YENİ Parti lideri Özgür Özel, iktidarın İmamoğlu’nun adaylığını engellemek için her şeyi yapabileceğini belirterek Mansur Yavaş’ın adaylığının önemli bir seçenek olduğunu söyledi. Ardından da ekledi: "Kimseyi kimsenin yedeği ilan etmiyoruz. Mansur Bey zaten, Ekrem Bey'in iddiası devam ettikçe ben iddiamı çekiyorum demişti. Sonuçta günün ruhuna uygun bir tutumdu ve şu anda kendisi aday olmayı düşündükçe, hem bizim için, gelecek cumhurbaşkanı adayını belirleme noktasında sorumluluğu olanlar için hem de millet için çok önemli bir seçenek."
T24'ten Murat Sabuncu, şunları yazdı:
Cumartesi sabahı 06.30. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Bursa-Yalova arasında yapacağı ziyaretleri takip edip, izlenim yazacağım. (Pazartesi T24’te olacak.) Erken saatte Özel’in kaldığı otelde lobide çalışan, küçük bir grupla oturan bir isimle selamlaşıyorum. Yeni Parti Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu. Yanındaki hanımefendiyi tanıyorum hemen. Bir gün evvel Özel’e börek ikram etmek isterken kargaşada, sözü-ikramı havada kalan Canan Uzer. Sosyal medyada Özel ile ilgili çok sayıda eleştirel yoruma neden olmuştu bu yaşananlar. Biraz sonra Özel geliyor aşağıya. Canan Hanım ile tokalaşıyor. Beraber börek yeniyor. Özel ‘koştururken arkadan börek ikram etmek isteyen sesi duyunca "Şimdi olmaz" dedim diyor, "Kimsenin kalbini kırar mıyım hiç" diye ekliyor, "Hem sabah böreği daha lezzetlidir" diye espri yapıyor. Troller kalabalıkta börek yesem, bu sefer 'Toplumda aç insanlar varken börek yedi' diyeceklerdi" şeklinde konuşuyor.
Çaylar içiliyor, siyaset tartışılıyor, ‘gönül’ alınıyor. Benim adıma bu ana şahitlik önemli bir tesadüf. Ardından Özel’in makam aracına biniyoruz. Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki sorularımı soruyorum. Yanıtları önemli.
- Özgür Bey ilk sorum Bursa’da yaşanan börek teklifini reddediş şeklinizin tartışılması üzerine. Sabah tesadüfen ben de bir araya gelip dün yiyemediğiniz böreği, hazırlayan hanımefendiyle yediğinize, sohbet ettiğinize şahit oldum.
İnanılmaz bir şey oluyor sokakta. Arabadan iniyoruz. Herkes geliyor, sarılıyorlar, öpüyorlar. İyi şeyler söylüyorlar, dertlerini anlatıyorlar. Ve her sesleneni, her derdini anlatılanı dinlemeye çalışıyoruz. Dün de böyle yüksek bir sesi duydum arkamdan. Sonra bir baktım bizim kadın kollarından birisi. Sabah şakalaşmıştık. Börek yapmak, yemek üzerine... Sağolsun ondan sonra elinde börek. "Börek ye" diye gelince ben de "Ya burada olacak şey mi bu, Allah aşkına sabah olur" falan dedim, döndüm. "Yapmayın gözünüzü seveyim" falan dedim.
Ondan sonra oradan benim hanımefendiyi kırdığımı çıkarmışlar. Yani bu kadar olumlu, iyi diyalog içinde börek ikramı üzerinden tartışma yaratma çabası... Orada o böreği dursan, alsan, yesen "Millet açken börek yedi" derler. "Şimdi olur mu" dedim. Canan Hanım bu sabah böreği buraya getirdi. Ondan sonra aldık yedik. Tatlıya bağladık. Zaten kavga falan ettiğimiz de yok. Sadece "Burada olur mu" dedim. Trol faaliyeti gibi bir şey midir? Ben anlamadım. Kimseye kötü bir şey der miyim, kalp kırar mıyım? Senaryo yazan çok. Börek oturulsa yense bu sefer "Kendi kadın kollarına börek yaptırmışlar, yiyorlar, samimi değil" diyecekler.
