İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, Ayamama Yaşam Vadisi’nin yapımı süren 2’nci etabındaki çalışmaları yerinde inceledi. İstanbul’da geçmişte yaşanan sel felaketlerini hatırlatan Aslan, dere yataklarında yapılaşmaya izin verilmesini eleştirerek şehirle ilgili kararların yerel yöneticiler ve Ankara’daki yetkililer tarafından birlikte alınması gerektiğini söyledi.
İBB, kent genelinde etkili olan aşırı yağışların ardından sel ve taşkınların izlerini silmek için çalışmalarını sürdürürken, dere ıslahları ve yaşam vadisi projeleriyle İstanbul’un afetlere karşı direncini artırmayı da hedefliyor. Bu kapsamda Aslan, Atatürk Havalimanı yakınında, Basın Ekspres Yolu kenarında bulunan Ayamama Yaşam Vadisi’nin yapımı devam eden 2’nci etabını ziyaret etti.
İnceleme gezisinde Aslan’a Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu ve İBB’nin ilgili daire başkanları eşlik etti. Çalışmalar hakkında bilgi alan Aslan, alandaki son durumu değerlendirdi.
Ayamama Deresi kıyısında oluşturulan yeni yaşam alanlarının tamamlanma aşamasına geldiğini belirten Aslan, şu ifadeleri kullandı:
“Hemen Atatürk Havalimanı’nın girişindeki Çobançeşme göbek dediğimiz yerdeki güzel park ve kenar düzenleme çalışmalarına geldik. Burası aslında Çobançeşme Fidanlığı diye geçiyor. Eski ve yeni herkes öyle bilir. Dolayısıyla şu an Ayamama Deresi’nin hemen kıyısında onlarca dinlenme alanı, çocuk oyun parkları, spor alanlarından oluşan ve hemen Basın Ekspres Yolu’nun kenarında önemli bir çalışma yapıyoruz. Çalışmanın sonuna doğru yaklaştık.
Hatırlarsınız, 2009 yılında bu gördüğünüz Ayamama Deresi’nin üstünde büyük bir felaket yaşanmıştı. O zaman Başakşehir’in arka taraflarında toplanan suyun, toprağın yarılmasıyla birden patlaması sonucunda Ayamama Yaşam Vadisi üzerindeki birçok iş yeri, ev ve konut zarar görmüştü. Maalesef İstanbul o gün can kayıplarıyla karşı karşıya kalmıştı.
Gördüğünüz üzere Ayamama Deresi’ni bu şekilde ıslah ettik. Bir kısmında Kadir Topbaş döneminde 2009’dan sonra o selle beraber planlar, projeler yapıldı. 2019’dan sonra da gerekli iyileştirmeleri yaptık. E-5'in altından itibaren 2019’dan sonra denize kadar dereyle ilgili ıslah çalışması bitmiş durumda. Kenarlarında da gördüğünüz üzere yaşam vadisi düzenleme çalışmaları yapılıyor.”
“FELAKETLE KARŞILAŞABİLİRDİK”
Dere ıslahı çalışmalarının önemine değinen Aslan, gerekli çalışmalar yapılmamış olsaydı daha büyük bir felaket yaşanabileceğini belirtti.
Aslan, “Normal şartlarda eğer bu dere ıslah edilmemiş olsaydı, Ataköy Sahili’nden denize dökülen kısmında bu çalışmalar yapılmamış olsaydı büyük bir felaketle de karşılaşabilirdik. Çünkü Tavukçu Deresi de bir yerden sonra gelip bildiğim kadarıyla oraya bağlanıyor. Yaptığımız altyapı ve üstyapı çalışmalarıyla beraber tarihinin en büyük yağışını alan bu şehirde çok daha büyük bir felaketle karşı karşıya kalabilirdik” dedi.
“FELAKETİ ÖNLEDİK”
Son yağışlarda Ayazağa, Kâğıthane ve Cendere Deresi çevresinde ciddi hasarlar meydana geldiğini hatırlatan Aslan, geçmiş yıllarda ıslah edilen dere yataklarında daha büyük taşkınların önüne geçildiğini savundu.
Aslan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Ayazağa, Kağıthane, Cendere Deresi üzeri büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı ama diğer tarafta Haramidere’de, Ayamama Deresi’nde ve diğer derelerde yaptığımız ıslahlarla beraber İstanbul’da büyük bir felaketi önlemiş olduk. İnşallah her felaket bize bir şey öğretiyor. Geçmişten ders alıyoruz, yaşadıklarımızdan ders alıyoruz, iklim değişikliğini görüyoruz. Dolayısıyla İstanbul’da ilave yapılması gereken ne varsa hızlıca yapıp bundan sonra bu şehirde bunların olmaması için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.”
“KEŞKE 2009 PLANLARINA SADIK KALINSAYDI”
Dere yataklarındaki yapılaşma kararlarını ve 2009 yılında hazırlanan 1/100 bin ölçekli çevre düzeni planını gündeme getiren Aslan, geçmişteki planlara uygun hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Keşke can kayıpları hiç olmasaydı. Keşke bazı dere yataklarına zamanında yapılaşma izni verilmeseydi. Keşke derelerin üstü kapatılıp orası yol yapılmasaydı, dere yatağına ev yapma iznini zamanında yetkililer, kurumlar vermeseydi. Keşke 2009 yılında yapılan 1/100 bin çevre düzeni planına uygun hareket edilseydi ama gördük ki bir şehir, bulunduğu yerde o şehrin yöneticileriyle Ankara’nın yöneticilerinin birlikte karar almalarıyla ayakta kalabilir. Sadece Ankara’dan karar alıp helikopterden veyahut haritadan bakarak şehre karar verilmemeli.
Eğer İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı 2009 planlarına sadık kalınsaydı, dere yataklarına bu yapılaşmalara artık izin verilmeseydi bugün bu felaketler olmayabilirdi.”




