Dijon kentinde yürütülen arkeolojik kazılarda, Demir Çağı’na ait ezber bozan bir bulguya ulaştı. Bir okulun restorasyon çalışmaları sırasında gün yüzüne çıkarılan 13 mezarda, Galyalıların alışılmışın dışında bir yöntemle, oturur pozisyonda gömüldüğü tespit edildi. Yaklaşık 2 bin 300 yıl öncesine tarihlenen bu gizemli defin biçimi, antik toplulukların dini ve sosyal ritüellerine dair yepyeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Fransa'nın Dijon şehir merkezindeki Joséphine Baker okul grubunda gerçekleştirilen modernizasyon çalışmaları, beklenmedik bir tarihi hazineyi ortaya çıkardı.
Fransız Ulusal Önleyici Arkeolojik Araştırma Enstitüsü (Inrap) tarafından yürütülen kazılarda, bölgenin geçmişine ışık tutan sıra dışı defin alanları bulundu. Yaklaşık bin metrekarelik bir sahada yapılan çalışmalarda, özellikle İkinci Demir Çağı’na ait olduğu belirlenen mezarlar bilim dünyasında heyecan yarattı. Milattan önce 450 ile 25 yılları arasına dayandığı tahmin edilen bu kalıntılar, Galyalıların ölü gömme geleneklerine dair bilinenleri sarsacak nitelikte detaylar barındırıyor.
Kazı alanında tespit edilen 13 farklı mezar, yaklaşık bir metre çapındaki dairesel çukurlardan oluşuyor.
Bu mezarları benzerlerinden ayıran en temel özellik ise içerisindeki bireylerin yerleştirilme biçimi. Arkeologlar, mezarlardaki yetişkinlerin çukurun dibine oturtulmuş, sırtları doğu duvarına yaslanmış ve yüzleri batıya dönük şekilde gömüldüğünü fark etti. Kolların gövde yanında serbest bırakıldığı, bacakların ise bükülü şekilde konumlandırıldığı bu özel duruş, bölge arkeolojisi için oldukça nadir bir örnek teşkil ediyor. Mezarların zamanla aşınmaya uğramasına rağmen, iskeletlerin genel formunun korunmuş olması araştırmacılar için büyük bir avantaj sağlıyor.
Buluntular arasında yer alan siyah taştan yapılmış bir bilezik, mezarların tarihlendirilmesi konusunda kilit bir rol oynadı. Milattan önce 300 ile 200 yılları arasına ait olduğu saptanan bu takı, definlerin Galya dönemine ait olduğunu kesinleştirdi.
Benzer mezar tiplerine daha önce 1990’lı yıllarda kentin farklı bir noktasında rastlanmış olsa da, bu kadar düzenli bir hat üzerinde sıralanmış toplu bir defin alanına ilk kez rastlanıyor. Bu durum, söz konusu yerleşimin o dönemde belirli bir sosyal veya dini hiyerarşiye sahip olabileceğini düşündürüyor.
Sadece antik dönemle sınırlı kalmayan kazı alanı, katmanlar halinde şehrin evrimini de gözler önüne seriyor. Mezarların bulunduğu seviyenin üzerinde, sonraki yüzyıllarda bölgenin uzun süre meyve bahçesi ve tarım alanı olarak kullanıldığına dair izlere rastlandı. 19. yüzyıla gelindiğinde ise alanın üzerine inşa edilen binaların temelleri, modern şehirleşmenin ilk adımlarını temsil ediyor. Bilim insanları, şimdi laboratuvar ortamında yapacakları analizlerle bu 'oturan insanların' biyolojik profillerini, sağlık durumlarını ve neden bu sıra dışı yöntemle sonsuzluğa uğurlandıklarını çözmeye çalışacak.