ABD Başkanı Trump, 28 Şubat’ta başlatılan operasyonlarla İran’ın nükleer programına hızla son vermeyi ve ülke yönetimini değiştirmeyi hedefliyordu. Ancak aradan geçen beş ayda bu hedefler gerçekleşmedi. Haberde, Trump’ın Venezuela’da uyguladığını savunduğu yönetim değişikliği modelinin İran’da da başarılı olacağına başlangıçta güvendiği, ancak ABD istihbaratının Tahran’da benzer bir operasyonun aynı sonucu vermeyeceği değerlendirmesinde bulunduğu aktarıldı.

Analizde, Trump’ın yükselen petrol fiyatlarını ve bunun borsalar üzerindeki etkisini kontrol altına alamadığı belirtildi. Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin kısa süreli toparlanmanın ardından yeniden yavaşladığı, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki geçişin de tehdit altında olduğu kaydedildi.

Trump, İran’ın petrol ihracatında kritik öneme sahip Harg Adası’nı ve zenginleştirilmiş uranyumun tutulduğu yer altı depolarını ele geçirmekle tehdit etse de kara birlikleri göndermek istemediğini açıkça dile getirdi.

Başkanın yardımcılarının, savaşın ortaya çıkardığı bu sınırlamaların Trump’ı derinden hayal kırıklığına uğrattığını ve kararlarını daha öngörülemez hâle getirdiğini söylediği aktarıldı.

Haberde Trump’ın son dönemde attığı çelişkili adımlara da yer verildi. ABD Enerji Bakanı’nın Suudi Arabistan’a sivil nükleer enerji sağlanmasını öngören ve 18 ay boyunca müzakere edilen anlaşmayı imzalamasından 24 saat geçmeden Trump, Riyad yönetimi İbrahim Anlaşmaları’na katılarak İsrail’i tanımadığı sürece anlaşmanın geçersiz olduğunu açıkladı.

Eski ABD diplomatı Aaron David Miller, Trump’ın bu hamleyle “Suudileri yeniden yabancılaştırdığını, Benjamin Netanyahu’yu memnun ettiğini ve İran’a ABD ile anlaşma yapmanın ihanete uğramakla sonuçlanacağı yönünde güçlü bir gerekçe sunduğunu” söyledi.

Hakan Fidan, BM Genel Sekreteri Guterres ile telefonda bölgesel gelişmeleri görüştü
Hakan Fidan, BM Genel Sekreteri Guterres ile telefonda bölgesel gelişmeleri görüştü
İçeriği Görüntüle

Trump ertesi gün de Kanada ile ABD’yi birbirine bağlayan 4,5 milyar dolarlık Gordie Howe Uluslararası Köprüsü’ne ilişkin “orijinal anlaşmanın” sona erdiğini duyurdu. Bir dizi Kanada ürününe yüzde 50 gümrük vergisi getiren Trump’ın bu adımının, ilk başkanlık döneminde müzakere ettiği ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın ihlali niteliğinde olduğu belirtildi.

Kanada yönetimi ise pazartesi günü trafiğe açılması planlanan köprünün törenine ABD’li yetkilileri davet etmedi.

Trump’ın öfke veya hayal kırıklığıyla anlaşmalardan vazgeçmesinin iç politikaya da yansıdığı aktarıldı. Cumhuriyetçiler, iki partinin uzlaşmasıyla hazırlanan önemli bir konut yasası için imza töreni planlarken Trump düzenlemeyi imzalamayı reddetti.

Trump, önceliğinin seçim yasalarında değişiklik öngören ancak yeterli Cumhuriyetçi desteğine sahip olmayan SAVE America Yasası olduğunu söyledi. Konut düzenlemesi daha sonra Trump’ın imzası olmadan yürürlüğe girdi.

Washington Post ve Ipsos tarafından yapılan ankete göre Amerikalıların yalnızca yüzde 29’u Trump’ın İran çatışmasını yönetme biçimini destekliyor.

Trump’ın kendi partisindeki müttefiklerinin de savaşın sona ermesini istediği belirtildi. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, geçen hafta “Bunu bitirmeliyiz” diyerek Trump’ın destekçileri arasında giderek daha fazla dile getirilen görüşü ifade etti.

Ancak The New York Times’ın analizinde, çatışmaya belirgin bir zafer stratejisi olmadan giren Trump’ın, şimdi itibarını koruyabileceği bir çıkış yolu bulmakta zorlandığı değerlendirmesi yapıldı.

Trump, 17 Haziran’da İran ile hazırlanan 14 maddelik ateşkes anlaşmasını, Birinci Dünya Savaşı’nın resmen sona erdiği Versay Sarayı’nda düzenlenen törenle imzalamıştı.

Trump, İran’daki daha “makul” bir lider grubunun ekonomik çıkarları dikkate alarak geri adım attığını savunmuştu. 14 Haziran’da The New York Times’a konuşan Trump, planlanan büyük saldırının İran’ı anlaşmaya zorladığını ileri sürmüştü.

