O’nsuz Çankaya…

Türkiye Büyük Millet Meclisine, Gazi’nin ebedî istirahatgâhına ve demokrasinin nice sembolüne ev sahipliği yapan Çankaya’da bugünlerde demokrasi adına düşündürücü bir tabloyla karşı karşıyayız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti Çankaya’nın belediye başkanı Hüseyin Can Güner, 66 gündür hizmet ettiği şehirden, ailesinden ve sevdiklerinden kilometrelerce uzakta.

Sizlere Hüseyin Can Güner’in Çankaya’ya kazandırdıklarından kısaca bahsetmek istiyorum.

Bir Çankayalı olarak bu kentte yapılan hizmetlerden onur ve gurur duyuyorum.

Hüseyin Can Güner Çankaya’ya neler kazandırdı, biliyor musunuz?

Yıllardır tamamlanmayı bekleyen, adeta bir harabeye dönüşen Atatürk Sanat Merkezi’ni tamamladı ve Ankaralıların hizmetine açtı.

Ankara’nın ilklerine imza attı.

Ankara’nın ilk gece kreşini açtı. Gece çalışan aileler, çocuklarını güvenle belediyeye emanet edebildi.

Ankara’nın ilk Kent Lokantası’nı açtı. Yurttaşlar uygun fiyatlarla sağlıklı yemeklere ulaşabildi.

“Vatandaş 300 TL’ye kahve içmeyecek.” dedi. 7 Çankafe açtı. Kahve zincirlerinde 300 TL’ye satılan ürünleri 70 TL’ye yurttaşlarla buluşturdu.

Emekliler bu memleket için yıllarca alın teri döktü. “Hizmet en çok onların hakkı.” dedi. İçerisinde amfi tiyatroların, bostanların ve spor alanlarının bulunduğu; yiyecek ve içeceklerin ücretsiz sunulduğu emekli lokallerini hizmete açtı.

Ve daha burada sayamadığım nice eseri, yalnızca iki yılda Çankaya’ya kazandırdı.

Şimdi siz de diyorsunuzdur:

Bu kadar çalışan, ilklere imza atan, Çankaya’nın çehresini değiştiren Hüseyin Can Güner nasıl takdir edildi?

Cevabı gerçekten çok ağır.

Cezaeviyle ödüllendirildi.

Evet, tablo tam olarak bu.

Çankaya’ya bu kadar eser kazandıran Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, şu anda Kırşehir Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde.

Ben hâlâ inanamıyorum.

Ne akla sığıyor, ne mantığa, ne hukuka…

Hepsinden ötesi, vicdana sığmıyor.

İşte bugün O’nsuz Çankaya’yı konuşuyoruz.

Sokakları aynı, meydanları aynı, binaları aynı Çankaya’nın…

Ama bir şey eksik.

Çankayalıların her zaman dertlerine derman olan, sokaklarını adım adım gezen, daima tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunan Hüseyin Can Güner, bugün Çankayalıların arasında değil.

Ve insanın aklına tek bir soru geliyor:

Çankayalılar için gecesini gündüzüne katıp, ailesini yalnızca pazar günleri görebilecek kadar yoğun çalışan Hüseyin Can Güner’in hak ettiği bu mu?

Ben hâlâ bu sorunun cevabını bulamıyorum.

Bulabilen varsa, bize de anlatsın.

Çünkü bu hikâyenin en ağır tarafı yalnızca bir belediye başkanının tutuklu olması değil.

Asıl mesele, Çankayalıların sandıkta ortaya koyduğu iradenin bugün nerede olduğudur.

Ve ben hâlâ aynı yerdeyim:

Ne akla sığıyor, ne mantığa, ne hukuka…

Hepsinden ötesi, vicdana sığmıyor.

Vicdana…