Usta gazeteci, yazar Nihat Genç'in ölümünün birinci yılında Veryansın TV ve beraber yol yürüdüğü isimler, anma mesajları yayımladı. Mesajlarda, Genç'in son vasiyeti olarak aktarılan "Cumhuriyet'i yaşatın" çağrısına bağlılık vurgusu yapıldı:

"Veryansın TV'nin kurucusu, yazar Nihat Genç'in aramızdan ayrılışının üzerinden bir yıl geçti. Son nefesinde "Cumhuriyet'i yaşatın" diyerek ardında yalnızca kitaplarını değil; boyun eğmeyen bir duruşu, korkusuz bir kalemi ve memleket sevdasını bıraktı. Bugün Veryansın TV olarak o emanete sahip çıkıyor, devraldığımız bayrağı aynı inanç ve kararlılıkla taşımaya, Cumhuriyet mücadelesini sürdürmeye devam ediyoruz.

4 Temmuz 2025’te hayatını kaybeden Veryansın TV kurucusu, yazar Nihat Genç’in aramızdan ayrılışının üzerinden bir yıl geçti.

69 yıllık ömrünü halkın vicdanına yaslamış bir Cumhuriyet sevdalısı olarak geçiren Nihat Genç, son nefesinde “Cumhuriyet’i yaşatın” diyerek ardında yalnızca eserlerini değil, mücadele mirasını da bıraktı.

Yaşamı boyunca hiçbir güce boyun eğmeyen, kimseye eyvallah etmeyen, kalemini hiçbir zaman satmayan, memleketin derdini kendi derdi bilmiş korkusuz-yurtsever yazar Nihat Genç, yazıları ve konuşmalarıyla milyonların hafızasında silinmez bir iz bıraktı.

Nihat Genç, 'Eyvallahsız bir Cumhuriyetçiyi teslim almak mümkün değildir!' diyerek düzenin dalkavuklarına karşı dimdik durdu.

Aradan geçen bir yılın ardından onun fikirleri, yazıları ve ortaya koyduğu mücadele anlayışı yaşamaya devam ediyor.

Veryansın TV de Genç’in “Kürklerinizin sıcacıklığıyla değil, pençelerinizle yazın” vasiyetini ilke edinerek yayın hayatını sürdürüyor.

Veryansın TV olarak kendisine söz veriyoruz:

Kutup yıldızımızın bayrağını düşürmeyecek, Cumhuriyet’i ilelebet yaşatacağız."

"MÜCADELE ADAMI"

Nihat Genç’in vefatının ardından Türkiye’nin dört bir yanından da, duygu dolu mesajlar yükseldi.

Binlerce yurttaş; Cumhuriyet’in değerlerine, halkın onuruna ve bağımsız Türkiye idealine ömrünü adayan Genç’in yalnızca bir yazar değil, aynı zamanda memleket mücadelesinin simge isimlerinden biri olduğunu vurguladı.

2144211241241

"CUMHURİYETİ YAŞATACAĞIZ"

Ömrünü adadığı Türk milleti; Karadeniz’in asi çığlığı Nihat Genç’i Gölbaşı Mezarlığı’nda yalnızca toprakla değil, Toroslar’ın ve Kaçkarlar’ın havasıyla, İliç’in yeniden açacak çiçekleriyle, Çukurova’nın isyankar pamuğuyla, Anadolu’nun ladin ağaçları ve çam ormanıyla, Manyas’ın kuşları, İzmir’in yanan dağlarıyla kavuşturdu.

Nihat Genç’in mezarına memleketi Trabzon’dan, Afyonkarahisar’dan, Kayseri’den ve Saraybosna’dan getirilen topraklar serpiştirildi.

Binlerce yurttaş, Genç’i “Cumhuriyeti yaşatacağız” yazılı pankartlar ve Türk bayraklarıyla uğurladı.

Genç, 6 Temmuz 2025’te Gölbaşı Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı.

AVUKAT ERSAN BARKIN: ONA SÖZ VERENLERDEN SADECE BİRİYİM

Nihat Genç’i yol arkadaşları ise Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı bir mücadele adamı olarak anlattı.

Avukat Ersan Barkın, Nihat Genç’i şu sözlerle andı:

“Sokağa, Sakarya’ya girdiğinde, bir film kahramanı gibi deri pardesüsünü ardına ardına atan rüzgarla kardeşliğini sonra fark ettim.