- Şu soruyla devam edeyim. Yeni Parti’nin ismi konusu. Konu şu an Anayasa Mahkemesi önünde. İsim değişikliği gelebilir. Size, partinize şöyle bir eleştiri geldi. Partinin adını seçerken, ilk adımda sıkıntıya düştüler diye... Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Şimdi birincisi biz partinin adını düşünürken, ismi millet koydu Yeni Parti diye. Ve bütün her yerde Yeni Parti diye biliniyor. Şimdi kurulmuş yeni bir partinin veya yeni kurulmakta olan bir partinin adını herkese duyurmak ve öğretmek en büyük zorluk. Yani biliyorsunuz ne partiler kuruldu, kurulduktan iki yıl sonra soruyorsunuz, vatandaşın sadece yüzde altmışı biliyor. Yeni Parti adını neredeyse vatandaşın yüzde yüzü bilir hale gelmişti. Biz Yeni Parti adıyla ilgili bir parti var mı diye baktık. Yok. Yine de her ihtimale karşı iki isimli, iki alternatifli çalıştık. Neredeyse üç saat imza atmak sürüyor kurucular kurulunda. İki kat süre çalıştırarak alternatif bir parti ismi de hazırladık. İçişleri Bakanlığı'na başvurduk. Bakanlık da Yeni Parti ismiyle başvurumuzu alıp kütüğe kaydetti. Bakanlık aldı, Yargıtay da kütüğe kaydetti. Sonradan bir başka parti bu bizim ismimize benzer iltibas olabilir diye başvurunca otomatikman yazıyorlar, böyle bir şey var ister değiştirin ister Anayasa Mahkemesi’ne soralım diye.
Biz bu konuda Türkiye’de en çok çalışan, makalesi olan akademisyen Marmara Üniversitesi'nden Tolga Şirin'den bir mütalaa aldık. Yirmi sekiz sayfalık bir mütalaamız var. Ve iltibas olmadığı Anayasa Mahkemesi'nde önceki kararlarını incelenerek söylenince ismimizle devam ediyoruz. Anayasa Mahkemesi iltibası yoktur derse Yeni Parti adıyla devam edeceğiz.
Vardır derse de iltibası ortadan kaldıracak bir isim veririz. Küçük bir ek yapılarak yani ona, herkes önerilerde bulunuyor işte. Türkiye'nin Yeni Partisi mi olur veya Yeni Başlangıç Partisi mi olur, Yeni Başlangıç mı olur bakacağız ondan sonra. Yani ‘yeni’yi koruyarak, yeni adının önde olduğu bir isimle devam edeceğiz. Çünkü ismi millet koydu. Biz senin koyduğun ismi değiştirdik, adını şu koyduk dersek esas problem orada.
Şimdi görüyorum bazı işte iktidara yakın köşe yazarları falan. Efendim işte tartışılıyor, böyle bir isim koymasalardı. Belli ki Yeni Parti’nin iki ayda yüzde 98 bilinirliğe ulaşması onları rahatsız etmiş. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi diyelim ki iltibas buldu ve bir değişiklik istedi. Bu sadece ismi etkileyen bir şey. Ondan sonra partinin bugüne kadar ki faaliyetleri, üye kayıtları, aidatları, yaptığı işler hiçbiri etkilenmiyor.
- Sayın Genel Başkan, şu an bu sohbeti sizin makam aracınızda Bursa’dan Yalova’ya giderken yapıyoruz. Muharrem İnce malum Yalovalı. Geçtiğimiz günlerde gazeteci İsmail Saymaz İnce ile ilgili bir kulis yazdı. Size ve parti yöneticilerine "Partiyi kapatmayalım, bir şey olursa Memleket Partisi'ne gelirsiniz" demiş. Sizlerin bu tercihi yapmaması ve parti adı, kuruluş şekli ile ilgili konular üzerinden bir eleştiri bu.
Muharrem Bey'i tartışacak değilim. Ama hani geçen hafta da şu eleştiriliyordu. Muharrem Bey "Parti kurmak başka şeye benzemez" diyordu, "Partiden gitmeyin." Yani şimdi bir ay önce bir şey olursa partiden gidelim mi önerdi? O söyleniyor. Sonra partiden gitmeyelim, diyor. Yani zaten Memleket Partisi'ne gitseydik bir partiden gitmiş olacaktık. Yani temel olarak parti değiştirme noktasındaki eleştirileri saygıyla karşılıyorum Muharrem Bey'in söylediklerini ama şöyle bir şey söyleyeyim. Kurulan ‘yeni’ olmazdı.
Muharrem Bey CHP'den ayrıldı bir kere Memleket Partisi'ne gitti. O serüven bitti. Kendisi de kabul ediyor işte zorluklarını. Ve o serüven bitti, geri döndü. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'nden Memleket Partisi'ne gidiş ve Memleket Parti'si ismi, Muharrem İnce'nin partisine gidiş ismi, sokakta Yeni Parti’ye ümit bağlamış ve işte daha ilk kurulduğu anda üç seçmenden birinin oyunu alacak bir partiyi çok başka bir yere sıkıştırdı. O yüzden her şeyle yeni olmasını istedik. Mesele bu.
