Türk Tabipleri Birliği (TTB), İstanbul Tabip Odası (İTO), İstanbul Diş Hekimleri Odası (İTO) ve hekim dernekleri Kadıköy İskele'de mesleki bağımsızlıklarını tehdit eden gelişmelere karşı açıklama yaptı. Açıklamada "Yıllık harç uygulaması, özellikle küçük sermayeli hekim işletmelerini hedef almakta, diş hekimleri ve veteriner hekimleri de kapsamaktadır" denildi. Açıklamada ayrıca, "Sözleşme ve kota kısıtlamaları özellikle cerrahi branşlarda hekimleri fiilen özel muayenehane çalıştıramaz duruma getirmektedir. Sözleşme yapacak hastane kalmadığı için hekimler muayenehane açamayacak, olanlar kapatmak zorunda kalacaktır. Bu düzenlemeler hekimlerin değil özel hastane sahiplerinin çıkarınadır. Zira getirilen sınırlamalar özel hastane sahipleri karşısında hekimlerin emeğinin değerini belirleyebilme gücünü ortadan kaldırmakta, koşulları belirleme inisiyatifi özel hastane sahiplerine geçmektedir" ifadelerine yer verildi.
Hekimler sorunlarını, mesleklerinin bağımsızlığını tehdit eden düzenlemelere karşı Kadıköy İstele'de bir eylem yaptı. TTB Merkez Konseyi Başkanı Alpay Azap, TTB Merkez Konseyi 2’inci Başkanı Pınar Saip, İstanbul Tabip Odası Başkanı Osman Küçükosmanoğlu, İstanbul Dişhekimleri Odası Genel Sekreteri Aret Karabulut, Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Ejder Akgün Yıldırım, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Dernegi adına Ömer Faruk Erin, Türk Toraks Derneği adına Osman Elbek, Muayenehaneler Derneği adına Çetin Duygu, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği adına Selçuk Söylemez, Antalya Tabip Odası’ndan Güray Ünlü ile stajyer hekimlerin de katıldığı eylemde "Yıllık harç uygulaması, özellikle küçük sermayeli hekim işletmelerini hedef almakta, diş hekimleri ve veteriner hekimleri de kapsamaktadır" denildi. “Patronlara köle olmayacağız”, “Bakan elini cebimizden çek”, "AKP sağlığa zararlıdır", " Haraca, kotaya, USHAŞ'a hayır" sloganlarının atıldıdığı eylemde TTB Özel Hekimlik Kolu Başkanı Dr. Güray Kılıç tarafından okunan "Bağımsız Hekimlik Yapmak İstiyoruz. Emeğimize, Mesleğimize, Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz. Serbet Çalışma Hakkımızı Savunuyoruz" başlıklı açıklamada şu görüşler dile getirildi:
"Tüm hekimler, art arda getirilen mali ve idari yüklerle mesleklerini bağımsız biçimde sürdüremez hale getirilmektedir"
"Hekimlik, eski çağlardan beri topluma karşı sorumluluğa dayanan, bilimsel özerklik gerektiren ve güven üzerine kurulu bir meslektir. Hekimin asli yükümlülüğü hastasının iyiliği için çalışırken sermayeye, ticari ilişkilere veya otoriteye değil etik ve bilimsel ilkelere bağlı kalmaktır. Her tür güç odağından bağımsızlık, hekimlik mesleğinin ön koşuludur. Bağımsızlığın ortadan kalktığı yerde hekimlik, kamusal niteliğini yitirir ve piyasa ilişkilerinin sıradan bir unsuru haline gelir. Bugün sağlık alanında yapılan düzenlemeler, hekimlerin serbest çalışma hakkını ve mesleki bağımsızlığını sistemli biçimde ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Muayenehane hekimleri başta olmak üzere serbest çalışan tüm hekimler, art arda getirilen mali ve idari yüklerle mesleklerini bağımsız biçimde sürdüremez hale getirilmektedir.
"Yıllık harç uygulaması, özellikle küçük sermayeli hekim işletmelerini hedef almakta, diş hekimleri ve veteriner hekimleri de kapsamaktadır"
Hekimlerin bağımsız çalışma maliyeti giderek yükselmektedir: Şimdiye kadar yalnızca açılışta bir kez alınan ruhsat ve muayenehane uygunluk belgesi harçları, 1 Ocak 2026 itibarıyla muayenehane hekimleri için 40.000 TL; poliklinik ve tıp merkezleri için 60.000–100.000 TL olmak üzere yıllık hale getirilmiştir. Bu tutarların her yıl yeniden değerleme oranında artırılacağı bildirilmiştir. İktidarın kamu bütçesindeki çöküşü, sermayeyi, çok kazananı vergilendirmek yerine vatandaşlardan topladığı vergi, harç ve cezaları artırarak durdurma isteğinin bir göstergesi olan yıllık harç uygulaması, özellikle küçük sermayeli hekim işletmelerini hedef almakta, diş hekimleri ve veteriner hekimleri de kapsamaktadır. Pek çok yerde vergi daireleri hekimlere uyarı yazıları göndererek tahsilâta başlamıştır.