Maçka’nın yamaçlarının gözlerine vurduğu hırçınlığı ise görmemek mümkün değildi.

Turhan Kitapevi’ndeki dergi rafından aldığımız Leman’da, bir geniş sayfanın altındaki yatay ‘köşe’deki satırların yazarıydı Nihat Genç. Sonra Devlet Tiyatrosu bülteninde çıktı karşıma.

Sineklik takılırken facia! 1,5 yaşındaki Doruk pencereden düşerek hayatını kaybetti
Sineklik takılırken facia! 1,5 yaşındaki Doruk pencereden düşerek hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Sonra baktım ki her sokak başında o var, Kızılay o, Ankara o.

Öyle yazmışım geçtiğimiz yıl:

“Ankaralıların Nihat abisi; alçaklığımızı, iki yüzlülüğümüzü, görmezden gelişimizi yüzümüze vuran…

Konuştuğunda duymazdan gelmeler bundan, “ama”,”lakin” ardına gizlenen şifa dileyişler bundan.

Öyle ya, duyarsak eğriliğimizi, yüzsüzlüğümüzü, alçaklığımızı, vatansızlığımızı kabul etmek zorundayız.

Nihat Genç, reddedişin, “Veryansın”ın, “Kuvva”nın silahşörü, kurmayı…

Yaşamak için soluk alması gerekmeyenlerden, “Rasattepe” sakinlerinden…”

Ona söz verenlerden yalnızca biriyim.

Kuvva için, istiklal için verilen sözleri tutmadan karşısına çıkmaya cesaret edemeyeceklerden, yalnızca biriyim. Aziz ruhu, şad olsun.”

ERDEM ATAY: ÖMRÜN BENİ KORUMAK VE KOLLAMAKLA GEÇTİ

Veryansın TV'de Genç ile beraber çalışan Erdem Atay da, Nihat Genç için sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu:

"Benim için neler yapmadın ki?
Ömrün beni korumak ve kollamakla geçti Nihat.
Doğduğun Karadeniz’e sen sahip çıktın. Benim dağlarımı, çiçeklerimi, ağaçlarımı yok ederlerken, tüm Karadeniz sahilini düzdüm yaparlarken benim sessiz haykırışlarımı sen duyurdun bu millete. Ben can çekişirken muhteşem kelimelerin ve isyanınla topraklarımın en tarihi ağıtını yaktın bana. Benden ağaçlarımı, çiçeklerimi, üzerimde yaşayan hayvanların yuvalarını aldılar. Herkes sustu, sen çığlık attın Nihat!
Hep bana sahip çıktın Nihat!

Üzerimde yürüyen ve denize akan nehirlerimi kirlettiler, susuz kaldım; ağacımı kestiler nefessiz ve dayanaksız bırakıldım; üzerimde benden beslenen hainlerin betonlarına gömüldüm Nihat… Sen ana avrat sövdün beni yok etmeye çalışanlara…

Kırlangıçlarımın özgürlüğünü ve asla evcilleştirilmeyeceğini yazdın. Güvercinler gibi insanların ayaklarının dibinde yemek için eğilmediklerini… Kurt gibi yaşayıp köpekleri boğmanın kitabını yazdın...
Ladinlerin sarp kayalıklarda nasıl dimdik olduğunu anlattın. İnsan ve aydın olmanın da dik durmak olduğunu…

Benim için göğsünü siper edip canıma düşenlerin haklarını da sen savundun Nihat! Bazen anmadılar, bazen haberlerde yasakladılar, bazen üzerlerine basıp çiğnemeye kalktılar, şehitlerin kanını sen yerde koymadın Nihat!

