İstanbul Esenyurt’ta evinde giderken darp edilerek öldürülen gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması öncesi avukatları açıklama yaptı. Tosun’un avukatları tarafından yapılan açıklamada, davanın yalnızca bir ceza yargılaması olmadığı vurgulandı.
Açıklamada, Tosun’un gazeteciliğinin yanı sıra çevre ve yaşam hakkı mücadelesinin bir parçası olduğu hatırlatılarak, yargılamanın yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve çevre hakkı kesişiminde yer aldığı ifade edildi: “Hakan Tosun’un yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda çevre hakkını ve yaşam alanlarını savunan bir mücadelenin parçası olduğu gözetildiğinde; söz konusu yargılamanın sıradan bir ceza yargılaması olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu dava, yaşam hakkı, ifade özgürlüğü ve çevre hakkı kesişiminde yer alan ve kamuoyunun yakından takip ettiği, toplumsal yönü ağır basan bir yargılama niteliği taşımaktadır.”
“DURUŞMA SALONU YETERSİZ”
Dava dosyasındaki bulgular ve olayın niteliğine ilişkin tartışmaların kamuoyunda geniş yankı uyandırdığı belirtilen açıklamada, çok sayıda avukat, milletvekili, baro temsilcisi, gazeteci ve sivil toplum örgütü temsilcisinin duruşmayı takip edeceği kaydedildi.
Ancak mevcut duruşma salonunun yalnızca 30 kişilik kapasiteye sahip olduğuna dikkat çekilerek, bu durumun ciddi bir fiziki yetersizlik yaratacağı vurgulandı.
Açıklamada şöyle denildi:
“Hakan Tosun’un avukatları olarak, 31.03.2026 tarihli fiziki yeterliliğe sahip bir duruşma salonu tahsis edilmesine yönelik talebimiz bugüne dek karşılanmamıştır. Duruşmaların aleniyeti, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ile güvence altına alınan bu ilkenin yalnızca teorik olarak değil, fiilen de sağlanması gerekmektedir. Fiziki yetersizlikler nedeniyle duruşmaya erişimin sınırlanması, aleniyet ilkesinin ihlali anlamına geleceği gibi; taraf vekillerinin duruşmaya etkin katılımını engelleyerek savunma hakkını da zedeleyecektir. Bununla birlikte, sınırlı ve yetersiz bir fiziksel ortamda yürütülecek yargılamanın düzen ve güvenlik açısından da ciddi riskler barındıracağı açıktır. Bu nedenlerle, yargılamanın sağlıklı, düzenli ve hukuka uygun şekilde yürütülebilmesi; aleniyet ilkesinin ve adil yargılanma hakkının somut olarak güvence altına alınabilmesi amacıyla, duruşmanın yeterli kapasiteye sahip ve uygun fiziki koşulları haiz bir salonda gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu hususunu davanın selameti için kamuoyu önünde yetkili mercilere yeniden hatırlatırız.”
Duruşma 6 Mayıs çarşamba günü saat 14.00’te Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.