Manisa'nın Turgutlu ilçesinde 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından çocukların ateşli silahlara erişimi, akran ilişkileri, aile yapısı, dijital alışkanlıklar ve okulların riskli davranışları erken fark etme kapasitesi yeniden tartışılmaya başlandı.
Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, son dönemdeki okul şiddeti vakalarının bireysel, çevresel ve yapısal nedenleriyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Hürriyet'in aktardığına göre, Armağan, Manisa'daki saldırının "kız meselesi" üzerinden açıklanmasının yetersiz olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Manisa ve daha önce yaşanan vakalara baktığımızda çocuklarda ve hatta özellikle erkek çocuklarda duygu düzenlemeyle ilgili ciddi sorunlar görüyoruz. Erkek çocukların erken yaşta sorumluluk almaya, sosyalleşmeye, gerçek yaşam deneyimleri kazanmaya ve zorluklarla karşılaşarak dayanıklılık geliştirmeye ihtiyaçları var. ‘Kız meselesi' veya başka bir anlaşmazlık bu tür olaylarda ancak tetikleyici olabilir. Asıl bakılması gereken, çocuğun öfkesini ve yaşadığı zor duyguları neden düzenleyemediğidir."
Eğitim sisteminde erkek çocuklarının hareket ihtiyacının da yeterince dikkate alınmadığını savunan Armağan, uzun süre hareketsiz kalmanın bazı çocuklar için öğrenmeyi zorlaştırabileceğini söyledi.
Okullardaki riskli davranışların yalnızca disiplin sorunları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Armağan, sürekli uyuyan, içine kapanan veya kimseyle iletişim kurmayan çocukların da yardım çağrısı veriyor olabileceğine dikkat çekti.
Aile yapısı ve ebeveyn ilişkilerinin de dikkate alınması gerektiğini söyleyen Armağan, çocukların sorumluluk üstlenmesini ve sosyal hayata daha fazla katılmasını sağlayacak ortamların oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Çocuklarda derin bir yalnızlık görüldüğünü belirten Armağan, dijital oyun ve içeriklerin bu boşluğu doldurmasının çocukları gerçek hayattan daha fazla uzaklaştırabildiğini söyledi.
Okullardaki şiddet sorununa yalnızca güvenlik tedbirleriyle yaklaşılmaması gerektiğini savunan Armağan, şu öneride bulundu:
"Birinci derece riskli bir okulun kapısına yalnızca güvenlik görevlisi koymak yetmez. O okulun yanına halı saha, basketbol alanı veya spor salonı yapalım. Çocukların boş zamanlarını değerlendirecekleri etkinlikler oluşturalım. Okulun sosyal hareketliliğini artıralım."



