğünde ise tuzu düşük lor peyniri, protein içeriği ve daha düşük yağ oranına sahip çeşitlerinin bulunabilmesi nedeniyle iyi alternatiflerden biri olabilir. Ancak burada da ürün etiketini kontrol etmek gerekiyor; çünkü peynirin yağ ve tuz miktarı üretim şekline göre değişebiliyor.</p>

<p><strong>PEYNİR ALIRKEN ETİKETTE BU 3 ŞEYE BAKIN</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peynir seçerken ürünün ön yüzündeki ifadeler yerine besin değerleri tablosunu incelemek daha doğru. Özellikle:</p>

<p>Sodyum/tuz miktarı<br />
Doymuş yağ miktarı<br />
İçerik listesi ve işlenme düzeyi karşılaştırılabilir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/eritme-peynir-nasil-uretiliyor-uzmanlar-uyardi-etikette-bu-3-detaya-bakin</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/peynir4241.jpg" type="image/jpeg" length="80145"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GATA’da hijyen alarmı: Sağlık Bakanlığı müfettiş görevlendirdi]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/gatada-hijyen-alarmi-saglik-bakanligi-mufettis-gorevlendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/gatada-hijyen-alarmi-saglik-bakanligi-mufettis-gorevlendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki (GATA) hijyen koşullarına ilişkin sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine Sağlık Bakanlığı soruşturma başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki (GATA) hijyen koşullarına ilişkin olarak sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine soruşturma başlatılarak müfettiş görevlendirildiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>NE OLDU?</strong></p>

<p>Ankara’da bir vatandaş, hastalanan anneannesini Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdü. Vatandaşın hastanedeki hijyen koşullarına tepki göstererek çektiği video, sosyal medya üzerinde paylaşıldı. Bunun üzerine Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla hastaneyle ilgili iddialara ilişkin olarak soruşturma başlatılarak müfettiş görevlendirildiği öğrenildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/gatada-hijyen-alarmi-saglik-bakanligi-mufettis-gorevlendirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/214214-2.jpg" type="image/jpeg" length="63531"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cildiniz tehlikeyi sizden önce fark edebilir mi? Yeni teknoloji şaşırttı...]]></title>
      <link>https://www.babaocagi.com.tr/cildiniz-tehlikeyi-sizden-once-fark-edecek-yeni-teknoloji-sasirtti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.babaocagi.com.tr/cildiniz-tehlikeyi-sizden-once-fark-edecek-yeni-teknoloji-sasirtti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya’da yer alan bir akademisyenin de araştırmacı olarak görev aldığı TÜBİTAK destekli çalışmada, zararlı gazlar, ağır metaller ve çeşitli çevresel tehditleri gerçek zamanlı algılayabilen giyilebilir akıllı yama geliştirildi. Cilt üzerinde titreşim oluşturarak kullanıcıyı uyaran sistemin arama kurtarmadan madenciliğe, askeri teknolojilerden robot uygulamalarına kadar birçok alanda kullanılması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Giyilebilir teknolojilerde çevresel tehditleri anlık olarak tespit ederek kullanıcıyı uyaran yeni bir sistem geliştirildi.</p>

<p>ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinde NC State University öncülüğünde; University of North Carolina at Chapel Hill, University of Delaware ve Rice University iş birliğiyle yürütülen TÜBİTAK destekli araştırmada, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bünyamin Şahin de araştırmacı olarak yer aldı.</p>

<p>“İnsan ve Robot Uygulamaları İçin Dokunsal İletişim Özelliklerine Sahip Çok Modlu Giyilebilir Sensörler” başlıklı çalışma kapsamında geliştirilen sistem, farklı çevresel tehlikeleri algılayarak kullanıcıya titreşim yoluyla bilgi veriyor.</p>

<p><strong>6 FARKLI TEHLİKEYİ ALGILAYIP TİTREŞİMLE UYARIYOR</strong></p>

<p>Prof. Dr. Bünyamin Şahin, geliştirilen sistemin vücudun farklı bölgelerine uygulanabilecek küçük bir akıllı yama şeklinde tasarlandığını belirtti.</p>

<p>Yamanın çevredeki farklı unsurları algıladıktan sonra bunları farklı titreşim biçimleriyle kullanıcıya aktardığını anlatan Şahin, böylece kişinin ortamda bulunan tehlikeyi fark ederek gerekli önlemi alabileceğini söyledi.</p>

<p>Şahin, sistemin 6 farklı çevresel olguyu algılayabildiğini ve kullanıcıyı 6 farklı titreşim moduyla uyarabildiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="" height="356" src="https://babaocagicomtr.teimg.com/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/akilli-yama2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ROBOTLAR DA TEHLİKEYİ ALGILAYABİLİYOR</strong></p>

<p>Çalışmanın yalnızca insanlar için tasarlanmadığını belirten Şahin, sistemin robotlara da entegre edildiğini söyledi.</p>

<p>Robotların çevrelerindeki olumsuz koşulları algılayarak buna göre karar verip davranış geliştirebilmesinin araştırıldığını belirten Şahin, yapılan uygulamalarda olumlu sonuçlara ulaşıldığını ifade etti.</p>

<p>Şahin, sistem sayesinde robotların da ortam koşullarına göre karar alıp bulunduğu alanı terk etmek veya tehlikeye karşı farklı bir davranış sergilemek gibi tepkiler verebildiğinin ortaya konulduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="" height="360" src="https://babaocagicomtr.teimg.com/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/aklli-yama2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>ARAMA KURTARMA EKİPLERİNDEN MADENLERE KADAR KULLANILABİLECEK</strong></p>

<p>Yeni teknolojinin kullanım alanının oldukça geniş olması bekleniyor.</p>

<p>Prof. Dr. Şahin, özellikle doğal afetlerin ardından yürütülen arama kurtarma çalışmalarında, askeri teknolojilerde, çevresel izleme uygulamalarında ve madencilik sektöründe sistemden yararlanılabileceğini belirtti.</p>

<p>Yanıcı ve patlayıcı gazlar gibi hayati tehlike oluşturabilecek unsurların önceden tespit edilerek kullanıcıya bildirilmesinin sistemin önemli özelliklerinden biri olduğunu ifade eden Şahin, teknolojinin bu alanlarda güvenliği artırma potansiyeline dikkat çekti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.babaocagi.com.tr/cildiniz-tehlikeyi-sizden-once-fark-edecek-yeni-teknoloji-sasirtti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://babaocagicomtr.teimg.com/crop/1280x720/babaocagi-com-tr/uploads/2026/08/akilli-yama.webp" type="image/jpeg" length="64627"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
