YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınmasının ardından Türkiye’de sermaye piyasalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özgür Karabat, fon krizine ilişkin açıklamasında denetim mekanizmalarının zamanında çalışıp çalışmadığını sorguladı. Karabat, “Madem sorun biliniyordu, neden bu noktaya gelmesi engellenemedi?” sorusunu yöneltti.
Özgür Karabat, şunları söyledi:
"YOLSUZLUK, EŞİTSİZLİK, HUKUKSUZLUK, FON SKANDALI...
TÜRKİYE'NİN ASIL SORUNU GÜVEN!
1) Türkiye zaten yolsuzluk algısı, gelir adaletsizliği ve hukuk güvenliği sorunlarıyla boğuşuyordu.
Şimdi bunlara bir de fon skandalı eklendi.
Bu yalnızca bir borsa krizi değil, Türkiye'nin güven krizidir.
2) Kimsenin haberi yoktu denilebilecek bir olaydan söz etmiyoruz.
Mehmet Şimşek, Kasım 2025'te bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığının bilindiğini kamuoyu önünde açıklamıştı.
Aradan 10 ay geçti.
Sonra ne oldu?
Fonlarda ödeme krizi çıktı, borsa sarsıldı, 131 fon tasfiye sürecine girdi.
"MADEM BİLİNİYORDU..."
3) Madem sorun biliniyordu, neden bu noktaya gelmesi engellenemedi?
Fonlarda 20 milyar doları aşan bir büyüklükten bahsediyoruz.
Çarpan etkisiyle çok daha fazla zararı olacak bir kriz bu.
AKP Türkiye'sinin güven sicili zaten parlak değil.
Transparency International'ın 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye
4) Daha çarpıcısı, Transparency International, Türkiye'yi 2012'den bu yana yolsuzluk algısı puanı en fazla gerileyen ülkeler arasında gösteriyor.
Yani bu ülkenin bir de sermaye piyasasında güven skandalı yaşamaya tahammülü yok.
Gelir dağılımında da tablo farklı değil.
World Inequality Report 2026'ya göre Türkiye'de en zengin %10, toplam gelirin %53,3'ünü alıyor.
Nüfusun en yoksul %50'sinin payı yalnızca %15,2.
Servette uçurum daha büyük.
En zengin %10, servetin %68,4'ünü elinde tutuyor.
5) OECD verileri de aynı yarayı gösteriyor.
Türkiye'nin Gini katsayısı 0,427.
OECD karşılaştırması: 0,316.
OECD ayrıca Türkiye'deki vergi ve sosyal yardım sisteminin piyasa gelirlerindeki eşitsizliği azaltma kapasitesinin çok sınırlı olduğuna dikkat çekiyor.
Yani bir tarafta servet giderek yukarıda yoğunlaşıyor, diğer tarafta küçük yatırımcı birikimini koruyabilmek için borsaya ve fonlara yöneliyor.
6) Şimdi o küçük yatırımcıya sermaye piyasasında ne yaşatıldı?
Bazı fonlar ödeme yükümlülüklerini yerine getiremedi.
BIST 100 bir günde %5'ten fazla düştü.
Merkez Bankası repo fonlamasını 300 milyar TL'ye yükseltti.
Bankaların, bankalar arası para piyasası borçlanma limitleri 10 kat artırıldı.
Bunlar sıradan bir “birkaç fon sorun yaşadı” hikayesinin görüntüleri değil.
"SORU İŞARETLERİ BU KRİZDEN ÖNCE DE VARDI"
7) Üstelik uluslararası yatırımcıların Türkiye borsasına ilişkin soru işaretleri bu krizden önce de vardı.
MSCI, Haziran ayında Türkiye hisse piyasasında pay sahipliği şeffaflığı ve koordineli işlemler konusunda endişelerini dile getirmiş, yeterli reform yapılmazsa Türkiye piyasasının değerlendirilmesinin yeniden ele alınabileceğini belirtmişti.
Şimdi üzerine on milyarlarca dolarlık fon krizi geldi.
Bunun sermaye piyasasının uluslararası itibarı açısından maliyetini küçümsemek mümkün değil.
8) World Justice Project'in 2025 Hukukun Üstünlüğü çalışması da Türkiye'de yargının yürütmeyi sınırlaması, yargı üzerindeki uygunsuz kamu etkisi ve sivil adalet gibi alanlarda gerileme kaydediyor.
Yani sorun yalnız ekonomi değil.
Hukuka, kurumlara ve piyasaya güven birbirine bağlı.
Sermaye piyasasının temel hammaddesi paradır sanılıyor.
Hayır.
Sermaye piyasasının temel hammaddesi güvendir.
Para güvenin arkasından gelir.
9) Türkiye'nin artık önünde çok ağır bir bilanço var:
Yolsuzluk algısında 124/182.
Gelirin %53'ü en zengin %10'a gidiyor.
Servetin %68'i en zengin %10'un elinde.
Gelir eşitsizliği OECD ortalamasının belirgin üzerinde.
Uluslararası yatırımcılar borsadaki şeffaflık ve işlem pratiklerini sorguluyor.
Ve şimdi 131 fon tasfiye ediliyor.
"TÜRKİYE'NİN İHTİYACI ŞEFFAFLIK"
10) Türkiye'de yatırımcı parasını hangi kuruma, hangi denetime, hangi kurala güvenerek yatıracak?
Bir ülkede insanlar enflasyona karşı parasını koruyacağına, piyasada kuralların herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını düşünmeye başlıyorsa sorun artık finansal değil, kurumsaldır.
11) Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir hikaye değil, şeffaflıktır.
Hesap verebilirlik.
Bağımsız ve zamanında denetim.
Herkes için aynı kural.
Çünkü bunlar yoksa yabancı yatırımcı da yerli yatırımcı da aynı soruyu sorar:
“Ben paramı neden bu piyasaya yatırayım?"





