Yaşam

Protokol kunduracısının hikayesi: Bale Kundura kapanacak mı?

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit de dahil olmak üzere Zeki Müren, Adnan Şenses gibi pek çok isme ayakkabı yapmış olan 65 yıllık kunduracı Nurettin Cebeci hakkında kepenk kapatacağı yönünde haberler çıkmıştı. Protokol kunduracısı, bu durumun bir yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını söyledi. Tüm mütevazılığıyla ve sevecenliğiyle zanaatının ona eşlik ettiği hikayesini Baba Ocağı’na anlatan Cebeci, “Yok kapanmaz. Burası benim mutluluk yerim” dedi.

Haber: Gürkan Demirtaş - Kamera: Hakan Karaduman / Baba Ocağı

Sabahın ilk ışıkları, Ankara’da Cebeci sokaklarına düşerken, küçük bir dükkânın camında gün henüz yeni başlar. İçeride deri kokusu, cilalanmış ahşap kalıplar ve yılların sabrını taşıyan bir sessizlik vardır. O sessizliği, çekicin ritmik sesi bozar.

O ses, 65 yıldır aynı kararlılıkla yankılanır.

Bu dükkânın adı Bale Kundura.

Bu sesin sahibi ise Nurettin Cebeci. Cebeci, çocukluk yıllarını ve mesleğine başlangıcını şöyle anlatıyor:

İLK ADIMLAR BORÇKA’DA BAŞLADI

“Memleketim, Artvin ilimiz. İlçemiz, Borçka. Oraya Bağlı Muratlı Köyü’ndenim

Ben Köy şartlarını hiç sevmiyordum. İlkokul üçüncü sınıfta ben merak ettim. Ben köyden nasıl ayrılırım? Çarşı insanı olabilmek için bir zanaatın olacak. Ayakkabı, terzi, marangoz… Yoksa çarşıda istihdam edemezsiniz. Bize ayakkabıcılık nasip oldu.

Ayakkabıcılığa başladım. Çıraklık döneminde ve bir süre de kalfa olarak çalıştım. Aynı yerde. Borçka’da.

Sonra ağabeyim ortaokulu orada okudu. Yeni açılmıştı. İlk açılan ortaokul. Sonra Zonguldak’ta… Zonguldak’ta işletme olduğu için orada iş verdiler. Talebeye yardım olsun diye. Liseyi orada okudu ağabeyim. Oradan Ankara’ya geldiği dönemde ben Zonguldak’a geldim. Askerlik öncesi iki yılım vardı. Kafamda şöyle bir program yapmıştım: Zonguldak, Ankara, İstanbul… O yerleri göreyim, gezeyim; mesleğimi geliştireyim diye… Sonra Askerlik sonrası bir yerde sebat edeyim… Sonra içimde uhde kalmasın diye o programı tamamladım. Ağabeyim buradayken 3 ay Zonguldak’ta kaldım bir yakınımın yanında. Hem orada çalıştım bir ayakkabıcının yanında. Ağabeyim haber verdi: ‘Ankara’ya gel beraber olalım’ diye. Ankara’ya geldim. 6 ay burada çalıştım.

“BEŞ KURUŞSUZ BAŞLADIM; GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTIM”

İstanbul’da da Tanca’da çalışan bir akrabam vardı. O dedi ki: ‘Bu mesleği yapmak istiyorsan burada çalışman lazım.’ Zaten aradığımda oydu. İstanbul’a gittim. Bir yıl da İstanbul’da çalıştım. Askere gittim.

Askere gittim; geldim. El elinde çalışmamak için kendi kendime, oturduğumuz mahallede tamirci dükkanı açtım. Kimse tanımıyor. Halbuki Tanca’da çalışmışım. Ama beş kuruş sermaye yok. Arada bir tanıdık olursa onlar ayakkabı yaptırırdı.

Ben caddeyi Askerlik öncesi tanımıştım. Burayı tercih etmemin sebebi, hem Abidinpaşa’yı, Akdere’yi, fakülteleri Kızılay’a bağlayan bir güzergah. Bir güzergah ama Ankara’yı kolaçan eden bir yer.Burada beş kuruşsuz başlamış oldum. Gece gündüz çalıştım.”