Bana ölüm fermanları yazan iktidarları, tüm bunlara çanak tutan muhalefetleri, hepsine el pençe divan duran paralı satılmış aydınını gazetecisini affetmedin, onlara acımadın, ne iseler suratlarına suratlarına söyledin… Hainliklerini gözüne soktun! Şamarın kuvvetliydi, sesin gürdü, seni görmezden gelenleri de umursamadın, yine bildiğini okudun…

Bilirdim Nihat, sen dağlarımda, topraklarımda, ormanlarımda gezmeyi, gölüme bakıp dalıp gitmeyi çok severdin. Hele ilkbaharımı… Çiçekler tomurcuklandığında senin de içinde güller-nergisler açardı. Hiç papatyaların yapraklarını kopararak “seviyor” “sevmiyor” oynamadın. Bilirdim beni çok sevdiğini… Savaşını görürdüm, nefesini hissederdim, Kızılay’da gezerken ayak seslerini dinlerdim…

O bastığın toprağımdaki ayak izlerini hiç silmedim Nihat biliyor musun?
Ben istesem de silinmez ki zaten. Öyle bir iz bıraktın ki toprağıma bana düşmanlar hiltiyle, vinçle gelip kazıyamazdı o izleri. O izler, inanılmaz hikayeleri yazdığın kağıtlar, uçları bite bite kenara bıraktığın kalemler benim gizli sandığımda duruyor.

Bir tek silgin yoktu. Çünkü yaşadığın hayat boyunca utanıp da sileceğin bir geçmişin hiç olmadı, silip de kurtulacağın bir ihanetin cümleleri kaleminden hiç akmadı kağıda… O yüzden hayatlarınca binlerce silgi bitirmiş mahluklara hiç benzemedin.

Seğmenlerin çimleri seni çok özledi! Çoraplarını çıkarıp bastığın o çimlerin damarlarında senin ayak izlerinin hafızası var. Dokunduğun insanların, mücadele aşkını içinde büyüttüğün çocukların, benim için anam demeden ölmeye hazır hale getirdiğin evlatların, ladinin, meşenin, hamsinin, Elmadağ’ın, Erciyes’in, Çukurova’nın, Ayaş domatesinin, Toros yaylalarının, Karadeniz’in hırçın dalgalarının, fırtına deresinin, Ganita’daki rüzgara direnen kuşların-kırlangıçların, ayrık otunun, çayın, kahvenin, tütünün sana selamı var Nihat. Seni çok özlediler. Trabzonspor’un, senin için gözyaşı döken, Kocatepe avlusunu dolduran binlerin, seni evinde yapayalnız izleyen umutsuz olan ama umudunu doğurduğun gencin, senin kitaplarını okuya okuya, seni televizyonlarda izleye izleye bana olan aşkına hayran olan milyonların yani Türk milletinin sana selamı var. Hepsi hep bir ağızdan “Hakkımız sana helaldir Nihat” diye bağırıyorlar. Tıpkı senin haksızlıklara karşı isyan edercesine bağırdığın gibi…
Ha bir de…

Burada seninle koyun koyuna bağrımda yatan şehitlerin, senin gibi benim için savaşıp canıma düşen aydın ve yazarların ve adı ve fikri hiç silinmeyecek Mustafa Kemal’in de hakkı helal sana…

50 yıl aralıksızca beni savundun Nihat. Hep beni yazdın, korumak için tüm bedenini, ruhunu siper ettin.
Bir kere de ben sana yani “Vatan” yani “Bu onurlu topraklar” yazı yazsın istedim. Senin on binlerce yazına, söylemine bu kelimeler ne ki…
Ama bil istiyorum ki, benim de hakkım sana helal! Sen de hakkını helal et bana Nihat!

Bir yıldır kollarımdasın, benim korumamdasın…
Bil ki, seni sarıp sarmalamak bana onurdur…
Sen hainlere baş eğmedin…
Allah’ını affetmedin…
Bugün benim için mücadele eden yaşayan neferler ve sevenler de Allah’ını affetmeyecek ve baş eğmeyecek.
Benim soylu evlatlarım beni koruyacak yaşatacak, sen gibi olmasa da sana benim üzerimden dua ederek güç bulup savaşacak.
Hep söylerdin ya…
"Vatan sana canım feda" diye.
Bana hiç unutulmayacak bir can verdin Nihat!
Emin ellerdesin…
Benim canımdasın, yani vatanın bağrındasın.
Bir senedir şeref verdin, bir ömür şeref vereceksin!

YAZAN: VATAN
(Nihat Genç'e...)"

SERKAN ÖZ: İNANÇLA KURDUĞU MEVZİDEN NE BİR SANTİM GERİ DÜŞECEĞİZ NE DE TERK EDECEĞİZ

Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (CVP) Genel Başkanı Serkan Öz şu ifadeleri kullandı:

“Nihat Genç, Kelami Baba’nın söylediği gibi ‘bu meydana canı canana kurban eyleyen…’ bu toprağın ağabeyidir.