- Bugün 19 Eylül. 9 Eylül'de Mansur Bey’in Cumhurbaşkanı’yla görüşmesinin üzerinden 10 gün geçti ve tartışma devam ediyor. Şimdi sizin gidişinden haberiniz vardı, bilgilendirilmişsiniz önceden, onu da o gün söylediniz katıldığınız canlı yayında. Fakat 9 Eylül tabii çok simgesel bir tarih. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş yıldönümü. O gün görüşülmesini Cumhurbaşkanı'nın siyasi bir manevrası olarak mı okudunuz yoksa Mansur Bey’in de oraya gidişi o tarihi bilerek, bir sıkıntılı durum mu size göre?
Ben bir sıkıntı görmüyorum. Yani şöyle bir şey var. Mansur Bey için de bizim için de ne sıkıntı? Yani bu meseleyi bizim adımıza değerlendirenlerin tariflerini özgüvensiz olarak görüyorum. Yani Mansur Bey bana bunu söylediğinde daha ben CHP'nin genel başkanıydım. Dedi ki "Büyük projelerim var. Yurt dışından büyük kaynaklar buldum. Ancak imzalamıyor ve kendisine gidip de bir ziyaret yapmadan da imzalamayacağı anlaşılıyor. Bir ziyaret yapmam da bir mahsur var mı?"
Ben de dedim ki sizin işiniz hizmet etmek. Daha önce Ekrem Bey de gitmişti veya normal bir seyir olsaydı Ekrem Bey de gelir giderdi zaten. Öyle özellikle büyük bir metro projesinden bahsetti. Dedim yani, "Ankara'ya metro kazandırmak için yapılacak bir ziyarette ben hiç bu mahsuru görmem" demiştim. Bu ziyaretten birkaç gün önce de kendisini bir karşılamada Ankara'ya gelişte bunun üzerine benimle konuştuktan sonraki süreçte randevu talep ettiğini yakında o randevunun verilebileceğini bilgimin olmasını söyledi.
Buradan böyle siyasi mühendislik veya koskoca toplumun yüzde 60'ı Mansur Yavaş'ın gelecek seçimlerde cumhurbaşkanı olabileceğini söylüyorken, Mansur Yavaş’ın bir külliye ziyaretinden böyle özgüvensiz, 'AK Parti'ye geçecek' diyen de var, 'adaylıktan çekilecek' diyen de var. 'Erdoğan tam onu CHP'nin kuruluş gününde çağırdı' diyen de var. Yani ondan sonra bunların tamamını ben özgüven eksikliği olarak görüyorum. Sonuçta bu süreci, herkes kendi sürecini yönetiyor. Biz de kendi sürecimizi yönetiyoruz. Bir şekilde o sandığa varacağız, o seçimi alacağız. Öyle Erdoğan dokuzuna değil, otuz dokuzuna randevu verse sonuçta sandıkta milletin dediği olacak.
- Sizin çünkü iki santrofor metaforunuz vardı, Ekrem Bey'le Mansur Bey. Ekrem Bey cezaevinde. Mansur Bey'in de henüz başka belediye başkanları da var ama CHP'den Yeni Parti’ye gelmemiş olması yani iki arada duruyor olması. Bunun da tartışıldığı bir konu var biliyorsunuz.
Tüm belediye başkanları için söyleyeyim. Yani ben CHP'deyim. 'Bundan sonra burada olacağım' diye ilan eden ya da 'Ben Yeni Parti’ye gitmiyorum, gitmem' diyenlerin dışında 'Ben Özgür Özel'le birlikte değilim' diyenlerin dışındaki herkesi yanımızda kabul ediyoruz. Biz 31 Mart 2024 seçiminde Türkiye siyasi tarihinin en büyük yerel seçim başarısını elde ettik. Ve hani bırakın butlanın durumunu 50 yıllık bir başarı kazandık. 50 yıl sonra partiyi birinci parti yaptık. Şimdi hâl böyle olunca, yani biz o seçimi böyle ilmek ilmek, adım adım kazandık ve her bir belediye meclis üyesinin ne kadar önemli olduğunu da biliyoruz.
