CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin eliyle ramazan ayında yurttaşların duyguları suiistimal edilerek ülkede kutuplaşma yaratılmaya çalışıldığını savunarak, "Hem kendi siyasi ciddiyetimizi, bizi var eden değerleri, cumhuriyeti, onun en sağlam kolonlarını gözümüz gibi kollamak, bir yandan buradaki çatışma alanından siyasi çıkar bekleyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak durumundayız. Milletin kaynamayan çorbasından, kuru ekmekle yapılan iftar görüntülerinin basına yansımasından, kasabın önünden geçemeyen, manava gidemeyen devlet memurlarının durumundan, sürünen emekliden, güvencesiz asgari ücretliden ve mutsuz gençlerden, onların bu beklentilerine yönelik bir destek göremeyen, umut veremeyenlerin eski beslendikleri alanlardan beslenmelerine yönelik yaptıkları her şeyin farkındayız. Bunun en çok da millet farkında" ifadesini kullandı.

CHP Ankara İl Örgütü'nün Zübeyde Hanım Kültür Merkezi'nde düzenlediği iftar programına CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada, iftara katılan önceki dönem parti yöneticileri ile yeniden görüşme şansı yakaladıklarını belirterek, "Salondaki bu dinamizmi, hep birlikte mücadele ediyor olma, hep birlikte iktidara yürüyor olmanın verdiği enerjiyi hissettim" dedi.

Gg3

Özel, şunları kaydetti:

İmamoğlu pankartı astı ve gözaltına alındı: CHP Gençlik Kolları'ndan açıklama
İmamoğlu pankartı astı ve gözaltına alındı: CHP Gençlik Kolları'ndan açıklama
İçeriği Görüntüle

"102 yıllık dev bir çınarın genç, enerjik yaprakları ile böyle saçlarına ak düşmüş tecrübelilerini bir araya getiren her türlü davet son derece kıymetli. Yöneticilik noktasında tıkandığım her an, pek çoğu bu masanın etrafında olan büyüklerimle yaptığımız sohbetlerden güç alarak önümdeki sorunlara çözüm buluyorum. Bir siyasi partiyi gençleştirmek önemli, gençlerle buluşturmak önemli. Ama bir siyasi partiyi, yaşayan bir organizma olarak görmemek lazım. Bir orman gibi görmek lazım. En genç fidelerinden, en köklü ağaçlarına kadar.

"SİYASİ TARİHİMİZİN EN BÜYÜK SALDIRILARINDAN BİRİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

Hiç şüphe yok zor günlerdeyiz, bugünlerde yapılan her konuşmada her sohbette, ele mikrofon alınca yapacağınız her söylevde mutlaka içinde adalet oluyor. Adalet olmadan bir şey konuşmak mümkün değil. Siyasi tarihimizin en büyük saldırılarından biriyle karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisi'yle hizmette yarışacak takati kalmayanlar, CHP'yi, belediye başkanlarını itibarsızlaştırmak, siyasi olan ya da yargı eliyle yürütülen birtakım davalar ya da dava tehditleri üzerinden milletin verdiği desteği, gösterdiği teveccühü görmezden gelmek, dikkatleri başka yere çekmek, sulandırmak, milletin CHP'ye yönelişine set çekmeye çalışıyorlar. Bunun karşısında şüphesiz büyük bir cesaret, kararlılık, birlik ve beraberlik içinde mücadele ediyoruz. Bu konuda hiçbirimizin bir adım geri atacak, bir santim eğilecek, bir kelime eksik konuşacak halimiz yok.

Birilerinin, 'Mademki milletle kucaklaşamıyoruz, biz kutuplaşmaya dönelim. Mademki bir siyasi partiyle baş edemiyoruz, ona saldıralım, buradan çıkacak tansiyondan beslenelim' anlayışının bir yıldan fazla süredir bize de ülkeye de ne yaptığı belli. Biz savaş meydanlarında kurulmuş, darbelerde kapanmış, ilk fırsatta tekrar açılmış, genel başkanları hapis yatmış, il, ilçe başkanları, üyeleri siyasi cinayetlere kurban gitmiş ama bir santim eğilmemiş bir siyasi geleneğiz. Cumhuriyetten önce vardık, cumhuriyet oldukça da var olacağız, biz var oldukça da kimse cumhuriyete, kazanımlarına el uzatamayacak. CHP, böyle bir parti.

Gg2-1

"YAPTIKLARI HER ŞEYİN FARKINDAYIZ"

Bir yandan, doğrudan Milli Eğitim Bakanı'nın eliyle, ağzıyla ülkede bir kutuplaşmaya ve ramazandaki duyguları bir yandan suiistimal etmeye, buradan yaratacakları kutuplaşmayla bu işi siyasete alet etmeye çalışan birileri var. İki şeye dikkat etmek gerekiyor. Bir, oyuna gelmemek lazım. Bir de oyuna gelmeme oyununa da gelmemek lazım. Hem kendi siyasi ciddiyetimizi, bizi var eden değerleri, cumhuriyeti, onun en sağlam kolonlarını gözümüz gibi kollamak, bir yandan buradaki çatışma alanından siyasi çıkar bekleyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak durumundayız. Milletin kaynamayan çorbasından, kuru ekmekle yapılan iftar görüntülerinin basına yansımasından, kasabın önünden geçemeyen, manava gidemeyen devlet memurlarının durumundan, sürünen emekliden, güvencesiz asgari ücretliden ve mutsuz gençlerden, onların bu beklentilerine yönelik bir destek göremeyen, umut veremeyenlerin eski beslendikleri alanlardan beslenmelerine yönelik yaptıkları her şeyin farkındayız. Bunun en çok da millet farkında.