Ve bu bereketli vatan toprağının yetiştirdiği Cumhuriyet çocuğudur.

Türk milletinin tertemiz çocuklarına tertemiz yüreğinden çıkan cümlelerle vatan ve Cumhuriyet aşkını nakşetmiş namuslu bir Türk evladıdır.

O İttihat ruhuyla, Mustafa Kemal Atatürk aşkıyla, cumhuriyeti ve Türk milletinin bütünlüğünü ayakta ve hayatta tutmak için teşkilat kurmuş, Türk aydınının namusunu hayat pratiğine gösterebilmiş,Yakup Kadri’ler gibi Ziya Gökalp’ler gibi Türk gençliğine, yol, yöntem ve adres gösterebilmiş Türk yiğitlerinden biridir.

Namık Kemal’lerden bugüne uzanan vatan sevgisini bünyesinde ve zihninde somutlaştırmış bir geleneğin temsilcisidir.

Çukurova‘yı,Sakarya ırmağını,Torosları, Kaçkarları ve Laçin’i kısaca tüm Türk toprağını Türk çocuklarının kalbinin en derine sokmak için tüm hayatını feda eylemiş bir vatan evladıdır.

Onurla ve inançla kurmuş olduğu mevziden ne bir santim geriye düşeceğiz ne de terk edeceğiz.

Burada varolduk burada öleceğiz.

Tanrımıza hamdolsun

Türk milleti var olsun

Aslan abimin mekanı cennet olsun.”

ERAY ÇELEBİ: EĞİLMEDEN, BÜKÜLMEDEN, MİRAS BIRAKTIĞI NAMUSLA, NİHAT GENÇ RUHUYLA…

Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Eray Çelebi’nin mesajı da şöyle:

“‘Cumhuriyet’i yaşatın…’

Nihat Genç’in son sözleriydi…

Veryansın Tv’nin biricik görevi oldu.

Daha fazlasını keşfedin
Bilim teknoloji
Döviz kurları
Siyaset haberleri
Sahi… Cumhuriyet’i nasıl yaşatabiliriz?

Bir başka ifadeyle, bize bu mirası bırakan Nihat Genç’i Nihat Genç yapan neydi?

Cevabı izahtan vareste;

Nihat Genç, sarsılmaz bir kararlılıkla, bir santim eğilmeden “bu toprağın dalkavuklarını, Amerikan köpeklerini, Cumhuriyet’in soytarılarını” yazdı. En önemlisi örgütlü mücadeleyi ve millet iradesini yükselttiği bir kavgayı verdi. Popülist söylemin mücadelenin dışında tarif ettiği ”aydın” anlatısının aksine, O’nu Türk aydını yapan bu özelliğiydi.

19 Mayıs 2024 tarihinde Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’nin kuruluşunu ilan ettiği konuşmada şunu söylemişti;

“Bu topraklar için kan döken, şehit olan o kutsal insanların mübarek insanların evlatlarıyız. Görev bize düşmüştür. Yola çıktık arkadaşlar!”

Aslında ilk adımı Veryansın Tv ile attı.

Kuruluşumuzun hemen ardından, 2019’da kaleme aldığı bir yazıda şöyle diyordu;

“Kardeşlerim, bağımsız insanın muazzam kavgası aydınlanma fırtınası başkaldırıyla başlar.

Bu kördüğümün AKP’sine CHP’sine FETÖ’süne PKK’sına emperyalistine komplosuna bu kördüğümün çürüttüğü köpekleştirdiği müritlerine müdavimlerine şakşakçılarına karşı, içimizde gittikçe gün gün büyüyen bir başkaldırı yola çıktı geliyor.”

Nihat ağabey, “içimizde gün gün büyüyen bir başkaldırıyı” yarattı.

Veryansın Tv, “bağımsız insanın muazzam kavgası”nın adı oldu.

Nihat ağabey, Karadeniz’in hırçın evladıydı, doğru… Ancak “sabır”, hayatının en büyük değerlerinden biriydi.

