‘Okul Saldırısı’ mı ‘Kültür Sızıntısı’ mı? Nedir bu 'Kültürel Güvenlik'

Çocukları ve gençleri hedef alan bu akımlarla mücadele için bir "kültürel güvenlik müktesebatı" ve devlet politikası oluşturulması gerekiyor.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırıları hakkında, "Gençlerimizin, evlatlarımızın geleceğiyle ilgili çok vahim bir noktada olduğumuzu hepimizin yüzüne büyük bir şamar olarak vuran bir gelişme" değerlendirmesini yaptı.

Kurtulmuş, TBMM bünyesinde "ciddi bir araştırma komisyonu" kurulması için de çağrıda bulunarak şunları söyledi:

"Bazıları 'efendim şunu yapalım bunu yapmayalım, şu demokratik olur bu antidemokratik olur' gibi eleştirilerde bulunabilir ama gençlerimizin ruh sağlığını korumak için, hangi önleyici tedbirler alınacak, hangi özendirici tedbirler alınacak, bunu mutlaka almamız lazım. Yoksa Allah muhafaza bugün bir münferit olay gibi görünen mesele yarın bizi çok daha vahim noktalara sürükleyebilir."

"KÜLTÜREL GÜVENLİK"

Çocukların karıştığı şiddet ve suç vakaları gündeme geldiğinde, eğitim politikaları, medyada şiddetin temsili, çocuklarda internet ve sosyal medya kullanımı gibi konular da doğal olarak kamuoyunda tartışmaya açılıyor.

Eğitimciler, iletişimciler ve pedagoglar ve farklı disiplinlerden uzmanlar çözüm önerilerini sıralıyor. Kültür araştırmacıları ise son yıllarda "kültürel güvenlik" alanına daha fazla dikkat çekiyor...

Ocak ayında, "Yumuşak Güç Kapsamında Kültürün Operatif Kullanımı" başlıklı makale vesilesiyle "kültürel güvenlik" sorununa dikkat çekerek şöyle sormuştuk:

"İnsan davranışlarına yön veren fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçların, arzu ya da isteklerin 'kültür' yoluyla manipüle edilebilmesi hatta deyimi yerindeyse 'hacklenebilir' olması başlı başına bir sorun değil midir?"

"ERKEK ÜSTÜNLÜĞÜ" İDEOLOJİLERİ

Kahramanmaraş'taki okul saldırısını yapan 14 yaşındaki saldırganın, 6 kişiyi öldürerek intihar eden ABD'li Elliot Rodger'ın fotoğrafını profil resmi olarak kullanması, saldırganın "Incel" olarak anılan akımlardan etkilenip etkilenmediği konusunu da gündeme getirdi.

"Incel", İngilizce “involuntarily celibate” (istemsiz olarak bekar) ifadesinin kısaltması...

İnceller, "çirkinlik", "yoksulluk" veya başkaca olumsuz özellikleri nedeniyle romantik ilişkilerden mahrum kaldıklarına inananıyor ve kadınlara karşı düşmanlık besliyorlar.

Incel ideolojilerine karşı savunmasız olan 12-15 yaş arası önemli sayıda genç ergenin bu akımlardan etkilendiği dile getiriliyor. ABD ve Kanada’da "Incel" hareketinin etkisiyle 2014’ten bu yana 50’den can kaybının yaşandığı olay kaydediliyor.

Inceller'e ek olarak "Kadın Avcıları" (PUA), "Kendi Yoluna Giden Erkekler" (MGTOW) ve "Erkek Hakları Aktivistleri" (MRA) gibi "erkek üstünlüğü ideolojisinin" parçası olan pek çok akımın da çocuklar ve gençler arasında yayıldığı düşünülüyor.

Nazizm ve faşizmden de beslenen bu "alternatif sağ" akımların “terörizm” kategorisinde değerlendirilmesi için Kanada ve ABD'de çeşitli girişimler bulunuyor.

"END WOKENESS"

ABD merkezli, "Woke" (duyarlı) kültürüne ve kimlik siyasetlerine karşı çıkan sağcı, kültürel bir tepki hareketi olan “End Wokeness”, Elon Musk gibi figürlerin de desteğini alıyor.

Bu hareket de "Incel" gibi daha radikal sağ ve erkek üstünlüğü akımlarının gelişmesi için bir zemin sunuyor.

"Woke aktivizmi" olarak adlandırılan ve LGBT hareketinden, çevre ve feminist hareketlerine, hayvan hakları savunuculuğuna kadar karikatürize olmuş "hiper-kimlik" siyasetlerine karşı oluşan tepkiler "End Wokeness" ve "Incel" gibi radikal sağcı kanallara akıyor.

Ülkemizde, 4 Ekim 2024'te 19 yaşında iki kadını öldürüp Fatih'te surlardan atlayarak hayatına son veren Semih Çelik vakasıyla gündeme gelen "Inceller", Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan saldırılarla birlikte yeniden karşımızda beliriyor.

ABD'de yapılan araştırmalara göre çok sayıda Incelin kendisini “Müslüman” olarak tanımladığını da belirtmek gerekiyor. Bu bakımdan konuyu "yaşam tarzı" ve sekülerizm bağlamlarında abese indirgemeden ele almak gerekiyor.

Konu oldukça ayrıntılı...

Basit sosyal medya yasakları ya da polisiye tedbirlerin ötesinde, "kültürel güvenlik" konusunda adımlar atılması gerekiyor. Bu noktada, 2003 yılından bu yana müstakil bir Kültür Bakanlığı'na sahip olmadığımızın altını yeniden çizmek lazım.

Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı iş birliğiyle yürütülen ÇEDES Projesi ve "Manevi Danışmanlık"gibi uygulamaların da sorunun çözümü için yeterli olup olmadığı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un çağrısını yaptığı meclis komisyonunun gündemi olacaktır.

Çocukları ve gençleri hedef alan bu akımlarla mücadele için bir "kültürel güvenlik müktesebatı" ve devlet politikası oluşturulması gerekiyor.

Kültürü korumak bir güvenlik meselesidir.

Sinan Acıoğlu
babaocagi.com.tr