Ancak ateşkes yalnızca iki hafta sürdü. Anlaşmayı müzakere eden İranlı yetkililer ile Hürmüz Boğazı’nı kullanmayan gemilere ateş açan Devrim Muhafızları arasında görüş ayrılıkları bulunduğu belirtildi. Trump, İran yönetiminin yurt dışındaki milyarlarca dolarlık fonların serbest bırakılmasını ve petrol ihracatının yeniden başlamasını istediğini söylerken Devrim Muhafızları’nın bölgedeki kontrolünü göstermeye öncelik verdiği aktarıldı.

Habere göre; Trump yönetimi, savaşın bundan sonraki aşaması için üç temel seçeneği değerlendiriyor: Askerî operasyonları tırmandırmak, ekonomik baskıyı artırmak veya zafer ilan ederek geri çekilmek.

Bu seçenekler, Başkan Yardımcısı JD Vance, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Trump’ın damadı Jared Kushner ve Özel Temsilci Steve Witkoff’un katıldığı görüşmelerde ele alındı. Ancak seçeneklerin hiçbirinin yönetim açısından cazip olmadığı belirtildi.

Trump, İran’da geniş çaplı muharebe operasyonlarına yeniden başlanacağı yönünde bir hafta boyunca mesajlar verdikten sonra cuma günü geri adım attı.

ABD’li yetkililere göre Trump’ın yardımcıları, İran’ın elektrik altyapısını ve füze kapasitesini hedef alacak büyük bir bombardımanın Tahran’ı yeniden müzakere masasına getirip getirmeyeceği konusunda kuşkulu olduklarını ifade etti.

Trump’a bu ölçekteki saldırıların, bir dönem İran yönetimine karşı koruma sözü verdiği siviller arasında ağır kayıplara ve kitlesel açlığa yol açabileceği bildirildi. Oval Ofis’te elektrik santralleri ve köprülerin vurulmasının savaş suçu oluşturabileceği yönündeki kaygılar sorulduğunda Trump, “Bu soruya cevap vermeyeceğim” dedi.

Analizde, Trump’ın asıl tereddüdünün ABD’nin füze önleyici stoklarının azalmasından kaynaklanabileceği belirtildi. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi, nisanda bazı kritik önleyici sistemlerin ABD envanterinin yaklaşık yarısının kullanılmış olabileceğini tahmin etmişti.

Art arda 13 gece süren karşılıklı saldırıların ardından stokların kritik seviyelere indiği ve bu durumun Trump’ın savaşı daha fazla tırmandırmama kararında etkili olduğu aktarıldı.

ABD’li yetkililerin ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in olası bir petrol kıtlığını sırasıyla Ukrayna ve Avrupa’ya, ayrıca Tayvan’a yönelik hamlelerinde hesaba katabileceğinden endişe duyduğu belirtildi.

İkinci seçenek: Ekonomik baskının sonucunu beklemek
Trump’ın önündeki ikinci seçenek, yaptırımların ve Hürmüz Boğazı’na yönelik yenilenen ablukanın İran ekonomisi üzerindeki etkisini göstermesini beklemek.

Ancak analizde, Trump’ın 2018’de Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana İran’da ekonomik çöküş öngördüğü, buna rağmen rejimin sekiz yıl sonra da varlığını sürdürdüğü hatırlatıldı. İran’ın yeni liderliğinin gizli nükleer programa daha fazla bağlı olabileceği ifade edildi.

Ekonomik baskının zaman içinde sonuç verebileceği ancak bunun uzun süreli ve maliyetli bir ABD askerî varlığını gerektireceği belirtildi. Böyle bir stratejinin Amerikan askerlerinin hayatını riske atabileceği ve Körfez’deki ABD müttefiklerine yönelik yeni saldırılara yol açabileceği aktarıldı.

Üçüncü seçenek ise Trump’ın zafer ilan ederek ABD güçlerini geri çekmesi. Trump bir ay önce, Herbert Hoover dönemindekine benzer bir ekonomik bunalım riskini almak istemediği için ateşkesi ve müzakereleri tercih ettiğini söylemişti.

Ancak geri çekilmenin de önemli sonuçları olacağı vurgulandı. ABD’nin, İran’ın bomba üretmeye yakın düzeyde zenginleştirilmiş nükleer yakıtını enkaz altında bırakarak ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen İran’ın kontrolünde kalmasını kabul ederek çekilmesi hâlinde, savaşı başlatan temel sorunun çözülmemiş olacağı belirtildi.

The New York Times’ın analizine göre böyle bir sonuç, Trump’ın İran’ın nükleer programını durdurma hedefinde başarısız olduğu anlamına gelirken küresel enerji piyasaları açısından da uzun süreli yeni bir risk yaratacak.