Adalet Bakanlığı’nın faili meçhul cinayetler ve kamuoyunda tartışma yaratan şüpheli ölüm dosyalarını yeniden incelemeye aldığı süreçte, 2009 yılında yaşamını yitiren eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın dosyası da yeniden gündeme geldi.

O dönem Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararına yapılan aile itirazını inceleyen ve soruşturmanın genişletilmesine hükmeden eski Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, katıldığı Koza TV yayınında dosyaya ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Kaçmaz, ilk soruşturmanın birçok yönüyle eksik yürütüldüğünü savunurken, dosyadaki bazı delillerin ölümün intihar mı yoksa cinayet mi olduğu sorusunu tam anlamıyla aydınlatmaya yetmediğini ifade etti.

"TAKİPSİZLİK KARARINI KALDIRDIM"

Kaçmaz, Behçet Oktay’ın ailesinin yaptığı itiraz üzerine dosyanın önüne geldiğini belirterek, soruşturma dosyasını ayrıntılı biçimde incelediğini söyledi.

İlk soruşturmanın yeterli yapılmadığı kanaatine vardığını ifade eden Kaçmaz, bu nedenle takipsizlik kararını kaldırdığını ve soruşturmanın genişletilmesine karar verdiğini anlattı.

Kaçmaz, olay yerinde yeniden inceleme yapılmasını, çelişkili tanık ifadelerinin giderilmesini ve eksik görülen delillerin tamamlanmasını istediğini belirterek, bu süreç sonunda iddianame hazırlanmasının önünün açıldığını dile getirdi.

DÖRT BAŞLIKTA DİKKAT ÇEKEN ÇELİŞKİLER

Programda konuşan Kaçmaz, ilk soruşturmada yeterince araştırılmadığını savunduğu dört temel noktaya dikkat çekti.

İlk olarak otopsi bulgularını değerlendiren Kaçmaz, Behçet Oktay’ın vücudunda çeşitli travma izleri bulunduğunu, kaburgalarındaki çok sayıda kırığın yalnızca kalp masajıyla açıklanmasının yeterli olmadığını savundu. Bu nedenle olay öncesinde bir boğuşma yaşanıp yaşanmadığının ayrıntılı biçimde araştırılması gerektiğini söyledi.

İkinci olarak silah ve kriminal incelemelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kaçmaz, Oktay’ın solak olmasına rağmen olayın sağ elle ateş edilmiş gibi kayıtlara geçtiğini öne sürdü. Ayrıca olay sırasında yanında bulunan Halil Kesici’nin elinde de barut izi tespit edildiğini belirterek bu bulgunun soruşturma kapsamında yeterince değerlendirilmediğini iddia etti.

Üçüncü başlıkta olay yeri incelemesine değinen Kaçmaz, olay yerinin kısa sürede boşaltıldığını, delil güvenliğinin sağlanması konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu ileri sürdü. Behçet Oktay’a ait cep telefonunun kaybolduğunu, daha sonra farklı noktalardan sinyal verdiğinin tespit edildiğini söyleyen Kaçmaz, bu durumun ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğini ifade etti.

Son olarak bürokratik sürece işaret eden Kaçmaz, Ankara’da üst düzey bir emniyet yöneticisinin şüpheli ölümü yaşanmasına rağmen dönemin mülki idare ve emniyet yöneticilerinin olay yerine gitmediğini belirterek, dosyanın kısa sürede “intihar” değerlendirmesiyle sonuçlandırılmaya çalışıldığını öne sürdü.

"FETÖ İTİRAFÇILARI YENİDEN DİNLENMELİ"

Kaçmaz, Behçet Oktay’ın görev yaptığı dönemde Özel Harekât Dairesi’nde FETÖ yapılanmasına karşı tavır aldığı ve Ergenekon soruşturmaları sürecinde kayıp silah ve mühimmat iddialarına ilişkin rapor hazırladığı yönündeki iddiaları da hatırlattı.

Bu nedenle dosyanın yeniden ele alınmasının önemli olduğunu belirten Kaçmaz, FETÖ soruşturmaları kapsamında itirafçı olan dönemin emniyet mensupları ile yargı görevlilerinin Behçet Oktay dosyası özelinde yeniden ifadelerinin alınması gerektiğini söyledi.

DOSYANIN YENİDEN İNCELENMESİ BEKLENİYOR

Adalet Bakanlığı’nın faili meçhul ve kamuoyunda tartışma yaratan dosyaların yeniden değerlendirilmesine yönelik çalışmaları kapsamında Behçet Oktay dosyasının da yeniden incelenmesi bekleniyor.

Dosyanın yeniden açılması halinde, yıllardır kamuoyunda tartışılan olayın tüm yönleriyle araştırılması, eksik kaldığı öne sürülen delillerin yeniden değerlendirilmesi ve yeni tanık ya da ifadelerin soruşturma dosyasına eklenmesi ihtimali bulunuyor.

NE OLMUŞTU?

Behçet Oktay; 25 Şubat 2009'da, Dikmen Keklikpınarı Caddesi yakınlarında park halindeki aracında aldığı ateşli silah yaralanmasının ardından, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Gazi Üniversitesi Hastanesi'nde hayatını kaybetmişti.

Oktay'ın ölümünün ardından gündeme gelen "cinayet" iddiaları üzerine soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Yalçın, ''başka birinin kastının ve katılımının bulunmadığı ve olayın, Oktay'ın kendi eylemi sonucu meydana geldiği'' gerekçesiyle takipsizlik kararı vermişti.

MGK toplandı: Gündemde kritik başlıklar var
MGK toplandı: Gündemde kritik başlıklar var
İçeriği Görüntüle

Oktay'ın ailesinin itirazı üzerine dosya, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gitti. Mahkeme ''takipsizlik'' kararını kaldırarak, olayla ilgili dava açılması gerektiğini belirtmişti.

Bunun ardından dosyaya bakan Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Düzgün, Oktay'ın ölümü sırasında yanında bulunan H.K. hakkında ''adam öldürmek'' ve ''6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet'' suçlamasıyla iddianame düzenlenmişti.

Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada H.K.'nın beraat etmesiyle, Oktay'ın ölümü sır olarak kalmaya devam etti.