Veryansın Tv kurulurken “Yeniden bir daha ‘sıfırdan başlamanın’ hüznü. Ancak elimde kalan hayatın en büyük değeri: SABIR!” demişti.

Sıfırdan başlamıştı ancak sabırla günümüzün Hakimiyet’i Milliye’sini yarattı.

Yürüyen öfke, bir deli kandı.

Hani Can Yücel “Küfür burjuvazinin ağzında bir lağım çukuru, işçi sınıfının ağzında açan çiçektir” der ya…

Küfür, Nihat ağabeyin ağzında açan bir çiçek gibiydi;

“Devlet aklını Apo’nun g.tüne soktular!

Sizin alayını ben sapık şizofren Said-i Nursi’nin g.tüne s.kar, iftar yaptırırım, sonra davulcuyla birlikte sümüklü mehdini g.tüne s.kar sahura kaldırırım.”

Her şey bir yana, vatanı saf, tertemiz sevmenin adıydı;

“Bakın hala buradayım, ben Trabzonluyum, Maçkalıyım. Orada kara ormanlar var, o kara ormanların Ladin ağaçları var, toprak bulamıyor, granitin içinden çıkmış. Tam o ağaçların yanında büyüden ben. 30 santimlik bir Ladin fidanını dünyanın en güçlü adamı söküp alamaz, bizi kimse söküp alamaz! Biz o ağaçlarda dik durmayı öğrendik!“

Bir yazısında vatan sevgisini Serkan ağabeyle yaptığı bir konuşma üzerinden anlatmıştı;

“Veryansın TV’de Serkan Öz arkadaşımla kaçtır program yapıyoruz, bazen dayanamıyor program içinde gözyaşlarımı tutamıyorum.
Bu son programda, program bitti, bu sefer Serkan ağlamaya başladı.
Sonra sessizlik.
Sonra bir saat geçti…
Sonra..
‘Ağbi, dedi, nedir bu vatan sevgisi, iki de bir bizi böyle parçalıyor!’
Bilemedim.
Sahi nedir bu vatan sevgisi sebepsiz ağlatan.
Sebepsiz deli eden.
Doyamadığın, neyse. Hırsızının çakalının üstüne puştun köpekleri. Diye ana avrat ağız dolusu saldırtan, neyse.
Anneden babadan evlattan ayrılığa sabır verdiren Allah’ım. Bir gün olsun uzakta kalma korkusuyla seni delirttiren, neyse. Babanın gitme dediğinde, gittiğin. Sevgilin yapma dediğinde yaptığın. Seni yormayan şey, neyse. Herhalde o’nun adıdır vatan sevgisi!”

Evlattan ayrılığa sabır verdiren, seni delirten, aileni karşına alma pahasına çıkarsız, eyvallahsız bir vatan sevgisi…

O “sevgi”, şimdi Serkan ağabeyin cesur yüreğinde…

O “sevgi” şimdi, Veryansın Tv çalışanlarının omuzlarında….

Sorumluluğumuz büyük! Çünkü bıraktığı miras Nihat ağabey gibi harbi, cesur;

“Veryansın Tv’nin editörlerine, burada yazıp çizen arkadaşlarıma bırakacağım tek miras budur, kürklerinizin sıcacıklığıyla değil, pençelerinizle yazın. Tatlı tavşan dostlarınızla değil, köpek dişlerinizle eleştiriniz. Ne kızaktaki arkadaşlarınız, ne dostlarınız ne çadırınız, ne akşamları etrafınızda mışıl mışıl hayaller kurduğunuz ateşinizi takmayın, dinlenmeyin. Halkımızın deyimiyle Allah’ını affetmeyin.“

Allah’ını affetmedik, affetmeyeceğiz!

Kürklerimizin sıcacıklığıyla değil, pençelerimizle yazacağız!

Cumhuriyet’i yaşatacağız!

Hep dediği gibi, “Bu halkın çocukları olarak kimseyi eleştirmekten korkmayacağız!”

Eğilmeden, bükülmeden, miras bıraktığı namusla, Nihat Genç ruhuyla…

Bu çağın soylusuna şeref sözü!”

