Oyuncu ve yönetmen Müfit Can Saçıntı, temmuz ayında Akşehir’de düzenlenen Nasreddin Hoca Şenliği’nde yaptığı “kayyum” esprisi nedeniyle hakkında yapılan suç duyurusu kapsamında ifadeye çağrıldı. Saçıntı, adli işlemler sonrasında ifadesini kamuoyuyla paylaştı. Saçıntı, "Hukuki bir savunma yapmayacağım. Hukuki boyutunu sayın savcıya, dava açılırsa sayın hakime, tarih nezdinde de halkımızın, milletimizin takdirine bırakıyorum" dedi.
Saçıntı'nın paylaştığı ifadesi şöyle:
"1990 yılından beri, yani 36 yıldır, mizah benim mesleğim.
Toplam 10 yıl boyunca Olacak O Kadar programının yazarlardan biriydim.
Sayın Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı sıfatıyla gelip, sosyal siyasal taşlamalar içeren Üç Baba Hasan isimli oyunu izleyip alkışladığında oradaydım. Çünkü yazarlarından biriydim.
36 yıldır Hiçbir esprim, şakam hakkında suç duyurusunda bulunulmadı.
Dolayısıyla bugüne kadar ifade vermek zorunda kalmadım. Bu yüzden şaşkınım.
Nasreddin Hoca şenlikleri 65 yıldır yapılıyor. 65 yıldır hiçbir Temsili Nasreddin Hoca hakkında dava açılmamış suç duyurusunda bulunulmamış.
Bu sene temsili Nasreddin Hoca seçilince gurur duydum. Nasreddin Hoca’ya ve torunlarına layık olmaya çalıştım.
Zira Nasreddin Hoca’dan Neyzen Tevfik’e,
Karagöz’den Ziya Paşa’ya Anadolu mizahı, sosyal içeriklidir.
Toplumsal Meselelerle ilgilidir. Nasreddin Hoca’nın sosyal mesaj içermeyen hiçbir fıkrası bugüne taşınmamıştır.
Bizim mizahımızı,
hiçbir mesaj kaygısı içermeyen vodvil, fars, clown gibi dış mihraklı mizahtan ayıran budur. Sosyal, siyasal içerikli mizahı eleştirmek, en hafif tabirle yerli ve milli bir tavır değildir.
Bu nedenle şenliklerin açılışında, Nasreddin Hoca’ya layık bir konuşma yaptım.
Bir kişi hariç bütün halkın ve hazirunun gülüp alkışladığı video kayıtlarıyla sabittir.
Mizahçıların en büyük kabusu esprisini, şakasını açıklamak zorunda kalmaktır.
Bu nedenlerle şakamı açıklamayı, savunmayı, zul ve zulüm sayarım.
Müştekiyi tanımam.
Orada görmedim, herhangi bir şekilde muhatap olmadım. Yerel basından okuduğuma göre yaptığım espriyle “Muhatapları rencide ettiğimi beyan etmiş.”
Ben “ Nasreddin Hocan’nın eşeğine kayyum atandım” dedim.
Bu cümlede muhattabım eşşektir.
Müşteki eşşeği rencide ettiğimi mi düşünmektedir.
Avukat olduğunu öğrendiğim müşteki, eşeğin manevi ve mecazi avukatlığına mı soyunmuştur.
Bu konuda ifadesine başvurulmasın temenni ediyorum.
Şaka yapmıyorum. Temsil Nasreddin Hoca olma teklifi geldikten sonra, eşeğin yükünü azaltmak için tam 8 kilo verdim. Bir hayvan ve eşşeksever olarak eşeği rencide etmemeye özen gösterdim.
Bu konuyla, emniyetin ve adli makamların ciddi gündemini ve Ciddi dertlerle muhattap olan kamuoyunu meşgul ettiğim için, varsa kusurum kendi payıma özür dilerim.
Başka sözüm yoktur.
Hukuki bir savunma yapmayacağım.
Hukuki boyutunu sayın savcıya, dava açılırsa sayın hakime, tarih nezdinde de
halkımızın, milletimizin takdirine bırakıyorum.
Başka diyeceğim yoktur."
NE OLMUŞTU?
Saçıntı, 5-20 Temmuz tarihleri arasında Akşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Nasreddin Hoca Şenliği’nde temsili Nasreddin Hoca olarak yer almıştı.
Geleneksel maya çalma töreni sırasında konuşan Saçıntı, kayyum uygulamalarına gönderme yaparak, “Bugün nasip oldu, Nasreddin Hoca’nın eşeğine kayyum olarak atandım” demişti.
Saçıntı, “kayyum” kavramını yabancı katılımcılara nasıl anlattığını ise şu sözlerle aktarmıştı:
“Kardeşim sen birini sevdin, o da seni sevdi, evlendiniz... Gerdek sabahı bir uyanıyorsun, eşinin yerinde bir Mahmut var. O Mahmut’a kayyum diyoruz, ne diyelim.”
Saçıntı’nın sözlerinin ardından AKP Konya Milletvekili Mehmet Baykan etkinlik alanını terk etmiş, “Bizim için Nasreddin Hoca gülmecedir, derstir ama siyaset değildir” açıklamasını yapmıştı. Baykan daha sonra sosyal medya hesabından da Saçıntı’nın ifadelerinin “temsili Nasreddin Hoca rolüne uygun olmadığını” savunmuştu.