Ayrıca hekimlere, uluslararası sağlık turizmi kapsamında yabancı hasta tedavi edebilmeleri için USHAŞ adlı atipik bir kamu iktisadi teşekkülünden yıllık 120.000 TL harç karşılığında yetki belgesi alma zorunluluğu getirilmiştir. Hekimlik yapabilmek için tıp diploması ve uzmanlık belgesi yeterli görülmemekte, ayrıca bir kamu kuruluşuna her yıl ödeme yapmak zorunlu hale getirilmektedir. Hekimler açısından gurur kırıcı bu durum adeta simsarlık yaparcasına çalışan kamu kurumu açısından ise piyasa aktörü haline gelerek kamusal niteliğini kaybetmek, itibarsızlaşmak anlamına gelmektedir.
"Danıştay İdari Dava Dairleri Kurulu’nun iptal kararı, hekimlerin mesleki bağımsızlığına yönelik en ağır yargı müdahalelerinden biri olarak tarihe geçmiştir"
Bağımsız çalışma fiilen engellenmektedir: Sağlık Bakanlığı 2023 Ocak ayında yaptığı yönetmelik değişikliği ile muayenehane hekimlerine özel hastanelerde hastalarını tedavi edebilmeleri için özel hastanelerle yapılacak sözleşmeler üzerinden bazı kısıtlamalar getirmiştir. Buna göre 7 Ocak 2023 tarihinden sonra muayenehane açan bir hekim özel hastaneyle, o hastanede kendi branşından hekim olmak koşulu ile sözleşme yapabiliyor. İkinci bir hekimin aynı hastane ile sözleşme imzalaması için altı kadrolu branş hekimi gerekiyor ki özel hastanelerde aynı branşta bu sayıda hekim olmadığından bu pek mümkün olmuyor. Bu şekilde kadro sayısına göre sözleşme sınırı ve kota uygulaması getiren yönetmeliğe karşı açılan davalarda Danıştay 10. Dairesi; 'davalı idareye (Sağlık Bakanlığı) tanınan takdir yetkisinin hukukun genel ilkelerine, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıldığından söz edilemeyeceği' gerekçesiyle iptal kararı vermiştir. Ancak temyiz üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla bu düzenleme 26 Aralık 2025’te kesinleşmiştir. Danıştay İdari Dava Dairleri Kurulu’nun bu kararı, hekimlerin mesleki bağımsızlığına yönelik en ağır yargı müdahalelerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
"Sözleşme ve kota kısıtlamaları özellikle cerrahi branşlarda hekimleri fiilen özel muayenehane çalıştıramaz duruma getirmektedir"
Sözleşme ve kota kısıtlamaları özellikle cerrahi branşlarda hekimleri fiilen özel muayenehane çalıştıramaz duruma getirmektedir. Sözleşme yapacak hastane kalmadığı için hekimler muayenehane açamayacak, olanlar kapatmak zorunda kalacaktır. Bu düzenlemeler hekimlerin değil özel hastane sahiplerinin çıkarınadır. Zira getirilen sınırlamalar özel hastane sahipleri karşısında hekimlerin emeğinin değerini belirleyebilme gücünü ortadan kaldırmakta, koşulları belirleme inisiyatifi özel hastane sahiplerine geçmektedir. Hastasını takip edecek, ameliyat edecek özel hastane bulamayan çok sayıda serbest hekim muayenehanelerini kapatmak ve özel hastanede hastane sahiplerinin belirleyeceği ücretle çalışmak zorunda kalacaktır. Bu da sadece serbest çalışan hekimlerin değil tüm hekimlerin emeğinin değerini düşürecektir. Tam da bu nedenle getirilen kısıtlamalar yalnızca 10 bin serbest çalışan hekimi değil, tüm hekimleri etkilemektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere getirilen düzenlemelerin amacı sağlık hizmetlerini kamu yararına planlamak değil, hekimleri sağlık sermayesinin ücretli köleleri haline getirmektir"
Düzenlemelerle hastaların hekim seçme özgürlüğünün kısıtlanmakta olduğu, sağlık hizmetine erişimin zorlaştırıldığının da belirtildiği açıklama şöyle devam etti:
"Gelirle hiçbir biçimde orantılı olmayan bu fahiş tazminatlar, hekimleri ya çekinik tıbba zorlamakta ya da meslekten uzaklaşmaya itmektedir"
"Serbest çalışma hakkına fiilen engellenmekte, mesleki özerklik sistematik biçimde tasfiye edilmektedir. Bir diğer önemli sorun olan ve malpraktis olarak bilinen hizmet ilişkili zarar tazminatları nedeniyle de ülkemizde hekimlik giderek yapılamaz hale gelmektedir. Sağlıkta hizmet ilişkili zarar nedeniyle verilen ödenemeyecek düzeyde yüksek tazminatlar hekimler üzerinde ağır bir baskı oluşturmaktadır. Zorunlu mesleki sorumluluk sigortası özellikle kamu dışında çalışan yaklaşık 45 bin hekimi yeterince korumamakta, kusur durumunda tüm yük bireysel olarak hekime yüklenmektedir. Gelirle hiçbir biçimde orantılı olmayan bu fahiş tazminatlar, hekimleri ya çekinik tıbba zorlamakta ya da meslekten uzaklaşmaya itmektedir. Sadece hekimler değil hastalar da bundan zarar görmektedir. Ceza ve tazminat tehdidi nedeniyle gereksiz tetkikler yapılmak zorunda kalınmakta, çekinik tıp uygulamaları yaygınlaşmakta, riskli ancak hayat kurtarıcı işlemler yapmaya çekinen hekimler daha az riskli fakat aynı düzeyde etkili olmayan tedavi yöntemlerine yönelmekte bu da hastaların ihtiyaç duydukları tedavilere hızla ve kolayca ulaşmasını engellemektedir. Yüksek tazminatlar hekimlerin branş seçimlerini bile etkilemekte, beyin cerrahisi, çocuk cerrahisi, kalp damar cerrahisi, çocuk hastalıkları gibi zor ve hastaların hayati riski yüksek branşlar artık tercih edilmemektedir. Yakın gelecekte pek çok branşta hekim açığı olması kaçınılmazdır.
Kamuda olduğu gibi özel sektörde de hekimleri koruyan mekanizmalara ihtiyaç vardır. Sağlık hizmeti kamusal bir faaliyettir. Riskin bireyselleştirilmesi kabul edilemez. Sağlık hizmeti ciddi alt yapı ekipman ve ekip gerektiren karmaşık bir hizmettir. Çalışma koşullarındaki, ekip ve ekipmanlardaki eksiklerden kaynaklanan kusurlar tek başına hekimlere yüklenemez. Bireysel mesleki sorumluluk sigortası da çözüm değildir. Hekimlerin mesleklerini tıbbın gerekleri doğrultusunda güvenle yapabilmeleri, hastaların uğradığı zararın da hızla karşılanabilmesi için kamusal bir sigorta fonu oluşturulmalıdır.Özel sağlık sektöründe ücretli olarak ya da muayenehanesinde, laboratuvarında, görüntüleme merkezinde serbest çalışan hekimlere yönelik bu düzenlemeler mesleğimizi fiilen yapılamaz hale getirmektedir. Serbest meslek hakkının ve mesleki bağımsızlığın kısıtlanması yalnızca bugün muayenehanesi olan hekimleri değil, kamuda veya özel sektörde ücretli çalışan tüm hekimleri ve geleceğin hekimlerini de doğrudan ilgilendirmektedir. Bugün serbest çalışan hekimlerin haklarını elinden alan uygulamalar, zaten zorlu koşullarda çalışan her branş ve kurumdan hekimlerin haklarını da tehdit etmektedir"
Alpay Azap: Geçen hafta bu meydanda aile hekimi arkadaşlarımız vardı. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde ne kadar zorlandıklarını, iyi hekimlik yapma koşullarının giderek nasıl ellerinden alındığını anlatmak için buradaydılar. Bugün biz burada, özel hekimlik yapan meslektaşlarımızla, diş hekimi arkadaşlarıımızla buradayız, aynı şeyi söylüyoruz. Bu ülkede hekimlerin halka nitelikli bir sağlık hizmeti vermesi için gerekli koşullar giderek ortadan kaldırılıyor. Bizler işimizi yapamıyoruz.
