Son yıllarda dünya genelinde giderek popülerleşen “Ölüm Kahvesi” buluşmaları, ölüm üzerine derinlemesine sohbetler yapılmasını sağlıyor. Katılımcılar, bu etkinliklerde ölüm konusunu daha az tabu hâline getirmeyi ve yaşamı daha bilinçli değerlendirmeyi amaçlıyor.
Axios’un aktardığına göre, Ölüm Kahvesi fikri ilk olarak 2011 yılında Londra’da ortaya çıktı. O tarihten itibaren konsept hızla yayıldı ve bugün dünyanın pek çok ülkesinde düzenleniyor. Yalnızca ABD’de 11 binden fazla grup bu etkinlikleri sürdürüyor.
BULUŞMALAR NASIL GERÇEKLEŞİYOR?
Etkinliklerde katılımcılar önce kendilerini tanıtıyor ve bu buluşmaya gelme nedenlerini paylaşıyor. Ardından sohbetler, ölüm, fanilik ve defin seçenekleri gibi başlıklar etrafında şekilleniyor.
Katılımcılardan Aly Leija, bu ortamı “ölüm hakkında somut, gerçek ve dürüst bir konuşma fırsatı sunuyor” sözleriyle özetliyor.
TERAPİ DEĞİL, PAYLAŞIM ALANI
Ölüm Kahvesi, yas grubu veya terapi seansı olarak nitelendirilmiyor. Aynı şekilde dini veya spiritüel bir amaç gütmüyor.
Bir “ölüm danışmanı” olan Leija, ölüm üzerine konuşmanın insanlara hayatın değerini hatırlattığını belirtiyor. Leija, “İnsanlar ‘sadece bir kez yaşarsın’ der ama ben ‘sadece bir kez ölürsün, her gün yaşarsın’ demeyi tercih ediyorum” diyerek, sohbetlerin yaşamı daha bilinçli sürdürmeye katkı sağladığını vurguluyor.