LÜTFÜ ŞAHSUVAROĞLU: OTORİTEYE BOYUN EĞMEDİ

Lütfü Şahsuvaroğlu ise şu mesajları verdi:

“Nihat Genç’siz bir yıl veryansın edemediğimiz ve boğazın düğümlendiği sıkıcı bir yıl oldu. Annesinin deyimiyle Karadeniz’in bu haşarı çocuğu yani CINIVIZ, benim tam 50 yıllık arkadaşım. 50 yıl içinde çok değişimler gördük geçirdik. Fakat onda değişmeyen bir şey vardı ki otoriteye boyun eğmemek, bağımsızlık, Tevfik Fikret’in ifadesiyle fikri hür, vicdanı hür olmak. Ayakta kalmak, yüksek dorukların ağaçları gibi, Eğin’in suları çağlamak, Fırat’ın neşesi, ümidi olmak. Ve asla, kat’a yurduna, insanına, tarihine, inancına ihanet etmemek…

Sadece Karadenizi değil Akdeniz’i anlamak için bile Nihat’ın duyarlılığına başvurmak gerek. Akdeniz’i anlamak için Braudel’i, Bradford’u, Abulafia’yı okumak iyidir ama Nihat’ın duygu selinin akmadığı bir Akdeniz bile yazlıkçılardan ibarettir. Nihat, 21.yüzyıldaki yurtsever, cumhuriyetçi hiç ihtiyarlamayanların hep genç kalanların sesidir. Sesi ve umudu…

Onunla Gazi yoğun bakımındaki odada son görüşmemizde Abdurrahim abiyi anmıştık. Karakoç da Nihat’ı çok severdi, Nihat da Karakoç’u… Eskileri konuştuk. Aynı hastaneden uğurladık ikisini de. Cennette buluştular.”

ETHEM BÜYÜKIŞIK: TAVİZSİZ BİR ATATÜRK VE CUMHURİYET SEVDALISIYDI

Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık da Nihat Genç’ten şöyle bahsetti:

“Nihat Genç tutkulu bir vatansever, idealist bir Türk aydını idi. Halkını zaaflarıyla, meziyetleriyle çok iyi tanıyordu. Öfkeli söylemlerle bezediği sosyolojik analizleriyle içinden çıktığı toplumu, bu toplumun bireylerini ve hatta zaman zaman kendisini acımasızca eleştirir, uyarmaya ve uyandırmaya çalışırdı. Önemli bir toplum bilimciydi. İnsana, toprağa, suya, ağaca kısaca var olana aşıktı. Modern dönem filozofuydu. Milliyetçiydi ama faşist değildi, toplumcuydu ama sosyalist değildi, hümanist yanı kavramlar arasına aşılmaz bir set çekmesini sağlardı.

Suyu arayan adam Şevket Süreyya Aydemir gibi birbirine uzak düşünce yapıları arasında uzunca bir süre seyahat ettikten sonra fikri olgunlaşmasını tamamladı. Olgunluk dönemine geldiğinde Atatürk’ün fikir dünyasının, Cumhuriyetin kurucu değerlerinin ve felsefesinin Türkiye Cumhuriyeti’ni geleceğe taşıyacak en iyi araç ve varılması gereken en mükemmel amaç olduğuna inandı. Tavizsiz bir Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısıydı. Politikanın ahlaki ve etik değerleri olması gerektiğini, bu değerler olmaksızın yapılacak siyasetin sadece toplumsal yozlaşma ve çürümeye neden olacağını savundu. Bu nedenle siyasilere karşı herkesten daha sert, daha acımasız ve daha öfkeli eleştiriler yöneltti. Türk dili ustasıydı.

Türkçeyi onun kadar mahirce kullanan çok az gazeteci, yazar ve düşünür çıktı. Karizması ve belagati yüksekti, kitleleri etkilerdi. Harama el uzatmadı, çalmadı. Bu dünyaya veda ederken, doğduğu günkü gibi tertemiz ve çırılçıplak gitti. Dürüsttü, namusluydu, cesurdu, korkusuzdu ve yiğitti. Türk Milleti O’nu çok sevdi. Bu sevgisini O’nu sonsuzluğa uğurlarken parti ayrımı gözetmeksizin gösterdi. O’nu toprağa değil, yüreğinin en derin ve en temiz köşesine gömdü. Nihat Genç! İyi ki bu dünyadan geçtin, iyi ki seni tanıdık. Attığın tohumlar her geçen gün daha fazla yeşerecek, daha fazla çoğalacak…”