Hekimlerin açıklaması şu taleplerle sona erdi:
"Bu nedenle tüm hekimler hep birlikte örgütlü olarak bu kısıtlamalara karşı sesimizi yükseltiyor ve bir kez daha hatırlatıyoruz:
Hizmet kusurundan doğan zararlara karşılık mahkemelerce karar verilen ödenmesi imkânsız fahiş tazminatlar
Serbest çalışan hekimlere getirilen kota ve kadro kısıtlamaları ve yıllık ruhsat harcı ödemeleri
Sağlık hizmet ortamlarında yaşanan şiddet olayları
Kamu sağlık kurumlarında 5 dakikada bir hasta bakma baskısı
Aile hekimlerine getirilen negatif performans cezaları ve eziyet yönetmeliği
Yine kamuda verdiğimiz hizmetin değerine değil sayısına göre ödenen, emekliliğe yansımayan, hastalık ve benzeri nedenlerle çalışamadığımızda kesilen yetersiz ücretler.
Biz hekimlerin ve diş hekimlerinin çalışma şevkini kırmakta, mesleğimizi bilimsel kurallara uygun ve nitelikli biçimde icra etmemizi engellemektedir. Kamu idaresinden talebimiz; hekimlerin çalışma şevkini kıran, çalışma özgürlüğünü kısıtlayan, mesleki bağımsızlığı ortadan kaldıran, halkın nitelikli sağlık hizmetine erişimini zorlaştıran bu düzenlemelerin geri çekilmesidir. Bu uygulamalar sona erene kadar hukuki, mesleki ve örgütsel mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. Halkımıza daha iyi sağlık hizmeti verebilmemiz için biz hekimlerin bu haklı talepleri dikkate alınmalıdır"
TTB Başkanı Alpay Azap da "Tek bir isteğimiz var hekimler olarak, etik ve bilimsel değerler doğrultusunda mesleğimizi özgürce yapabilmek" dedi. Azap şunları söyledi:
"Böyle hakkımızı aramak, mesleğimizi savunmak için alanlarda olmaktan mutlu değiliz"
"Ama bunun ne yazık ki engellendiğini görüyoruz. Bizler sürekli böyle hakkımızı aramak, mesleğimizi savunmak için alanlarda olmaktan mutlu değiliz. Mesleğimizi savunmak zorunda kalmaktan dolayı aslında son derece üzgünüz. Bundan üzüntü duyması gereken asıl kişiler ne yazık ki ülkeyi yönetenler. Oysa onların umurunda olmuyor. Vatandaşlarımız giderek daha az ve zor biçimde sağlığa ulaşacaklar. Sadece kendimiz için değil, vatandaşlarımız için de bu mesleği savunuyoruz.
"Patronlara köle olmamız isteniyor"
Burada toplanmamıza sebep olan uygulamalar özel çalışan, emeğiyle parasını kazanan hekimlerin çalışma koşullarını fiilen kısıtlayan, onları bu işi daha fazla yapamayacak hale getiren bir dizi düzenlemeyle ilgili. Özel hastanelerle çalışmalarına kotalar getirildi. Takip ettikleri hastalarını, özel hastanelere götürüp ameliyatlarını yapamaz, doğumlarını yapamaz, onları sağlığına kavuşturamaz hale geldiler. Patronlara köle olmamız isteniyor. Hastasını tedavi edecek bir hastane bulamayan hekim arkadaşlarımız ne yazık ki kendi ofislerini, muayenehanelerini kapatmak zorunda kalacak ve özel hastanelerde ücretli olarak çalışmaktan başka seçenek bulamayacaklar. Böyle olunca da kendi emeklerinin değerini kendileri belirleyemeyecek özel hastane sahiplerinin, yöneticilerinin insafına terk edilmiş olacaklar.
"Bu mücadele sadece hekimliğin iyi yapılabilmesi için değil, aynı zamanda halkımızın daha iyi bir sağlık hizmeti alabilmesi için verilen bir mücadeledir"
Biz burada hekim emeğine sahip çıkmak için de sesimizi yükseltiyoruz. Tüm yapılan bu uygulamalar aslında genel anlamda hekimliğin değerini, hekim emeğinin değerini düşürüyor. O nedenle hep birlikte bütün hekimler olarak, diş hekimleri olarak bunun karşısındayız ve bu düzenlemeler geri alınana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bu mücadele sadece hekimliğin iyi yapılabilmesi için değil, aynı zamanda halkımızın daha iyi bir sağlık hizmeti alabilmesi için verilen bir mücadeledir. O yüzden halkımızı da bu konuda dikkatli olmaya, biz hekimlerin söylediklerine kulak vermeye ve bizim bu haklı taleplerimize destek olmaya çağırıyoruz. Çünkü, eğer biz iyi hekimlik yapamazsak halkımız da sağlıklı olamaz."