Eğitim

Okula gidecek çocuklarla ilgili çarpıcı 'yoksulluk' araştırması!

Okullar 14 Eylül Pazartesi günü açılacak. Yüz binlerce aile kara kara okul masraflarını nasıl karşılayacağını düşünüyor. Save the Children Türkiye’nin İstanbul, Hatay ve Adıyaman’da yürüttüğü araştırma ise acı tabloyu ortaya koydu. İşte çocukların okuldan bağını koparan nedenler...

Cumhuriyet'te yer alan habere göre; Save the Children Türkiye tarafından İstanbul, Hatay ve Adıyaman’da gerçekleştirilen iki ayrı araştırma, çocukların eğitimden kopuşunun çoğu zaman tek bir nedenden kaynaklanmadığını ortaya koydu. Ekonomik güçlüklerden ulaşım sorunlarına, öğrenme kayıplarından psikososyal problemlere, zorbalıktan sosyal dışlanmaya kadar pek çok faktörün zaman içerisinde çocukların okulla olan bağını zayıflatabildiği belirtildi.

HATAY VE ADIYAMAN’DA EĞİTİMDEN UZAKLAŞMA RİSKİ

“Hatay ve Adıyaman’da Okul Dışı Kalmış ve Okuldan Ayrılma Riski Altındaki Çocuklar Araştırması”, bazı çocuklar ve aileler açısından düzenli eğitim katılımını zorlaştıran sorunların devam ettiğine işaret etti.

Araştırmada, okul masrafları ekonomik engellerin başında gelirken ulaşım giderleri ve okula olan mesafe de çocukların eğitim sürecine katılımını etkileyen faktörler arasında gösterildi. Bunun yanı sıra psikososyal güçlükler, öğrenme kayıpları, mevsimlik tarım işçiliği ve sosyal dışlanmanın da eğitime devamlılık üzerinde etkili olabildiği belirtildi.

Bulgulara göre 14-17 yaş grubundaki çocuklar, eğitimden uzaklaşma açısından daha yüksek risk taşıyan gruplar arasında bulunuyor.

GÜVENLİ OKULUN TEMELİNDE AİDİYET VAR

İstanbul’un Sultanbeyli ve Avcılar ilçelerinde bulunan dört devlet okulunda yürütülen “Güvenli, Kapsayıcı ve Dayanıklı Okullar Araştırması” ise çocukların kendilerini güvende hissetmesinde yalnızca okulun fiziksel koşullarının değil, sosyal ilişkilerin ve aidiyet duygusunun da önemli rol oynadığını ortaya koydu.

Çocuklar, ebeveynler ve öğretmenlerle yapılan çalışmalar, okul ortamındaki güven duygusunun kişiler arasındaki ilişkilerden de etkilendiğini gösterdi. Zorbalık ve ayrımcılığın yanı sıra akran ilişkileri, okula aidiyet ve yetişkinlerin çocukların yaşadığı sorunlara yaklaşımı güvenli okul ortamının önemli unsurları arasında sıralandı.

Araştırmada özellikle zorbalığın, çocukların okula aidiyetini ve eğitimle kurduğu ilişkiyi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekildi.

RİSKLERİN ERKEN BELİRLENMESİ ÖNEMLİ

İki araştırmanın ortak sonuçları, çocukların eğitim hayatını sürdürebilmesi için yalnızca tek bir alana odaklanmak yerine bütüncül destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.

Çocukların eğitimden uzaklaşmasına neden olabilecek risklerin erken dönemde tespit edilmesi, çocukların ve ailelerin ihtiyaçlarına uygun hizmetlere yönlendirilmesi ve ulaşım ya da okul giderleri nedeniyle güçlük yaşayan ailelerin mevcut desteklere daha kolay erişebilmesi gerektiği vurgulandı.

“OKULA DÖNÜŞ EĞİTİM HAKKININ İLK ADIMI”

Save the Children Türkiye Ülke Direktörü Berna Köroğlu, yeni eğitim yılının başlamasıyla çocukların okula dönmesinin önemine dikkat çekerek, eğitime dönüşün tek başına yeterli olmadığını belirtti.

Köroğlu, çocukların okulla bağlarını sürdürebilmesi, öğrenmeye devam edebilmesi ve ihtiyaç duyduklarında uygun desteğe ulaşabilmesi gerektiğini ifade etti. Destekleyici okul ortamlarının oluşturulması için çocukların ihtiyaçlarının erken fark edilmesi ve görüşlerinin süreçlere dahil edilmesinin önem taşıdığını söyledi.

“BİRDEN FAZLA RİSK BİR ARAYA GELEBİLİYOR”

Save the Children Türkiye Eğitim ve Psikososyal Destek Uzmanı Yeşim Hancı Kaya da ekonomik sorunlar, ulaşım güçlükleri, öğrenme kayıpları, psikososyal problemler ve zorbalık gibi etkenlerin zaman içerisinde bir araya gelerek çocukların eğitimden kopma riskini artırabildiğini belirtti.

Kaya, bu nedenle çocukların ve ailelerin ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesi ve eğitim, sosyal hizmetler ile çocuk koruma alanlarında çalışan kurumlar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Güvenli okul ortamının oluşturulmasında çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerini ifade edebilmesinin ve bu görüşlerin dikkate alınmasının da önemli olduğu kaydedildi.