HİKAYESİ, TOZ PEMBE DEĞİLDİ

Hikayesi toz pembe değildi Cebeci’nin. Dükkanını açtı ama sıkıntılarla da karşı karşıya kaldı. Cebeci, çok ısrar üzerine bir kişiye kefil olduğunu ve bu yüzden çektiği sıkıntılara ilişkin şunu söylüyor:

“O beni mahvetti. O kefalet, 11 icra dosyasıyla cebelleştim. Ama o işi bitirdik ama mideden de gastrit oldum. Üzüntüden.”

PROTOKOL KUNDURACILIĞINA VE ECEVİT İLE TANIŞMA…

Dükkanını açmasının ardından işlerinin geliştiğini ve Ankara Radyosu’ndaki ses sanatçılarının da kendisine ayakkabı yaptırdığını ifade eden Cebeci, siyasetçilerle tanışmasını ve hikayelerini şöyle anlatıyor:

“AK Parti’den önce birçok bakanlara ayakkabı yaptım. Enver Akova, Mustafa Kılıç, Köksal Toptan… Bir sürü insanlarla konuştum ama bende izi kalan Ecevit. Ecevit’e mesleğim gereği, çekecek elimde makamında Ayakkabı giydirmek istedim. Çekeceği elimden almak istedi. ‘Ben kendim giyerim’ dedi. Biraz ısrarcı oldum. Eğilip ayağına doğru gittiğimde ayağını koltuğunun altına çekti.”

ZEKİ MÜREN DE ONA AYAKKABI YAPTIRDI

Bunca yıllık meslek hayatında kendisinde iz bırakan bir başka olayı… Zeki Müren ile tanışması ve ona ayakkabı yapma anısını ise Cebeci, şöyle özetliyor:

“Zeki Müren ilede, Zeki Müren ihtiyacı olduğu için değil de ben, ‘Diğer Ankara Radyosu sanatçılarına ayakkabı yaptım. Bir sizin yok’ dedim. ‘Tamam’ dedi. Ölçüyü aldık yaptık. Askerlik yaptığı zamanda bir bot, kemik çıkartmış. Bir gün bir hemşehrimle bir emekli albay, Kızılay’da ara sokaklarda bir otelin bahçesinde oturuyoruz yaz günü. Orada İzmir Caddesi’nde bir otel vardı. Oradan üst köprüyü geçiyor oradan yalın ayak yürüyüş. Elektrik mi alıyor elektrik mi veriyor… Ayağını alıştırmak için… Zeki Müren yardımcılarıyla beraber oradan geçerken tam burun buruna geldik. ‘Beni tanıdınız mı?’ dedim. ‘Nassıl tanımam. Bak yaptığın ayakkabı eskidi, yalın ayak kaldım’ dedi. Espri yaptı. Onunla da öyle bir anımız oldu.”

EKONOMİK KRİZ VE GÜVEN…

88 yaşında hâlâ tezgâhın başında Cebeci. Eskiyle yeniyi kıyaslıyor ve derinleşen ekonomik krizden dem vuruyor. Bir de güvende hissetmemekten:

“O şartlarda evim kira, atölyem kira, dükkan kira sıralı üç tane çocuk… Onları okuttum. Araba aldım. Hal böyleyken bir çark dönüyor, bir şeyler yaptık. İki tane de kooperatife girmiştim. O şartlarda. Borcum yok. Dükkan dolu gördüğünüz gibi. Bir lira borcum yok. Ama şimdi araba almak gibi, kooperatife girmek gibi. Arabanın tekerini alamam, evin penceresini alamam işler o kadar durgun. Bir de şimdi Türk milletini bugünkü ortamda hiçbir şeye güvenimiz yok. Akşama ne olacağımız belli değil. Ekonomiye güvenemiyoruz.”

“BURASI, BENİM MUTLULUK YERİM”

Bale Kundura’nın kapanacağı yönünde çıkan haberleri soruyoruz.Kendinden emin cevap veriyor Nurettin Cebeci:

“Yok kapanmaz. Benim elim, ayağım tuttukça, ihtiyacım olmasa bile burayı bırakamam. Ben burayı seviyorum. Bazen hastanede tedavi görüp taburcu olduğum zaman eve gitmez buraya gelirim. Seyahatten geldiğim zaman eve gitmez buraya gelirim. Burası benim mutluluk yerim.”