Geçmişte Meclis çoğunluğumuz olmadığı, başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, Ankara Büyükşehir Belediyesi olmak üzere bütün belediyelerde meclis çoğunluklarımız sağlandı. Bakın Bursa'da sağlayamadık, başımıza gelen ortada. O yüzden ben daha ilk parti kurmayla ilgili meseleyi kafamızda tasarlarken hani birileri diyor ya, ismi iyi düşünmediler mi? Daha millet partinin ismini düşünürken biz belediye meclislerindeki olası senaryoları ve riskleri değerlendiriyorduk.
O zaman demiştim. "Belediye meclis üyeleri ve başkanlara gelin" demeyeceğiz, bu konuda bir şeyimiz olmayacak. Bir an önce gelen gelsin, gelmeyen gelmesin" demeyeceğiz. Çünkü kritik dengeler oluşabilir demiştik. İşte onların bazı örneklerini de gördük, olumsuz örneklerini de gördük. O yüzden ben gelmeyen belediye başkanına, Mansur Bey çıkıp da "Ben Özgür Bey'le değilim, ben Yeni Parti'yle değilim" demedikçe bir problem yok. Zaten kendisiyle düzenli de görüşüyoruz. Hatta bazıları ona kızıyor. Hem sen bu partidesin hem diğer…
Mansur Bey'in Cumhuriyet Halk Partisi'nde yani butlanın olduğu andan itibaren ortaya koyduğu tavır şu ana kadar son derece tutarlı. Bizim kendisiyle aramızda böyle bir fikir ayrılığı ya da bir çelişki bu anlamda herhangi bir çelişkimiz yok. Ayrıca da çok sayıda belediye başkanı ve meclis üyesi katılabilmek için kendi programlarını yapıyorlar. Ve katılamayanlar da sürekli üzüntülerini belirtiyorlar. Sürekli iletişim halindeyiz. Mesela birlikte parti kurduğumuz milletvekillerinden meclis kapandıktan sonra beni telefonla, diyelim beni arayanlardan çok, bizim partili olmayıp gönlü burada olan belediye başkanları arıyor ve sürekli durumlarını anlatmaya çalışıyor.
- Peki Mansur Bey hala potansiyel Cumhurbaşkanı adayı mıdır?
Evet. Yani şöyle bir şey söyleyeyim. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'ndeyken Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayını ön seçimde belirlemek istedik. Ama o sırada yargı operasyonları olunca bunu halka da sorduk. 15,5 milyon oyla Ekrem İmamoğlu seçildi. Ekrem İmamoğlu o andan itibaren halkın cumhurbaşkanı adayıydı. Onu geri çekmek ancak kendi kararıyla olabilecek bir şey, milletin kararıyla olabilecek bir şey. O açıdan Ekrem İmamoğlu teknik olarak, hukuken aday olabildikçe cumhurbaşkanı adayıdır zaten. Ve Ekrem Bey'in başına bu geldiğinde Masum Bey çok olgun bir tavır göstererek bu vakitten itibaren Cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili iddiamı geri çekiyorum dedi. Gitti Ekrem İmamoğlu'na. Hem ön seçimde oy verdi hem de arkasında durdu, durmaya devam ediyor. Bu çok önemli bir şey.
Ama bir realite bu iktidar Ekrem İmamoğlu’nun adaylığından o kadar korkuyor o kadar üstüne gidiyor ki hani düşünün kelimelerden açılan davalar var. Geçen gün bir davadan haberdar oldum ve inanamadım. Defalarca baktık, sorduk. Şevket'le beraberdik, açtık bir daha bir daha okuduk. İki yıl, bir ay bir ceza vermişlerdi Ekrem Başkan'a. Verdikleri ceza Ekrem Başkan kürsüdeyken, AK Parti Tuzla Belediye Başkanı provokasyon yapıyor. Birileriyle kavga ediyor, laf söylüyor falan. Diyor ki "Siz ona uymayın provokasyon yapıyor. O burayı germeye gelmiş." 'O burayı germeye gelmiş' lafından hapis cezası verdi. Önden de iki beraat oldu.
Şimdi hâl böyle olunca insan anlıyor ki Ekrem Başkan aday olmasın diye her şeyi yapacaklar. Bu durumda Mansur Yavaş'ın adaylığı çok önemli bir seçenektir. Ancak şurada hassas bir şey söyleyeyim. İlk günden beri söylüyorum. Kimseyi kimsenin yedeği ilan etmiyoruz. Mansur Bey kendisi "Ekrem Bey'in iddiası devam ettikçe ben iddiamı çekiyorum" demişti. Sonuçta günün ruhuna uygun bir tutumdu ve şu an kendisi aday olmayı düşündükçe, hem bizim için, hem gelecek cumhurbaşkanı adayını belirleme noktasında sorumluluğu olanlar için hem de millet için çok önemli bir seçenek.