CHP, bünyesinde barındırdığı tüm çeşitliliklerden güç alır. CHP'liler bir yaşam biçimini tek başına tercih eden insanların oluşturduğu bir yapıdan değil, Anadolu'nun bütün renklerini, bütün inançlarını, bütün mezheplerini, bütün yaşam biçimlerini içinde barındıran ama ülkenin bölünmez bütünlüğü, ay yıldızlı al bayrağı ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisinde birleşen koca bir ailedir. Bu ailenin varlığı, son girdiğimiz yerel seçimlerde ay yıldızlı al bayrağımızdan rengini alan Türkiye ittifakına katılmıştır. Türkiye ittifakı, içinde Türkiye'nin bütün demokratlarını barındırır. Bir arada yaşamı savundukları, ülkenin varlığı, birliği, bütünlüğü için hep birlikte olan, ülkedeki herkesin inancına saygılı, inancını yaşamasına saygılı, tüm özgürlüklerin teminatı ve cumhuriyetin ikinci yüzyılında, bir kez daha yüz yıl öncesinde olduğu gibi tüm Anadolu'yu ve Trakya'yı kapsayan, kucaklayan, milletin kol kola girerek ayağa kalktığı, bütün zorluklardan, kuşatmalardan birlikte kurtuldukları bir süreci yeniden yaşamanın adıdır. Bu güzellikler sofrasında bütün Anadolu'ya şöyle seslenmek isteriz: Biz Türkiye olarak biriz, beraberiz, ülkemizle vatanımızla milletimizle bayrağımızla Atatürkümüzle birlikte, bundan sonraki süreçte Türkiye'nin yüzde 90-95'i olarak bu büyük aile olarak aramıza nifak sokmaya çalışanlara, farklılıklardan kavga çıkarmaya çalışanlara, sürtüşmeden tansiyon, tansiyondan siyasi nema çıkarmaya çalışanlara karşı biz birbirimizi seviyoruz ve hep birlikte çok güzel günlere omuz omuza kol kola yürümeye kararlıyız. Biz Türkiye'yiz ve Türkiye'yi çok seviyoruz.

R1-1

"ERDOĞAN'I O MASADAN KALKMAYA DAVET EDİYORUM"

Bir iftar sofrasında buluşup da 71 bin kişinin çoğu çocuk ve kadın olan Filistinlilerin katlinin, Gazze'de yaşanan mezalimin, soykırımın ve bunun bugüne getirdiğinin ve yarın için beklenenlerin üzerine bir iki cümle etmeden olmaz. CHP olarak 1970'lerin başından beri Filistin meselesine, Filistin'in birliği, bütünlüğü, özgürlüğü, Doğu Kudüs'te iki devletli bir yapının savunulması, bağımsız Filistin için verilen mücadeleye en samimi, diplomatik desteği, insani desteği vermiş bir ülkeyiz. Amerika'nın şımarttığı İsrail, Filistin'de büyük bir soykırım gerçekleştirdi. Uluslararası dünya da onunla birlikte Türkiye de vermesi gereken en sert reaksiyonu doğru zamanda vermedi ve ortaya çıkan tabloda kimse masum değil. Ama şimdi Trump bir Gazze Barış Planı ortaya attı, bir heyete uluslararası camiayı davet etti, aklı başında gerçek Filistin dostu, Amerika'dan korkmayan, çıkar ilişkileri içinde olmayan ülkeler bu işe mesafe koydular. Maalesef Türkiye, Trump'ın 'Başkanı ben olacağım' dediği bu yapıya dahil oldu. Trump'tan beklenir şekilde toplantıdan üç gün önce, 'Burada Filistin yok' diyenlere 'İsrail de yok' diyordu. 'Biz Filistin ile İsrail'in barışı için çalışacağız' diyordu. Ama Netanyahu'yu kabul etti, onu yapıya dahil etti. En nihayetinde Erdoğan’ı temsilen Hakan Fidan’ın, Netanyahu’yu temsilen Dışişleri Bakanı’nın katıldığı bu toplantıda ortak fotoğraf verdiler. O yapı Gazze'den Filistinlileri sürecek, oraya oteller dikecek, hidrokarbonları Trump'a verecek planın yönetim yapısıdır. Türkiye orada bulunursa, bu ayıbın parçası olursa, Filistin'de katledilen o çocukların, o annelerin, 71 bin masumun kanı elinde olan Netanyahu ile aynı masada olursa, bunun kabul edilebilecek, savunulabilecek hiçbir tarafı yoktur. Biz CHP olarak bebek katili, soykırımcı Netanyahu'nun ve İsrail'in bulunduğu o masadan Erdoğan'ı ve Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetini zaman geçirmeden kalkmaya ve Türkiye'deki herkesten bu hatadan dolayı özür dilemeye davet ediyorum.

Gg5

"CESUR OLANLAR, TESLİM OLMAYANLAR KAZANACAK"

Bundan sonraki süreçte, hiçbir şey bugünlere kadar geldiğimiz şu son bir, bir buçuk yıldan daha kolay olmayacak. Zorlanacağız. Daha büyük saldırılar olacak, ama bir tek şeyi biliyoruz. Bu mücadelenin sonunda cesur olanlar, teslim olmayanlar, kötülerin karşısında iyiler, bu saldırının karşısında hem sakinliğini, hem haklılığını, hem de cesaretini muhafaza edenler kazanacak. Ben bunun için bu örgüte güveniyorum. Tüm CHP örgütünü ve Türkiye'nin bütün demokratlarını bundan sonraki süreçte de birlikte olmaya, birlikte mücadele vermeye ve bu ülkenin kaderini bir kez daha değiştirmeye, kederlere son vermeye, güzel günlere hep beraber yürümeye davet ediyorum."