Nefes yazarı Nuray Babacan, PKK’nın kullandığı silahların akıbetini köşesine taşıdı. Babacan, "Ankara, bu silahların akıbeti ve kimlere devredildiği konusunda hâlâ temkinli bir tavır sergiliyor. Olumlu gelişmelere rağmen bu konuda tam bir güven oluşmadığı anlaşılıyor" diye yazdı.
Babacan, kendini fesheden PKK'nın silahlarıyla ilgili edindiği bilgileri köşesinde aktardı. "Kürt açılımında. ‘komisyon raporunun sonuna gelindi’, ‘kapalı kapılar ardından özel yasa çalışmaları yapılıyor’, ‘Suriye anlaşması hangi noktada?’ gibi birçok başlık konuşulurken, kendilerini feshettiklerini ilan eden ama bir bütün halinde duran PKK’nın kullandığı silahların akıbeti merak konusu. Bu, Ankara’nın karmaşasında gündelik hayatın başlığı olmasa da kapalı kapılar ardında, özellikle istihbarat kaynaklarında takip edilen ve üzerine değerlendirmeler yapılan bir konu. İktidar partisinde üst düzey verilen brifingde bununla ilgili meraklı soruların sorulduğunu öğrendiğimizde, bizim de radarımıza girdi." diye yazan Babacan, bu konuda aktarılanları şöyle sıraladı:
"-Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK tarafından terk edilen 4 büyük mağarada ağır silah niteliği taşıyan çok sayıda mühimmata el koydu. Süreç devam ederken buna ilişkin bilginin paylaşılmamasına karar verildi.
- PKK’lıların elindeki silahların büyük kısmının YPG’nin envanterine girdiği ve son yapılan anlaşmanın ardından merkezi hükümet tarafından kayda alınacağı belirtiliyor. Bu silahların resmi makamlara devredilmesinin Türkiye tarafından da desteklendiği yorumları yapılıyor.
- Üçüncü bir yol ise Erbil, Süleymaniye ve Bağdat gözetiminde oluşturulacak bir mekanizmayla, Irak’ta PKK silahlarının toplanması ve uluslararası gözlemciler aracılığıyla ne yapılacağına karar verilmesi.
- İlk temsili silah bırakma gösterisinin ardından bu mekanizmanın işletilmesinin planlandı, ancak Ankara’nın açılım süreciyle ilgili yavaş hareket ettiği gerekçesiyle henüz bir sonuç alınamadı.
- Bazı kaynaklar ise PKK silahlarının bir kısmının İran’da PJAK’a gönderildiğini iddia etti. İran’a geçen PKK’lılar olduğu, ABD ile yaşanan krizden sonra bölgedeki Kürtlerin kendilerini gelişmelere karşı hazırladığı öne sürülüyor.
- Örgüt içindeki bir grubun, silahlı gücü sonuna kadar korumaktan yana olduğu, merkezi hükümetle yapılan SDG anlaşmasının bunu zora soktuğu konuşuluyor.
- Konunun hem Suriye anlaşmasını hem Türkiye’deki süreci olumsuz etkileyecek kadar önemli olduğu, ABD’nin tutumu nedeniyle PKK’nın silah konusundaki direncinin zayıfladığı anlatılanlar arasında.
Ankara, bu silahların akıbeti ve kimlere devredildiği konusunda hâlâ temkinli bir tavır sergiliyor. Olumlu gelişmelere rağmen bu konuda tam bir güven oluşmadığı anlaşılıyor."





